




İnsan Hakları Derneği:
12 Eylül'de Tohumlarını Ektiğimiz
Kardelen Çiçekleri Solmayacak
İnsan Hakları Savunucuları Susmayacak
İnsan hakları savunucularını hapis cezaları ile susturma ve sindirme
çabaları devam ediyor:
Kurulduğundan bu yana 13 üye ve yöneticisini silahlı saldırılarda
yitiren derneğimizin birçok üye ve yöneticisi de etkinlikler ve
ifade edilen görüşleri nedeniyle cezalandırıldı. Tüm bu baskılara
rağmen 20 yıldır insan hakları mücadelesini kesintisiz bir şekilde
yürüten derneğimiz, yine hapis cezaları ile pasifize edilmek isteniyor.

Adana Şubemizin Başkanı Ethem Açıkalın, Şube Sekreteri Mustafa Bağçicek
ve Şube Saymanı Hüseyin Beyaz, 2005 yılında düzenlenen 19 Aralık
mitingi nedeniyle 2 yıl 8 ay hapis cezası aldı.

19 Aralık Hayata Dönüş katliamını protesto etmek ve sorumluların
yargılanmasını talep etmek amacıyla 2005 yılında düzenlenen mitingin
ardından açılan davada yöneticilerimizi "Halkı kin ve nefrete tahrik
etmekle suçlamayan mahkeme, yöneticilerimize 2 yıl 8 aylık hapis
cezası verdi. Cezalar, Yargıtay tarafından onanırsa bir kez daha
insan hakları savunucularına hapishane yolu gözükecek.

Bu hapis cezaları, Türkiye'de ifade ve örgütlenme özgürlüğünün hangi
boyuta olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Yapılan reformların
sistemin baskıcı özüne yönelik bir değişim sağlamadığını, farklılıklara,
hak ve özgürlük talep edenlere karşı düşmanlığını devam ettiğini
göstermektedir.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesinin üye ve yöneticileri olarak;
Adana Şubemiz yöneticilerine verilen hapis cezasını tüm insan hakları
savunucularına yönelik bir saldırı olarak değerlendiriyoruz.

Bizler daima haklı bulduğumuz bu yolda yürümeye,
özgürlüğünden yoksun bırakılmaya çalışılan arkadaşlarımızın yanında
olmaya devam edeceğiz.

İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi
Çukurlu Çeşme Sokak, No 10/1, Taksim - İSTANBUL,
Telefon (0212) 2519646- (0212) 251 00 85 Faks : (212) 251 35 26
Internet: www.ihdist.org
- E-mail: ihdist@superonline.com



Greenpeace:
Deniz Koruyucusunun Rehberi
Şimdi sıra sizde!
Aldığımız her nefesteki oksijenin yarısı denizlerden geliyor! Hayatta
kalabilmek için bu kadar bağımlı olduğumuz denizler, insan faaliyetlerinin
yarattığı tehditler nedeniyle sürdürülebilirliğini yitirmek üzere.
Denizlerimizi korumak ve tehditlere karşı savunabilmek için ister
yaz tatilimiz sırasında, ister bir iş seyahatimizde, ya da günlük
yaşamımızın bir anında bireysel olarak yapabileceğimiz çok şey var.

Greenpeace geçtiğimiz yıl Akdeniz'i Koruyalım adıyla duyurduğu kampanyasında,
Akdeniz'de derin sularda ve ülke karasuların da 'deniz rezervleri'
oluşturulması için yalnızca hükümetlerin değil, bireylerin de katılımının
şart olduğunu düşünüyor.

Akdeniz'e ve özellikle Türkiye denizlerine en fazla zarar veren
konulardan örnekler seçerek size aşağıdaki önerileri oluşturduk.
Siz de yaşadığınız örneklerden ve deneyimlerden yararlanarak yeni
öneriler geliştirebilir, bizlerle ve diğer 'deniz koruyucuları'
ile paylaşabilirsiniz ve böylece hep birlikte bir 'deniz koruyucuları'
denetim mekanizması oluşturabiliriz.

Kapsamlı "Deniz Koruyucusu Rehberi" için www.greenpeace.org.tr
adresimizi tıklayabilir ve Greenpeace'in giriş mesajlarının olduğu
videosunu izleyerek "deniz koruyucusu" görevinize başlayabilirsiniz.
Gerçekten 'Deniz Koruyucusu' olmak için neler yapabileceklerimiz
konusunda bazı örnekler:

Kirlilik - Tatilinizi geçirdiğiniz otelde, yaşadığınız bölgede
ya da her hafta balık tutmaya gittiğiniz kıyıda, denize çöp, kanalizasyon
atığı, veya toksik içerikli atık (sanayi atığı veya evsel atıklarla
birlikte örneğin boyalar, deterjanlar gibi toksik içerikli atıklar)
boşaltıldığına tanık olursanız;

Tespit: Öncelikle atığın nereden, kim tarafından boşaltıldığını
tespit etmeye çalışın!
Bilgi toplama: Bu faaliyetin tesis veya kişilerin bu suçu
hangi saatlerde yaptığını takip edin. Elinizden geldiğince atığın
içeriğini (evsel? kanalizasyon? sanayi atığı? )öğrenmeye çalışın.
Belgeleme: Fotoğraf-video vs ile belgeleyin.
Başvuracağınız kurumlar: T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı
Yasal düzenleme: Tehlikeli Atıklar Yönetmeliği/Evsel Atıklar
Yönetmeliği, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği

Balıkçılık - Tatilinizi geçirdiğiniz veya yaşadığınız bölgedeki
balıkçılık ile ilgili kısıtlamaları önceden inceleyin ve yasadışı
gördüğünüz faaliyetleri mutlaka şikayet edin.

- Bilinçli bir tüketici olarak asla yavru balık yemeyin, satan ve
yakalayanları uyarın. Balık stoklarının devamlılığı ve iyileştirilebilmesi
için en önemli yol, yumurtlama alanlarının korunabilmesi ve yavru
balık avlanmasının önüne geçilmesidir. Henüz yumurtlama şansı bulamadan
avlanan her balık yavru balıktır ve ne yazık ki stoklar tükendikçe
avlanan yavru balık miktarı çok hızlı artmıştır. Hangi boyların
yavru olduğunu anlamak için su ürünleri sirkülerinde verilen boy
sınırlamalarını kullanabilirsiniz.

Turizm - Tatilinizi yapacağınız tesisin çevre korumaya ne
kadar değer verdiğini, atıkları ile nasıl başa çıktığını (örneğin
denize mi boşaltıyor? çöplerini yakmaya mı kalkıyor? geri dönüşüme
uygun atık toplama sistemi var mı?) önceden öğrenebilirseniz seçiminizi
değiştirmek için fırsatınız olur ( bunu da tesis yönetimine nedenleri
ile açıklayın) ya da belgeleyerek yetkilillere bildirimde bulunabilirsiniz.

Deniz Koruma Alanları - Tatilinizi geçireceğiniz yer koruma
alanı olabilir, öncelikle bunu öğrenin.
- Koruma alanı ise, nedenini (kaplumbağa yumurtlama alanı? deniz
koruma alanı? fok koruma alanı?) ve kapsamını (özel çevre koruma
alanı? milli park? vs) mutlaka öğrenin, bilgilenin, böylece gittiğinizde
dikkat etmeniz gereken noktaları önceden detaylı olarak bilebilirsiniz.
- Söz konusu koruma alanındaki canlılar hakkında ve onlara nasıl
davranmanız gerektiği konusunda mümkünse önceden bilgi edinin, bu
bilgiyi ve deneyimi başkalarına da aktarın.
- Türkiye denizlerinde görünen ve özellikle koruma altındaki canlı
türleri hakkında bilimsel çalışma yapan ve korunması için çalışan
kurumlara destek verin.

Unutmayın!
- Söz konusu faaliyeti fotoğraf veya video ile belgelemeniz daha
sonra şikayetiniz ile birlikte kanıt olarak sunmak için çok önemlidir.
- Bir konuda şikayet veya uyarıda bulunurken zaman kaybetmemek için
ilgili yetkili kurumu öğrenmek önemli bir adımdır.
- Deniz ve karadaki her türlü kirlilik konusu, karasularımız içindeki
her türlü koruma alanı yetkileri (orada yürütülen balıkçılık faaliyetleri
dışında) T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı'na aittir.
- Ayrıca denizden kaynaklanan kirlilik söz konusu olduğunda Sahil
Güvenlik de denetimden sorumludur.

Şikayetler için: www.sgk.tsk.mil.tr
ve Alo 158 ihbar hattı

- Daima bir faaliyeti suç olarak bildirirken yasal durumunu da gözden
geçirin. Akdeniz bizim denizimiz! Deniz rezervlerinin oluşturulması
için ve sürdürülebilir denizler için üzerimize düşeni yapmalıyız.
Deniz koruyucusu rehberini ve önerilerinizi başkalarıyla da paylaşın.

Bilgi için:
Banu Dökmecibaşı, Greenpeace Akdeniz Denizler
Kampanyası sorumlusu, 0 532 263 11 14
Yeşim Aslan, Greenpeace Akdeniz İletişim Sorumlusu, 0 532 324 32
04




İnsan Hakları
Derneği:
İhlal
Raporu için Veri Talebi

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Düşünceye Özgürlük Komisyonu
olarak; Düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik 2007 yılında
meydana ihlalleri toparlayarak bir rapor haline getirmeyi amaçlıyoruz.
Bu rapor çalışmasının temelini sizlerden gelecek verilerden oluşturmayı
düşünüyoruz. Bu nedenle 2007 yılında:

Toplatma kararı, Yayın durdurma, Reklam Yasağı, Uyarı cezası, Para
ve hapis cezası, Açılan dava, Fiziki baskı, Gözaltı, Tutuklama,
Engelleme, Gösteri hakkının ihlali, Dağıtım engeli, Basım aşamasında
karşılaşılan zorluk vb…

Yukarıda özetlediğimiz hususlarda maruz kaldığınız ihlaller varsa,
bunları bize iletebilirseniz raporumuzun ortaya çıkarılmasına önemli
bir katkı sağlayacaksınız. Maruz kaldığınız ihlalleri bizlere 1
Eylül 2007 tarihine kadar, 212-251 35 26 numaralı faks veya ihdist@superonline.com
adresinden ulaştırabilirsiniz.

Yardımlarınız ve destekleriniz için şimdiden teşekkürlerimizi
sunarız.

İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi Düşünceye Özgürlük Komisyonu



Yeşiller:
Su bir yaşam hakkıdır!

Yaşanan kuraklık tehlikesine karşı, akarsuların işletme haklarının
49 yıllığına özel sektöre devretmek suretiyle "etkin" kullanılması
önerisi, suya erişimin bir yaşam ve insan hakkı olduğu gerçeğini
göz ardı eden, insani bilgelik anlamında geri bir politik öneridir.
Su serbest piyasa ekonomisinin kurallarının işletilebileceği bir
"mal" değildir. Birleşmiş Milletler, 2002 Kasım'ında temiz suya
erişimi bir insan hakkı olarak belirlemiştir. Uygulanacak politikalarda,
suya erişimin bir insan hakkı olduğu, bir yaşam hakkı olduğu göz
ardı edilemez. Suyun sadece insanlar için değil, tüm canlıların
yaşamı için bir ilk koşul olduğu unutulmamalıdır.

Mesele akarsuların işletim hakkının yerel ya da küresel bir şirkete
devredilmesi de değildir. Bu soruna ulusalcı bir bakış açısıyla
bakmak, insanın doğasına ne derece yabancılaştığını da işaret ediyor.
Akarsular kendi coğrafyasının canlılarına aittir. Akarsuların kamu
yararına işletilmesi demek, suyu "tüketici"nin satın alabileceği
bir "mamül" haline getirmek demek değildir. İklim değişikliğinin
hızla açık ettiği kuraklık sorunun çözümüne yönelik politikalarda,
doğaya kibirli müdehaleler yerine, bütüncül su, tarım, hayvancılık,
kent ve enerji politikaları hayata geçirilmeli ve suyun bir yaşam
hakkı olduğu asla akıldan çıkarılmamalıdır.
Aysen Ataseven
Türkiye Yeşilleri İklim Değişikliği Sözcüsü Kurabiye
sok. No:13/3 Beyoğlu - İstanbul Tel: 212-243 83 33 yesillerinfo@yesiller.org
- www.yesiller.org



Uluslararası
Af Örgütü:
Çin'deki İnsan Hakları İhlalleri Olimpiyat Mirasını Bozma Riskini
Taşıyor!
Uluslararası Af Örgütü, 2008 Pekin
Olimpiyatları öncesi Çin'in söz verdiği insan hakları iyileştirmelerine
dair yaptığı son değerlendirmesinde pek çok Pekinli eylemcinin 'ev
hapsinde' ve sıkı polis gözetiminde bulunduğunu, bu arada Çin'in
diğer bölgelerindeki eylemcilerin de tüm ilgi Olimpiyatlar yüzünden
Pekin'e yöneldiği için, artan hak ihlalleriyle karşı karşıya kaldıklarını
ortaya koydu. Rapor aynı zamanda, gazeteciler üzerinde devam eden
ve son dönemde Çin'de sivil toplum ve kalkınma üzerine haberler
yapan çeşitli yayınların kapatılmasına kadar vardırılan baskıyı
da gözler önüne serdi.

"İnsan hakları savunucuları ve yerel
basın üzerindeki baskılar, ölüm cezasının kısıtlanması ve yabancı
basın haberlerine yer verme gibi daha pozitif değişimleri gölgelemeye
devam ediyor. Çin'de Olimpiyatların insan hakları durumunu iyileştirebileceğine
dair verilen sözlerin tutulmadığını görmekle kalmıyoruz, aynı zamanda
polisin yargılamadan hapsetmek için Olimpiyatları bahane olarak
kullandığına da şahit oluyoruz."

Rapor,
yargısız hapislerin 2008 Oyunları öncesi Pekin'i 'temizleme' operasyonlarının
bir parçası olarak kullanıldığının altını çiziyor, halbuki 'İş ile
yeniden Eğitme' gibi keyfi tutuklama metodlarının ortadan kaldırılması
benzeri önemli reformlar yıllardır Çin'in reform ajandasında. Uluslararası
Af Örgütü raporunda, ölüm cezasıyla ilgili daha fazla şeffaflık
ihtiyacı ve ölüm cezalarının uygulamasında birleşik bir kriter oluşturulmasına
dair Yüksek Mahkeme yetkilileri tarafından yapılan açıklamayı memnuniyetle
karşılıyor. Ancak örgüt yetkililerden bu girişimi, ölüm cezasına
çarptırılanlarla ilgili bilgiye özellikle avukat ve aileleri tarafından
erişimi arttırarak ve ölüm cezalarıyla infazlar hakkındaki tüm ulusal
istatistikleri yayınlayarak genişletmelerini talep ediyor. Irene
Khan, "Ölüm cezasının uygulaması -ki Çin dünyanın önde gelen infazcısı-
gizlilik içerisinde devam ediyor." dedi. Irene Khan, "Adaletteki
yanlış uygulamaların engellenmesine yardım etmek ve Çin halkının
ölüm cezası hakkında bilinçli sonuçlara ulaşabilmeleri için yeterli
bilgiyle donatılmalarını sağlayabilmek için tam şeffaflık zorunludur.
Çin'deki ölüm cezası uygulamalarının tam bir ulusal istatistiğinin
verilmesinden daha azıyla yetinemeyiz." dedi.

Son değerlendirmedeki ana
bulgular şunlardır:
Ölüm Cezası: Şiddet içermeyen suçlar için ölüm cezaları ve infazlarının
kullanımı sürdü ve Yüksek Mahkeme'nin 1 Ocak 2007'deki değerlendirmesi
sonrası ölüm cezasının %10 oranında düştüğüne dair resmi açıklamalara
rağmen ulusal ölüm cezası istatistiklerinin ifşa edilmesi konusundaki
eksiklik de devam etti. Mahkemelerin her aşamasında daha fazla şeffaflık
içermesi kararının uygulanamıyor olabileceğine dair kanıtlar var,
ailelerin ve avukatların ölüm cezası alanlarla görüşmeleri ya da
durumları hakkında bilgi sahibi olmaları hala engelleniyor. Ölüm
cezasının çoğunlukla keyfi olarak uygulandığı gerçeğine son dönemde
resmi bir doğrulama geldi, zira ülkenin farklı bölgelerindeki mahkemeler
ölüm cezaları için farklı kriterler uyguluyorlar. Yargısız Hapisler:
Oyunlar öncesi Pekin'i temizlemek adına artarak kullanılan ve 'Zorunlu
Uyuşturucu Rehabilitasyonu' nu da kapsayan yargısız hapis cezaları;'İş
ile Yeniden Eğitme' cezasının uygulandığı hafif suç kategorilerinin
genişletilmesi. İnsan Hakları Eylemcileri: Çin'in diğer kesimlerinde
insan hakları eylemcilerine yönelik artan insan hakları ihlalleri;
ödül almış yerleşim hakkı eylemcisi Chen Xiaoming'in sağlık problemleri
nedeniyle hapisten şartlı olarak salıverilmesinden az bir zaman
sonra Şangay'da 1 Temmuz'daki ölümünü de içeriyor, rapora göre tutukluyken
işkenceye uğradığı belirtiliyor. İnsan hakları ihlalleri kurbanları
adına çalışan avukat ve hukuki danışmanların hedef olması; 16 Haziran'da
hapishane gardiyanlarının emriyle koğuştaki diğer mahkumlar tarafından
dövülen hapsedilmiş kör hukuk danışmanı Chen Cuangchang vakasını
da kapsıyor. Chen, doğum kotalarının takibi sebebiyle yerel kadınların
zorunlu kürtaj ve kısırlaştırmaya zorlandıkları iddiasının bölgedeki
yetkililer tarafından araştırılmasını talep ettikten kısa bir süre
sonra Shandong bölgesinde hapsedildi. Olimpiyatlarla ilgili olarak
inşaat projeleri sonunda evlerinden çıkarılanlara dikkat çekmeye
çalışan eylemcilerin hedef olması; geçen yıl sonunda elektro-şoklu
coplarla dövüldüğü rapor edilen Ye Guozhu'nun süregelen mahkumiyetini
de içeriyor. Basın Özgürlüğü: Yerel basının üzerinde devam eden
baskılar gazeteci ve yazarların süren mahkumiyet halleri, medya
çalışanlarının zorla işten çıkartılmaları ve yayınların durdurulması
Websitelerin kapatılmasını da içerecek biçimde yayılan internet
sansürü, Xiamen adlı şehirde protestoları susturmak için internet
kullanıcılarının gerçek isimleri altında kayıt yaptırmalarını zorunlu
kılan yeni yönetmeliğin yürürlüğe konması. Uluslararası Af Örgütü
son gelişmeleri içeren raporunun kopyalarını Çinli yetkililere ve
Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC)'ne yollarken altı çizilen
konuların Pekin'in Olimpiyatlara evsahipliği yapmasıyla ve Olimpiyat
tüzüğünün temel prensipleriyle doğrudan ilişkili olduğunu da not
etti. Irene Khan, "Çin'de devam eden ciddi insan hakları ihlalleri
'insanlık onurunun korunması' ve 'temel evrensel etik ilkelere saygı'yı
da içeren Olimpiyat tüzüğünün temel prensiplerine aleni hakaret
içeriyor. IOC, Olimpiyatlar'ın insan haklarına ve hukukun üstünlüğü
ilkesine saygıya dayanan olumlu mirasını desteklemeli." dedi. "Sadece
bir yıl kalmışken, Pekin Olimpiyat oyunlarının Çin'in insan haklarına
saygısızlığı yüzünden geri dönülmeyecek biçimde yara almaması için
de zaman azalıyor. Çinli yetkililer insan haklarını iyileştirme
yolunda verdikleri sözler için bastırmalı ki böylelikle Ağustos
2008 geldiğinde Çinliler ülkelerinin dünyaya sunduklarıyla her şekilde
gurur duyabilsinler."
Uluslararası
Af Örgütü
|