Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 24. 09. 2007





SODEV:
Süryani Dili ve Alfabesi Belgeseli:
“Yarına Bir Harf”
» Basın Toplantısı
» Belgesel gösterimi
» Yönetmenle söyleşi
26 Eylül 2007 • Çarşamba • Saat 11.00
Taxim Hill Hotel.

Yok olma trajedisiyle karşı karşıya olan binlerce dil arasında Süryanice’nin özel bir yeri var… Çünkü Süryanice, yaşayan, edebiyatı olan 78 dilden biri…

Süryanice’yi yaşatabilmek için önemli adımlardan biri de Maltepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Hakan Aytekin’in hazırladığı “Yarına Bir Harf” belgeseli oldu…
Belgeselde Süryanicenin tarihsel geçmişi, Süryanice el yazmacılığı geleneğinin bölgedeki son temsilcisi olan Papaz Gabriyel Aktaş’ın dünyası üzerinden ele alınıyor.
Belgesel ekibi Süryanice’yi “sadece bir lisan değil, tarihin arşivi” diye tanımlıyor ve Süryanice yazılı belgeleri, “teoloji, arkeoloji ve tarih gibi pek çok bilim dalında kilit rol oynayabilecek belgeler” olarak görüyor.

‘Yarına Bir Harf’ bırakabilmek için gösterilen bu çabaya destek arıyor ve siz  dostlarımızı, 26 Eylül 2007 Çarşamba günü, saat 11.30’da Taxim Hill Otel’deki belgesel gösterimimize bekliyoruz.

» Bu proje Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) tarafından uygulanmaktadır.
» Bu proje AVRUPA BİRLİĞİ tarafından finanse edilmiştir.

» Basın Bülteninin içeriğinin sorumluluğu tümüyle Sosyal Demokrasi Vakfı’na aittir. Bültende geçen görüşler hiçbir surette Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır

L
ütfen ziyaret ediniz: www.sodev.org.tr



İnsan Hakları Derneği:
Bir Göçmen Daha
Bürokrasi Sarmalında Yaşamını Yitirdi

Polonya uyruklu Dariusz Wıtek, suça bulaştığı gerekçesiyle sınırdışı edilmek üzere, tutulduğu Kumkapı Yabancıların Misafirhanesi’nde kendini asarak yaşamına son verdi.

Göçmenlerin için bir cehenneme dönüşen Türkiye’de kısa zaman içinde devlet denetiminde yaşamını yitiren ikinci kişi Witek, daha önce de Festus Okey adlı kişi Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nde polis kurşunuyla yaşamını yitirmişti.

Gözaltına aldığı kişilerin can güvenliğinden birinci derece sorumlu olan polisin kayıtsız ve kötü davranışı ölümleri tetiklemektedir.


İnsan hakları kuruluşlarının ısrarlı baskıları sonucu sığınmacıların daha insani koşullarda kalması için kullanıma açılan misafirhane, ne yazık ki polisin tutumu yüzünden şikâyet odağı haline gelmiştir.

Kumkapı Yabancılar Misafirhanesi (nezarethanesi)’nde kalan çok sayıdaki göçmen derneğimizi telefonlarla arayarak misafirhanenin kötü koşulları, polisin tutumu ve 6 ayı aşkın tutulma sürelerinden duydukları rahatsızlığı şikâyet etmişlerdir.

Bu şikâyetlerin giderek artması ne yazık ki bu güne kadar yetkilileri harekete geçirmeye yetmemiş ve göçmenler, kötü yaşam koşullarına mahkûm edilmiştir.

Daha dün derneğimizi arayan İranlı bir göçmen, dini inancı nedeniyle oruç tutmasını alay konusu yapan polislerin tutumundan duyduğu rahatsızlığı ifade etmiş ve bu nedenle de kendini asmayı düşündüğü belirtmiştir.

Bu telefon bile, misafirhanenin, misafirhane olmaktan çıkarılarak “eziyethaneye” dönüştürüldüğünü kanıtlamaktadır.

Kaygılıyız, üzüntülüyüz. Yeni bir hayat umuduyla yola çıkan bir göçmenin, yaşamına kendi eliyle son vermesinden dolayı derin ızdırab duymaktayız.

İnsan hakları savunucuları olarak soruyoruz; polis tarafından gözaltına alınan göçmenlerin tutulduğu misafirhanenin insani koşullara kavuşturulması için kaç göçmenin intihar etmesi gerekiyor?

Yetkililerden hamasi söylemler değil, koşulların bir an önce düzeltilmesini ve misafirhanenin bir an önce sivil toplum kuruluşlarının denetimine açılmasını istiyoruz.

İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi




Tüketiciler Birliği:
RamaZAM

 Tüketiciler Birliği tarafından son beş yıldır, her Ramazan öncesi piyasa gözlemi yapılmakta, özellikle gıda ürünlerine ilişkin fiyatlar kontrol edilmektedir. Tespitlerimiz, Ramazan öncesi gıda ürünlerinin fiyatlarında mutlaka artış olduğu yönündedir.

Ancak bu yıl hiçbir ekonomik veri ile kıyaslanamayacak ve açıklanamayacak oranda gıda ürünlerinin fiyatlarının artış gösterdiği tespit edilmiştir. Bakliyatta yüzde 20-30, süt ürünlerinde yüzde 25-35, yağ ürünlerinde yüzde 40-50, yumurtada yüzde 100 oranında yapılan zam yapmıştır. Bu haksız ve vurguncu anlayışla yapılan zammın geri alınmaması nedeniyle, fırsatçılık yaparak tüketiciyi kazıklamaya kalkan firmaları kamuoyuna açıklıyoruz.

Yapılan zamlara gerekçe olarak gösterilen küresel ısınma nedeniyle oluşan kuraklık sadece bir bahaneden ibarettir. Yukarıdaki listede görüleceği gibi iklim koşullarıyla ilgili olmayan ürünlere dahi Ramazan zammı yapılmıştır. Örneğin iklim gerekçe gösterilerek yumurta yüzde 100 artarken tavuk fiyatları artmamıştır.


Yüzde 7 enflasyon olan bir ülkede daha 3 ay önce yapılan yüzde 10’luk KDV indiriminin fiyatlara yansıtılmamasına ilaveten aynı firmaların ürünlerine tekrar ortalama yüzde 22 zam yapmasının vurgunculuk, fırsatçılık ve vatan hainliğinden başak bir anlamı yoktur.

Tüketiciler Birliği, serbest piyasa ekonomisine inanan bir örgüttür. Hiç kimseye “malını neden bu fiyata satıyorsun” denilemeyeceğini savunur. Ama aynı zamanda piyasa yapıcı en önemli aktör olan “tüketici”nin tüketimden gelen gücüne inanır. Bu nedenle yukarıda yüzlercesinden bir kısmını açıkladığımız firma ve ürün listesini her gün yenileyerek kamuoyuna açıklayacak ve “şimdi görev tüketicide” diyeceğiz.

Biz Ramazan ayını RamaZAM’ma dönüştüren bu fırsatçıların ürünlerini boykot ediyoruz.” .

Dr.Ramazan YILDIZ
Tüketiciler Birliği
Adana Şube Başkanı
 Tüketiciler Birliği Genel Merkezi
Tel:(212)567 97 44    Faks:(212)567 36 47
Web: www.tuketiciler.org   E-Posta: bilgi@tuketiciler.org




Küresel Isınma Kıskacında Türkiye Raporu

Raporda “Türkiye’de kuraklaşma, seller hızla artıyor, içme suları ise azalıyor” deniliyor.

Rapora göre Türkiye’yi bekleyen senaryo şöyle:
Son 70 yılda 70 istasyonda kaydedilen sıcaklık verilerine göre, Türkiye'nin yıllık ortalama sıcaklıkları artma eğiliminde; özellikle Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki ısınma oranları, her 10 yılda 0,07- 0,34 derece arasında artıyor.

Küresel ısınma nedeniyle kuraklaşmaya başlayan Türkiye 100 yıl  içinde
Kuzey Afrika'ya dönecek. Düzensiz, ani ve şiddetli yağışlar, seller, heyelan ve hortum görülecek.

Küresel ısınma durdurulamazsa Türkiye’de kış mevsimi ortadan kalkacak. Nehirlerimizdeki su miktarı azalacak, kuraklık baş gösterecek. Dünyanın her yerinde görülmeye başlayan kavurucu sıcaklar, kuraklık, seller,insanlığın yeni kâbusu küresel ısınmaya işaret ediyor.
Dünya Yaban Hayatı Koruma Fonu’nun (WWF) raporuna göre Akdeniz havzasında bulunan Türkiye’de 40 dereceye yakın sıcaklıklar mevsim normali olacak. Tarım alanlarının ise yüzde 40’ı kuruyacak .

Daha fazla bilgi için: 
www.tarimsalpazarlama.com




Halkevleri:
Halkın Eğitim Hakkı Gasbedilemez

Sermayenin insafına terk edilen öğrenciler, eğitim emekçileri ve okullar, 2007-2008 öğretim yılına sahipsiz giriyorlar.

Okullarda paralı eğitim dönemi başladı. AKP hükümeti her alanda yürüttüğü piyasalaştırma politikalarına eğitimde de tam gaz uygulamaya başlandı. Reform aldatmacası altında yürütülen eğitimin özelleştirilmesi toplumun bütünün de yaşanan çürümeyi daha ileri boyutlara götürüyor.

Öğrenci ve veliler müşterileştirilirken; eğitim emekçileri de köleleştirilmeye ve kişiliksizleştirilmeye sürükleniyorlar. Halkevleri olarak eğitimde yaşanan bu çürümeye seyirci kalamayız. Yıllardır yürüttüğümüz "Parasız Eğitim İstiyoruz" talebimizi Halkın Hakları mücadele programımız içerisinde ve önemli bir gündem maddesi yapmaya kararlıyız ve sürekli kılacağız. Okulların üzerine piyasa ekonomisinin bütün pisliği çökmüş bulunuyor.

Irkçı-gerici kadroların yönetiminde okullar, yeni liberal politikaların eğitim kurumları haline geldi. Çetelerin ve çıkar çevrelerinin eğitim alanında diledikleri gibi at oynatmaları ülkemizi büyük bir karanlığa sürüklüyor. Yoksul halk çocuklarının gidebildikleri devlet okullarının içi boşaltıldı. Yoksul mahallelerin ve kırsal alanlardaki okulların durumu içler acısı.. Yönetici, öğretmen, çalışan yok.

Temizlikten bakım onarıma, ders araç gereçlerinden kılık kıyafete tüm giderler velilerin sırtına yıkılmış durumda. Halkevleri yeni liberal dönüşüm adı altında gerçekleştirilen bu vahşi saldırı karşısında eğitim hakkını sonuna kadar bir kamusal hak olarak savunacak ve bunun güvence altına alındığı bir siyasal sistem için mücadelesini öğretmenler, veliler ve öğrencilerle birlikte sürdürecektir.

9-10 Haziran tarihlerinde A.Ü. SBF Sosyal Politika Araştırma ve Uygulama Merkezi ile birlikte gerçekleştirdiğimiz "HALKIN HAKLARI FORUMU"nun temel ayaklarından biri olan "eğitim hakkı" atölyesinde eğitim sisteminin tüm unsurlarıyla ve eğitim süreçlerinin tüm kurumlarının katılımıyla yapılan tartışmalar sonucunda belirlenen taleplerimiz şunlardır;

1- Eğitimin tüm süreçleri parasız, eşit herkes için kolayca ulaşılabilir olmalı ve bir kamusal hak olarak güvence altına alınmalıdır.

2- Öğretmen yetiştiren kurumlar, halkın ihtiyaçları ve kendi gerçekliklerimiz dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir.

3- Esnek çalıştırma biçimleri olan sözleşmeli, ücretli, vekil öğretmenlik ve usta öğretici uygulaması kaldırılmalıdır. Tüm Eğitim fakültesi mezunlarının atanmalarının önündeki Kamu Personeli Seçme Sınavı, kadro gibi engelleyici uygulamalara son verilerek mezunların atamaları gerçekleştirilmelidir.

4- Meslek liseleri kapatılmalıdır. Mesleki eğitim, ilk ve orta öğretim süreçlerinin tamamlanmasından sonra ye kişinin ihtiyaç ve isteği doğrultusunda verilmelidir.

5- Dünya Bankası'nın vazgeçilmez unsurlarından olan STK'lar (Sivil Toplum Kuruluşları) eğitim süreçlerinden ellerini çekmeli; eğitimin hiçbir aşamasına, hiçbir şekilde müdahil olmamalıdırlar.

6- Üniversiteler bilimsel, özerk ve demokratik nitelikleri taşır hale getirilerek, herkesin yükseköğrenim hakkından yararlanması sağlanmalıdır.

7- Üniversite öğrencileri de dahil olmak üzere tüm öğrencilerin barınma, beslenme, ulaşım vb. ihtiyaçları temel birer hak olarak değerlendirilerek ücretsiz olarak karşılanmalıdır.

8- Üniversite çalışanlarının iş güvenceleri sağlanmalıdır.

9- ÖSS ve OKS kaldırılmalıdır.

10- Eğitimin doğumdan itibaren temel bir hak olduğu göz önünde bulundurularak gündüz bakımevleri, kreş, anaokulları vb. okul öncesi eğitim kurumları yaygınlaştırılmalı, 0-6 yaş arası çocuklara parasız ve eşit eğitim olanağı sağlanmalıdır.

11- Kız çocuklarının eğitim hakkı önündeki engeller kaldırılmalıdır.

12- Türkiye'nin deprem kuşağı üzerinde olması nedeniyle tüm okulların depreme dayanıklılığı tespit edilerek gerekli önlemler alınmalıdır.

Halkevleri, bu talepler doğrultusunda 2007-2008 Eğitim öğretim yılı açılırken AKP hükümeti eliyle hızlandırılan saldırı politikaları karşısında kendi geleceğimizin şekillendiği eğitim alanında çocuklarımıza, velilerimize ve eğitim emekçilerine yönelen tehditlere karşı duracak ve "Eğitim Hakkı"mızı savunmaya devam edecektir.

İlknur Birol
Genel Başkan Yardımcısı
Halkevleri
Konur Sokak No:8/9 06650 Kızılay/ANKARA
Tel: (312) 419 27 17 Faks: (312) 419 32 07
www.halkevleri.org.tr






























Diğer duyurular için tıklayın


SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla