Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 31. 05. 2007





Ankara Çocuk Hakları Platformu
Çocuğa Karşı Şiddete Son!
Kampanya Hazırlık Konferansı

Ankara'da çocuk ve çocuk hakları ile ilgili faaliyetlerde bulunan sekiz Sivil Toplum Kuruluşu'nun bir araya gelmeleriyle oluşan Ankara Çocuk Hakları Platformu*, 2007 yılının Kasım ayında 'Çocuğa karşı Şiddete Son!' Kampanyası düzenlemeye hazırlanıyor. Kampanya, Birleşmiş Milletler Çocuğa Karşı Şiddet Raporu'nda yer alan çözüm önerilerinin uygulanması ve izlenmesi konusunda Türkiye ayağını oluşturmak amacıyla Ankara Çocuk Hakları Platformu tarafından koordine edilecek etkinlikleri kapsıyor. Bu amaçla 2 Haziran 2007 Cumartesi günü saat 9.00'da Ankara Barosu Toplantı Salonu'nda "Çocuğa Karşı Şiddete Son! Kampanya Hazırlık Konferansı" düzenleniyor.

Tarih: 2 Haziran 2007
Saat: 9:00
Ankara Barosu Eğitim Merk., Ihlamur Sok., No.1, Sıhhiye Ankara

* Ankara Çocuk Hakları Platformu:
Ankara Barosu Çocuk Hakları Kurulu, Çocuk İhmal ve İstismarını Önleme Derneği, Gündem Çocuk: Çocuk Haklarını Tanıtma, Yaygınlaştırma, Uygulama ve Uygulamaları İzleme Derneği, Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, Uluslararası Çocuk Merkezi Derneği (ICC), Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi
Bilkent Üniversitesi, 06800 Bilkent, Ankara, Türkiye
Tel: +90 (312) 290 2366 - Faks: +90 (312) 266 6929
icc@icc.org.tr - www.icc.org.tr




Umut Vakfı:
Silah Kampanyaları Yaşama Hakkını İhlal Ediyor


Önce vekiller "düğünlerde silah bulundurabilirsiniz" dedi, şimdi MKEK herkes silahlansın diye kampanya düzenliyor.
Uyarıyoruz: Bu çabalar yaşama hakkını ihlal ediyor!

Gazete ve televizyonlarda bireysel silahlanmayı artıracak akıl almaz bir haberi daha dün büyük bir kaygıyla izledik: "Kredi kartına 10 ay taksitle silah".

Ülkemizde 2,5 milyonu ruhsatlı olmak üzere, namluları bize yönelmiş durumda olan 9 milyon bireysel silah bulunuyor. Buna rağmen milletvekilleri, açık alanlardaki düğün, nişan, kına gecesi ve sünnet törenlerinde silah bulundurmayı "silahı koyacak yer bulamazlar" gerekçesiyle yasaklamazken; MKEK silah edinmeyi teşvik eden bir kampanya başlatıyor.

Her yıl yaklaşık 3000 kişinin bireysel silahlardan çıkan kurşunlarla öldüğü ülkemizde, MKEK'nin düzenlediği bu kampanyadan ve milletvekillerinin açık alanlardaki düğünlerde silah bulundurmaya izin veren tutum ve kararından gelecek adına büyük kaygı duyuyoruz. Silah, gündelik yaşamdaki pratik ve işlevsel bir "tüketim ürünü" değildir; gerçek bir cinayet aracıdır. Kan döker, insan yaşamına mal olur, çift taraflı mağduriyetler yaratır. Ölen mezara, öldüren ise hapse gider. Ateş ise düştüğü yeri yakar!

Ateşli silahın ve bireysel silahlanmanın açtığı bu geri dönüşü imkansız yolların bir an önce kapatılması yaşamsal öneme sahiptir. Bu gerçeğe rağmen, milletvekillerinin ve MKEK gibi kurumların sözkonusu çabaları, toplumdaki suç eğilimini ve korkusunu körükleyen, insanın temel yaşam hakkını tehdit eden ve son derece kaygı uyandıran çabalardır.

Kredi kartı mağduriyetinden, aşırı borçlanmadan veya hacizlerden dolayı silahlı intiharların yaşandığı ülkemizde MKEK'nin kredi kartıyla "taksitli silah satışı" ise son derece ironik bir girişimdir. MKEK, bu öldürücü kampanya ile silah stoklarını eritmeye çalışırken, bu silahların neden olduğu ölüm ve yaralamalardan da sorumlu olacaktır. Ve bu sorumluluk, taşınamayacak kadar büyük bir azaba neden olacaktır.

Bu sorumluluğa ortak olmayacak ve uyarmaya devam edeceğiz: İçişleri Komisyonu Üyeleri'nin aldığı, açık alanlardaki düğünlerde silah bulundurmaya izin veren kararı ile MKEK'nin "taksitli silah satışı" kampanyası, suç ve mağduriyetleri artıracak, sorumsuz ve duyarsız çabalardır.

Umut Vakfı olarak KINIYORUZ!

NAZİRE DEDEMAN
Kurucu Başkan

Bilgi için: Esengül Ayyıldız
(0212) 337 29 92 / vakif@umut.org.tr - www.umut.org.tr




Greenpeace:
Takım Arkadaşları Arıyoruz
- Eğer ISTANBUL'da yaşıyorsanız,
- Part-time bir iş fırsatı ilginizi çekiyorsa,
- Öğrenci ya da yeni mezunsanız,
- Okullar kapanınca ne yapacağınıza henüz karar vermediyseniz,
- Çevre sorunlarının çözümünde katkıda bulunmak istiyorsanız,
- Rahatınıza çok düşkün değilseniz ve çevrenizde olan bitenler sizi fazlasıyla rahatsız etmeye yetiyorsa, Greenpeace'in Türkiye'de uzun yıllardır yürüttüğü bu profesyonel projedeki yerinizi hemen alın.
Bilgi ve başvurular için: A. Bilge Öztürk bozturk@diala.greenpeace.org 0542 461 74 97
NOT: Bu çağrıyı mümkün olduğu kadar çok arkadaşınıza göndererek onların da bu projeyle Greenpeace'de çalışma deneyimi yaşamalarına yardım edebilirsiniz.
Greenpeace hakkında daha fazla bilgi: www.greenpeace.org.tr



Hasankeyf'e Sadakat Treni - İkinci Yolculuk
(29 Ağustos - 2 Eylül)
On iki bin yıllık tarihin simgesi olan Hasankeyf, 50 yıllık ömür biçilen Ilısu barajı nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Yılda en fazla 300 milyon dolarlık bir enerji üretecek olan baraj projesi için Avusturya, Almanya, İsviçre ve Türkiye şirketlerine en az 1,2 milyar Avro ödenecek. Baraj için gerekli olan finansman yine bu ülkeler tarafından garanti altına alındı. Ne var ki, barajın yapılmasına karşı çıkan 45 bin kişinin katıldığı Hasankeyf'e Sadakat kampanyası devam ediyor.

Hasankeyf'in sadece bir kaya yığını olmadığını, bir insan hakkı abidesi olduğunu savunan bir dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce değerlendiriliyor. Ilısu barajının inşaatına başlandı ve inşaat çalışmaları en az 7 yıl sürecek. Yüz binlerce yıldır Hasankeyf'i işleyen ve çevresine yaşam veren Dicle Nehri 7 yıl sonra akmamakla tehdit ediliyor.

Bilinen tarihiyle onlarca medeniyete ev sahipliği yapan Hasankeyf 7 yıl sonra boğulmakla tehdit ediliyor. Hasankeyf'e sadakat yolcuları, demir kararlılığında ve sağlamlığında Hasankeyf'e umut taşımaya devam ediyor.

Hasankeyf'e Sadakat Treni İkinci Yolculuğuna Çıkıyor
29 Eylül 2007 tarihinde Doğa Turizm, Atlas Dergisi ve Doğa Derneği adına Hasankeyf'e sadakat trenini tekrar kaldırıyor. Tren, 29 Eylül akşamı İstanbul Haydarpaşa Garı'ndan ve 30 Eylül sabahı Ankara Garı'ndan destekçilerini alarak yola çıkacak. Gezi, yüzyıllardır Dicle Vadisi'nde yükselen Hasankeyf'in sular altında kalmaması için Atlas Dergisi yayın yönetmeni Özcan Yüksek, Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken ve çok sayıda uzmanın rehberliğinde yapılacak.

Dicle vadisinde yer alan Hasankeyf yolu boyunca Anadolu coğrafyası, bozkırlar, Toros Dağları, iklim değişikliği ve Hasankeyf hakkında bilgiler verilecek. Yaklaşık kırk saat sürecek tren yolculuğunun ardından Hasankeyf'e varılacak. Hasankeyf'te geçirilecek bir gecenin ardından Hasankeyf'e veda edilerek geri dönüş yolculuğuna geçilecek. www.dogaturkiye.com/hasankeyf.php







ÖLÜME KARŞI DURAN FOTOĞRAFLAR!
F tipi cezaevlerine karşı 2000 yılında başlayan ve 122 insanın hayatını kaybetmesine neden olan 'Ölüm Oruçları' süreci Gençer Yurttaş'ın 50 karelik fotoğraf çalışmasıyla Karşı Sanat Çalışmaları Galerisi'nde, ULİSfotoFEST kapsamında izleyiciyle buluşuyor.

Karşı Sanat Çalışmaları Galerisi 4 Haziran-1 Temmuz 2007 tarihleri arasında Gençer Yurttaş'ın 'Ölüm Oruçları' sergisine ev sahipliği yapıyor. Uluslararası İstanbul Fotoğraf Festivali ULİSfotoFEST kapsamında açılan sergi, 2000 yılında Adalet Bakanlığı tarafından yeni inşa edilen, tek ve üç kişilik hücrelerden oluşan F tipi hapishanelere siyasi mahkumların nakledilmek istenmesiyle başlayan ölüm oruçları sürecini, toplumsal belleğe kazandırmak amacıyla 2000-2006 yılları arasında çekilmiş toplam elli fotoğraftan oluşuyor.

Mahkumların F tipi hapishanelerde, psikolojik ve bedensel sağlıklarının yanı sıra can güvenliklerinin de tehlikede olduğu gerekçesiyle, 20 Ekim 2000'de açlık grevi ve ölüm orucu biçiminde başlayan eylem, mahkumların insanca yaşayabilmesi için F tipi hapishane uygulamasının kaldırılmasına yönelikti. Dünyada ve ülkemizde oldukça ses getiren eylemler sırasında, 19 Aralık 2000 tarihinde, 20 hapishanede "Hayata Dönüş" adı verilen eşzamanlı bir operasyon düzenlenmiş, bu operasyonda 28 mahkûm hayatını kaybetmiş, onlarcası ağır şekilde yaralanmıştı.

Ölüm orucunu sürdüren mahkûmlar F tipi cezaevlerindeki hücrelere nakledilirken, sağlıklarını geri dönülmez biçimde yitiren bir grup mahkûm ise tahliye edilmişti. Gençer Yurttaş tarafından altı yıllık süreçte, İstanbul, Küçükarmutlu ve Aksaray'da ölüm orucunun devam ettiği evlerde, Gazi Mahallesi'ndeki cenazelerde ve tutuklu ailelerinin İstanbul'un çeşitli yerlerinde yaptıkları eylemlerde çekilen fotoğraflar, ölüm oruçları sürecini günümüze taşırken, toplumsal belleğimizi bu konuda canlı tutmaya çalışıyor.

Ölüm orucu eylemini ve bu süreçte hayatını kaybeden 122 insanı bir kez daha hatırlamak ve hatırlatmak amacıyla oluşturulan sergi, 1 Temmuz'a kadar izlenebilecek.

İletişim ve detaylı bilgi için:
ULİSfotoFEST Koordinasyon Ofisi Serdar-ı Ekrem sok. No:5
Galata / İstanbul Tel: +90 (212) 243 71 87 +90 (212) 292 19 39 info@ulisphotofest.com Sergi Mekanı: Karşı Sanat Çalışmaları İstiklal Caddesi Elhamra Pasajı No: 258 Kat: 2 34430 Beyoğlu İstanbul Tel: +90 (212) 245 15 08 +90 (212) 245 46 57 Faks: +90 (212) 245 37 00 e-posta: info@karsi.com

alnı kızıl bantlı fotoğraflar

demir parmaklıkları ve gri duvarlarıyla mümkün olduğu kadar mezarları andırsın diye uğraşılmış, küf kokulu havası eskimiş hapishaneler. kimse buralarda canından, aklından, sağlığından, neşesinden olmasın diye oldu bütün bunlar. içlerinde, uzun zamanlar sonra da olsa bir gün kurulacak şölenlerin ümidiyle bedenlerinden vazgeçenler. kendi canına sessizce meydan okumanın yüzü var karşımızda. havai fişekleri çok daha sonra ve hiç beklenmedik bir anda patlayan ve insana en az haz kadar yakışan feda ve onun gündelik sadeliğinin görüntüleri. alnını acıyla kırıştırmış bir objektifin çektiği alnı kızıl bantlı fotoğraflar. insanın içini karıştırıp sorularını unutturuyorlar. birazdan ölecek birini tanımak, sevmek, kokusuna, gövdesi günden güne değişse de tıpatıp aynı kalan gözlerine alışmak. bedenini açlığa ve ateşe, aklını unutuşa teslim etmiş insanlar. oynadıkları ateşse bile yanan kendi elleriydi. acıyla baş başa kalmanın yanında ölümü göze almak nedir ki? bir yandan da zor sorular bir çığ gibi büyüyüp parçalanarak dolaşıyor zihnimizde; ölüm, karşısında fütursuz olanlara mı uzanır önce yoksa bir türlü ulaşamaz mı onlara? ölümden daha fazla hayatı hatırlatan ne var şu ölümlü dünyada? nefeslerini tutmuş, gülüşlerin, çiçeklerin, oyuncakların, arkadaşların, çocukların ve uzaklarda yazılmış satırların tesellisiyle ölmeyi bekleyenler; huzurla kutsanmış yüzleri açık defnedilirken ölümden korkmamayı ilham ettiler. merhameti kovuğundan çıkartamadılar ama başka zamanlarda, başka yerlerde ve başka dillerde de anlatılacak hikâyeleri! sadece kendi oruçlarını değil bizim kazamızı da tuttular. onlar yaşadılar, biz bakmaya bile kalkışmadık. işte bir fırsat daha, bu sefer de gözlerimizi kaçıracak mıyız?
ayşe düzkan



Diğer duyurular için tıklayın



SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla