




Alevi
Bektaşi Federasyonu:
Türk Tarih Kurumu Başkanı Halaçoğlu
Görevden Alınmalıdır
Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Yusuf Halaçoğlu, Kayseri'de düzenlenen
bir sempozyomda "belgelere" dayanarak "Türkiye'de yaşayan Kürtlerin
Türkmen kökenli, Kürt Alevilerinin ise Ermeni kökenli" olduğunu
iddia etmiş. Tarihsel konularda araştırma yapan kişiler, araştırmalarında
tarafsızlık ilkesi üzerinden bilimsel verilere dayanarak konuşur.
Bir Prof. Ve TTK başkanı olan Halaçoğlu'nun açıklaması bilimsellikle
hiçbir alakası olmayan ideolojik bir değerlendirmedir.

BİLİMSEL DEĞİL, İDEOLOJİK DEĞERLENDİRME
Türk islam sentezi ekseninde bir tarih algısına sahip olan bu yaklaşımda,
Anadolu'nun kültürel, inançsal ve dilsel zenginliklerini inkar ve
tek tipleştirme çabası vardır. "Kürt yok, Alevi yok" gibi mesnetsiz
görüşleri savunmak, bilimsel olmaktan daha çok ideolojik bir amacı
gütmektir. Farklı kimlikleri tekçiliğin tarih kazanında tek tipleştirme
cabası, yıllardır bir başarı elde edemediği için, daha da saldırganlaşmaya
başlıyor.

Yusuf Halaçoğlu "akademik kariyerini" tartıştırmak ya da reklamını
yapmak için Alevi kimliğini kullanma yolunu seçemez. Aleviliği kendi
ideolojik kimliğine alet edemez. Bu tavırla bir akademisyen duruşu
değil, ancak cehalet sergilenir. Cehalatin tırpanı ile aklı, toplumsal
hafızayı ve farklı kültürel kimlikleri biçmeye dönük bu yaklaşım,
ayrımcılık, ırkçılık ve kafatasçılık üretmektedir. Resmi ideolojiden
beslenen bu değerlendirmeler Alevileri ve Kürtleri üzmüştür. Birlik
ve beraberliğin eşit haklar zeminden yaşatılmasının, farklı kimliklerin
kültürel kimlik haklarına saygılı bir toplumsal uzlaşmaya ihtiyacımız
olduğu bu günlerde, ırkçılığın "bilim" ve "ademisyenlik" adına teşvik
edilmesi tam bir skandaldır.

GERÇEK AKADEMİK BÖLÜCÜLÜK BUDUR
Tarihi ters yüz etmeye dönük Halaçoğlu açıklaması aynı zamanda bir
bölücülük girişimidir. Resmi ideolojinin inkarcı ve asimilasyoncu
stratejilerden beslenmiştir. Devletin resmi belge ve tarih arşivinden
ırkçılık üretmek gibi bir misyonu üstlenmiş olmak, hukuksal açıdan
bakıldığında bir suçtur. Türkiye'de ayrımcılığa ve ırkçılığı karşı
önleyici bir çerçeve yasa olmadığı için, Halaşoğlu gibi medyakolikler,
medyatik olmak için ipe sapa gelmez görüşlerle ortalığı germeye
ve toplumsal ilişkileri germeye çalışıyorlar. Toplumda önyargı oluşturmaya
dönük bu açıklamaların durdurulması ve engellenmesi için Halaçoğlu'nun
istifası değil, derhal görevden alınmalıdır.

Alevi Bektaşi Federasyonu
Turan Eser
Genel Sekreter
ALEVİ BEKTAŞ FEDERASYONU (ABF)
Sokullu Mehmet Paşa Cad. İğde Sokak No:24 06450 Dikmen-Ankara
Tel: (0.312) 480 15 55* Fax: (0.312) 480 15 75
E-mail: alevifederasyonu@gmail.com



İnsan Hakları Derneği:
Yusuf Halaçoğlu Derhal Görevden
Alınmalıdır
Başbakanlığa bağlı Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu, katıldığı
uluslararası bir sempozyumda bu coğrafyada yaşayan etnik kesimleri
yok sayarak, ırkçı bir yaklaşım sergilemiştir.

Türk Tarih Kurumu'nun başında bulanan kişinin her türlü ön yargı
ve ırkçılıktan uzak durması gerekirken, göreve geldiği andan itibaren
objektifliğini unutup, tarihi kendi değer yargısına göre şekillendiren
Yusuf Hallaçoğlu'nun görevden alınması için Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'a bir mektup göndereceğiz.

Düzenleyeceğimiz basın açıklaması ve mektup gönderme etkinliğine
siz değerli dostlarımızın ve basın mensuplarının gereken ilgiyi
göstereceğine inanıyor, çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi




İnsan Hakları Derneği:
Cezaevlerindeki
İnsan Hakları İhlalleri "SIR" Değildir

İnsan Hakları Derneği; Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü olarak bulunan
insanlara insani muamele yapılmasını, cezaevlerinin mahpuslara fiziki
ve ruhen zarar verici bir nitelik taşımamasını temel bir ilke olarak
kabul eder.

Mahpusların hangi gerekçe ile tutuklu veya hükümlü olduğundan bağımsız,
cezaevi koşullarının tüm mahpuslar için yaşanabilir insani bir ortama
sahip olmasını, cezaevinde hiçbir mahpusa işkence, kötü muamelede
bulunulmaması savunur.

Bu ilkeden yola çırak, Türkiye'deki cezaevlerinde meydana gelen
insan hakları ihlallerini takip etmekte ve çözüm önerileri sunmaktadır.
İnsan hakları savunucuları olarak sürekli dile getirdiğimiz sorunlara,
aradan geçen onca zamana rağmen çözüm üretilememiştir.

Özellikle F Tipi Cezaevlerinin açılması ile gündeme gelen tecrit
ve izolasyon sorunu Adalet Bakanlığı'nın yayınladığı genelge ile
nispeten hafifletileceğine dair beklentilerimiz cezaevlerinden gelen
mektuplardaki şikayetler göz önüne alındığında boşa çıkmıştır. Avukat
Behiç Aşçı ve arkadaşlarının ölüm orucuna son vermesini sağlayan
Adalet Bakanlığı Genelgesi'nin hâlâ tam anlamıyla uygulanmaması
bir endişe kaynağıdır.

Cezaevlerinden
gelen mahpus anlatımlarını içeren mektuplar ve derneğimize başvuruda
bulunan mahpus yakınları ile avukatlarının beyanlarından derleyerek
hazırladığımız rapordan da açıkça anlaşılacağı üzere cezaevlerinde
insan hakları ihlalleri devam etmektedir.

Tecrit ve izolasyonun devam etmesi F-Tipi cezaevlerinde, mahpusların
fiziksel ve psikolojik durumunu olumsuz yönde etkilediği başvurucuların
beyanlarında açıkça görülmektedir. Mahpusların, harbeleşme özgürlüğü,
görüş, savunma, sağlık vb. en temel hakları bilgi alabildiğimiz
tüm cezaevlerinde keyfi uygulamalarla gasp edilmektedir.

Mahpusların, gasp edilen haklarını, aramaya ilişkin her türlü girişimleri
ya ret ya da disiplin cezası olarak mahpuslara dönmektedir. Son
günlerde derneğimize yönelik "sadece F Tipi cezaevleriyle ilgileniyorsunuz"
tarzı eleştirilerin kısmi olarak haklılık payı vardır. Ancak unutulmamalıdır
ki; İnsan Hakları Derneği cezaevlerinde yaşanan sorunları, mahpusların,
yakınları ve avukatlarının bize yaptığı başvurulardan öğrenebilmektedir.

En çok başvuru, F Tipi cezaevlerinden yapılmaktadır. Doğal olarak
raporlarımızda daha çok F Tipi cezaevlerinde meydana gelen ihlaller
ağırlık kazanmaktadır. Bu diğer cezaevlerinde insani yaşam koşullarının
oluştuğu, insan hakları ihlallerinin yaşanmadığı anlamına gelmemektedir.
Bu cezaevlerinden gelen az sayıda mektupta belirtilen sorunlar değerlendirildiğinde
adli mahpusların bulunduğu cezaevlerinde de ciddi insan hakları
ihlallerinin yaşandığı anlaşılmaktadır.

F-Tipi ve diğer tip cezaevlerinden derneğimize gönderilen mektuplar
ve yapılan başvurulardan derlediğimizi raporu okumak için lütfen
ziyaret ediniz: www.ihd.org.tr

Dileğimiz cezaevlerinde insan hakları ihlallerinin son bulmasıdır.

İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi
Çukurlu Çeşme Sokak, No 10/1, Taksim - İSTANBUL,
Telefon (0212) 2519646- (0212) 251 00 85 Faks : (212) 251 35 26
www.ihdist.org
- ihdist@superonline.com



İnsan Hakları Derneği:
Toplu Ulaşım Araçlarına Yönelik
Saldırıları Kınıyoruz

Son bir haftadır toplu ulaşım araçlarına yönelik motolof kokteylli
eylemler yapılmaktadır. Bu eylemler sırasında İETT otobüsleri ve
yolcu taşıyan hatlı minibüsler yakılmıştır.

Bu eylemler, can ve mal güvenliğine yönelik, şiddet içeren, kabul
edilemez eylemlerdir. Halkın yoğun olarak kullandığı toplu ulaşım
araçlarına yönelik saldırılar, hem insanların hayatını riske etmekte
hem de yaşamlarını zorlaştırmaktadır.
Bu tür eylemler, her hangi bir protesto veya amaçla açıklanamaz.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi olarak; hangi gerekçe ile
yapılırsa yapılsın bu tür eylemleri tasvip etmiyor ve kınıyoruz.

İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi
Çukurlu Çeşme Sokak, No 10/1, Taksim - İSTANBUL,
Telefon (0212) 2519646- (0212) 251 00 85 Faks : (212) 251 35 26
www.ihdist.org
- ihdist@superonline.com



Uluslararası
Af Örgütü:
Çin'deki İnsan Hakları İhlalleri Olimpiyat Mirasını Bozma Riskini
Taşıyor!
Uluslararası Af Örgütü, 2008 Pekin
Olimpiyatları öncesi Çin'in söz verdiği insan hakları iyileştirmelerine
dair yaptığı son değerlendirmesinde pek çok Pekinli eylemcinin 'ev
hapsinde' ve sıkı polis gözetiminde bulunduğunu, bu arada Çin'in
diğer bölgelerindeki eylemcilerin de tüm ilgi Olimpiyatlar yüzünden
Pekin'e yöneldiği için, artan hak ihlalleriyle karşı karşıya kaldıklarını
ortaya koydu. Rapor aynı zamanda, gazeteciler üzerinde devam eden
ve son dönemde Çin'de sivil toplum ve kalkınma üzerine haberler
yapan çeşitli yayınların kapatılmasına kadar vardırılan baskıyı
da gözler önüne serdi.

"İnsan hakları savunucuları ve yerel
basın üzerindeki baskılar, ölüm cezasının kısıtlanması ve yabancı
basın haberlerine yer verme gibi daha pozitif değişimleri gölgelemeye
devam ediyor. Çin'de Olimpiyatların insan hakları durumunu iyileştirebileceğine
dair verilen sözlerin tutulmadığını görmekle kalmıyoruz, aynı zamanda
polisin yargılamadan hapsetmek için Olimpiyatları bahane olarak
kullandığına da şahit oluyoruz."

Rapor,
yargısız hapislerin 2008 Oyunları öncesi Pekin'i 'temizleme' operasyonlarının
bir parçası olarak kullanıldığının altını çiziyor, halbuki 'İş ile
yeniden Eğitme' gibi keyfi tutuklama metodlarının ortadan kaldırılması
benzeri önemli reformlar yıllardır Çin'in reform ajandasında. Uluslararası
Af Örgütü raporunda, ölüm cezasıyla ilgili daha fazla şeffaflık
ihtiyacı ve ölüm cezalarının uygulamasında birleşik bir kriter oluşturulmasına
dair Yüksek Mahkeme yetkilileri tarafından yapılan açıklamayı memnuniyetle
karşılıyor. Ancak örgüt yetkililerden bu girişimi, ölüm cezasına
çarptırılanlarla ilgili bilgiye özellikle avukat ve aileleri tarafından
erişimi arttırarak ve ölüm cezalarıyla infazlar hakkındaki tüm ulusal
istatistikleri yayınlayarak genişletmelerini talep ediyor. Irene
Khan, "Ölüm cezasının uygulaması -ki Çin dünyanın önde gelen infazcısı-
gizlilik içerisinde devam ediyor." dedi. Irene Khan, "Adaletteki
yanlış uygulamaların engellenmesine yardım etmek ve Çin halkının
ölüm cezası hakkında bilinçli sonuçlara ulaşabilmeleri için yeterli
bilgiyle donatılmalarını sağlayabilmek için tam şeffaflık zorunludur.
Çin'deki ölüm cezası uygulamalarının tam bir ulusal istatistiğinin
verilmesinden daha azıyla yetinemeyiz." dedi.

Son değerlendirmedeki ana
bulgular şunlardır:
Ölüm Cezası: Şiddet içermeyen suçlar için ölüm cezaları ve infazlarının
kullanımı sürdü ve Yüksek Mahkeme'nin 1 Ocak 2007'deki değerlendirmesi
sonrası ölüm cezasının %10 oranında düştüğüne dair resmi açıklamalara
rağmen ulusal ölüm cezası istatistiklerinin ifşa edilmesi konusundaki
eksiklik de devam etti. Mahkemelerin her aşamasında daha fazla şeffaflık
içermesi kararının uygulanamıyor olabileceğine dair kanıtlar var,
ailelerin ve avukatların ölüm cezası alanlarla görüşmeleri ya da
durumları hakkında bilgi sahibi olmaları hala engelleniyor. Ölüm
cezasının çoğunlukla keyfi olarak uygulandığı gerçeğine son dönemde
resmi bir doğrulama geldi, zira ülkenin farklı bölgelerindeki mahkemeler
ölüm cezaları için farklı kriterler uyguluyorlar. Yargısız Hapisler:
Oyunlar öncesi Pekin'i temizlemek adına artarak kullanılan ve 'Zorunlu
Uyuşturucu Rehabilitasyonu' nu da kapsayan yargısız hapis cezaları;'İş
ile Yeniden Eğitme' cezasının uygulandığı hafif suç kategorilerinin
genişletilmesi. İnsan Hakları Eylemcileri: Çin'in diğer kesimlerinde
insan hakları eylemcilerine yönelik artan insan hakları ihlalleri;
ödül almış yerleşim hakkı eylemcisi Chen Xiaoming'in sağlık problemleri
nedeniyle hapisten şartlı olarak salıverilmesinden az bir zaman
sonra Şangay'da 1 Temmuz'daki ölümünü de içeriyor, rapora göre tutukluyken
işkenceye uğradığı belirtiliyor. İnsan hakları ihlalleri kurbanları
adına çalışan avukat ve hukuki danışmanların hedef olması; 16 Haziran'da
hapishane gardiyanlarının emriyle koğuştaki diğer mahkumlar tarafından
dövülen hapsedilmiş kör hukuk danışmanı Chen Cuangchang vakasını
da kapsıyor. Chen, doğum kotalarının takibi sebebiyle yerel kadınların
zorunlu kürtaj ve kısırlaştırmaya zorlandıkları iddiasının bölgedeki
yetkililer tarafından araştırılmasını talep ettikten kısa bir süre
sonra Shandong bölgesinde hapsedildi. Olimpiyatlarla ilgili olarak
inşaat projeleri sonunda evlerinden çıkarılanlara dikkat çekmeye
çalışan eylemcilerin hedef olması; geçen yıl sonunda elektro-şoklu
coplarla dövüldüğü rapor edilen Ye Guozhu'nun süregelen mahkumiyetini
de içeriyor. Basın Özgürlüğü: Yerel basının üzerinde devam eden
baskılar gazeteci ve yazarların süren mahkumiyet halleri, medya
çalışanlarının zorla işten çıkartılmaları ve yayınların durdurulması
Websitelerin kapatılmasını da içerecek biçimde yayılan internet
sansürü, Xiamen adlı şehirde protestoları susturmak için internet
kullanıcılarının gerçek isimleri altında kayıt yaptırmalarını zorunlu
kılan yeni yönetmeliğin yürürlüğe konması. Uluslararası Af Örgütü
son gelişmeleri içeren raporunun kopyalarını Çinli yetkililere ve
Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC)'ne yollarken altı çizilen
konuların Pekin'in Olimpiyatlara evsahipliği yapmasıyla ve Olimpiyat
tüzüğünün temel prensipleriyle doğrudan ilişkili olduğunu da not
etti. Irene Khan, "Çin'de devam eden ciddi insan hakları ihlalleri
'insanlık onurunun korunması' ve 'temel evrensel etik ilkelere saygı'yı
da içeren Olimpiyat tüzüğünün temel prensiplerine aleni hakaret
içeriyor. IOC, Olimpiyatlar'ın insan haklarına ve hukukun üstünlüğü
ilkesine saygıya dayanan olumlu mirasını desteklemeli." dedi. "Sadece
bir yıl kalmışken, Pekin Olimpiyat oyunlarının Çin'in insan haklarına
saygısızlığı yüzünden geri dönülmeyecek biçimde yara almaması için
de zaman azalıyor. Çinli yetkililer insan haklarını iyileştirme
yolunda verdikleri sözler için bastırmalı ki böylelikle Ağustos
2008 geldiğinde Çinliler ülkelerinin dünyaya sunduklarıyla her şekilde
gurur duyabilsinler."
Uluslararası
Af Örgütü
|