Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 28. 08. 2007





Tarih Vakfı:
Halaçoğlu'nun 'tarihçi'liği sorgulanmalıdır
Tarih Tahrip Kurumu Başkanı ve Sorumluluğu
Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu'nun son günlerdeki açıklamaları üzerine, aralarında Prof. Dr. Edhem Eldem (Boğaziçi Üniversitesi), Prof. Dr. Şevket Pamuk (Boğaziçi Üniversitesi), Prof. Dr. İlhan Tekeli (ODTÜ), Prof. Dr. Mete Tunçay (Bilgi Üniversitesi), Prof. Dr. Uygur Kocabaşoğlu (İzmir Ekonomi Üniversitesi), Doç. Dr. Esra Danacıoğlu (YTÜ), Doç. Dr. Suavi Aydın (Hacettepe Üniversitesi), Yrd. Doç. Dr. Ferdan Ergut (ODTÜ), Yrd. Doç. Dr. Oktay Özel (Bilkent Üniversitesi) gibi tarihçilerin bulunduğu Tarih Vakfı eski ve yeni Yönetim Kurulu üyelerinin imzasıyla yapılan basın açıklaması aşağıdadır.

Halaçoğlu'nu, tarihçi olmanın sorumluluğuyla hareket etmeye çağırıyoruz
Tarihçilerin birincil görevi mesleklerini kötüye kullanmamalarıdır. Tarihin suiistimali, son tahlilde ahlaki bir soruna işaret etmesi nedeniyle, bir tarihçi için affedilemeyecek kusurların başında gelir. TTK Başkanı Halaçoğlu'nun 15 ila 16. yüzyıllarda, bugün "Kürt" olarak görünen kimi aile ve aşiretlerin "Türkmen" olduklarına ilişkin bulgularının olduğunu açıklaması ve buradan yola çıkarak vehmettiği siyasal ve kültürel sonuçlar, söz konusu suiistimalin en açık örneğidir. Ünlü (ve muhafazakar) tarihçi G. R. Elton'un lisans düzeyinde tarihçi adaylarına öğretilen şu sözünü Halaçoğlu'nun da aklında tutması gerekiyor: "Geçmişin hemen her yorumu için, bir yerlerde mutlaka bazı belgeler vardır. Yeter ki, diğer belgeler görmezden gelinsin".

Meslek ahlakına ilişkin bu çok kritik noktanın da ötesinde, TTK Başkanı'nın, üzerine kelam ettiği milliyetçilik ve etnisite çalışmalarının son 30 yılından da habersiz olduğu anlaşılmaktadır. Dünyanın bütün saygın tarihçi ve sosyal bilimcileri elbette birçok konuda tartışmalarını sürdürmektedirler. Ne var ki, son 30 yılın birikimleriyle üzerinde neredeyse tam bir mutabakat oluşturdukları alanlar da var. Bunların başında, ulusal ve etnik kimliğin dinamik, değişken ve en nihayetinde öznel bir durum olduğu bilgisi yer alır. Kimlikler tarih içinde değişir, dönüşür, farklılaşır. O nedenle bazı Kürt aşiretlerinin uzak geçmişte Türkmen kütlesi içinde gözükmesinin, kimlik bakımından bir anlamı yoktur. Onlar bugün kendilerine ne diyorlarsa, hangi dili konuşup aidiyetlerini hangi çerçevede açıklıyorlarsa, kendilerini nasıl hissedip tanımlıyorlarsa, odurlar.

Modern sosyal bilim yaklaşımı bunu sorgulamaz. Kaldı ki, kendisine bugün Türk diyen toplulukların içinde de geçmişte Kürt kütlesi içinde yer alanlar mevcuttur. Buradan da siyasal ve kültürel bir sonuç çıkmaz. Ayrıca Halaçoğlu'nun ifşaatı yeni bir şey de değildir. Bunlar çoğunlukla bilinen konulardır. Örneğin Urfa'daki Karakeçili ve Türkmen aşiretleri, büyük ihtimalle uzak geçmişte -adlarının ele verdiği vechile- Türkmen kütlesi içindeydiler. Ancak bugün tamamen Kürtçe konuşup o yörenin bütün Kürt topluluklarına teşmil edilebilecek bir yaşam biçimini paylaşmaktadırlar. Şimdi onlara gidip "siz aslında Türksünüz, haydi asıl kimliğinize dönün" demek, sadece ırkçılıkla izah edilebilecek bir tutum olur. Bunun gibi, eğer bu tutumu esas alırsak, bugün kendisine "Türk" diyen yüz binlerce insanın üç-dört kuşak öncesinde kendisini başka etnik kimliklerle tanımlayan kişiler olduğu dikkate alınırsa, onların eski mensubiyetlerini esas alan çeşitli milliyetçiliklerin de onları "geri çağırmasını" doğal karşılamak gerekir. Ama bu doğallık sayıltısı sadece milliyetçiliğin ve ırkçılığın temel kabulleri açısından doğru sayılabilecek, akademik, bilimsel ve insani bakımlardan kabul edilemez bir durum olacaktır. Nitekim Todor Jivkov döneminde Bulgar hükümeti benzer bir tutum takınarak, kendisine "Türk" diyen insanlara, siz aslında "Bulgar ve Hıristiyandınız, sonradan Türkleştiniz" diyerek kendilerince "asıl kimliklerine" geri çağırmış ve bu yönde kabul edilemez baskılar uygulamıştı. Halaçoğlu'nun bugün söylediği şeylerle bu tutum arasında yaklaşım ve temel mantık açısından hiçbir fark yoktur.

Halaçoğlu, ötekileştirici bir bakışla kendi ırkçılığına
dayanak arıyor

Halaçoğlu, Alevi Kürtler içinde, tehcire uğramamak için Alevileşen Ermenilerin bulunduğunu da söylemiştir. Bu açıklamayla kendince aşağılayıcı bulduğu "Ermeni" kimliğiyle "Alevi Kürt" kimliği arasında bir paralellik kurmaktadır. Söyleyenin zihniyeti konusunda oldukça açıklayıcı olabilecek bu iddiaların bilimsel hiçbir anlamı yoktur.
Tarih boyunca farklı etnik gruplara mensup pek çok insan çeşitli nedenlerle -toplumsal, iktisadi veya güvenlik kaygılarına bağlı- başka gruplara geçiş yaparak onların içinde erimeyi tercih etmişlerdir. Bazı Ermenilerin de bu biçimde Alevi Kürt gruplar içine girdikleri ve bu gruplar içinde asimile olmaları mümkündür. Ancak bu Halaçoğlu'nun ima ettiği gibi Ermenilikle Alevi Kürtlük arasında tam bir paralellik bulunduğu anlamına asla gelmez. Zira yine pek çok Ermeni Osmanlı vatandaşının tehcirden kurtulmak için Müslümanlaştığı ve Sünni grupların içine katıldığı da bilinen bir gerçektir. Halaçoğlu'nun bunları yeni keşiflermiş gibi açıklaması ise ikinci bir garipliktir. Sonradan Müslümanlaşıp Türkleşen Ermenilerin kendi özel hikayelerinin yansıdığı pek çok yayın bulunmaktadır. Ayrıca bir diğer gariplik, kişilerin belirli etnik kimliklere mensubiyetlerinin ya da o etnik kimliklerle geçmişte belirli soy bağlarının bulunmasının, onları doğrudan doğruya bugünün sorunları karşısında eski aidiyetlerinin gerektirdiği düşmanca tutumlara sevk edeceği düşüncesidir.

Halaçoğlu'nun ima ve açıklamalarının altında yatan leitmotiv'lerden birisi de budur. Bunun açık adı ırkçılıktır.

Halaçoğlu elinde "Ermeni dönme"lerinin listesinin bulunduğunu da açıklamıştır. Bu açık bir tehdittir. En başta ciddi bir bilimsel etik ve ahlak bakımından çok sorunlu bir duruma işaret etmektedir. Bir bilimadamına yakışıp yakışmadığı bir yana, resmi bir kurumun başında bulunan bir kişinin böyle şeyler söylemeye hakkı yoktur, zira bu sözler o kurumu bağlar. Ayrıca o kurumun başında olmanın getirdiği araştırma avantajlarını bu şekilde kötüye kullanmak, en hafifinden adli bir vakadır.

Ayrıca Halaçoğlu'nun bütün sözleri "Ermeni olmak"ın kötü bir şey olduğu temel kabulüne dayanmaktadır. İnsanlar kimliklerini seçmezler, içine doğdukları topluluğun kimliğini "edinirler". Bu ne bir suçtur, ne de kaçınılabilecek bir şeydir. Belirli bir topluluğu belirli karakter ve tutumlarla özdeşleştirmek de açık bir ırkçılıktır. Türk Tarih Kurumu'nun başında bulunan kişinin sözleri en başta Türkiye vatandaşı olan Ermenilere yapılmış büyük bir haksızlık ve saldırıdır. İddia sahibinin işgal ettiği mevki düşünüldüğünde, Ermeni yurtaşlarımızın bizzat devlet tarafından potansiyel tehlike ve sorun olarak görüldüğü izleniminin doğabilecek olması, tablonun vahametini daha da artırmaktadır.

Halaçoğlu'nun yaklaşımı tarih metodolojisi açısından sorunludur
Halaçoğlu, bugünkü bazı Kürt topluluklarını n 15-16. yüzyıllarda Türkmen olduğunu söylüyor. "Acaba aynı topluluklar 10. yüzyılda ne idiler?" sorusuna verilebilecek bir cevap varsa ve bu cevap anlamlıysa, Halaçoğlu'nun tespitlerinin de bir anlamı olur. Halaçoğlu ne etnisite ne de aşiret konusunda bilgi sahibidir. Etniklik, durumsal ve değişkendir, yukarıda belirttiğimiz gibi...

O yüzden, örneğin bahsettiği topulukların, yani Türkmen olanların belki de 10. yüzyılda hiç umulmadık bir kimlikle karşımıza çıkması mümkündür. Kaldı ki, aşiretler etnik topluluklar değildirler. Daha çok siyasal örgütlenmelerdir. Günün koşullarına göre, kimi Kürt aşiretleri büyük Türkmen toplulukları içine girerek ittifak etmiş; bazen de tersi olmuştur. Yani "Aşiretli" olmak için aynı etnisiteden olmak gerekmez. Örneğin bugün Midyat bölgesindeki bazı köylerde yaşayan Hıristiyan-Süryani yurttaşların kendilerini bir Kürt aşiretine mensup saymaları hiç şaşırtıcı değildir. Zira aşiretli olmak başka şeydir, etnik kimlik başka şeydir. Bunun gibi, belirli bölgelerde birbiriyle çatışma halinde bulabileceğimiz Türkmen aşiretleri olduğu gibi, aynı bölgede bir Türkmen ya da Kürt aşiretine karşı ittifak etmiş Türkmen ve Kürt aşiretleri de görebiliriz.

Halaçoğlu'nun hayal ettiği, kan üzerine kurulu bir "Türk" kimliği mümkün değildir
19. yüzyıl boyunca Anadolu'ya Kırım'dan, Kafkaslar'dan ve Balkanlar'dan 4 milyonu aşkın göçmen geldi. Bugün Türkiye nüfusunun çok büyük bir bölümünün, belki de yarıdan fazlasının kökenlerinde 19. ve 20. yüzyıllar boyunca gelen göçmenler vardır. Bugün kendilerini Türk olan kabul eden bu insanların pek çoğunun kökenlerinde Türkmen boyları yoktur. Göçmenlerin yakın tarihimizdeki güçlü yeri, Türk kimliğinin Halaçoğlu'nun yaptığı gibi kan ve ırk üzerine inşa edilmesinin mümkün olmadığını bir kez daha gösteriyor.

Halaçoğlu'nun "tarihçi"liği sorgulanmalıdır
Netice olarak, Halaçoğlu'nun bu son örnekte bir kez daha ortaya çıkan, tarihçilik ve bilim insanlığı açısından bu sorunlu ve tartışmalı durumuyla TTK'yı nerelere sürüklediğini kamuoyunun takdirine sunuyoruz. Bu vesileyle, bir anayasal kurum olarak TTK'nın konumunun, yeni anayasa hazırlıklarının eşiğinde olduğumuz bu günlerde yeniden ele alınmasını yararlı bulduğumuzu belirtmek istiyoruz.

Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı (TUSTAV) web sitesine ulaşmak için: www.tustav.org



Tüketiciler Birliği:
"Hak İhlâllerinde Bankalar Şampiyon"
Tüketiciler Birliği tarafından hak ihlâline uğramış tüketicilere ücretsiz hukuki yardımda bulunmak üzere 2000 yılında kurulmuş bulunan Başvuru Merkezi'ne, Temmuz ayı içinde 774 başvuru ulaşmıştır. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde (2006/Temmuz) 609 başvuru iletilmiş olup 2007/Temmuz ayında ulaşan başvurular ile kıyaslandığında, tüketici başvurularının % 27.09 oranında arttığı görülmektedir. Gelen 774 başvurunun 352 adedi bankacılık hizmetlerine ilişkindir. Uzun zamandır banka hizmetlerine ilişkin tüm uyarı ve açıklamalarımıza rağmen bu sektördeki hak ihlâllerindeki yoğunluk devam etmektedir. Başta ilgili Devlet Bakanlığı, BDDK. ve Türkiye Bankalar Birliği olmak üzere sektör ile ilgili tüm kuruluşların hak ihlâllerinin önüne geçebilecek önlemleri alması gerekmektedir.


Uğur Zincir
Başvuru Merkezi Başkanı
Tüketiciler Birliği Tel:(212)567 97 44 Faks:(212)567 36 47
Web: www.tuketiciler.org E-Posta: bilgi@tuketiciler.org




BM İklim Değişikliğine Çözüm Arıyor

Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde düzenlenen uluslararası iklim konferansı, Avusturya'nın başkenti Viyana'da başladı. 5 gün sürecek konferansa, BM iklim değişikliği çerçeve konvansiyonuna taraf 191 ülkeden bin kadar uzman katılıyor. Görüşmelerde, 2012'den sonra iklim değişikliğiyle mücadele için BM Kyoto Protokolü'nün süresinin uzatılması ve kapsamının genişletilmesinin yolları araştırılacak. Viyana görüşmelerinde, çevre bakanlarının Aralık'ta Endonezya'da yapılacak toplantıda sera etkisi yaratan gazların salınımının uzun dönemde daha sıkı bir şekilde azaltılmasına ilişkin 2 yıllık görüşmelerin başlatılmasını kabul etmelerine olanak sağlanacak.

Bu görüşmelerde ayrıca, dünyanın 2030'a kadar iklim değişikliğiyle mücadele için yılda yüz milyarlarca dolar harcamak zorunda kalacağına dair bir BM raporu da gözden geçirilecek. Raporda, yalnızca sera etkisi yaratan gazların salınımının azaltılması için yılda 210 milyar dolar gerekeceği ifade ediliyor. Japonya'nın Kyoto kentinde 1997'de yapılan BM konferansında kabul edilen Koyoto anlaşması 35 sanayileşmiş ülkenin, 2008-2012'ye kadar sera etkisi yaratan gazların salınımını 1990'daki seviyelerin yüzde 5 altına çekmesini zorunlu kılıyor. Anlaşmayı bugüne kadar toplam 175 ülke onayladı. Viyana'daki iklim konferansına, BM iklim değişikliği çerçeve konvansiyonuna taraf ülkelerden çeşitli sivil toplum örgütleri de gözlemci olarak katılıyor.




Bilgi Üniversitesi:
STK Eğitimi

İstanbul Bilgi Üniversitesi STK Eğitim ve Araştırma Birimi tarafından 2007-2008 döneminde birisi Uzaktan öğrenim ağırlıklı olmak üzere iki ayrı eğitim programı düzenleniyor. Eylül 2007 -Haziran 2008 tarihleri arasında sürdürülecek olan "Uzaktan Öğrenim Ağırlıklı Program" için başvuru 5 Eylül saat 17.00'de sona erecek.

* Katılım koşulları, programlar hakkında daha fazla bilgi ve online başvuru için: stk.bilgi.edu.tr

STK Eğitim ve Araştırma Birimi/NGO Training and Research Centre Istanbul Bilgi Üniversitesi
28 İnönü cd. 34387 Kuştepe/İstanbul
tel: +90 212 311 64 01 fax: +90 212 2168480
e-posta: aakyuz@bilgi.edu.tr URL: stk.bilgi.edu.tr




Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu:
Barış İçin İnsan Zinciri

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu,
Barış Girişimcileri,
Savaş ve işgal karşıtları;
hepimiz zincirin bir halkası olacağız,
barışı savunacağız!


Irak'ta işgale son diyorsan,
ABD'nin Irak işgaline ortak olmaya karşıysan,
İncirlik üssü kapatılsın diyorsan,
Bush savaş suçlarından yargılanmalıdır diyorsan,
İran Irak olmasın diyorsan,
Türkiye hangi gerekçeyle olursa olsun
savaşa ortak olmamalıdır diyorsan


SEN DE KATIL!

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu
Tel: 0212 - 243 89 57
www.kureselbarisveadalet.org

 

Diğer duyurular için tıklayın


SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla