Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 20. 08. 2007





Alevi Bektaşi Federasyonu:
Türk Tarih Kurumu Başkanı Halaçoğlu Görevden Alınmalıdır
Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Yusuf Halaçoğlu, Kayseri'de düzenlenen bir sempozyomda "belgelere" dayanarak "Türkiye'de yaşayan Kürtlerin Türkmen kökenli, Kürt Alevilerinin ise Ermeni kökenli" olduğunu iddia etmiş. Tarihsel konularda araştırma yapan kişiler, araştırmalarında tarafsızlık ilkesi üzerinden bilimsel verilere dayanarak konuşur. Bir Prof. Ve TTK başkanı olan Halaçoğlu'nun açıklaması bilimsellikle hiçbir alakası olmayan ideolojik bir değerlendirmedir.

BİLİMSEL DEĞİL, İDEOLOJİK DEĞERLENDİRME
Türk islam sentezi ekseninde bir tarih algısına sahip olan bu yaklaşımda, Anadolu'nun kültürel, inançsal ve dilsel zenginliklerini inkar ve tek tipleştirme çabası vardır. "Kürt yok, Alevi yok" gibi mesnetsiz görüşleri savunmak, bilimsel olmaktan daha çok ideolojik bir amacı gütmektir. Farklı kimlikleri tekçiliğin tarih kazanında tek tipleştirme cabası, yıllardır bir başarı elde edemediği için, daha da saldırganlaşmaya başlıyor.

Yusuf Halaçoğlu "akademik kariyerini" tartıştırmak ya da reklamını yapmak için Alevi kimliğini kullanma yolunu seçemez. Aleviliği kendi ideolojik kimliğine alet edemez. Bu tavırla bir akademisyen duruşu değil, ancak cehalet sergilenir. Cehalatin tırpanı ile aklı, toplumsal hafızayı ve farklı kültürel kimlikleri biçmeye dönük bu yaklaşım, ayrımcılık, ırkçılık ve kafatasçılık üretmektedir. Resmi ideolojiden beslenen bu değerlendirmeler Alevileri ve Kürtleri üzmüştür. Birlik ve beraberliğin eşit haklar zeminden yaşatılmasının, farklı kimliklerin kültürel kimlik haklarına saygılı bir toplumsal uzlaşmaya ihtiyacımız olduğu bu günlerde, ırkçılığın "bilim" ve "ademisyenlik" adına teşvik edilmesi tam bir skandaldır.

GERÇEK AKADEMİK BÖLÜCÜLÜK BUDUR
Tarihi ters yüz etmeye dönük Halaçoğlu açıklaması aynı zamanda bir bölücülük girişimidir. Resmi ideolojinin inkarcı ve asimilasyoncu stratejilerden beslenmiştir. Devletin resmi belge ve tarih arşivinden ırkçılık üretmek gibi bir misyonu üstlenmiş olmak, hukuksal açıdan bakıldığında bir suçtur. Türkiye'de ayrımcılığa ve ırkçılığı karşı önleyici bir çerçeve yasa olmadığı için, Halaşoğlu gibi medyakolikler, medyatik olmak için ipe sapa gelmez görüşlerle ortalığı germeye ve toplumsal ilişkileri germeye çalışıyorlar. Toplumda önyargı oluşturmaya dönük bu açıklamaların durdurulması ve engellenmesi için Halaçoğlu'nun istifası değil, derhal görevden alınmalıdır.

Alevi Bektaşi Federasyonu
Turan Eser
Genel Sekreter
ALEVİ BEKTAŞ FEDERASYONU (ABF)
Sokullu Mehmet Paşa Cad. İğde Sokak No:24 06450 Dikmen-Ankara
Tel: (0.312) 480 15 55* Fax: (0.312) 480 15 75
E-mail: alevifederasyonu@gmail.com




İnsan Hakları Derneği:
Yusuf Halaçoğlu Derhal Görevden Alınmalıdır
Başbakanlığa bağlı Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu, katıldığı uluslararası bir sempozyumda bu coğrafyada yaşayan etnik kesimleri yok sayarak, ırkçı bir yaklaşım sergilemiştir.

Türk Tarih Kurumu'nun başında bulanan kişinin her türlü ön yargı ve ırkçılıktan uzak durması gerekirken, göreve geldiği andan itibaren objektifliğini unutup, tarihi kendi değer yargısına göre şekillendiren Yusuf Hallaçoğlu'nun görevden alınması için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a bir mektup göndereceğiz.

Düzenleyeceğimiz basın açıklaması ve mektup gönderme etkinliğine siz değerli dostlarımızın ve basın mensuplarının gereken ilgiyi göstereceğine inanıyor, çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi




İnsan Hakları Derneği:
Cezaevlerindeki İnsan Hakları İhlalleri "SIR" Değildir

İnsan Hakları Derneği; Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü olarak bulunan insanlara insani muamele yapılmasını, cezaevlerinin mahpuslara fiziki ve ruhen zarar verici bir nitelik taşımamasını temel bir ilke olarak kabul eder.

Mahpusların hangi gerekçe ile tutuklu veya hükümlü olduğundan bağımsız, cezaevi koşullarının tüm mahpuslar için yaşanabilir insani bir ortama sahip olmasını, cezaevinde hiçbir mahpusa işkence, kötü muamelede bulunulmaması savunur.

Bu ilkeden yola çırak, Türkiye'deki cezaevlerinde meydana gelen insan hakları ihlallerini takip etmekte ve çözüm önerileri sunmaktadır. İnsan hakları savunucuları olarak sürekli dile getirdiğimiz sorunlara, aradan geçen onca zamana rağmen çözüm üretilememiştir.


Özellikle F Tipi Cezaevlerinin açılması ile gündeme gelen tecrit ve izolasyon sorunu Adalet Bakanlığı'nın yayınladığı genelge ile nispeten hafifletileceğine dair beklentilerimiz cezaevlerinden gelen mektuplardaki şikayetler göz önüne alındığında boşa çıkmıştır. Avukat Behiç Aşçı ve arkadaşlarının ölüm orucuna son vermesini sağlayan Adalet Bakanlığı Genelgesi'nin hâlâ tam anlamıyla uygulanmaması bir endişe kaynağıdır
.

C
ezaevlerinden gelen mahpus anlatımlarını içeren mektuplar ve derneğimize başvuruda bulunan mahpus yakınları ile avukatlarının beyanlarından derleyerek hazırladığımız rapordan da açıkça anlaşılacağı üzere cezaevlerinde insan hakları ihlalleri devam etmektedir.

Tecrit ve izolasyonun devam etmesi F-Tipi cezaevlerinde, mahpusların fiziksel ve psikolojik durumunu olumsuz yönde etkilediği başvurucuların beyanlarında açıkça görülmektedir. Mahpusların, harbeleşme özgürlüğü, görüş, savunma, sağlık vb. en temel hakları bilgi alabildiğimiz tüm cezaevlerinde keyfi uygulamalarla gasp edilmektedir.

Mahpusların, gasp edilen haklarını, aramaya ilişkin her türlü girişimleri ya ret ya da disiplin cezası olarak mahpuslara dönmektedir. Son günlerde derneğimize yönelik "sadece F Tipi cezaevleriyle ilgileniyorsunuz" tarzı eleştirilerin kısmi olarak haklılık payı vardır. Ancak unutulmamalıdır ki; İnsan Hakları Derneği cezaevlerinde yaşanan sorunları, mahpusların, yakınları ve avukatlarının bize yaptığı başvurulardan öğrenebilmektedir.

En çok başvuru, F Tipi cezaevlerinden yapılmaktadır. Doğal olarak raporlarımızda daha çok F Tipi cezaevlerinde meydana gelen ihlaller ağırlık kazanmaktadır. Bu diğer cezaevlerinde insani yaşam koşullarının oluştuğu, insan hakları ihlallerinin yaşanmadığı anlamına gelmemektedir. Bu cezaevlerinden gelen az sayıda mektupta belirtilen sorunlar değerlendirildiğinde adli mahpusların bulunduğu cezaevlerinde de ciddi insan hakları ihlallerinin yaşandığı anlaşılmaktadır.

F-Tipi ve diğer tip cezaevlerinden derneğimize gönderilen mektuplar ve yapılan başvurulardan derlediğimizi raporu okumak için lütfen ziyaret ediniz: www.ihd.org.tr

Dileğimiz cezaevlerinde insan hakları ihlallerinin son bulmasıdır.

İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi
Çukurlu Çeşme Sokak, No 10/1, Taksim - İSTANBUL,
Telefon (0212) 2519646- (0212) 251 00 85 Faks : (212) 251 35 26
www.ihdist.org - ihdist@superonline.com




İnsan Hakları Derneği:
Toplu Ulaşım Araçlarına Yönelik Saldırıları Kınıyoruz

Son bir haftadır toplu ulaşım araçlarına yönelik motolof kokteylli eylemler yapılmaktadır. Bu eylemler sırasında İETT otobüsleri ve yolcu taşıyan hatlı minibüsler yakılmıştır.

Bu eylemler, can ve mal güvenliğine yönelik, şiddet içeren, kabul edilemez eylemlerdir. Halkın yoğun olarak kullandığı toplu ulaşım araçlarına yönelik saldırılar, hem insanların hayatını riske etmekte hem de yaşamlarını zorlaştırmaktadır.
Bu tür eylemler, her hangi bir protesto veya amaçla açıklanamaz.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi olarak; hangi gerekçe ile yapılırsa yapılsın bu tür eylemleri tasvip etmiyor ve kınıyoruz.

İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi
Çukurlu Çeşme Sokak, No 10/1, Taksim - İSTANBUL,
Telefon (0212) 2519646- (0212) 251 00 85 Faks : (212) 251 35 26
www.ihdist.org - ihdist@superonline.com




Uluslararası Af Örgütü:
Çin'deki İnsan Hakları İhlalleri Olimpiyat Mirasını Bozma Riskini Taşıyor!

Uluslararası Af Örgütü, 2008 Pekin Olimpiyatları öncesi Çin'in söz verdiği insan hakları iyileştirmelerine dair yaptığı son değerlendirmesinde pek çok Pekinli eylemcinin 'ev hapsinde' ve sıkı polis gözetiminde bulunduğunu, bu arada Çin'in diğer bölgelerindeki eylemcilerin de tüm ilgi Olimpiyatlar yüzünden Pekin'e yöneldiği için, artan hak ihlalleriyle karşı karşıya kaldıklarını ortaya koydu. Rapor aynı zamanda, gazeteciler üzerinde devam eden ve son dönemde Çin'de sivil toplum ve kalkınma üzerine haberler yapan çeşitli yayınların kapatılmasına kadar vardırılan baskıyı da gözler önüne serdi.

"İnsan hakları savunucuları ve yerel basın üzerindeki baskılar, ölüm cezasının kısıtlanması ve yabancı basın haberlerine yer verme gibi daha pozitif değişimleri gölgelemeye devam ediyor. Çin'de Olimpiyatların insan hakları durumunu iyileştirebileceğine dair verilen sözlerin tutulmadığını görmekle kalmıyoruz, aynı zamanda polisin yargılamadan hapsetmek için Olimpiyatları bahane olarak kullandığına da şahit oluyoruz."

Rapor, yargısız hapislerin 2008 Oyunları öncesi Pekin'i 'temizleme' operasyonlarının bir parçası olarak kullanıldığının altını çiziyor, halbuki 'İş ile yeniden Eğitme' gibi keyfi tutuklama metodlarının ortadan kaldırılması benzeri önemli reformlar yıllardır Çin'in reform ajandasında. Uluslararası Af Örgütü raporunda, ölüm cezasıyla ilgili daha fazla şeffaflık ihtiyacı ve ölüm cezalarının uygulamasında birleşik bir kriter oluşturulmasına dair Yüksek Mahkeme yetkilileri tarafından yapılan açıklamayı memnuniyetle karşılıyor. Ancak örgüt yetkililerden bu girişimi, ölüm cezasına çarptırılanlarla ilgili bilgiye özellikle avukat ve aileleri tarafından erişimi arttırarak ve ölüm cezalarıyla infazlar hakkındaki tüm ulusal istatistikleri yayınlayarak genişletmelerini talep ediyor. Irene Khan, "Ölüm cezasının uygulaması -ki Çin dünyanın önde gelen infazcısı- gizlilik içerisinde devam ediyor." dedi. Irene Khan, "Adaletteki yanlış uygulamaların engellenmesine yardım etmek ve Çin halkının ölüm cezası hakkında bilinçli sonuçlara ulaşabilmeleri için yeterli bilgiyle donatılmalarını sağlayabilmek için tam şeffaflık zorunludur. Çin'deki ölüm cezası uygulamalarının tam bir ulusal istatistiğinin verilmesinden daha azıyla yetinemeyiz." dedi.

Son değerlendirmedeki ana bulgular şunlardır:
Ölüm Cezası: Şiddet içermeyen suçlar için ölüm cezaları ve infazlarının kullanımı sürdü ve Yüksek Mahkeme'nin 1 Ocak 2007'deki değerlendirmesi sonrası ölüm cezasının %10 oranında düştüğüne dair resmi açıklamalara rağmen ulusal ölüm cezası istatistiklerinin ifşa edilmesi konusundaki eksiklik de devam etti. Mahkemelerin her aşamasında daha fazla şeffaflık içermesi kararının uygulanamıyor olabileceğine dair kanıtlar var, ailelerin ve avukatların ölüm cezası alanlarla görüşmeleri ya da durumları hakkında bilgi sahibi olmaları hala engelleniyor. Ölüm cezasının çoğunlukla keyfi olarak uygulandığı gerçeğine son dönemde resmi bir doğrulama geldi, zira ülkenin farklı bölgelerindeki mahkemeler ölüm cezaları için farklı kriterler uyguluyorlar. Yargısız Hapisler: Oyunlar öncesi Pekin'i temizlemek adına artarak kullanılan ve 'Zorunlu Uyuşturucu Rehabilitasyonu' nu da kapsayan yargısız hapis cezaları;'İş ile Yeniden Eğitme' cezasının uygulandığı hafif suç kategorilerinin genişletilmesi. İnsan Hakları Eylemcileri: Çin'in diğer kesimlerinde insan hakları eylemcilerine yönelik artan insan hakları ihlalleri; ödül almış yerleşim hakkı eylemcisi Chen Xiaoming'in sağlık problemleri nedeniyle hapisten şartlı olarak salıverilmesinden az bir zaman sonra Şangay'da 1 Temmuz'daki ölümünü de içeriyor, rapora göre tutukluyken işkenceye uğradığı belirtiliyor. İnsan hakları ihlalleri kurbanları adına çalışan avukat ve hukuki danışmanların hedef olması; 16 Haziran'da hapishane gardiyanlarının emriyle koğuştaki diğer mahkumlar tarafından dövülen hapsedilmiş kör hukuk danışmanı Chen Cuangchang vakasını da kapsıyor. Chen, doğum kotalarının takibi sebebiyle yerel kadınların zorunlu kürtaj ve kısırlaştırmaya zorlandıkları iddiasının bölgedeki yetkililer tarafından araştırılmasını talep ettikten kısa bir süre sonra Shandong bölgesinde hapsedildi. Olimpiyatlarla ilgili olarak inşaat projeleri sonunda evlerinden çıkarılanlara dikkat çekmeye çalışan eylemcilerin hedef olması; geçen yıl sonunda elektro-şoklu coplarla dövüldüğü rapor edilen Ye Guozhu'nun süregelen mahkumiyetini de içeriyor. Basın Özgürlüğü: Yerel basının üzerinde devam eden baskılar gazeteci ve yazarların süren mahkumiyet halleri, medya çalışanlarının zorla işten çıkartılmaları ve yayınların durdurulması Websitelerin kapatılmasını da içerecek biçimde yayılan internet sansürü, Xiamen adlı şehirde protestoları susturmak için internet kullanıcılarının gerçek isimleri altında kayıt yaptırmalarını zorunlu kılan yeni yönetmeliğin yürürlüğe konması. Uluslararası Af Örgütü son gelişmeleri içeren raporunun kopyalarını Çinli yetkililere ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC)'ne yollarken altı çizilen konuların Pekin'in Olimpiyatlara evsahipliği yapmasıyla ve Olimpiyat tüzüğünün temel prensipleriyle doğrudan ilişkili olduğunu da not etti. Irene Khan, "Çin'de devam eden ciddi insan hakları ihlalleri 'insanlık onurunun korunması' ve 'temel evrensel etik ilkelere saygı'yı da içeren Olimpiyat tüzüğünün temel prensiplerine aleni hakaret içeriyor. IOC, Olimpiyatlar'ın insan haklarına ve hukukun üstünlüğü ilkesine saygıya dayanan olumlu mirasını desteklemeli." dedi. "Sadece bir yıl kalmışken, Pekin Olimpiyat oyunlarının Çin'in insan haklarına saygısızlığı yüzünden geri dönülmeyecek biçimde yara almaması için de zaman azalıyor. Çinli yetkililer insan haklarını iyileştirme yolunda verdikleri sözler için bastırmalı ki böylelikle Ağustos 2008 geldiğinde Çinliler ülkelerinin dünyaya sunduklarıyla her şekilde gurur duyabilsinler."


Uluslararası Af Örgütü

 

Diğer duyurular için tıklayın


SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla