Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 19. 07. 2007





Gümüşlük Akademisi:
"Tehdidkâr Operasyonu Kınıyoruz"
Gümüşlük Akademisi Sanat, Kültür, Ekoloji ve Bilimsel Araştırma Merkezi Vakfı, 1995 tarihinde kurulmuş tüzel kişiliğe haiz, yalnız Bodrum ve Muğla yöresinde değil, ülke ölçeğinde tanınmış, uluslararası kültür elçiliği misyonunu gönüllü olarak sürdürmeyi görev edinen bir kuruluştur.

Kuruluşundan bu güne kadar yapılan çalışmalar vakfın resmi internet sitesinde yer almaktadır, herkese açıktır ve Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce sürekli olarak denetlenmektedir. Çalışma ve etkinliklerimiz yurt içi ve yurt dışında da bilinmekte, bilim, sanat ve felsefe ile ilgili çok sayıda kişi ve kuruluş tarafından yakından izlenmekte ve takdir edilmektedir. Yönetim Kurulu Genel Sekreterimiz ülke içi ve dışında tanınmış, yapıtları çok sayıda dile çevrilmiş, ülkemizin önde gelen roman yazarlarından Latife Tekin'dir.

Vakfımız tarafından şu anda yürütülen Bodrum'la ilgili bir yerel tarih çalışması Bodrum Belediyesi ve çeşitli yerel kuruluşların desteğini almış, Muğla Üniversitesi öğretim görevlileri ve çeşitli gönüllülerin desteğiyle sürdürülmektedir.

Vakfımıza ait Gümüşlük Akademisi'ndeki mekanlarımızda 17 Temmuz 2007 tarihinde bir "arama operasyonu" yapılmıştır! Bu operasyon kimliği belirsiz bir kişinin telefon ihbarı gerekçe gösterilerek, Bodrum Cumhuriyet Savcılığı'nın talebi üzerine, mahkeme hakimince alınan bir arama kararına dayandırılmıştır. Yapılan operasyona bölge jandarma birimleri, Bodrum Emniyet Müdürlüğü Narkotik Birim görevlileri ve bir narkotik köpeği katılmış, yaklaşık 6 saat sürmüştür.

Gerçekleştirilen "arama operasyonu" sonucunda iddia ve isnat edilen suçlamalara ilişkin herhangi bir bulgu ve kanıta rastlanmadığı tutulan resmi tutanakla kayıt altına alınmıştır.

İddia edilen haksız ve yersiz suçlamalar neden gösterilerek yapılan bu operasyonun, vakfın amacı, geçmişi, çalışmaları göz önüne alındığında, biz kurum yöneticilerini ve gönül bağı içinde olduğumuz, mahkeme kararında "bazı enteller" olarak aşağılanan dostlarımızı aşırı derecede rahatsız ve rencide etmiştir.

Kimliği belirsiz bir kişinin asılsız ihbarıyla, gerek kurumumuza, gerekse şahsımıza yönelik suçlamalara ilişkin bazı kanıtların olabileceği kanaatinin ve bunun için bir operasyon yapılması yolundaki kararın cumhuriyet savcısı ve ceza mahkemesi yargıcında nasıl oluşabildiği, bu operasyonun asıl amacının ne olduğu yanıtlanmasını beklediğimiz sorulardan sadece bazılarıdır.

Söz konusu operasyon, sanki önceden haber verilmişçesine, üstelik bizlerden görüş almadan, tek taraflı olarak yerel medyada işlenmiş ve yanlı bir şekilde kamuoyuna duyurulmuştur. Bu operasyon ve kamuoyuna yansıtılma biçiminin vakfımızca halen yürütülen çalışmaları, bu çalışmalarda yer alan gönüllüleri ve kamuoyundaki imajımızı olumsuz etkileyeceği açıktır.

Söz konusu arama kararı kadar, bir sanat kültür merkezinin dört bir taraftan otomatik silahları elinde kolluk kuvvetlerince sarılarak basılması, gayrıyasal işler kovalayan "bir terör odağı"na yönelik operasyon havasında gerçekleştirilmiş olması da ayrıca düşündürücüdür.

Bu operasyondan kaynaklanan mağduriyetimizin tazmini için yasal başvurularımızı yapacağımızı ve haklarımızın her düzeyde sonuna kadar takipçisi olacağımızı Gümüşlük Akademisi dostlarına ve bilimden, sanattan, kültürden yana duyarlı kamuoyuna duyurur destek ve katkılarının sürmesini bekleriz.

Gümüşlük Akademisi
Sanat, Kültür, Ekoloji Ve Bilimsel Araştırma Merkezi Vakfı
Vakıf Başkanı: Ahmet Filmer
Vakıf YK Gn.Sekreteri: Latife Tekin
www.gumuslukakademisi.org info@gumuslukakademisi.org
0252/ 394 43 01 - 02 Gümüşlük, Bodrum - MUĞLA





LGBTT Bireylerin İnsan Hakları İhlalleri İzleme
ve Hukuk Komisyonu:

Türkiye'de İnsan Hakları İhlalleri Bitmek Bilmiyor
Kaos GL Derneği, Kaos GL İzmir, Lambdaistanbul LGBTT Derneği, MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu ve Pembe Hayat LGBTT Derneği'nden oluşan LGBTT Bireylerin İnsan Hakları İhlalleri İzleme ve Hukuk Komisyonu konuyla ilgili bugün bir basın toplantısı düzenledi. Kaos GL'de yapılan basın toplantısında hem Lambdaistanbul'a yönelik açılan dava hem de genel olarak Türkiye'deki LGBTT bireylere yönelik insan hakları ihlallerine dair bir açıklama yapıldı:

Türkiye'de lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel (LGBTT) bireyler kamusal ve özel alanda ayrımcılığa ve şiddete uğramaktadırlar. Bireyler uğradıkları haksızlıklar karşısında gerekli hukuksal desteği alamayacaklarına ya da adil yargılanma sürecinin gerçekleşmeyeceğine inandırıldıklarından, çoğunlukla susmayı seçmektedirler. Haklarını aramaya karar veren bireyler ise, cinsel yönelimleri veya cinsiyet kimliklerine dair özel hayatlarının ifşa edileceği endişesiyle kimliklerini gizlemek zorunda kalmaktadırlar.

Bu durum, LGBTT bireylerin ve sorunlarının görünmezliğe mahkumiyetini pekiştirmekte ve buna kayıtsız kalmaya devam eden ilgili kurumlarca da, eşcinsellerin örgütlenmeleri güçsüzleştirilmeye çalışılarak engellemektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasasında eşcinsel bireyler hakkında herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.

Yasalarda eşcinsel davranışı yasaklayıcı ya da cezalandırıcı bir düzenleme olmamasının yanında, heteroseksüel olmayan bireyleri ayrımcılığa karşı korumak için de eşcinselliğe değinilmemektedir. Bu, LGBT bireylerin T.C. devleti tarafından görmezden gelinerek yok sayıldığının göstergesidir. Tüm yasal düzenlemeler heteroseksüellere yönelik, oysa herkes heteroseksüel değildir.

Ayrımcılığa karşı koruyucu maddeler yasalarımızda yerini bulamazken, Türk Ceza Kanununda muğlak tanımlamalarla geçen, genel ahlak, müstehcenlik, teşhircilik, doğal olmayan cinsel ilişki gibi ifadeler gerekçe gösterilerek eşcinsel, biseksüel, travesti ve transeksüel bireyler mağdur edilmektedir. Eşcinsel bireylere yönelik işlenen suçlar cezasız kalmakta, takibi yapılmamakta, cezalandırılmak yerine ağır tahrik indirimleri ile ödüllendirilmektedir.

Bunun yanında, hem devlet kurumları hem de özel kurumların hukuki düzenlemelerinde "yüz kızartıcı suç" ifadesinin yer aldığı maddeler, genç ve yetişkin eşcinsel ve transeksüel bireylere karşı kullanılmaktadır. Bu yolla, eşcinsel ve transeksüel bireylerin işten, okuldan atılmasına kadar varan yaptırımlar uygulanmaktadır. Öğrenci yurtları yönetimleri "yüz kızartıcı suç" kavramının eşcinsellere karşı kullanımının en çarpıcı örneklerinden birisidir.

Yönetmeliklerde yer alan "efemineler öğretmen olamaz", "homoseksüeller kaptan olamaz" gibi ifadelerle, eşcinsel ve transeksüel bireylerin kamusal alanın dışına itilmesi ve çalışma haklarının elinden alınması söz konusudur. Düşünce, İfade ve Örgütlenme Özgürlüğü Son 10 yıldır yapılan pek çok değişikliğe rağmen Anayasa, halen temel hak ve özgürlükleri sınırlayıcı ve yargı bağımsızlığı ilkesini zedeleyici nitelikleri içinde barındırmaktadır. Bu durum Türkiye'yi gerçek bir hukuk devleti niteliğinden de uzaklaştırmıştır. Bu Anayasanın altında üretilen ve yaşamın her alanını düzenleyen yasaların ve kurumsal yapıların da aynı felsefi temele sahip olması, eşcinsellerin insan hakları ve özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesinin önünde bir engel olarak ortaya çıkmaktadır.

LGBTT organizasyonların dernekleşme sürecinde valiliklere bağlı Dernekler Masası, yapılan başvuruları "genel ahlak ve Türk aile yapısına uygun olmadığı" gerekçesiyle Cumhuriyet Savcılıklarına yönlendirmekte ve İçişleri Bakanlığı'nın derneklerin kapatılması talebi eşcinsel örgütlenmelerine bakışını yansıtmaktadır. Bu engelleyici tavır hem LGBT bireyleri hem de örgütleri olumsuz yönde etkilemektedir. Türkiye'deki lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel(LGBTT) örgütleri "Bu toplumda sadece heteroseksüeller yaşamıyor!" çıkışıyla, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığının ortadan kaldırılması için söz hakkını kullanmaya çalışıyor. İnkâra, dışlanmaya, damgalanmaya ve şiddete karşı hem hayatta kalma hem de lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel varoluşların toplumsal hayatta tanınması mücadelesini veriyor.

Bu süreçte oluşturulan gruplar ve örgütler 2005 yılından bu yana resmen dernekleştiğinde hep aynı engelleme girişimiyle karşılaşıyor. Önce Kaos GL Derneğine yönelik ayrımcı bir uygulama ve "ahlaka aykırı dernek kurulamaz" suçlamasıyla eşcinsellerin örgütlenme özgürlüğü ihlal edilmeye kalkışıldı. Şimdi ve en son da Lambdaistanbul Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel (LGBTT) Dayanışma Derneği aynı suçlama ile İstanbul Valiliğince kapatılmak isteniyor. Lambdaistanbul'a açılan davaya, derneğin adında geçen lezbiyen, gey, biseksüel, travesti, transeksüel kelimelerinin ve derneğin amacının "Genel ahlaka ve Türk aile değerlerine aykırı" olduğu gerekçe gösteriliyor.

Anayasanın 10. Maddesi ile Türk Ceza Kanunu (TCK)'nın "ayrımcılık" ana maddesini homofobik bir yaklaşımla yorumlayanlar, lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel vatandaşların ifade ve örgütlenme özgürlüklerini kullanmalarını engellemeye kalkışarak cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığı yapıyorlar. Hatırlanacağı gibi 2004 yılında TCK Kadın Platformu ile birlikte Lgbtt örgütlerinin TBMM'ye giderek, yeni TCK'nın ayrımcılık maddesine eklenmesini istedikleri ifadeler arasında "cinsel yönelim ayrımcılığı" da vardı. Bunu takiben, Ankara Cumhuriyet Başsavcısının da altını çizdiği gibi "cinsel yönelim ayrımcılığı" TCK sürecinde tartışılmış ve başlangıçta "ayrımcılık" ana maddesine eklenmişti. "Cinsiyet" ile "cinsel yönelim" farklı durumlar olduğu halde Adalet Bakanı Cemil Çiçek, benzer şeyler ifade ettiğini öne sürüp "cinsel yönelim" ibaresinin "ayrımcılık" ana maddesinden çıkarılmasını istemişti.

Daha önce Ankara Valiliğinin Kaos GL Derneği'ne yönelik aynı gerekçesine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Dernekler Kanunu'nu, AB siyasi kriterlerini, Katılım Ortaklığı Belgesini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve taraf olunan uluslararası insan hakları sözleşmelerini dikkate alarak hazırladığı ret kararını hatırlatmak isteriz: "Yasa, devletin derneklere karşı baskıcı değil, kollayıcı tavrını göstermesi usulüne göre yapılandırılmıştır. "Lezbiyen" ve "gey" kelimeleri günlük hayatta ve bilimsel araştırmalarda rahatlıkla kullanılmaktadır. Bu kavramlar, toplumlara göre değişir.

Yeni TCK'nın yapılandırılmasında 'cinsel yönelim ayrımcılığının' tartışıldığı bir dönemde, eşcinsel olmak ahlaksız olmak anlamına gelmez. Aslolan tüm ahlak bilimleriyle uğraşanların ortak birleştikleri nokta olan insan iradesinin hür olması gerektiğidir" Söz konusu kararda, derneğin adında ve amaç bölümünde "ahlak dışı olarak tanımlanabilecek bir husus bulunmadığı" ifade edilmiş ve uluslararası sözleşmeler de dikkate alınarak derneğin kapatılması talebiyle kamu davası açılmasına gerek olmadığı kaydedilmişti.

Lambdaistanbul LGBTT Derneği de 14 yıldır Kaos GL Derneği ile aynı amaçlar için açıktan ve yasalar çerçevesinde çalışan ve aynı amaçlar için dernekleşen bir organizasyondur. Tüzüğündeki eylemlilikleri dernekleşmeden önce de örgütlü bir şekilde açıktan gerçekleştiren Lambdaistanbul, ulusal ve uluslararası herhangi bir yasayı çiğnemeden bugüne kadar gelmiştir ve bundan sonra da var oluşuna aynı çizgisinde devam edecektir. Kamu görevlileri ve politikacıların eşcinsellerin insan hakları savunucularını, sivil toplum örgütü temsilcilerini hedef alan yaklaşım ve uygulamaları, eşcinsel ve transeksüel bireylerin açılmalarını engellerken örgütlenmeyi de geciktirmektedir. Travesti ve Transeksüel Yurttaşlar ve Yaşadıkları İnsan Hakları İhlalleri Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüeller emniyet güçlerine mağdur olarak başvurduklarında, cinsel yönelimleri nedeniyle hemen zanlı konuma düşebilmekte ve süreç eşcinsel ve transeksüel bireyin aleyhine işlemektedir. Eğitim, barınma, sağlık, sosyal güvenlik, çalışma hakkı gibi en temel haklarından yoksun bırakılan travesti ve transeksüeller, tek seçenek olarak fuhuşa sürüklenmektedir.

Travesti ve transeksüel bireylere yönelik ihlalleri genellikle kolluk kuvvetleri işlediğinden, bu bireylerin adil yargılanma hakları sürekli olarak ellerinden alınmaktadır. Şikayetçi olmak için karakola gittiklerinde şikayetleri kabul edilmemekte, kötü muameleye ve işkenceye maruz kalmaktadırlar. Fuhuş yapmak Türk Ceza Kanuna göre suç olmamasına rağmen, fuhuş yaptıkları iddiasıyla travesti ve transeksüeller gözaltına alınmakta, izinsiz ve gerekçesiz olarak evlerine baskınlar düzenlenmekte, zorla işgal edilen kendi özel alanlarında kötü muamele ve işkenceye maruz kalmaktadırlar. Travesti ve transeksüellerin yaşadıkları evler, bağlı bulundukları mülki idarelere bağlı fuhuş komisyonları tarafından keyfi olarak mühürlenmekteyken, bu "mühürlenme kararlarına" itiraz edildiğinde kararlar bozulabilmektedir. Kararın bozulması ve mühürlerin kaldırılması bir hafta ile 3 hafta arasında değiştiğinden, bu sürede travesti ve transeksüel bireyler sokakta yaşamak zorunda bırakılmaktadır. Ev baskınları, keyfi gözaltılar medyayla topluma ifşa edilerek, travesti ve transeksüel bireylere yönelik önyargılar beslenmekte, nefret suçlarının zemini hazırlanmaktadır. Son süreçte özellikle Kabahatler Kanunu bahane edilerek, hukuksuz bir şekilde, travesti ve transeksüeller bireylere 117 YTL para cezası kesilmektedir.

Bu yöntem, Pembe Hayat LGBTT Derneği üyesi travesti, transeksüel, heteroseksüel seks işçilerine yönelik bir yıldırma politikası olarak uygulanmaktadır. Travesti ve transeksüel yurttaşların eğitim, barınma, sağlık ve çalışma haklarının olmadığı mevcut koşullarda, bu haklarından faydalanabilmeleri için politika ve hizmetleri geliştirmek yerine, travesti ve transeksüeller bireylere ödeyemeyecekleri para cezaları kesilmesi, onları yeniden fuhuşa sürüklemektedir.

Tüm bunlar açıkça "yok etme" politikasının araçlarıdır. Bu insan hakları ihlalleri, ayrımcılık ve şiddet olayları karşısında sessiz kalan TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'nun, Türkiye'de LGBT bireylerin sorunlarına ilişkin incelemeler yapmasını talep ediyoruz.

LGBTT Bireylerin İnsan Haklarını İzleme Komisyonu
Kaos GL Derneği
Kaos GL İzmir
Lambdaistanbul
LGBTT Derneği
MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu
Pembe Hayat LGBTT Derneği




Baş tarafına dönmek için tıklayınız

 

Diğer duyurular için tıklayın




SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla