




Türkiye Barışını Arıyor
Konferansı Çağrıcıları:
Barışa, Sadece Biraz Barışa Muhtacız
Hayatlarımızı Her Gün Yenilerini
İcad Ettiğimiz Korkularla Karartmanıza İzin Vermemek için,
Geleceğimizi Kendi Siyasal İradelerimizle, Sağduyulu ve Soğukkanlı
Bir Sabırla Kurabilmek için,
Tam da Şimdi Birbirimizin Yüzüne Bakıp Yeniden Başlamak için,
Barışa, Sadece Biraz Barışa İhtiyacımız Olduğunu Haykırıyoruz…

Son günlerde diye başlayan yazılar yazmaktan
ve bu yazıların ilk cümlelerinin hep kana bulanan geçmişimiz ve
daha çok kan, ölüm, gözyaşı ve utançla örülmeye kalkışılan geleceğimize
dair korkularımızdan söz etmesinden çektiğimiz acı artık dayanılmaz
hale geldi. Bizler, susturulmaktan, söylediklerimiz ve yazdıklarımız
için dışlanmaya çalışılmaktan, hainler ve düşmanlar olarak işaret
edilmekten, yalnızlıktan.. korkmuyoruz; bunu da buna direnmeyi de
biliriz. Biz artık, barışa olan inancımızı ve umudumuzu yitirmekten,
kendi sesimize inanmaz hale gelmekten ve bu ölüm oyununun seyircileri
olmaya itilmekten, bu suç ortaklığı ve utançla yaşamaya zorlanmaktan
korkuyoruz.

Eli silah tutan sözümüze kulak vermiyor, onyıllardır, onbinlercemiz,
ölerek ve öldürerek birbirimizin yüzüne bakamaz hale geldik.. belki
de bu nedenle, sadece birbirimizin yüzüne bakabilsek, bir tek sözcüğe
bile gerek kalmadan her şeyin çözülmeye başlayabileceği, hepimizin
"ne mutlu ki bu ülkede yaşıyoruz" diyebileceğimiz, başlamak için
bir yer bulabileceğimiz mümkün olduğu için bizi birbirimizden bu
kadar uzak tutabilmek için gereken her şey yapılıyor. Bu oyun ölmemiz
ve öldürmemiz üzerinden oynanıyor.

Ölümler, ölülerimiz, analarımız, babalarımız, sevgililerimiz, eşlerimiz
acı çekerken ne kadar da birbirlerine benziyorlar; yüreklerimiz
yanarken, Kürt ya da Türk olduklarını bilmiyorlar. Anaların sessiz
çığlığına kulak verelim. Analarımız, bıraksalar birbirlerinin oğullarını
kızlarını ölmekten ve öldürmekten kurtarabilirlerdi. Kocaman, takım
elbiseli adamların, üniformalı herkesin yapamadığını yapabilirler,
oğullarının kızlarının dağlara, marşlar söyleyerek birbirlerini
öldürmek için değil, sevda türküleri söylemek için çıkmasını becerebilirlerdi.

Bu ülkenin geleceğini öfkeye, nefrete, korkulara terketmek istemiyoruz.
Ölerek ve öldürerek kuracağımız bir geleceğin getireceğini huzur
ve güvenliği istemiyoruz. Birbirimizin yüzüne bakıp korkmadan sorularımızı
sormak istiyoruz. Hangi küresel, bölgesel yada sınıfsal çıkarlarınız
için siyasi iradelerimize el koymaya kalktığınızı, bizi çirkin bir
ölüm oyununun figuranları haline getirmeye çalıştığınızı bilmek
istiyoruz.

Şiddetsiz bir yaşam için daha kaç can vermemiz gerektiğini bilmek
istiyoruz. Barış için bir yol bulmaya mecbur olduğumuzu haykırmak
istiyoruz. Toplumsal huzurun, kardeşliğin ve barışın yolunun ne
yeni güvenlik bölgelerin inşasında ne olağanüstü hali anımsatan
uygulamalar, ne de mayınların üzerine basıp hayatların, umutların
delik deşik etmesinden ve nede kitlelerin milliyetçi reflekslerinin
öne çıkarılmasından geçmediğini biliyoruz.

Barışın mümkün olduğunu,bunu becerebilmek için yeterli aklımız,kalbimiz
ve inancımızın olduğunu düşünüyoruz.

Hayatlarımızı her gün yenilerini icad ettiğiniz korkularla kararmanıza
izin vermemek için geleceğimizi kendi siyasal irademizle, sağduyulu
ve soğukkanlı bir sabırla kurabilmek için tamda şimdi bir birimizin
yüzüne bakıp yeniden başlamak için barışa sadece biraz barışa ihtiyacımız
olduğunu belirtmek istiyoruz.

Bunun için, başlattığımız imza kampanyasına katılınarak her şeye
karşın umudumuzu çoğaltacağımıza inanıyoruz.

Türkiye Barışını Arıyor Konferansı Çağrıcıları

Bildiriyi imzalamak için www.barisinisiyatifi.org/imza.php
adresine giriniz. Elektronik ortam dışında topladığınız imzaları
her akşam turkiyebarisiniariyor@googlegroups.com
adresine gönderiniz.



Mazlumder:
Yasaklar Ve Yasakçılar Korkuluktan
İbarettir

Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformu İzmit Sabri Yalım Parkı İnsan
Hakları Anıtı önünde saat 12: 30 da 113. haftasına giren "Başörtüsüne
Özgürlük" eylemini gerçekleştirdi. Eylemde platform adına basın
açıklamasını MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkan Yardımcısı Nigar Gümrükçüoğlu
yaparken, eylemciler yasakları ve yasakçıları korkuluk şeklinde
figürleştirdiler. Sık sık "Direniş" "Adalet", "Özgürlük" sloganlarının
atıldığı eylem yapılan açıklamanın ardından sona erdi. Açıklama
özetle şöyle:

Geçmişten bugüne egemen anlayışın dışındaki fikir ve yaklaşımlar
baskı ve dayatmayla kontrol altında tutulmaya çalışılmış ve yine
kendi anlayışları gereğince "gerici", "irticası" vs. gibi yaftalar
üretmişlerdir. Başından beri inanç, din, dil gibi olguların sahiplerini
öteleme psikozu ile içi boşaltılmış kavramların tehlikeye düştüğü
korkusu medya kanalıyla yayılmıştır. Bu oyunlara alet olan medya
da halkın güzü önüne dikilenin bir korkuluktan başka bir şey olmadığını
fark edememiştir. "Demokrasi" ve "insan haklarına" saygılı olmayı
bile beceremeyenler halkın iradesini yok saymış, yaşanır ve var
olunabilir bir ülkeyi faşist zihniyetlerine kurban vermişlerdir...

BYasağı örgütleyerek mevkii korkusu histerisiyle tavır sergileyen
YÖK' ise kişinin fikri, düşüncesinden ziyade eğitim öğretim kurumlarında
dünya görüşüne, inancına açık ve net bir şekilde başörtüsü inancını
ve düşüncesini taşımasına nispetle politika gütmektedir. Yarın yapılacak
olan ÖSS sınavında ise başörtülü kardeşlerimiz yine sınav kapılarında
yasakla yüzleşeceklerdir. YÖK'ün tavrını üzerine vazife gören Uludağ
Üniversitesi Senatosu ve Yönetim Kurulu ise; Abdullah Gül'ün kızı
Kübra Gül'ün başörtülü bir şekilde diplomasını almasına Bilkent
Üniversitesi'nin mezuniyet törenine bir bakanın kızı da olsa başörtülü
katılmasına izin verilmesini şiddetle kınadıklarını, Yükseköğretim
Kurulu'nun konuyla ilgili gerekli işlemi yapacağını umut ettiklerine
dair açıklamada bulunduğu görülüyor. Bilkent Üniversitesi'nin "Nano
teknoloji ile aydınlatma" buluşundan daha fazla bu diploma törenini
önemseyenler haddi olmayan yorumlar yapmaktadırlar. Bu yorumu yapma
cüretini konumunu ve işlevini aşan YÖK'den aldıkları da göz ardı
edilemez. Kübra Gül'ün başörtülü bir şekilde diploma törenine katılması
hakkını onun başörtülü birey olması münasebetiyle değerlendirmekteyiz.
Abdullah Gül'ün ise Cumhurbaşkanı'nın eşinin başörtülü olmasına
dair kendisine yöneltilen sorular karşısında "bir yol bulurduk"
ifadelerine başörtüsünün yolunun ve şeklinin Ahzab ve Nur surelerinde
açık ve net bir şekilde belirtildiğini hatırlatırız.

Başörtüsü Özgürlüğümüzü ekmek gibi, su gibi önemsedik. Aylardır
buradan büyüttüğümüz direniş bir takım Dünya ülkelerinde yer yer
kendisini gösteren başörtüsü zulmüne rehber olacaktır. Bizler bu
uğurda bedel ödemekten kaçınmadık, canımız pahasına da olsa bu davadan
el çekmeyeceğiz. Yasaklar ve yasakçılar korkuluktan gayri bir şey
değildir. Tüm zalimler ve zalimlikler öre dursun ağlarını, yaptığımız
ve yapacağımız her şey aydınlığa çıkmak için, her şey Mutlak Özgürlük
için!
MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkan Yardımcısı
Nigar Gümrükçüoğlu
 



Ulucanlar Cezaevi Halka Açılıyor:
Cezaevinde
Şenlik Var
18-30 Haziran 2007 tarihleri arasında Ulucanlar Merkez Kapalı Cezaevi'nde
gerçekleştirilmesi planlanan atölyeler, forumlar, film ve tiyatro
gösterileri, konferanslar vb. etkinlikler ile ilgili olarak program
aşağıdaki düzenleyici ve destekleyici kuruluşların internet adreslerinden
öğrenilebilir.

18-30 Haziran 2007 süresince saat
10.00-21.00 arası cezaevi halka açıktır. Cezaevi içerisinde açık
cezaevi kafeteryasından her saatte faydalanabilirler. Tüm etkinlikler
ücretsizdir. Atölyeler 18- 30 Haziran 2007 tarihlerinde cezaevi
mekanını kullanarak çalışmalarını yürütecektir.
Atölye 1 : Ulucanlar Cezaevinde yatanların anıları üzerine sözlü
tarih çalışması Suavi Aydın Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü
Öğretim Üyesi, Doç.Dr. Musa Toprak Avukat
Atölye 2: "Ceza ve Mekan" Işık Aksulu
Atölye 3: Drama Atölyesi Çağdaş Drama Derneği - Ankara Barosu Yaratıcı
Drama Derneği

Düzenleyen Kuruluşlar: TMMOB Mimarlar Odası Ankara
Şubesi, Ankara Barosu
Destekleyen kuruluşlar: Mülkiyeliler Birliği, Çevre Mühendisleri
Odası, Adalet Bakanlığı, Çağdaş Drama Derneği, Türkiye Barolar Birliği,
Çankaya Belediyesi, İnsan Hakları Derneği,Türkiye İnsan Hakları
Vakfı, Ankara Tabip Odası, Radyo Özgür, Cumhuriyet Gazetesi.




Kültürlerarası
diyalog için:
"Dans Denizi" İstanbul'da...
Uluslararası kültürel işbirliğini geliştirmek amacıyla Kültürlerarası
Diyalog için Anna Lindh Vakfı tarafından desteklenen "Dans Denizi"
Projesi 12 -22 Haziran 2007 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleştiriliyor.

İlk aşaması Eylül 2006'da Sardinya'da gerçekleştirilen projede;
Türkiye'den, Mısır'dan, İtalya'dan ve Fransa'dan sanatçılar; halka
açık oturumlar ve workshoplarla farklı perspektifleri paylaşarak,
sanatsal çalışmalar ve kültürlerarası destek konularında bilgi alışverişinde
bulunmak üzere bir araya geliyorlar. Projeye dahil olan sanatçılar
ve araştırmacılar, Roman halkı ve İstanbul'da Kuştepe ve Sulukule'de
yaşayan sanatçılar ile birlikte çalışacak.

Projenin tamamı Avro-Akdeniz bölgesindeki sanatçıların, araştırmacıların,
üniversitelerin ve benzeri kurumların işbirliklerinin sonucu ortaya
çıktı. Performansla yarı akademik bir çalışmanın birleştirildigi
projede, İstanbul gibi kozmopolit bir şehirde, uzun yıllardır yaşayan
Romanlar'ın kültürel değerlerine odaklanılacak.

Kültürel bir çalışma olmaktansa İstanbul'daki Romanlara ve onların
değişime uğramış hip hop kültürlerine değinen bölgesel bir araştırma
olan bu proje ile amaç; farklı kültürleri dans, müzik gibi sanat
dallarını kullanarak tanıtmaktır.

dansdenizi@gmail.com

21 Haziran, Perşembe
20:00, PERFORMANS, Atölye çalışmalarının son ürünü programa katılan
sanatçılar ve Roman gençlerin hazırladığı bir gösteri ile izleyicilerle
buluşuyor.
Mekan, Bilgi Üniversitesi, Dolapdere, BS2

22 Haziran, Cuma
11:00, Değerlendirme Toplantısı, "Kültürel Kimlik, Modernizm ve
Çağdaş Sanat"
ATÖLYE ÇALIŞMALARI
A) Roman Gençler ile Atölye çalışmaları;
Katılımcılar/ Ornella D'Agostino, Antonio Carallo, Omar Karim Kamal,
Zeynep Günsür, Şafak Uysal.
Mekan: Bilgi Üniversitesi, Kuştepe
14 / 15 /18 / 19 Haziran

B) Cyril Bernon, Roman gencler ile… Katılımcılar/ Cyril Bernon,
Ornella D'Agostino, Antonio Carallo, Omar Karim Kamal, Zeynep Gunsur,
Şafak Uysal.
14 / 15 / 18 / 19 Haziran.
Saat: 14:00 - 17:00

C) Açık Dans Atölyesi; Dans Denizi Programı sanatçıları ve yerel
dansçıların katılımı ile.
Mekan, Nnaco/ Hareket Atolyesi
14 / 15 /16 / 17 / 18 / 19 / 20 Haziran
10:00 - 12:00




TMMOB:
İstanbul Kent Sempozyumu
13-15
Eylül 2007
İstanbul'un sorunları ve çözüm önerilerinin tartışılacağı İstanbul
Kent Sempozyumu, 13-15 Eylül 2007 tarihlerinde Mimar Sinan Üniversitesi
Güzel Sanatlar Fakültesi Oditoryumu'nda düzenlenecek. TMMOB adına
sekreteryası İstanbul İl Koordinasyon Kurulu tarafından yürütülen
sempozyumla ilgili ayrıntılı bilgi www.istanbulkentsempozyumu.org
adresinden alınabilir.

|