Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 24. 05. 2007





Irkçılığa DUR De! Girişimi
Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De!

Ji Nîjadperestî û Neteweperestiyê re Bêje Bise!
Say Stop to Racism and Nationalism!
Sag Stopp zum Rassismus und Nationalismus!
Dis stop au racisme et au nationalisme!
Fermiamo il razzismo e il nazionalismo!


Tarihsel deneyimlerden de biliyoruz ki ırkçılık, insanlığın düşmanı bir ideoloji olarak, daima kan dökmekle ilişkili olmuş ve egemen küçük bir azınlığın çıkarları için kullanılmıştır.

Türkiye, son yıllarda giderek tırmanan bir milliyetçi ve ırkçı dalganın içine itiliyor. Irkçılık, giderek sıradanlaşarak ve kurumsal yapılar tarafından meşrulaştırılarak yaşantımızın her alanına sızıyor. Hrant Dink cinayetinin ardından bir kez daha gördük ki, her an harekete geçmeye hazır silahlı çeteler var ve bunlar bazı siyasi partilerden ve devlet bürokrasisinin bazı kesimlerinden destek görüyor. Ancak bu marjinal gruplar küçük bir azınlık. Irkçılığı ve milliyetçiliği onaylamayan büyük çoğunluk ise suskun. Asıl mesele bu sessiz çoğunlukla buluşmak, birlikte harekete geçebilmenin yollarını bulmak. Hrant'ın cenazesi buna güzel bir örnek oluşturuyor.

Başka bir dünyanın mümkün olduğunu küresel düzeyde dile getirdiğimiz günümüzde, insanları 'ırk', 'ulus' ve 'vatan' kavramları üzerinden karşı karşıya getiren zihniyeti mahkum etmemiz gerekiyor. Milliyetçilik, ulusalcılık, yurtseverlik, vatanseverlik gibi ayrı isimlerle ifade edilen şey aslında aynıdır. Hepsinin sonu ırkçılığa ve ayrımcılığa varır. Soldan ya da sağdan milliyetçiliğe yaslanmak her zaman aşırı milliyetçilerin elini güçlendirir.

Oysa hiçbir ulus, hiçbir insan diğerinden üstün değildir. Farklılıklarımıza rağmen birlikte olmak, zenginliktir. Bunu yüksek sesle haykırabilmeli, karşı çıkan herkesi kamu vicdanında mahkum edebilmeliyiz.

Biz, bu amaçla bir araya gelip, 'Irkçılığa DUR de!' fikrine katılan herkesle buluşmak, dayanışmak ve birlikte mücadele etmek üzere yola çıktık. Irkçılığın yasalarca suç sayıldığı, çocuklarımızın her türlü ırkçı fikirden temizlenmiş kitaplarla eğitildiği, kimsenin kültürel, siyasal, dinsel ve cinsel kimliğinden dolayı korku içinde yaşamadığı bir Türkiye ve dünya için mücadele etmek istiyoruz.

'Ben ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşıyım' diyen herkesle bir araya gelerek, kalıcı adımlar atmak istiyoruz.

Sen de Dur De!

Irkçılığa DUR De! Girişimi
www.durde.org





Avrupa Kadın Lobisi:
Uluslararası Homofobi Karşıtı Günü 2007
Homofobiye karşı tavır alın!
Homofobi Avrupa Birliği'nde yasalara aykırıdır ve yine de geyler, lezbiyenler, biseksüeller ve transeksüeller AB'nin bütün ülkelerinde ayrımcılığa maruz kalmaktadırlar. Pek çok Avrupa ülkesinde LGBT'ler, taciz ve şiddet tehlikesi altında olmamak için önlemler almak zorundadırlar. Ayrıca hiçbir Avrupa ülkesinde, bulundukları bölgeyi inceleyip 'güvenli' olduğunu ya da en azından düşmanca olmadığını tespit etmeden, duydukları çekimi ve aşkı açıkça gösterememektedirler.

Avrupa'daki bazı siyasi ve dini liderler tarafından dile getirilen düşmanlık ve nefret, çeşitliliğe, demokrasiye ve insan haklarına saygılı açık bir toplum savunusuyla bağdaştırılamaz ve kabul edilemez. Bu demeçler, okullarda, işyerlerinde ve politikada devam eden ve artan ayrımcılığı meşrulaştırmaktadır. Bunlar, LGBT'lere karşı nefret suçlarını ve şiddeti beslemektedir.

Homofobik siyasi ve dini liderler, cinsiyet rollerine seksist ve gelenekselci bakış açısını teşvik etmektedirler ve kadınların (kendi bedenleri ve kendi cinsellikleri üzerinde özgürce karar verme, yasal kürtaja ve aile planlamasına erişim, farklı cinsiyet kimliklerini ve farklı cinsellikleri kabul eden cinsel eğitime erişim gibi) temel haklarından bazılarını reddeden aynı kişilerdir.

Avrupa Kadın Lobisi (EWL) Avrupa'da homofobi üzerine 26 Nisan 2007'de kabul edilen Avrupa Parlamentosu kararını desteklemekte ve AB kurumlarının bütün katmanlarına sürekli eylem ve kararlılık için çağrı yapmaktadır. Homofobi ve seksizmden kurtulmak, yalnızca tepkisel ve korumacı önlemler ile ilgili bir mesele değildir. Bugün, inisiyatifi ele almaya kesinlikle ihtiyaç vardır. Dolayısıyla Avrupa Kadın Lobisi, Avrupa'daki tüm siyasi liderleri:

* Özellikle siyasi karar alma mekanizmalarında bulunan emsalleri tarafından dile getirildiğinde, homofobiye karşı planlı bir kampanya başlatmaya,
* Onur yürüyüşleri ve pro-choice gösterilerin düzenlenmesini desteklemeye,
* Okullarda ve işyerlerinde homofobiye karşı ve cinsel hakları destekleyen kampanya girişimlerini geliştirmeye,
* LGBT'lere evlenme ve evlat edinme haklarını veren yasaları tüm Üye Devletler düzeyinde desteklemeye,
* LGBT'lerin haklarını tüm AB dış politikalarında savunmaya çağırmaktadır.

Saygılarımla,

Kirsti Kolthoff
Avrupa Kadın Lobisi Başkanı
(Kaynak: KAOS GL)




Uluslar Arası Af Örgütü:
Acil Eylem Çağrısı

Irak - Yakın tarihte infaz endişesi/ölüm cezası:
Samar Sa'ad 'Abdullah (k), 25 yaşlarında; Wassan Talib (k), 31 yaşında; Zeynab Fadhil (k), 25 yaşında; Liqa' Qamar (k), 25 yaşında. Temyiz Mahkemesinin 26 Şubat'ta Samar Sa'ad Abdullah ve Wassan Talib'in ölüm cezalarını onayladığı öğrenildi. Bu iki kadın her ân infaz edilme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ölüm cezalarını onaylama veya hafifletme yetkisine sahip olan Cumhurbaşkanı henüz onların davaları için bir karara varmadı. Temyiz Mahkemesi Zeynab Fadhil'i cinayetten suçlu bulmayarak ölüm cezasını hafifletmiştir. Ancak yetkilileri bilgilendirmediği ve Irak güvenlik güçlerine mensup kişilerin öldürülmesine ilişkin bilgileri sakladığı gerekçesiyle beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Liqa' Qamar'ın davası hakkında ise herhangi yeni bir bilgi bulunmamaktadır. Samar Sa'ad 'Abdullah'ın, Irak'taki Merkezî Ceza Mahkemesince değil ancak al-Karkh Bağdat Ceza Mahkemesince 15 Ağustos 2005 tarihinde ölüm cezasına çarptırıldığı ve cezasının daha önceden rapor edildiği gibi temyize götürülmediği öğrenilmiştir.

Samar Sa'ad 'Abdullah, amcası, amcasının karısı ve onların çocuklarının (üçü değil) birinin öldürülmesinden suçlu bulunmuştu. Belirtilenlere göre Samar Sa'ad Abdullah, amcasını soymak amacıyla cinayeti gerçekleştirdiğini iddia ederek suçu nişanlısının üstüne atmıştı. Samar Sa'ad Abdullah'ın nişanlısının tutuklandığı söylenmiştir ancak Uluslararası Af Örgütü, eğer suçlanıyorsa, Abdullah'ın nişanlısının ne ile suçlandığını bilmemektedir. Wasan Talib ve Zeynab Fadhil, Bağdat'ın Hay al-Furat bölgesindeki Irak güvenlik güçlerine mensup çok sayıda kişinin 2005 yılında öldürüldüğü gerekçesiyle 31 Ağustos 2006 tarihinde Merkezî Ceza Mahkemesi tarafından ölüm cezasına çarptırılmıştı.

Liqa' Qamar, belirtilenlere göre 2005 yılında gerçekleşen bir adam kaçırma suçundan 6 Şubat 2006'da Merkezî Ceza Mahkemesi tarafından ölüm cezasına çarptırılmıştı. Qamar'ın kocasının da aynı suçtan tutuklanıp suçlandığı belirtilmektedir. Bu konuya ilişkin başka bir bilgimiz bulunmamaktadır...
Bu eyleme katılınız!

ARKA PLAN BİLGİLERİ
Irak'taki geçici hükümet Ağustos 2004'te, Irak'ın iç güvenliği, taammüden adam öldürme, uyuşturucu kaçakçılığı ve adam kaçırma gibi suçlar da içinde olmak üzere birçok suça yönelik olarak ölüm cezasını yeniden yürürlüğe koymuştur. Söz konusu tarihten bu yana, en az 65'i 2006'da olmak üzere 100'den kişi idam edildi ve 270'ten fazlası ölüm cezasına çarptırıldı.

ÖNERİLEN EYLEM
Lütfen çağrı mektuplarınızı İngilizce ya da kendi dilinizde yazarak en kısa sürede ulaştırılacak şekilde gönderin:
- Samar Sa'ad 'Abdullah ve Wassan Talib'in yakın tarihte infaz edilmesinden duyduğunuz endişeyi belirtin;
- Yetkilileri, bu iki kadına veya Liqa' Qamar'a verilen ölüm cezalarının infaz edilmemesi yönünde teşvik edin;
- Ağustos 2004'ten bu yana onaylanmış tüm ölüm cezalarının hafifletilmesi ve bunun devamında ölüm cezasının tamamen kaldırılması için yetkililere çağrı yapın.

ÇAĞRILARIN GÖNDERİMİ
Iraklı yetkililerin faks numaraları ile e-posta adresleri kullanılmamaktadır. Lütfen ülkenizdeki Irak büyükelçiliği veya diplomatik temsilciliğine başvurarak çağrılarınızı aşağıdaki adreslere göndermelerini isteyin:
Cumhurbaşkanı Jalal Talabani
Hitap: Sayın Başkan

Başbakan Nuri Kamil al-Maliki
E-posta: iraqigov@yahoo.com
Hitap: Sayın Bakan

Adalet Bakanı Safi al-Din al-Safi
E-posta: minister@iraqi-justice.org deputy@iraqi-justice.org Hitap: Sayın Bakan

Dışişleri Bakanı Hoshyar Zebari
E-posta: press@iraqmofa.net
Hitap: Sayın Bakan

KOPYALAR: Irak büyükelçiliği veya diplomatik temsilciliğinden, kopyaları İnsan Hakları Bakanı Wajdan Mikhail'e göndermesini isteyin.
Irak Büyükelçiliği: Turan Emeksiz Sok. No:11 G.O.P. Ankara
Faks: (0312) 468 48 32

LÜTFEN ÇAĞRI MEKTUPLARINI BİR ÂN ÖNCE GÖNDERİN.
Çağrı mektuplarını 20 Haziran 2007'den sonra gönderecekseniz UAÖ Uluslararası Sekreterya veya UAÖ şubenizin ofisine danışın. Örnek metin aşağıdadır.

President Jalal Talabani
__/__/2007
Dear President,
I write to you to express my deep concern at the news that Samar Sa'ad 'Abdullah and Wassan Talib are to be executed shortly.
I ask the Iraqi authorities not to execute the death sentences of these two women and Liqa' Qamar.
I also ask you to take initiative to commute all death sentences given since August 2004 and to proceed to abolish the death penalty from Iraqi criminal law.
Sincerely,

İsminiz:
İmzanız:
Adresiniz:



Sosyal Haklar Derneği:
Şubat 2007 Sosyal Hak İhlalleri raporu

Sosyal Haklar Derneği Şubat 2007 Sosyal Hak İhlalleri raporunu yayınladı. Raporu www.sosyalhaklar.org/rapor/subat2007.pdf adresinden indirebilirsiniz. Ayrıca www.sosyalhaklar.org adresinden eski raporlara, konuyla ilgili haberlere, mevzuata, ve istatistiklere ulaşabilirsiniz. İletişim için: iletisim@sosyalhaklar.org
Sosyal Haklar Derneği tarafından hazırlanan İş Sağlığı ve İş Güvenliği Raporunu www.sosyalhaklar.org adresinden indirebilirsiniz.



Elektrik Mühendisleri Odası
Nükleer Yasası'na Hayır!
Meclis kamuoyunda geniş bir uzlaşma aramadan, "ben yaptım oldu" anlayışıyla Nükleer Güç Santralleri hakkındaki kanununu dayatmıştır. Konuya duyarlı bütün kesimlerin Sinop’ta nükleer santrale karşı çıkması, Meclise verilen 100.000 imza önemli yurttaş tepkileridir. Lobilerin baskısı ile eldeki son torba yasaları da hızlıca geçirmeye çalışması da ilginçtir. Bu yasama anlayışı, parlamenter sistemin ve hukuk devletinin sınırlarını zorlayan, “Anayasal Sistemi” tanımayan uygulamalardır. Nükleer enerjinin tehlikeleri hakkında daha ayrıntılı bilgi için: www.nukleerehayir.org

Diğer duyurular için tıklayın



SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla