




Açık Toplum Enstitüsü:
Roman asıllı öğrencilere burs
Açık Toplum Enstitüsü (OSI) Roma Education
Fund (REF) bünyesindeki Roma Memorial Üniversitesi Burs Programı
(RMUSP), 2007-2008 öğrenim döneminde de Roman asıllı üniversite
öğrencilerine burs vermeyi sürdürüyor. Yedinci yılına giren programın
ağırlıklı finans kaynağı, 2006-2007 döneminde olduğu gibi yine Açık
Toplum Enstitüsü'dür.

Üniversite düzeyindeki Burs Programı ve başvuru
koşulları ile ilgili bütün bilgiler Türkçe olarak, şu İnternet adresinde
bulunmaktadır: cms.itweb.hu
Başvurular için gerekli dört adet dosyaya ise aşağıdaki İnternet
adresinden ulaşılabilir: ref.rmusp.org
Aranan koşulları sağlayanlar burs için başvurusunu, bağlantı bilgileri
dosyalarda verilmiş olan RMUSP'a doğrudan yapacaktır. Ayrıca
program koşullarına uyan ve burslardan yararlanabileceğini düşündüğünüz
Çingene/ Roman asıllı öğrencilere; bu öğrencilere ulaşabilecek kişi
ve kuruluşlara bu duyuruyu iletmenizi rica ederiz. LÜTFEN NOT EDİNİZ:
BAŞVURU SÜRESİ 15 HAZİRAN'DA DOLMAKTADIR...
www.aciktoplumenstitusu.org.tr



Umut Vakfı:
Silahlı Şiddete Karşı Küresel Hareket
Haftası
Dünyanın her yerinde "Yaşama Hak Tanıyın"

Ülkemizde bireysel silahlanma sonucu meydana gelen ölümler her geçen
gün artıyor, namlu yavaş yavaş hepimize yöneliyor. Emniyet Genel
Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye'nin yaklaşık yüzde otuzunu oluşturan
polis bölgesinde 2005 yılında ateşli silahlarla mala karşı 298.765
ve kişilere karşı 197.996 suç işlenmişti. 2006 yılında mala karşı
işlenen suçlar yüzde 155 artışla 463.834 ve kişilere karşı işlenen
suçlar yüzde 162 artarak 321.676 oldu. Bu suçlar sonucunda, toplam
15.680 kişi öldü, 271.175 kişi de yaralandı.

Suçlarda kullanılan ve ele geçirilen 38.010 adet silahın 5.263'nün
ruhsatlı, geri kalanı ise ruhsatsızdı. Bu sayılar ve oranları 2007
yılı projeksiyonu için kullanırsak, üzülerek, bu yıl sonunda sadece
polis bölgesinde yaklaşık 8.500 yurttaşımızı kaybedeceğimizi ve
238.000 yurttaşımızın da çeşitli suçlara maruz kalarak yaralanacağını
söyleyebiliriz. Yani böyle giderse; 2007 yılında bireysel silahlanma
nedeniyle 8.500 kişi ölecek ve 238.000 kişi ise yaralanacak; toplam
246.500 yurttaşımız daha silahlanma mağduru olacak...

Bu sayıları sadece soğuk rakamlar olarak düşünmemek gerek. Her biri
bir canlı, belki de komşunuz, akrabanız, iş arkadaşınız, her sabah
gördüğünüz simitçiniz… En az hepimiz kadar yaşama hakkına, kendini
geliştirme hakkına sahip bireyler, yurttaşlarımız.

Her yıl bu hafta (11 Haziran) Silahlı Şiddete Karşı Küresel Hareket
Haftası (Global Week of Action)'dır... Ülkemizde bireysel silahlanma
büyük bir sorun olarak halen devam ediyor. Peki yalnızca ülkemizde
mi böyle? Hayır... Yerel düşünüp, çözümler bulmaya çalışırken, dünyanın
bizim dışımızdaki kısmını unutmamamız gerek... Tüm dünyada benzer
şekilde artış gösteren ateşli silahlarla işlenen suçlar sonucu meydana
gelen ölüm ve yaralanmaları engelleyebilmek için küresel önlemlerin
alınma zamanı geldi de geçiyor.

Silahlanmanın yol açtığı şiddet olaylarını engellemek amacı ile
Birleşmiş Milletler, "Uluslararası Silah Ticareti Anlaşması"nın
genel ilkelerini açıklayarak, üye devletlerden görüş bildirmelerini
istedi. Türkiye'nin olumlu görüşünü bildirmiş olduğu anlaşmanın
üzerine inşa edileceği genel ilkeler şu şekilde:

İlke 1: Devletlerin sorumlulukları
Silah ve mühimmatın bütün uluslararası transferleri devletlerin
iznine tabi olmalıdır ve devletlerin, transferin herhangi bir bölümünde(
ithalat, ihracat, transit, aktarma, tahvilat) yargılama yetkisi
olmalıdır. Transferler uluslararası hukukun getirdiği yükümlülükleri
yansıtan ulusal yasalar ve prosedürlerle uyumlu olarak gerçekleştirilmelidir.
Her transfere izin, aşağıdaki prensiplerle uyuşuyorsa, o işle görevlendirilmiş
devlet görevlileri tarafından sadece yazılı olarak verilmelidir,
eğer yasal olan alıcıdan başka bir alıcıya satılacaksa ya da prensiplere
aykırı olarak tekrar ihraç edilecekse izin verilmemelidir.

İlke 2: Kısıtlamalar
Devletler uluslararası kanunun getirdiği yükümlülüklerini ihlal
eden uluslararası silah yada mühimmat transferlerine izin veremezler.
Bu yükümlükler aşağıdakiler kapsar:

A. Birleşmiş Milletler Antlaşması altındaki yükümlülükler
a. Güvenlik Konseyinin bağlayıcı kararlar, silah ambargoları uygulamak
gibi
b. Güç kullanımının yada tehdidinin hakkındaki yasak
c. Başka bir devletin iç işlerine karışma hakkındaki yasak

B. Devletleri bağlayan herhangi başka antlaşma veya karar
a. Devletlerin taraf olduğu uluslararası, çok taraflı, bölgesel,
ya da alt-bölgesel organizasyonlar tarafından kabul edilen ambargolar
gibi bağlayıcı kararlar
b. Devletlerin taraf olduğu belirli antlaşmalar tarafından yasaklanan
silah transferleri, 1980 BM'nin çok zararlı konvansiyonel silahların
yasaklanması ve kısıtlanması ile ilgili konvansiyonu, ve 1997 Anti-Personel
Mayınlarının Yasaklanması Konvansiyonu gibi

C. Evrensel olarak kabul edilen uluslararası insancıl hukuk prensipleri
gibi
a. Gereksiz yaralanma ve acıya sebep olan silahlar hakkındaki yasak
b. Askerlerle sivilleri ayırt edemeyen silahlar ve mühimmat hakkındaki
yasak

İlke 3: Kullanım veya olası kullanımla ilgili kısıtlamalar
Devletler uluslararası hukuk kurallarını ihlal etmede kullanılma
riski olan yerlere(aşağıdaki durumlarda) uluslararası silah ve mühimmat
transferine izin veremezler.
A. BM Antlaşmasının ve örf ve adet kanunlarının güç kullanımıyla
ilgili boşlukları
B. Uluslararası insan hakları kanununun büyük ihlalleri
C. Uluslararası insancıl hukuk kanunlarının ciddi ihlalleri
D. Katliamlar ve insanlık suçları

İlke 4: Dikkate alınması gereken faktörler
Devletlerin transfere izin vermeden önce, alıcının silahların yayılmasını
engellemek ve silahsızlanma ile ilgili taahhütlere ne derece bağlı
kaldığını değerlendirmesi gerekir. Devletler transfere aşağıdaki
olası durumlarda izin veremezler:
A. Terörist saldırıları başlatmakta kullanılacaksa ya da yardımcı
olacaksa
B. Şiddet ya da organize suç için kullanılacaksa ya da onlara yardımcı
olacaksa
C. Bölgesel güvenliği ve istikrarı ters yönde etkileyecekse
D. Sürdürülebilir kalkınmayı ters yönde etkileyecekse
E. Ahlaksız uygulamalar içeriyorsa
F. Transferleri yapan devletlerin taraf olduğu uluslararası, bölgesel
ya da alt-bölgesel taahhütlerin, alınan kararların yada silahların
yaygınlaştırılmasını önlemek, silah kontrolü, silahsızlanma ile
ilgili antlaşmaların maddeleri ihlal ediliyorsa

İlke 5: Şeffaflık
Devletler her sene yaptıkları bütün uluslararası silah ve mühimmat
transferlerinin ayrıntılı raporlarını uluslararası tescile sunmalı
ve bu kurum senelik kapsamlı uluslararası bir rapor yayınlamalıdır.
Bu raporlar bütün konvansiyonel silahların ve küçük ve hafif silahları
içine alan mühimmatın transferlerini kapsamalıdır.

İlke 6: Standartlar
Devletler aşağıdakileri kontrol etmek için ortak standartlar oluşturmalılardır.
A. Silah ve mühimmatların bütün ithalat ve ihracatı
B. Silah ve mühimmat tahvilatı
C. Silah ve mühimmat üretim kapasitesi transferi
D. Silah ve mühimmat transiti ve aktarımı

Devletler uygulamayı izlemek için işleyen sistemler kurmalı ve bu
prensiplerin tam olarak uygulanmasını güçlendirmek için ilgili prosedürleri
belli aralıklarla gözden geçirmelidir.
 



İnsan Hakları Derneği:
Bakırköy'deki
Patlama,
Kaygılarımızı Bir Kez Daha Artırmıştır
İstanbul Bakırköy'de sivillerin yoğun olduğu Ebuzziya Caddesi üzerinde
bulunan bir bankın altına yerleştirilen ses bombasının patlaması,
15 insanımızın yaralanmasına ve çevrede maddi hasar meydana gelmesine
neden olmuştur.

Bu patlama, son günlerde sıklıkla yaşadığımız korku
duygusunu yeniden yaşamamıza neden olmuştur.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi olarak; her
kimin tarafından ne amaçla yapılırsa yapılsın sivillere yönelik
şiddet içeren her türlü eylemi kınadığımızı bir kez daha ifade ediyoruz.

Şiddet; sorunların çözümüne
değil, toplumsal korkuların büyümesine, çözümsüzlüğe, halklar arasında
düşmanlığın gelişmesine neden olur. Bölgede yeniden tırmanışa geçen
çatışmalar sonucu insanlarımızın yaşamını yitirmesine ve yaralanmasına
neden olan sorunların, demokratik ve siyasi yollarla çözümünde herkesin
sorumluluğu bulunmaktadır. Herkesi şiddete karşı, demokratik çözüm
konusunda çaba göstermeye çağırıyoruz.

Şiddete Hayır!

İnsan Hakları
Derneği




Doğa
Severler :
Ekolojik Temelli Doğa Eğitimi
Trakya Üniversitesi tarafından yürütülen TÜBİTAK destekli Ekolojik
Temelli Doğa Eğitimi Trakya'da Istranca Dağları (Longoz Ormanları)
ve Meriç Deltası (Gala Gölü Milli Parkı)'nda 04-16 Temmuz 2007 tarihleri
arasında yapılacaktır. Doğa ile ilgilenenlerin katılabileceği bu
doğa eğitimi ile ilgili bilgiler ve başvuru formlarına şu adresten
ulaşılabilir: www.trakya.edu.tr

Eğitime katılacakların tüm giderleri projeden karşılanacaktır. Bu
duyuruyu çevrenizdeki ilgili kişilere duyurursanız seviniriz.

Assist. Prof. Dr. Mustafa KAYA
0284 235 61 92 0284 235 28 24/1186 Fax: 0284 235 40 10

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin GÜHER
(Proje Yürütücüsü)
Trakya Üniv. Fen Ed. Fak. Biyoloji Bölümü Edirne
Tel: 0284 2354956 Cep: 0532 4030306




EUROSOLAR Türkiye:
9. Eurosolar Türkiye Rüzgar Enerjisi
Çalışma Grubu Toplantısı
18
Haziran 2007 PAZARTESİ
08:30- 18:00
Armada Hotel Ahırkapı Str. No:24, 34122 Sultanahmet, Istanbul /
Türkiye + 90 212 455 44 55, info@armadahotel.com.tr

Türkiye'de Rüzgar Çiftliklerinin Kurulmasının Önündeki Engeller
Ve Bu Engellerin Kaldırılmasının Ülke Ekonomisine Katkıları
Haziran 2007 Sevgili Rüzgar Enerjisi Dostları, Türkiye fosil
yakıtlara olan bağımlılığını sürdürmektedir. Yeni Nükleer ve Termik
santrallardan üretilecek elektrik için destek yasası TBMM'de onaylanmıştır.
Nükleer santrallar pahalı, tehlikeli, denetimi zor ve atıkları depolanamadığı
için başta ABD olmak üzere, terk edilmektedir.

Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda endüstrileşmiş ülkeler
ve AB ülkeleri termik santrallerinin yenilerini kurmamaktadır. Almanya
kWh başına 45.7 avrosent ödeyerek tüm vatandaşlarını çatılarını
güneş pilleri ile kaplamaları için teşvik etmektedir. Bizim ülkemizde
aynı etkiyi 20 avrosent ile sağlamak mümkündür. Almanya rüzgar gücü
yeterli olmadığı için rüzgar güç santrallarından üretilen elektriği
teşvik etmek için destek vermek durumundadır.

Ülkemizde ise serbest piyasa koşullarında tüm elverişsiz koşullara
ve engellemelere rağmen şartları en uygun belirli bölgelerde rüzgar
güç santrallarının kurulması ve rüzgar enerjisi ile elektrik üretimi
en ekonomik seçenek olarak görülmektedir. Ancak EPDK 1 Ekim 2007'ye
kadar lisans müracaatlarını durdurmuştur.

Yurt dışından kredi alınarak gerçekleştirilen fosil ve nükleer enerji
santrallarının kurulmasını tüm gücüyle destekleyen yetkililer, rüzgar
güç santrallarının yerli üretimini ve kullanımını kolaylaştıracak
hiçbir adım atmamaktadırlar. Bir yandan sürekli enerji ihtiyacından
söz edilirken Türkiye'nin rüzgar güç potansiyeli değerlendirilmemekte
ve boşa harcanmaktadır.

ETKB yetkilileri yenilenebilir enerji yasasının çıkmasına rağmen
rüzgar yatırımcılarının ilgi göstermediğinden söz etmektedirler.
Avrupa Yenilenebilir Enerjiler Birliği Türkiye Bölümü, Rüzgar Enerjisi
Santralleri Yatırımcıları Derneği ve Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği
bu yasanın amaca uygun hale getirilmesi ve rüzgar güç santrallarının
en etkin biçimde kullanıma sokulması için ülkemizin izleyeceği yolun
belirlenmesi ve yeni kurulacak hükumete önerilmesi için 18 Haziran
2007 tarihinde İstanbul'da bir çalışma grubu toplantısı düzenleme
kararı almıştır.

Türkiye'de rüzgar enerjisinden elektrik üretimi ile ilgilenen tüm
kişi ve kuruluşları bu çalışma grubu toplantısına katılıp kendi
bilgi, beklenti ve taleplerini bizimle paylaşmaya davet ediyoruz.

Halen diğer enerji kaynaklarını kullanmakta olan ve artık geleceğini
ucuz, temiz ve yerli olarak ülkemizde mevcut olan rüzgar enerjisine
teslim etmek isteyen kişi ve kuruluş temsilcilerini de çalışma grubu
toplantısına katılmaya davet ediyoruz.

Saygılarımızla,
EUROSOLAR Türkiye
Doç.Dr. Tanay Sıdkı Uyar

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği
Murat Durak

RESYAD
Salahattin Baysal

EUROSOLAR Türkiye
İçgören Pasaji, Moda Caddesi, No:192/16 Moda, Kadıköy İstanbul Faks:
0216 4142997 Tel: 0532 7744525 tanayuyar@marmara.edu.tr
|