




İnsan Hakları Gündemi
Derneği:
Demokrasilerde Hak Ve Özgürlükler
Keyfiyete Bırakılamaz! (Devamı)

4- Daha önce ancak bir suç soruşturması kapsamında
ve belli sınırlamalarla alınan parmak izi ve fotoğrafların, artık
suç soruşturmasına gerek kalmaksızın her pasaport, silah ruhsatı,
vatandaşlık başvurusu gibi işlemlerde bile alınması ve kişinin ölümünden
sonra dahi on yıl süreyle saklanması yetkisi getirilmektedir. Kısacası
neredeyse karakola işi düşen herkesin parmak izi alınacak, fotoğrafı
çekilecek. Bu düzenleme darbe ve sıkıyönetim dönemlerini anımsatan
bir uygulamadır. Kişiler öldükten sonra bile on yıl süre ile fişlenmeye
devam edilmektedir. Parmak izlerinin hâkim denetimi olmaksızın alınması,
saklanması ve kullanılması, telafisi güç zararlar doğurma riskini
taşımaktadır. Böylece, teröre karşı güvenlik sağlama adına, kişi
haklarına ilişkin güvenceler feda edilmektedir.

Kısacası yeni düzenleme ile;
*Herkes her yerde hâkim kararı olmaksızın keyfi biçimde dinlenebilecek
ve izlenebilecektir
*Tüm kolluk kuvvetleri, kişisel bilgilere keyfi bir şekilde ulaşabilecektir
*Hâkim kararı olmaksızın keyfi olarak üst, araç ve konut aranabilecektir
*Kolluk kuvvetleri dilediğince güç kullanabilecek, gaz, köpek vb.
araçların kullanımındaki uluslararası standartlar önemsenmeyecektir
*Silah kullanma yetkisi genişletilerek yaşama hakkı ihlallerinin
önü açılacaktır. Bu durum aynı zamanda keyfi ve hukuk dışı infazların
yaygınlaşması gibi büyük bir tehlikeye yol açacaktır.
*Herkesin parmak izi, fotoğrafı alınabilecek, herkes fişlenecektir.

|
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi Kararı (AİHM):
Hüseyin Esen v. Türkiye; 49048/99; 08.08.2006 Para
35-49: Polis gözetiminden hemen sonra başvuru sahibinin kötü
muamele gördüğü ve 7 günlük tıbbi rapor aldığı mahkeme tarafından
belirlendi. İstanbul Yargı Mahkemesi ceza kanununun 243.maddesine
göre başvuru sahibine karşı gerçekleştirilen davranışların
işkenceye girdiğini tespit etti.
Bu şartlar altında mahkeme bütün olarak muamelenin başvuran
üzerinde şiddete yol açtığını göz önünde bulundurarak muamelenin
sürekliliğinin ve amacının özellikle ciddi ve dayanılmaz olduğunu,
aşırı acı ve ızdıraba yol açtığını kabul etmiştir.
Bu nedenle bunlar işkence olarak nitelendirilmelidir.
Aynı şekilde mahkeme başvurana işkence yapılarak madde 3'ün
ihlal edildiğini bildirmiştir.
|
Türkiye'deki
kolluk kuvvetlerinin uygulamaları düşünüldüğünde getirilen geniş
yetkilerin olası sonuçlarını kestirmek hiç de zor değildir. AİHM
2006 raporuna göre Türkiye görülen davalar bakımından, toplam 334
davayla Avrupa'da birinci sırada yer almaktadır. Tüm ülkede büyük
bir gözaltı yaşatılmaya çalışılmaktadır. Şurası unutulmamalıdır
ki, bir ülkedeki siyasi sistemin meşruiyeti demokrasi ve insan haklarına
gösterdiği saygıyla ölçülür. Demokrasi ve insan hakları karşılıklı
bir bağımlılık içerir. Bu yüzden ülkemizi bu türden anti-demokratik
yasalarla yönetmeye kimsenin hakkı yoktur.

İnsan Hakları Gündemi Derneği olarak, insan haklarını güvenliğe
kurban eden bu tür yasa ve uygulamaları protesto ediyor ve kanunun
derhal yürürlükten kaldırılmasını talep ediyoruz.

Saygılarımızla…
İNSAN
HAKLARI GÜNDEMİ DERNEĞİ
Açıklamanın baş tarafına dönmek için tıklayın



2. Yeşil
Yayla Kültür, Sanat Ve Çevre Festivali
Doğu Karadeniz'de kültürel ve ekolojik değerlere duyarlı Yeşil Yayla
Kültür, Sanat ve Çevre Festivali'nin ikincisi 5-11 Temmuz 2007 tarihlerinde,
yine alternatif etkinliklerle Pazar, Hemşin, Çamlihemşin, Ardeşen
ve Fındıklı'da gercekleştirilecek. Ayrıntılı festival programı ve
haberler için www.yaylafest.org
adresini takip edebilirsiniz.
1. Yesil Yayla Festivali'nden görüntüler Youtube'da...
Programda neler mi var?
Konserler: Kardeş Türküler, Birol Topaloğlu, Dalepe Nena, Gola Gençlik
Grubu
Doğu Karadeniz'de Kırsal Mimari Fotograf Sergisi - Ali Konyalı
Doğu Karadeniz Geleneksel Mimari Ev Gezisi
Karikatür Sergisi, Karadeniz Babanızın Çöplüğü Değildir
Fındıklı Aslandere Horon Ekibi Gösterisi
Film Gösterimleri
Sözlü Tarih Atelyesi
Organik Tarım Paneli
Viya - Vücut Sörfü
Rafting
3 Günlük Yayla Kampı
Ayrıca Festival Boyunca Her gün: Çadır Etkinlikleri, Çocuklara Yönelik
Resim Atölyesi, Geleneksel El Sanatları, Yöresel Yemekler, Müzik,
Horon
Gola Kültür Sanat ve Ekoloji Derneği Festival Komitesi
0546 511 97 23
yaylafest@yahoo.com info@yaylafest.org
www.yaylafest.org www.golader.org



İnsan
Hakları Derneği:
Sığınma Hakkı Temel İnsan Hakkıdır
Bugün
dünyanın farklı noktalarında 40 milyon insan şiddet ve zulümden
kaçtıkları için yerlerini, yurtlarını terk edip başka bir yerde
yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Birleşmiş Milletler Mülteciler
Yüksek Komiserliği'nin istatistikleri, 1995 yılından bu yana azalma
eğilimi gösteren mülteci sayısının, 2006 yılına oranla 2007 yılında
%14 arttığını gösteriyor. Türkiye bir yandan doğu-güneyden batı-kuzeye
göç etmeye çalışan insanlar için bir geçiş ülkesi diğer yandan ise
özellikle doğu Avrupa kökenli bir göç hareketinde ulaşılmak istenen
ülke konumunda. 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne dair
sözleşme'yi coğrafi çekince ile imzalayan ülkemizde halen bir mülteci
yasası bulunmamaktadır.

Bu durum hem Türkiye'yi bir geçiş ülkesi olarak kullanan hem de
Türkiye'ye sığınmak isteyen mülteciler açısından önemli sorunlar
doğurmaktadır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde temel insan
hakkı olarak tanınan sığınma hakkı günümüz dünyasında devletler
tarafından en çok ihlal edilen ve giderek yok sayılan insan hakkı
durumundadır.

Bir yandan devletlerin sığınmacıların temel haklarını yok sayan
bu yaklaşımı giderek güçlenirken diğer yandan bütün dünyada toplumlar
içinde hızla yayılmakta olan "öteki" düşmanlığı sığınmacıların temel
haklarının ihlali sonucunu doğurmaktadır.
Ve kadın mülteciler; BMMYK rakamlarına göre dünya mülteci nüfusunun
%50.8'ni oluşturan; süregelen şiddet, savaş ve yoksulluk karşısında
da en zor durumda kalan kadın mülteciler.

Göç yolunda sadece kendilerinin değil aynı zamanda 18 yaş altında
bulunan çocuklarının tüm sorumluklarını çoğunlukla üstlenmek durumunda
kalan kadın mültecilerin yaşadığı sorunlar, kadın ve çocuk mülteciler
için ek koruma önlemlerinin geliştirilmesi gerekliliğini bütün devletlerin
ve insanlığın önüne bir görev olarak koymaktadır. İnsan hakları
savunucuları olarak; Sığınma hakkının, kişinin bedensel ve zihinsel
bütünlüğüyle ilgili temel bir hak olduğu; temel haklar sisteminin
bütünlüğü içinde değerlendirilmesi gerektiği, uluslararası koruma
ve devletlerin koruma rejimlerinin,

insan haklarının dünyanın her yerinde, her koşulda bütün kişiler
için korunması anlayışına dayanması gerektiğini bir kez daha dünyanın
bütün devletlerine hatırlatırız.

Türkiye evrensel insan hakları normlarına uygun, hazırlık sürecine
sivil toplum örgütlerinin katılımını temel alan bir yaklaşımla hazırlıklarına
başladığı İltica Yasasını vakit geçirmeden çıkarmalıdır. Yine hazırlıklarına
başlanılan Kabul Merkezlerinin insan hakları standartlarına uygunluğunun
sivil denetime açılması gerektiğinin altını bir kez daha çizerek
Türkiye'nin "İşkenceye Karşı BM Sözleşmesine ek Seçmeli Protokolü'nün
TBMM tarafından onaylanması sürecinin hızlandırılması gerektiğini
hatırlatmak isteriz.

İNSAN
HAKLARI DERNEĞİ



|