Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 28. 07. 2007





Bölgesel Çevre Merkezi (REC) Türkiye:
Geleceği Birlikte Şekillendirelim!
Çevre alanında çalışan bir STK'nın aktif üyesi misiniz? STK'nız için ilerde yapacağınız çalışmalara ışık tutacak bir ortamda, alanında uzman eğitimcilerimizle çalışmak ister misiniz?
O halde
Genç Çevreciler Eğitim Programı tam size göre!
Her alanda olduğu gibi sivil toplum örgütlerinin gelişmesinde ve güçlenmesinde de gençler öncü rol oynamaktadırlar. REC Türkiye Kapasite Geliştirme Programı kapsamında düzenlenecek olan "Genç Çevreciler" eğitim programı, sivil toplum kuruluşlarında çalışan genç beyinlere yeni ufuklar açacak, kurumsal stratejilerini belirlemelerine ve üyesi oldukları STK'ların kapasitelerini arttırmalarına yardımcı olacak pratik bilgiler ve yöntemler sunmayı amaçlamaktadır.

PROGRAMIN HEDEF KİTLESİ VE GENEL AMACI:
Seminerlere, çevre alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının 20-30 yaş arası gönüllü ya da profesyonel çalışanları davetlidir. Genç Çevreciler programıyla, STK'ların:
* kurumsal yönetim kapasitelerinin artırılması;
* iletişim becerilerinin geliştirilmesi; ve
* güncel çevre sorunlarına yönelik çözüm arayışlarında daha etkin çalışmalarının desteklenmesi hedeflenmektedir.

EĞİTİM İÇERİĞİ
Bir haftalık program boyunca katılımcıların ve eğitimcilerin karşılıklı etkileşim içerisinde gerçekleştirecekleri grup çalışmalarını ve tartışmaları da içeren üç ana oturumun yanı sıra saha ziyaretleri de gerçekleştirilecektir:
- Kurumsal yönetim bölümünde; STK'ların yönetim konularında karşılaştıkları sorunlara çözüm önerileri sunulması amaçlanmaktadır. Stratejik planlama, mali yönetim, insan kaynakları yönetimi, gönüllülerin katılımı ve STK'ların çalışmalarını düzenleyen hukuksal çerçeve bu bölümde ele alınacak alt başlıklar arasındadır.
- İletişim bölümünde katılımcılar, kişiler arası iletişimden başlayarak, kurum içi ve kurum dışı iletişimi (halkla ilişkiler,
STK-STK, STK-yerel yönetim ve STK-devlet kurumları arasındaki iletişim) ve iletişimin işbirliği geliştirmedeki yerini inceleme ve tartışma olanağı bulacaklardır.
- Güncel çevre sorunlarının ele alınacağı bölümde ise; öncelikli çevre sorunları ile ilgili son gelişmeler ve bu sorunların çözümüne yönelik geliştirilen çağdaş yaklaşımlar konularında uzman bilim insanları uzmanları tarafından söyleşiler ve seminerler aracılığıyla aktarılacaktır.

20 - 25 Ağustos 2007'de yapılacak eğitimler için son başvureu tarihi 13 Ağustos. Seminerlere katılım için başvuru formunun eksiksiz doldurulması gerekli. Başvuru formunu, www.rec.org.tr adresinden ya da REC Türkiye ofisinden edinebilirsiniz.



Doğayla Barış, İnsana Özgürlük için
Ege'de Buluşuyoruz :

Dünya Gençlerinin Dikili Buluşması

15-25 Ağustos 2007 tarihleri arasında, Sotes Tatil Köyü'nde (Dikili-İZMİR) düzenleyeceğimiz kamp, ülkenin tüm illerindeki üniversitelerden akademisyenlerin ve dünyanın çeşitli ülkelerinden bilim insanlarının, sanatçıların ve, aydınların gençlerle buluşacağı bir kamp olacak. Kampımız on gün sürecek ve bu on günün her anı konserlerle, dinletilerle, tiyatro gösterileriyle, panellerle, seminerlerle, atölye çalışmaları ve film gösterimleriyle dolu olacak. Bir yandan tatil yaparken, üretmenin ve paylaşmanın da tadına varacağız. Düşmanlığı, çıkarcılığı, ırkçılığı üreten zihniyete karşı; paylaşımı, dayanışmayı, kardeşliği geliştireceğiz.

“Türk, Kürt, Ermeni, Laz, Çerkez tüm haklar kardeştir” diyoruz. Biz gençler iddialıyız; tüm bu çeşitliliği bağrımıza sığdırırız. Bu topraklar bizi birleştirdi ve yüzyıllardır birlikteliğimize tanıklık etti. Biz yine birlikte üreteceğiz. Atölyelerimizde yine bizi tek tipleştirmelerine karşı ürettiklerimizle renkleneceğiz. Çünkü farklılıklarımız zenginliğimizdir. Savaşın tohumlarına karşı barışı ve kardeşliği; bizi bencilleştirmeye çalışmalarına karşı da dayanışmayı savunacağız. Bizi eğitim sisteminde, iş yaşamında rekabete sokup bencilleştirmeye çalışan zihniyeti boşa çıkaracağız. Yalnızca Türkiye halklarıyla değil Dünya’nın farklı yerlerinden gelen gençlerle buluşup omuz omuza verip geleceğimizi öreceğiz. Çaresizliği ve çözümsüzlüğü tanımıyoruz. Bizce genç olmanın bir anlamı var. Bizim enerjimiz var. Geleceğimiz için mücadele sorumluluğumuz var. Biz yine yola çıkıyoruz. Barışın resmini yapmaya, kardeşlik türküleri söylemeye, özgürlük mısraları dizmeye, doğaya sahip çıkmaya; yani yaşamı örmeye!

Bundan dokuz yıl önce dünya gençliği; paylaşmak, üretmek ve dünyaya gençliğin nasıl bir yaşam istediğini göstermek için Bergama'da bir araya geldi. Dünyanın ve Türkiye'nin birçok yerinden gelen gençler, aydınlar, yazarlar, sendika temsilcilerinin bir arada geçirdikleri bu on günü, kampa katılan Yazar Adnan Özyalçıner "Bu karşılaşmanın yaşlı dünyamız için başarılı bir gençleşme eylemi olacağına inanıyorum" diyerek tarif etmişti. Bergama, 1998 yılında; ırkçılığa, bölgesel çatışmalara ve çevre talanına karşı başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın yirmi ülkesinden gence ev sahipliği yaptı. Dünya Gençlerinin Bergama Buluşması bizlere, yeni bir dünyayı kuracak güç ve enerjinin gençliğin içinde bulunduğunu bir kez daha gösterdi. Aradan yedi yıl geçtikten sonra 2005 yazında "barış içinde, yaşanılır bir dünya", hâlâ bütün dünya gençliğinin ortak özlemiydi. Şovenizmin kışkırtıldığı bir dönemde "Barış ve Kardeşlik" için buluştuk Dikili'de. Bu yaz ise Dikili'de insanlığın geleceği tehdit ediliyorken "Doğayla Barış, İnsana Özgürlük" diyerek geleceğimize sahip çıkacağız. Metnin tamamı için tıklayınız: www.genclikbulusmasi.net



10 Aralık Hareketi:
Solda Kapsamlı Bir Yenilenme Süreci Zorunlu
22 Temmuz seçim sonuçları sosyal demokratlar için son derece önemli sonuçlar ve dersler sunmuştur. Çağdaş sosyal demokrat ilkelere ve yaklaşımlara dayanmayan, halka tepeden bakan, devletçi bir söylemle başarıya ulaşılamayacağı bir kez daha görülmüştür. İlkeler temelinde en geniş sol birlikteliğin hedeflenmesi gerekirken sağa açılma politikası ile oluşturulan aday listeleri de başarısızlığın önemli bir nedeni olmuştur. % 21'e ulaşmayan bir oy oranını bile başarı gibi gösterme çabası ise ortaya çıkan durumun dahi algılanamadığının bir göstergesidir.

Sorun kuşkusuz seçim dönemi ile sınırlı bir sorun değildir. Kampanya stratejisi ve aday listeleri yıllardır etkili olan dar ve eskimiş bir kadro anlayışının sonucudur. Sorun yıllardır vurgulanan ve eleştirilen partiiçi demokrasi eksikliği ve lider hegemonyasıdır. Sorun belirli bir gruba dahil olmayanların dışlanması, uzaklaştırılmasıdır. Sorun sosyal demokrat olma iddiasını taşıyanların ifade ve örgütlenme özgürlüğü konularında, Kürt sorunu konusunda tutucu bir çizgiye kaymış olmalarıdır.

Sorun toplumun siyasete en geniş ve etkin biçimde katılımını savunmak yerine bazen açık, bazen kapalı biçimde ordunun siyasete müdahalesini savunmaktır. Sorun özgürlükçü,katılımcı, eşitlikçi bir vizyon ve buna uygun politikalar geliştirmek ve ortaya koymak yerine sadece laiklik ve cumhuriyet temalarına kilitlenmektir. Sorun yoksulların, yoksunların, ezilenlerin ve emekçi sınıfların haklarını savunmak yerine büyük sermayeden icazet beklemektir.

Çok açık olarak görülmektedir ki, sosyal demokratlar bugünkü CHP'ye umut bağlayamaz ve solda kapsamlı bir yenilenme zorunludur. 23 Temmuz günü yepyeni bir dönem başlamıştır. Bu dönemin temel görevi özgürlükçü, katılımcı,sosyal adaletçi, bir sosyal demokrat siyasal hareketi yaratmak, yaygınlaştırmaktır. Bunun, varolan yönetim açısından dikensiz gül bahçesine dönüştürülmüş CHP içinde gerçekleştirilmesi olanaksızdır. Böyle bir hareket ancak yepyeni bir anlayışla yaratılabilir.

Türkiye'nin özgürlükçü,eşitlikçi,katılımcı,toplumsal barıştan yana bir sol harekete acil olarak ihtiyacı vardır. Bu hareket, çağdaş sosyal demokrat ilkelerde kararlı ve tutarlı olmalı, aynı zamanda günümüz koşulları karşısında gerçekçi ve pragmatik olmalıdır. Şablonlardan, popülizmden uzak durmalı üretime dayalı gelişmeyi, veriye dayalı siyaseti esas almalıdır. Siyaset yapma tarzının değiştirilmesi konusunda iddialı olmalıdır. Amaç geniş kapsamlı bir yenilenmenin gerçekleştirilmesidir.

Yenilenmenin üç ayağı olmalıdır. Birincisi, özgürlükçü , eşitlikçi, katılımcı, çağdaş sosyal demokrat bakış açısının,söylemin ve politikaların net ve açık biçimde ortaya konmasıdır. İkincisi , siyaset yapma tarzında yenilenmedir. Partiiçi demokrasi ve hukukun bir yaşam biçimi halini aldığı, liderliğin tek seçicilik anlamına gelmediği, parti içi eğitimin yaygın biçimde uygulandığı, yerel örgütlerin öncelikle yerel konularda verimli bir çalışma tarzı kazandığı, çeşitli toplum kesimleriyle canlı ve üretken ilişkilerin kurulduğu, çatışmacı ve kutuplaştırıcı değil, barışçı ve uzlaştırıcı bir üslubun kullanıldığı, üyeliğin anlamlı ve etkin kılındığı bir siyaset yapma tarzının geliştirilmesidir. Üçüncüsü, kadrolarda yenilenmedir.

Öncelikle kadınların,gençlerin ,engellilerin katılımının arttığı, aynı zamanda çeşitli alanlarda uzmanlık ve birikim kazanmış kişilerin siyasete katkı yapabilecekleri bir ortamın ve işleyişin sağlanmasıdır. Bu ölçüde kapsamlı bir yenilenme perspektifi olmadan yapılacak girişimlerin ve birlik çabalarının anlamlı bir sonuç vermesi beklenemez.

10 Aralık Hareketi zorunlu gördüğü solda köklü yenilenme sürecini hızlandırmak ve bu sürecin güçlü bir siyasal harekete dönüşmesini sağlamak amacına yönelik çalışmalarını bu amaçta buluşan tüm kuruluş ve kişileri kapsayacak biçimde yoğunlaştıracaktır.

Burhan ŞENATALAR
10 Aralık Hareketi Sözcüsü




Af Örgütü:
Sudan Hakkında Yeni Bir Acil Eylem
Zorla Geri Gönderilme/İşkence Korkusu/Keyfi Gözaltı: Yüzlerce Etiyopya ve Eritre Uyruklu. Yüzlerce Etiyopya ve Eritre uyruklu Temmuz başından beri tutuklu durumda bulunmaktadır, ve menşei ülkelerine zorla geri gönderilme riski altındadır.

Zorla geri gönderilmeleri halinde birçok Etiyopya ve Eritre uyruklu herhangi bir suçla itham edilmeden ya da yargılanmadan ani tutuklama, işkence ve sınırsız gözaltı riskinde olacaktır.

Temmuz ortasında yüzlerce Etiyopya ve Eritreli yetişkin ve çocuk başkent Hartum'da tutuklanmıştır. Uluslararası Af Örgütü tarafından isimleri bilinen en az 14 Etiyopya uyruklu Hartum ve doğu Sudan'da tutuklanmıştır. Tutuklamalar devam etmektedir. Göz altına alınanların birçoğunun sığınmacı ya da tanınmış mülteci olduğu anlaşılmaktadır. Bazıları Hartum'daki Omdurman hapishanesindir, ancak birçoğunun nerede olduğu bilinmemekte ya da otoriteler tarafından nerde tutuldukları açığa vurulmamaktadır. Bazıları mahkemeye çıkarılmış, yasadışı giriş yapmakla suçlanmış ve yasadışı göçmen olarak seri muhakeme usulüyle hapis cezasına mahkum edilmiş ya da haklarında sınır dışı kararı verilmiştir.

Anlaşılmaktadır ki kimsenin göz altındaki bu kişilere erişimleri yoktur...

Katılmak için www.amnesty.org.tr/acileylem adresini ziyaret edebilirsiniz.

Acil Eylemler konusunda daha fazla bilgi için acileylem@amnesty.org.tr adresine yazabilirsiniz.

 

Diğer duyurular için tıklayın


SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla