Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 12. 04. 2007



İnsan Hakları Vakfı:

BİTSİN BU KANLI OYUN

YETER ARTIK
BU ACILARA SON VERİLSİN
BİTSİN BU KANLI OYUN


Son üç günde kamuoyuna açıklandığı kadarıyla 12'si asker, ikisi korucu, dördü DHKP-C militanı, onu HPG militanı olmak üzere toplam 28 yurttaşımız yaşamını yitirdi.
Artık yeter!
Bitsin Bu Kanlı Oyun!

Gerek son üç günde yitirdiğimiz canlar, gerekse bu süreçte ailelerin yıkımına neden olan on binlerce insanımızın ölümünün ardından çığlıklar atıyoruz, ağıtlar yakıyoruz, acımız her geçen gün daha da derinleşiyor.

23 yıldır süren çatışmalarda ölen on binlerce insanımızın ardından çektiğimiz acılar, döktüğümüz gözyaşları, savaş yanlılarının bu kahredici çatışmayı sona erdirmesine yetmedi. Çatışmalardan çıkar elde edenler, cenazeler üzerinden varlıklarını meşrulaştırma yarışındalar. Onlar ki varlıklarını, politikalarını ancak cenazeler, acılar, gözyaşları üzerinden sürdürebiliyorlar.

Ama artık herkes, toplumun bütün kesimleri bu gerçeği görmeli; bütün toplum şiddet ve çatışmanın çözüm olmadığının ayrımında olmalıdır. Artık silahların arkasındaki güç odaklarının da bu gerçeği görmesi gereklidir.

Gelin hep birlikte etnik, dinsel, dilsel ve kültürel farklılıklarımızı çatışmanın gerekçesi olmaktan çıkaralım. Çoğulculuğumuz ve çeşitliliğimiz; birlikte, bir arada barış ve refah içinde yaşamanın kaynağı olsun. Bütün siyasi partileriyle, bütün kurum ve kuruluşlarıyla toplumu yaşanan bu travmadan kurtarmayı birlikte örgütleyelim. Gelin bir kez daha barış taleplerini hep birlikte yükseltelim…

Şimdi gün barış sürecinin örgütlenmesi için çaba harcamanın günüdür…

Barış çabalarının yoğunlaştığı, toplumsal bir ihtiyaca dönüştürülmeye çalışıldığı bugünlerde hükümet, bu çabalara ısrarla kayıtsız kalmaktadır. Hükümet ve Parlamento seçim kaygısından uzak bir biçimde kalıcı bir toplumsal uzlaşma için sivil toplum örgütlerinin önerilerini dikkate almalı ve bunu yaşama geçirme noktasında kararlı bir tutum izlemelidir. Türkiye, Kerkük nedeniyle özellikle gergin bir halde tutulmak istenmektedir.

Irak Kürt Bölgesel Yönetim Başkanı Mesut Barzani'nin 26 Şubat günü yaptığı bir açıklamanın yeni gündeme getirilmesi, bunun işaretidir. Hükümetin bu vesileyle Kuzey Irak'a müdahale olasılığını gündemde tutmasını ve bunu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaştığı bir ortamda güç gösterisi olarak ortaya koymasını son derece kaygı verici buluyoruz.

Kuzey Irak'taki Kürt ve Türkmenlerin, Türkiye'de ise Kürtlerin sürekli bir biçimde iç çatışmanın ve dış tehdidin parçası olarak gösterilmesine yönelik çabaları derin bir endişeyle izliyoruz. Kuzey Irak'a askeri müdahaleyi ABD'nin saplandığı bataklığa saplanmakla eş değer olarak görüyor ve karşı olduğumuzu açıklamayı görev sayıyoruz.

Gelin bu çatışma diline ve ortamına hep birlikte karşı çıkalım…
Gelin kin, nefret ve öç alma duygularının daha fazla derinleşmesine fırsat vermeyelim…

Savaş ve şiddet politikası, Kürt halkına da Türk halkına da zarar veriyor. Yıllardır yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalan, siyaset yapma olanakları kısıtlanan Kürt yurttaşlarımız gelecekleri ile ilgili umutlarını hep ertelemek zorunda kalıyor. Böyle bir ortamda şiddet tohumları ekmek kolaydır. Türkiye halklarının saygın ve eşit olduğu tartışmasızdır. Savaşın ve şiddetin önünü almanın yolu, Kürtleri potansiyel suçlu ve bölücü görmekten vazgeçmektir.

Hükümeti bu konulara ciddiyetle eğilmeye, Kürt yurttaşlarımızın temsilcilerini TBMM'ye göndermesinin önündeki engelleri kaldırmaya, bu amaçla Siyasi Partiler Yasası, Seçim Yasası ve Anayasa değişikliklerini biran önce yapmaya davet ediyoruz.

Bunun yanında bir kez daha PKK'yi koşulsuz ve derhal silahlı mücadeleyi terk etmeye çağırıyoruz. Kaybedilen tüm canların ailelerine başsağlığı diliyoruz.

T. İnsan Hakları Vakfı Yönetim Kurulu Adına Başkan
Yavuz ÖNEN

Adalet Gemisi'nin Denizde Arayışı
Adalet Gemisi'nin denizde adalet arayışı 3 gündür sürüyor...
Adalet Gemisi'nin son durağı 13 Nisan Cuma günü saat 10, Beşiktaş İskelesi'dir...
Adalet Gemisi, 13 Nisan Cuma günü Saat 10'da Beşiktaş eski vapur iskelesine (Otobüs duraklarının önü) yanaşacak ve denizde Taksim 1 Mayıs 1977 katliamını görüşerek adalet arayışını sürdürecek. Taksim 1 Mayıs 1977 katliamı davası Jüri Üyeleri:
Rasim Öz (1 Mayıs 1977 katliamı tanığı ve davanın avukatı) Halil Ergün (Sanatçı) Celalettin Can (78'liler Türkiye Girişimi sözcüsü) Ali Eriş (1 Mayıs 1977 katliamı tanığı) Jacques Robert (İsviçre UNİA Sendikası Genel Başkanı) Yaşar Seyman (Sendikacı, yazar) Özlem Gümüştaş (ICAD Türkiye Temsilcisi ve Avukat) Orhan Miroğlu (Yazar) Fehmi Işıklar (Eski dönem DİSK Genel Sekreteri ve milletvekili) Orhan Doğan (Eski dönem milletvekili)
ADALET GEMİSİNİN 29 JÜRİ ÜYESİ
Perihan Mağden, Ferhat Tunç, İlkay Akkaya, Rasim Öz, Halil Ergün, Fehmi Işıklar, Orhan Doğan, Emine Ocak, Celalettin Can, Ali Eriş, Yaşar Seyman, Mukaddes Erdoğdu Çelik, Hasan Sağlam, Orhan Miroğlu, Sabahat Türkler, Mustafa Yalçıner, Maside Ocak, Eren Keskin, Deniz Tuna, Kemal Aytaç, Sabri Kuşkonmaz, Keleş Öztürk, Necati Abay, Jacques Robert, Nevzat Karakış, Birsen Gülünay, Özlem Gümüştaş, Mazlum Çimen, Suavi

Mazlumder ve İHD
KAYGILIYIZ
"Çatışmaların Tırmandırılmasından; Militarist ve Milliyetçi Söylemden; Muhalif Siyasetçiler ve Medyaya Yönelik Baskılardan; Yargının Araçsallaştırılmasından; Cumhurbaşkanlığı Seçiminin Bir Rejim Sorununa Dönüştürme Çabalarından;
KAYGILIYIZ."

Son birkaç günde 12 asker, 2 korucu ve 15 silahlı militan çatışmalarda yaşamını yitirdi. Toplumun çeşitli kesimlerinin sorunların silahlı yöntemler yerine, demokratik ve barışçıl politikalarla çözülmesi yönündeki çağrıları ve çabaları sonuç vermiyor.

Devleti yönetenler savaş çığlıkları dışındaki her türlü çağrılara ve taleplere karşı kulaklarını tıkamış durumda. Sivilleştiği (!) söylenen Milli Güvenlik Kurulunun hiçbir toplantısında "sivil çözüm" gündeme gelmiyor. 20 yılı aşan bir süredir devam eden çatışmalarda on binlerce insanımızın yaşamını yitirmesi; çekilen bunca acı, dökülen gözyaşı; milyonlarca yurttaşımızın kendi ülkesinde mülteci konumuna düşmesi; eğitime, sağlığa, refaha gitmesi gereken milyarlarca dolarlık kaynağın heba edilmesi; silahın, çatışmanın, öldürmenin hiçbir sorunu çözmediğini kabul etmeye yetmedi. Artık silahın, savaşın ve çatışmanın sorunların çözümü ve ülkenin yönetimi için bir araç olamayacağı; aynı şekilde silahın, savaşın ve çatışmanın hak mücadelesinin de bir aracı olamayacağı herkes tarafından kabul edilmelidir.

Şiddet ve savaşın çözüm yerine yıkım getirmektedir. Toplumdaki etnik farklılıkların, değişik dil, kültür ve inançların çatışmanın gerekçesi olmaktan çıkarılması için hepimize görevler düşmektedir. Çoğulculuğumuz ve çeşitliliğimiz; birlikte, bir arada barış ve refah içinde yaşamanın kaynağı olmalıdır.

Gelin bir kez daha barış taleplerini hep birlikte yükseltelim… Başta DTP olmak üzere, muhalif siyasi partiler üzerindeki yoğun baskıya son verilmelidir. Demokratik toplumun temeli olan ifade özgürlüğünün kullanımı, gözaltı ve tutuklanma nedeni olmamalıdır. İfade özgürlüğünün, sadece çoğunluğun benimsediği ya da olumlu ve faydalı olduğu düşünülen ifadeler için değil; çoğunluğun reddettiği, zararlı gördüğü ve hatta şok edici nitelikteki ifadeler için de geçerli olduğu unutulmamalıdır.

Aynı şekilde, muhalif basın üzerindeki sansür ve yasaklamalardan vazgeçilmelidir. Henüz basılıp, yayınlanmamış gazetelerin dahi, daha matbaada iken toplatılması, el konulması demokratik toplum ve hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Yargının araçsallaştırıldığı izleniminin verilmesi bağımsız ve tarafsız yargı ilkesini tahrip eder, hukuk devleti ilkesine zarar verir. Toplumda gerilim yaratan ve toplum kesimlerini birbirine karşı "öteki"leştiren bir diğer olumsuz gelişme de Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili tartışmalardır. Cumhurbaşkanlığı seçiminin bir rejim sorununa dönüştürülmesinin hiç kimseye yararı yoktur. Aksine, gerilimden, çatışmalardan medet uman demokrasi karşıtı güçlerin hukuk dışı istem ve eylemlerini kolaylaştıran bir zemin oluşturmaktadır.

Demokrasi ve hukuk hepimiz için gereklidir. Bu bakımdan Cumhurbaşkanlığı seçimi konusundaki güç gösterilerini kaygı verici buluyoruz. Başta Hükümet ve diğer devlet kurumları olmak üzere, siyasi partileri, medyayı ve tek tek toplumun bütün bireylerini toplumsal barışa zarar veren tutum ve davranışlardan kaçınmaya davet ediyoruz.

Gerek ülke sorunlarının çözümünde ve gerekse dış ilişkilerde şiddet ve tehdidi öne çıkaran politikalardan bir an önce vazgeçilmelidir.

İnsan Hakları Kuruluşları olarak çağrımızdır: Çatışma ortamına derhal son verilmelidir. Silahlar bütünüyle susmalıdır. Baskı, şiddet ve gerilimin yerini toplumsal barış çalışmaları almalıdır.

Toplumumuzun barışa, hoşgörüye, demokrasi ve insan haklarına her zamankinden daha fazla ihtiyacı var.

MAZLUMDER ve İNSAN HAKLARI DERNEĞİ

Sosyal Demokrasi Vakfı
Taksim Alanı emekçilere kapatılamaz

Her zaman demokratikleşmeden söz eden iktidar, "polis günü" kutlamalarına açtığı Taksim'i emekçilere yasaklamamalıdır.
Taksim alanında her türlü gösteri yapılmakta, çadırlar kurulmakta, panayırlar düzenlenmektedir. DİSK'in, "1 Mayıs'ta Taksim'de olacağız" çağrısı da emekçilerde, çalışanlarda yankısını bulacaktır. 1977'de Taksim'de 34 kardeşini kaybeden emekçilerin 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamak istemeleri en doğal haklarıdır. SODEV olarak DİSK'in bu çağrısını destekliyoruz. İktidara da, demokratlığın sadece kendisi için demokrasi istemek olmadığını hatırlatmak istiyoruz.
İstiklal Cad. Bekar Sok. 22/2 Beyoğlu 34435, İSTANBUL
Tel: (0212) 292 52 52 - 53 Faks: (0212) 292 32 33
www.sodev.org.tr * e-mail: info@sodev.org.tr

Sosyal Haklar Derneği
Ocak 2007 Sosyal Hak İhlalleri Raporu
Sosyal Haklar Derneği tarafından hazırlanan ve Ocak ayı boyunca yaşanan sosyal hak ihlallerini derleyen Sosyal Hak İhlalleri Raporu çıktı.
Raporun özetine ve tamamına ise www.sosyalhaklar.org adresinden ulaşabilirsiniz. Eski Raporlara ulaşmak için de aynı adresten yararlanabilirsiniz. Sosyal Haklar Derneği sitesinde, sosyal haklarla ilgili haberler, makaleler, mevzuat ve istatistiklere de ulaşabilirsiniz. Ayrıca sitenin forum bölümünde sormak istediğiniz soruları sorabilirsiniz veya çeşitli konuları tartışabilirsiniz.
İletişim için: iletisim@sosyalhaklar.org

Türkiye Sosyal Forumu Koordinasyon Grubu

Avrupa Sosyal Forumu Eylül 2008'de İskandinavya'ya gidiyor
ASF Hazırlık toplantısı 30-31 Mart, 1 Nisan tarihlerinde Portekiz'in Lizbon kentinde yapıldı. 30 gönüllünün ve 16 gönüllü tercümanın görev yaptığı toplantılara 12'si Türkiye'den olmak üzere, 23 ülkeden 133 kişi katıldı. Üç gün süren toplantılarda bir çok ağ ve çeşitli metodoloji çalışma grupları bir araya geldi.

Yapılan asamble toplantılarında bir sonraki ASF'nin yerine karar verildi ve bir sonraki ASF'ye dönük olarak prensiplerden oluşan bir metin hazırlandı. 5. ASF, 2008 yılının Eylül ayında Kopenhag'da (Danimarka) ya da Malmö'de (İsveç) yapılacak.

ASF Hazırlık Toplantısı'nın ilk günü, daha önce Brüksel'de ve Paris'te birer toplantı yapan metodoloji çalışma grubu, Avrupa çağında örgütlenen ağlar ve sosyal hareketler koordinasyonu toplandı. Tarımda GDO'lar, Sendika networkü, Başka bir Avrupa, G8 karşıtı ağ, Yerel sosyal forumlar, Eğitim networkü, Kamu hizmetleri için Avrupa ağı, Göç networkü, EPA'ları (Ekonomik Ortaklık Antlaşmaları) durdurun ağı, Yaşasın hafıza ağı (ASF'deki bilgi yönetimi, görselleştirme ve arşiv üzerine özgür elektronik araçlar geliştiren bir grup) olmak üzere 10 ağın yaptığı toplantıların ardından sosyal hareketler koordinasyonu, önümüzdeki dönem yapılacak etkinlikleri değerlendirdi.

Toplantıda Almanya'nın Rostock kentinde yapılacak olan G8 karşıtı etkinlikler ve önümüzdeki yıl Dünya Sosyal Forumu'nun çağrısıyla yapılacak olan küresel eylem günü etkinlikleri ele alındı. Cumartesi günü yapılan asamble toplantısı, Kenya'da yapılan 7. Dünya Sosyal Forumu'nda çekilmiş bir kısa belgeselle başladı. Ardından İtalya'dan Rafaella Bollini toplantıya DSF ile ilgili bilgiler aktardı. Buna göre DSF'ye 60 bin kişi kayıt oldu ve Afrika'da bugüne kadar Afrikalıların örgütlediği (ve tüm Afrika'dan katılım olan) en büyük etkinlikti.

Sivil toplumun Afrika'da yeterince güçlü olmaması, kilise vb. kurumlara bağlı olarak yukarıdan aşağı örgütlenen sosyal yapı ve maddi sıkıntılar forumun yapılmasındaki zorluklardı. Afrika Örgütlenme Komitesi yoksullarla iyi bir ilişki kuramadı. Giriş paraları yüksekti ve çeviride sorunlar yaşandı. Fakat çok sayıda network Nairobi'deydi (tarım, su, iş, savaş, borçlanma vb). Ayrıca yeni kurulan networkler de vardı. Bu sayede dünyanın çeşitli yerlerinden gelen hareketlerle Afrikalı hareketler arasında somut bir işbirliği kuruldu. Ancak networklerin arasındaki ilişki zayıf kaldı.

EPA konusunun (Avrupa-Afrika Ekonomik İşbirliği Antlaşması) işlenmesi önemliydi. Nairobi'den çıkarılacak bir ders, bir sonraki ASF'ye dünya çapında bir katılım sağlanmasının önemi. Önümüzdeki yıl Dünya Sosyal Forumu yapılmıyor. Onun yerinde 26 Ocak 2008'de (tarih kesin değil ama eğilim bu yönde) her yerde aynı gün, Davos zirvesini protesto eden eylemler ve etkinlikler yapılacak. DSF sunuşunun ardından, Almanya'nın Rostock kentinde yapılacak G8 zirvesine karşı, 2 Haziran'da yapılacak büyük eylem ve hafta boyu sürecek etkinlikler üzerine Hugo Braun bir sunuş yaptı. Bilindiği üzere 4-6 Haziran 2007'de Almanya'dan Heiligendamm'da G8 liderleri bir araya gelecekler.

Bu zirveye karşı, Avrupa çapında oluşturulmuş, sendikalardan, çevre örgütlerinden, kilise gruplarından ve antikapitalist gruplardan oluşan çok büyük bir koalisyon 2 Haziran'da büyük bir gösteri gerçekleştirecek (www.heiligendamm2007.de).

5-7 Haziran'da ise sosyal hareketler Rostock'ta alternatif zirve yapacaklar. Alternatif zirve için şu site takip edilebilir:
www.g8-alternative-summit.org

Türkiye Sosyal Forumu Koordinasyon Grubu

Diğer duyurular için tıklayın



SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla