




Sivil Toplum:
Şirince Matematik Köyü'ne Destek
Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Ali Nesin'in önderliğinde
Şirince köyünde başlatılan Matematik Köyü projesi resmi makamlar
ve gerici güçler tarafından baltalanmak isteniyor. Sivil inisiyatifler
bu konuda bir imza kampanyası başlattılar, ilgilenenlerin katılımı
için kampanya metnini sunuyoruz:
Bizler;
Dünyanın ilk Matematik Köyü'nün Selçuk-Şirince'de kurulmaya başlandığını
duyduğumuzda heyecanlandık. Kuruluş aşamasındaki bu olağanüstü çabayı,
başta dünya matematikçileri olmak üzere geniş kesimlerin desteklenmesi
bizi ayrıca sevindirdi. Şimdiden ücretsiz doktora ve lisansüstü
düzeyde matematik dersleri verilen Köyümüzün; önümüzdeki yıldan
itibaren bölgeye çok önemli tanıtım desteği sağlayacağı ortadadır.

Dünyanın önemli matematikçilerinin hem ders vereceği, hem de projelerini
geliştirebilecekleri Matematik Köyü'nde, merkezi yönetim tarafından
bazı bürokratik engellerin çıkarılması bizleri üzmektedir. Dünyada
ilk örnek olması, ülkemize ve yöreye sağlayacağı ciddi katkıları
görmeyen merkezi yöneticilerin bu engellemeleri anlamsızdır ve bu
ülkemiz açısından da tam bir talihsizliktir. Çünkü; böylesi bir
çaba dünyanın başka ülkelerinde olsa idi; inanıyoruz ki, devlet
ciddi katkıda bulunur ve bazı yasal eksikliklerin aşılması için
seferber olurdu.

Dünya tarafından bilinen sayılı matematikçi, Nesin Vakfı ve Bilgi
Üniversitesi Matematik Bölümü Başkanı Profesör Ali Nesin;
"Amacımız; matematik bilimini gençlerimize sevdirmek ve matematikte
ülkemizin daha iyi yere gelmesine katkı sunmak. Burada çocuklarımıza
ilkokul seviyesinden, lisansüstü seviyeye kadar matematik vereceğiz.
Burada sadece matematik konuşulacak. Yaptığımız çalışma TÜBİTAK
tarafından da onaylandı. Ayrıca Türk Matematikçiler Derneği tarafından
da destekleniyor. Dünyanın her yerinden matematikçiler buraya gelecekler.
Projelerini burada yapacaklar. Matematiği seven, matematiği öğrenmek
isteyenlerle matematiği paylaşacağız. Matematik Köyü'nde bu çalışmalarımızı
sürdürürken aynı zamanda yöreye de ciddi bir aktivite kazandıracağız.
Dünyanın ilk Matematik Köyü adı bu yöreyi de dünyaya tanıtacak.
İlkbahar ve sonbahar aylarında gerek Kuşadası ve gerekse de Selçuk'ta
öğrencilerimize parasız matematik kursları da vermeyi düşünüyoruz.
Ayrıca; matematikle ilgili sempozyum, konferans, paneller düzenleyeceğiz.
Dünyanın tüm matematikçileri bu çabamızı heyecanla karşıladılar.
Burası Türkiye'nin yüz akı olacak" diyor.

Yöremizin ismini Türkiye ve dünyada daha bir ön plana çıkaracak
Şirince Matematik Köyü için aşağıda imzası bulunan kişiler ve örgütlenmeler
olarak; Şirince'de NESİN VAKFI bünyesinde kurulmakta olan MATEMATİK
KÖYÜ'nü maddi ve manevi olarak destekliyoruz. Tüm gücümüzle;
Şirince Matematik Köyü'nün ve kurucusu Profesör Ali NESİN'in
yanında olduğumuzu belirtiyoruz.

Şirince Matematik Köyü Destekçileri



TOHAV:
2006 İşkence ve Kötü Muamele Suçu
İzleme Raporu
İşkence ve kötü muameleye ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat
değerlendirmesine de yer verilen raporumuzda, vakfımıza hukuki hizmet
almak amacıyla yapılan başvuruların yanında, izleme faaliyeti sonucu
elde edilen verilere de değinilmiştir. Bu çalışma TOHAV tarafından
2006 yılında başlayan ve halen yürütülen İşkence Önleme Projesi
kapsamında vakfımıza yapılan başvurular ve ülke çapında izlenen
örnek olay ve davalardan edinilen bilgilerin bir derlemesidir.

Türkiye'de işkencenin önlenmesi konusunda yaşanan sorunların değerlendirildiği
raporumuzda, hükümet tarafından yapılan "işkenceye sıfır tolerans"
söylemlerine ve mevzuatta yapılan değişiklik ve iyileştirmelere
rağmen işkence ve kötü muamele uygulamalarının halen devam ettiği
ve birçok örnek vakada da görüldüğü üzere, kolluk kuvvetlerinin
yasaları hiçe sayan uygulamalarını sürdürdükleri görülmektedir.
Raporun tümüne ulaşmak için tıklayınız.




Tüketiciler
Birliği:
"Ramazan
geliyor modern yol kesiciler hazırlıklara başladı"

Ramazan öncesi yapılan zam hazırlıklarını değerlendiren Tüketiciler
Birliği Konya Şubesi Başkan yardımcısı Ayhan Tekin; "Her Ramazan
ayı yaklaştığı zaman başta ekmek olmak üzere birçok temel gıda maddesi
zamlanır. Bu zamların Ramazan'da duygusallaşan tüketici ve artan
tüketimin vurguna ve ranta dönüştürülmesi çabasıdır. Ramazan haksızlıkların
ayı değil dayanışma ayıdır" dedi. Tüketiciler Birliği Konya Şubesi
Başkan yardımcısı Ayhan Tekin; konuyla ilgili yaptığı açıklamada
şu görüşlere yer verdi: "Rahmet ve bereket ayı Ramazan'da özellikle
gıda ürünlerinde artan tüketimi fırsat bilen, bazı fırsatçılar haksız
zamlar yaparlar. Ramazan'a birkaç gün kala fakir fukaranın ekmeğine
göz dikmek için şimdiden hazırlıklara başlayan Fırıncılar Odası'nın
da bu yılda Ramazan'da zamlı ekmek tükettirme için girişimlere başladığı
bilgisi gelmektedir.
Küçük ekmek üreticilerinin ekmek üretimindeki ortalama maliyeti
şu şekilde oluşmaktadır:

a) Un kalitesine göre yüzde (30-45) 8,00 Ykr
b) Genel imalat giderleri yüzde (20-30) 4,00 Ykr
c) İşçilik ve yasal yan ödemeler yüzde (15-30) 4,25 Ykr
d) Bayi karı yüzde (15-20) 3,50 Ykr
e) Katma değer vergisi (yüzde 1) 0,25 Ykr
f) İmalatçı karı (yüzde 25) 5,00 Ykr
1 ADET EKMEK 25 Ykr.

Ülkemizde tam 5 yıldır elektriğe hiç ZAM yapılmamış, KDV oranları
yüzde 1'lere inmiş, Temmuz 2007'da aylık enflasyon binde 6'lara
gerilemiş, kiralar dinginleşmiş, un, su, maya ve tuzda fiyat artışı
yaşanmamış, işçi maaş zamları yüzde 5 sevilerinde kalmıştır. Ekmeğin
maliyeti de ortadadır. Belediye ekmek fabrikalarını işleterek 20
yeni kuruşa ekmek satıp hala kar edebilirken 25 yeni kuruşa ekmek
satıp zam talep edenlerin kabul edilebilir makul bir gerekçeleri
yoktur. Ekmek ve temel gıda zamlarının hep Ramazan öncesine rast
gelmesi de oldukça manidardır.

5362 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 62.
maddesi esnaf odalarının Fiyat tarifelerinin tespit şekli ve fiyatlarını
belirleme yetkisini düzenlemektedir. Yeni zam talebi büyük olasılıkla
Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nce mesleki dayanışma ve üyelerini
koruma refleksi ile onaylanacaktır. Ancak söz konusu zammın uygulanmasını
Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı ve Sayın Vali'nin durdurma yetkisi
vardır. Sayın Başkan ve Sayın Vali'nin Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine
göre günlük gıda ihtiyacının yüzde 55'ni ekmekten tüketen Türk Halkı'nın
ve fakir fukara tüketicinin Ramazan'a hayali maliyet artışlarına
kurban edilmesine müsaade etmeyeceğini ümit ediyoruz.

Herkes çok iyi biliyor ki Tüketiciler Birliği fakir
fukaranın tüm hukukunu sonuna kadar korur. Kimse zam yapmaya tevessül
etmemeli, zam talepler yetkililerce geri çevrilmelidir. Zamma onay
verilmesi durumunda tüketici tüketmeme hakkını kullanacağı gibi
Tüketiciler Birliği tebliğe açıkça aykırı üretim yapan ekmek üretim
tesisleri ve bunlara göz yuman tüm yasal sorumlularla hukuksal mücadele
etmeyi sürdürecektir."

Tüketiciler
Birliği



Umut Vakfı:
"Türkiye'de Bireysel Silahsızlanma
ve Şiddet Haberleri" Yerel Medya 2. Eğitimi

"Türkiye'de Bireysel Silahsızlanma ve Şiddet Haberleri" Yerel Medya
Eğitimi'nin ikincisi 19 Ağustos 2007, Pazar günü Rize Dedeman Oteli'nde
gerçekleştirilecek. Eğitime Rize, Trabzon, Bayburt, Erzurum, Amasya,
Artvin ve Ordu illerinden tüm gazeteciler davet edildi. Umut Vakfı;
dördüncü kuvvet medyanın, yerelden başlayarak, şiddet ve bireysel
silahlanma ile oluşan olayları topluma yansıtma biçimine objektif
ve meslek gereklerine uygun eleştirellikle yaklaşmasını sağlamak
amacıyla başlattığı "Türkiye'de Bireysel Silahsızlanma ve Şiddet
Haberleri" konulu Yerel Medya Eğitimleri'nin ilkini Diyarbakır'da
Haziran ayında gerçekleştirmişti. Eğitimlerin ikincisi, 19 Ağustos
2007, Pazar günü Rize Dedeman Oteli'nde yapılacak. Rize, Trabzon,
Bayburt, Erzurum, Amasya, Artvin ve Ordu illerinden tüm gazetecilerin
davetli olduğu eğitim 1 gün sürecek. Eğitim Umut Vakfı Kurucu Başkanı
Nazire Dedeman ve Rize Valisi Kasım Esen'in açılış konuşmalarıyla
başlayacak. Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu'nun katkılarıyla gerçekleştirilen
ikinci eğitimin programı için tıklayınız.




Türkiye
İnsan Hakları Vakfı:
Cezaevlerini ziyaret sınırlandırılmamalıdır
2005 yılında yürürlüğe giren Hükümlü
ve Tutukluluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'te 28 Temmuz
2007 tarihinde bazı değişiklikler yapıldı. Yönetmelikte son yapılan
değişiklik medyada popülerlik ile gerçeklik arasındaki çizgiyi göz
ardı ederek "Öcalan'a ziyaret yasağı" veya "DTP'li milletvekillerine
APO'yu ziyaret yasağı" gibi tek partiye ya da tek kişiye hatta tek
niyete indirgenerek ele alındı...

Tutuklu ve hükümlülerin kimler tarafından
ve hangi durumlarda ziyaret edilebileceğine ilişkin çerçeveyi ortaya
koyan yönetmelikte öngörülen . değişiklik, yukarıda belirtilen kapsamın
ötesinde, pek çok tutuklu ve hükümlünün ziyaret koşullarıyla ilgili
iki önemli değişiklik getirmektedir. Bunlardan ilki, tutuklu ya
da hükümlünün ziyaretçileri konusundadır.

ZİYARETÇİLERE
SINIRLAMA VE İNCELEME
Yönetmeliğin 9. maddesi, tutuklu ve hükümlülerin ceza infaz kurumuna
bildirdiği 3 ziyaretçi ile maddede belirtilen olağanüstü durumlar
dışında görüşebileceğini belirtmekte ve herhangi bir sınırlama getirmemekteydi.
Ancak yapılan değişiklikle,
- tutuklu ve hükümlünün, kendisini ziyaret etmesini istediği 3 kişiyi
kuruma kabulünden itibaren 10 gün içinde bildirmesi,
- bu isimlerin sakıncalı olup olmadığının incelenmesi,
- bu incelemenin de kolluk güçlerince yapılması, koşulları getirilmiştir.
Bu değişiklik;
- cezaevinde devletin koruması ve denetimi altına alınmış bir kişinin
cezaevi sistemiyle ilişkisi olmayan ziyaretçisini de güvenlik güçlerinin
iradesine teslim etmektedir.
- temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasında aranması gereken kanunilik
ilkesine aykırılık taşımaktadır.
"Sakıncalı olmak" kavramının yasayla tanımlanması, "sakıncalılık
durumu"nun ise ancak hakim kararıyla kesinleştirilmesi gerekmektedir.
Oysa yönetmelikteki düzenlemeye göre üçüncü kişiler hakkında yapılacak
soruşturma hem şekli hem de maddi olarak kolluğun inisiyatifine
bırakılmaktadır.

Yönetmelikteki bu düzenleme, kişilere ilişkin bilgi toplamanın esaslarının
sadece kanunla düzenlenebileceği kuralını da ihlal etmekte ve özel
hayatın gizliliği açısından da sakıncalar taşımaktadır. Kişisel
bilgilerin, yasal koşullar yerine getirilerek toplansa, bile ancak
toplama amacına uygun olarak kullanılması temel kuraldır Yönetmelikteki
değişiklikle birlikte bu kural da ihlal edilmiş olmaktadır.

Tutuklu ya da hükümlünün ziyaretçisi hakkında bilgi toplama, hakkında
bilgi toplanan kişi için "suçsuzluk karinesi" ile de çelişmektedir.
Hakkında şikayet olmayan ya da kuşku uyandıran nesnel bir kanıt
olmayan bir kişi hakkında bilgi toplamak da bu bilgiye dayanarak
onun yaşamıyla ilgili sınırlama getirmek de mümkün değildir.

MİLLETVEKİLLERİNİN ZİYARETLERİNE SINIRLAMA
Yönetmelikte yapılan bir başka değişiklik de milletvekillerinin
cezaevlerini ziyareti ile ilgilidir.

Yönetmeliğin 40. maddesi, milletvekillerinin, ceza infaz kurumu
idaresine bilgi vermek koşuluyla cezaevlerini incelemek ve hükümlülerle
görüşmede bulunmasını hiçbir koşula bağlamaksızın düzenlemekte idi.

Bu maddede yapılan değişiklikle;
- Cezaevlerine ziyarete gidecek milletvekillerine de sınırlama getirilmiştir.
Milletvekilleri ancak TBMM'nin ilgili komisyonunda çalışıyorsa bu
komisyon kararı ve görevi çerçevesinde bir ziyaret yapabilecektir.
- Milletvekillerinin görüşebileceği tutuklu ve hükümlüler sınırlandırılmıştır.
Kamu barışına karşı işlenmiş suçlar, devletin güvenliğine ilişkin
suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan
tutuklu ya da hükümlü olanların da ziyaretine yasak getirilmektedir.
Bunlar dışında Terörle Mücadele Kanununda sayılan suçları işleyen
kişiler de ziyaret edilemeyenler kapsamında bulunmaktadır.
- Bu düzenleme sonucu adli suçlulular ile siyasi kapsamdaki suçlular
arasında adliler lehine bir ayrım yapılmış düşünce suçluları, ya
da devlet açısından sakıncalı görülen bir eylemi öven ya da propagandasını
yapanlar ziyaret edilemeyen tutuklu ya da hükümlüler kapsamına alınmıştır.
Yapılan bu değişiklikle toplumun üst yapı kurumlarının başında gelen,
TBMM'deki temel unsurlardan milletvekillerinin devlete ait bir kurum
olan cezaevlerini denetleme yetkisinin sınırlanması sonucunu yaratmaktadır.

Yapılan değişiklikler dünyada ve Türkiye'nin taraf
olduğu uluslararası sözleşmelerde gün geçtikçe önem kazanan ve işkenceyi
önlemede önemli bir adım olarak değerlendirilen gözaltı yerlerini
ziyaret konusunda bir geri adım olarak değerlendirilmelidir. Türkiye'nin
14 Eylül 2005 tarihinde uluslararası zeminde imzaladığı ancak iç
hukukta yürürlüğe girebilmesi için onaylama işlemini tamamlamadığı
BM İşkenceyi Önleme Seçmeli Protokolü de diğer denetim mekanizmaları
gibi gözaltı yerlerinin ziyareti esasına dayanmaktadır.

Yakın tarihimizde kamuoyunda kısaca
Manisa Davası olarak anılan ve Manisa Emniyet Müdürlüğü tarafından
25 Aralık 1995 tarihinde 14 gence sorgu sırasında yapılan işkence
ancak o dönem milletvekili olan Sabri Ergül'ün Manisa Emniyet Müdürlüğünü
ziyareti ve işkenceye tanıklığı ile tersine dönmüştür. Bu tanıklık
sonucunda biri başkomiser olmak üzere 10 polis memuru ceza alırken
gençler, Manisa Sulh Ceza Mahkemesi'nde "duvarlara yazı yazmak,
izinsiz pankart asmak ve pullama yapmak" suçundan yargılandıkları
davadan da beraat etmişti.

Bağımsız ve tarafsız ziyaret mekanizmaları tüm gözaltı
yerlerinde işkence ve kötü muamelenin önlenmesinde önemli ve vazgeçilmez
bir araçtır. TİHV olarak söz konusu yönetmelik değişiklilerinin
hemen geri alınması gerektiğini vurgulayarak yetkilileri duyarlı
olmaya davet ediyoruz.
Türkiye
İnsan Hakları Vakfı
|