|

İnsan Hakları Derneği:
301.
Madde Kaldırılsın
Düşünceye Özgürlük Yürüyüşü

Düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden
biri olan 301. maddenin kaldırılması talebiyle "Düşünceye Özgürlük"
yürüyüşü düzenliyoruz

24 Şubat 2007 Cumartesi günü Saat 13.00'te Taksim Meydanı Tramvay
Durağı'nda buluşup İstiklal Caddesinden Galatasaray Meydanına doğru
yürüyeceğiz.

Gündemde yoğun bir şekilde tartışılan 301. madde değişikliğine karşı
"değişiklik değil, kaldırılmasını istiyoruz" talebini dile getirmek
isteyen herkesin ortak sesi, İstiklal Caddesi'nde yankılanacak.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi olarak; sanatçı, aydın, gazeteci,
301 mağdurları ve düşünceye özgürlük isteyen herkesin katılımıyla
gerçekleşecek yürüyüşe sizleri davet ediyoruz.

Düşüncenin özgürleşmesine katkı sağlayacağına inandığımız bu yürüyüş,
hepimizin ortak vicdanının sesi olacaktır.

Düşünceye özgürlük

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi

15. AB/Türkiye Gazeteciler Konferansı
22-23 Şubat 2007, Ankara
15. AB-Türkiye Gazeteciler Konferansı 22-23 Şubat 2007 tarihlerinde
Ankara'da düzenleniyor. İki gün sürecek Konferans, görüşlerin tartışılması
yoluyla Avrupa Birliği ile Türk medyası arasında karşılıklı anlayışın
geliştirilmesini amaçlıyor.

Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu bu yılki konferansı TRT, Ankara
Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Avrupa Topluluğu Araştırma ve
Uygulama Merkezi (ATAUM) ile işbirliği içinde gerçekleştiriyor.
Konferans kapsamında 22 Şubat'ta "Türkiye ve AB'de Genişleme Sürecine
İlişkin Düşünceler" konulu bir panelin yanı sıra 23 Şubat akşamı
da AB- Türkiye ilişkilerinde medyanın rolü konusunun ele alınacağı
ve TRT'de Konuşuyorum programında akşam saat 23:00'de canlı yayınlanacak
bir tartışma programı yer alacak.

Konferans Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung'dan Horst Bacia,
Romen Romania Libera'dan Valentina Pop ve Fransız Libération'dan
Marc Semo olmak üzere, üç AB üyesi ülkenin ulusal gazetelerinden
gelen gazetecilerle Türk meslektaşlarını biraraya getiriyor.

Türk tarafındaki isimler ise şöyle: AB İletişim Grubu başkanı Ahmet
Sever, (TRT programı), Milliyet'ten Semih İdiz (ATAUM
paneli) ve Hürriyet'ten Zeynep Göğüş ile Today's Zaman/Sabah'tan
Yavuz Baydar.

Panel Tartışma:
"AB'nin Genişlemesi: Türkiye ve AB'deki algılamalar"
Tarih: 22 Şubat 2007, Perşembe Saat: 15:00-17:30
Yer: Ankara Üniversitesi, Cebeci Kampüsü, ATAUM Konferans Salonu
"Konuşuyorum" programı, TRT1: "AB-Türkiye ilişkilerinde Medyanın
rolü"
Tarih: 23 Şubat 2007, Cuma Saat: 23:00'ten itibaren

Halkevleri
Kadınlar Ve Kamusal Alanda Neo-Liberal
Yeniden Yapılanmanın Sonuçları
Tüm Türkiye'deki Halkevleri şubeleri, bu yıl 8 Mart Dünya Kadınlar
Günü ve öncesinde, "Herkes Sussun: Irkçılığa, Yoksulluğa, Kadına
Yönelik Şiddete Karşı Kadınlar Konuşsun" üst başlığıyla bir dizi
eylem ve etkinlik düzenleyecek. İstanbul'da bulunan halkevleri şubeleri
de bu genel programın bir parçası olarak 24 Şubat 2007 Cumartesi
günü, İstanbul Tabip Odası'nda, "Kadınlar ve Kamusal Alanda Neo-Liberal
Yeniden Yapılanmanın Sonuçları" başlıklı bir panel ve forum düzenleme
kararı aldı.

Halkevleri olarak son yıllarda başta eğitim ve sağlık olmak üzere
kamusal hizmetler alanında süren piyasalaştırma programına karşı
yoksul mahallelerde odaklanan çeşitli kampanyalar ve çalışmalar
yürütüyoruz. Bu çalışmalar sırasında eğitim, sağlık, ulaşım, çocuk
bakımı, barınma, su, sosyal güvenlik, enerji gibi kamusal hizmetler
alanında sürüp giden piyasalaştırma uygulamalarının, en çok kadınları
ezdiğine tanıklık ediyoruz. Kamusal alana yönelik neo-liberal politikalar
kadınların büyük bir çoğunluğunun hizmetlere ulaşımını imkansız
hale getiriyor. Sırtlarındaki geleneksel cinsiyetçi yükleri çoğaltıyor.
Gerek toplum gerek ev içindeki yaşam kalitelerinin daha da bozulmasıyla
sonuçlanıyor. Kamusal alan piyasalaşırken, kadının temel insan haklarının
altı boşaltılıyor.

Aynı neo-liberal politikalar kadınların büyük bir çoğunluğunun piyasalaşan
hizmetlerin üretimindeki ucuz, niteliksiz ve güvencesiz işgücü konumunun
pekişmesine neden oluyor. Kadınların toplumsal ve kültürel hayattan,
siyasetten ve eşit vatandaşlık kimliğinden daha da fazla dışlanmalarına
yol açıyor. Piyasanın egemenliği ile geleneksel erkek egemenliği
arasına sıkışan büyük bir kadın kitlesi, dilencileşmeden şiddete,
seks ticaretinden kölece koşullarda çalışmaya dek uzanan büyük bir
toplumsal felaketin birincil kurbanları haline geliyor. Kamusal
alanı piyasa ilişkilerinin müdahale edilemez egemenlik alanının
bir uzantısı haline getiren neo-liberal düzenlemeler, kadınların
hem özel hem de toplumsal alanda yaşadıkları cinsiyetçi eşitsizliklerin
en önemli sistemli güvencelerinden birisi haline dönüşüyor.

Ancak kadınların, piyasalaşmaya karşı mücadele verilen her alanda
mücadelenin esas özneleri haline geldiklerini de görüyoruz. Cinsler
arasındaki toplumsal eşitsizlikleri sorgulamayan hiçbir mücadelenin,
kamusal alanı demokratik biçimde yeniden inşa etmesinin mümkün olmadığına
inanıyoruz. Cinsiyetçilikten uzak, demokratik ve eşitlikçi yeni
bir kamunun inşasını hedefleyen bir mücadele zemini, kadın hareketinin
öz gücünü çoğaltacak başlıca mücadele zeminlerinden birisi olarak
büyük bir önem kazanıyor. Kadınların eşitlik ve özgürlük isteyen
sesi, neo-liberal düzenlemelere karşı toplumsal eleştirinin en güçlü
seslerinden birisi olmaya aday.

Piyasalaştırmaya ve cinsiyetçi eşitsizliklere karşı mücadele veren
kadın örgütleri ile emek örgütlerinin, kamusal alanda yaşanan neo-liberal
dönüşümün ezilen cins olarak kadınlar üzerindeki özel etkilerini
hep birlikte tartışmalarının, deneyimlerini paylaşmalarının ve bu
paylaşmadan ortak hareket noktaları üretmelerinin büyük bir önem
taşıdığına inanıyoruz. "Kadınlar ve Kamusal Alanda Neo-Liberal Yeniden
Yapılanmanın Sonuçları" başlığı altında düzenlemeyi planladığımız
panel ve forumun, sadece sorunların saptanması açısından değil,
"kamusal alanın demokratik yeniden inşası" açısından da ortak noktaların
çoğaltılmasına katkıda bulunmasını diliyoruz. Tüm kadınları panel
ve forumumuza katılmaya, tartışmaya ve ortak noktalarımızı çoğaltmaya
çağırıyoruz.

Tarih: 24 Şubat Cumartesi
Yer: İstanbul Tabip Odası
Program: Sabah: 10.00-13.00
Panel: Kamusal alanda neo-liberal dönüşüm ve kadınların toplumsal
hakları
Öğleden Sonra: 14.00-17.00
Forum: Neo-liberal dönüşüme karşı kadınların direniş deneyimleri
Katılımcılar: Sevgi Göyçe-KESK Kadın Sekreteri, Şükran Soner-Cumhuriyet
Gazetesi Yazarı, İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonu, Pazartesi
Dergisi, İmece Kadın Dayanışma Kooperatifi, Ankara Dikmen Mahallesi
Barınma Hakkı Direnişçisi Kadınlar, İzmit Erenler Cedid Mahallesi'nden
Yıkım Karşıtı Kadınlar, İzmit Derince Mahallesi Su Hakkı Mücadelesinden
Kadınlar, Dev Sağlık İş, Eğitim Sen, Sağlık Emekçileri Sendikası.

DEV.MADEN
- SEN
Maden Ocaklarında
Kan ve Gözyaşı Dinmiyor!
Balıkesir'de Teknik Madencilik şirketinin ocağında meydana gelen
iş cinayeti ve 2 işçinin yaşamını yitirmesi üzerine Dev. Maden -
Sen Genel Başkan Vekili Tayfun GÖRGÜN'ün açıklaması:

Maden ocaklarında yeni yılda da kan ve gözyaşı dinmiyor. Son 3 ayda
meydana gelen iş cinayetlerinde 16 insan yaşamını yitirirmiş, 25
insanda organ kaybına neden olan kazalara uğramıştır. 18 ayrı şirkete
ait sahada yaşanan bu vahşetin 1 tanesinin dışındaki tüm ocakların
özel sektöre ait olması bir tesadüf olabilir mi?

Özel sektör alışkanlıklarından vazgeçmek istemiyor. Tedbir almamak
için ayak sürtüyor, cezalar caydırıcı olmuyor, sıkı denetimler yapılmıyor,
doğal olarak görünmez kazalar görünür hale geliyor ve insan yaşamı
kar hırsına kurban ediliyor.

Önceki gün, Balıkesir'in Balya İlçesi'ne bağlı Bengiler Köyü'ndeki
Teknik Madencilik şirketine ait maden ocağında iş cinayeti sonucu
2 işçinin yaşamını yitirmesi de doğal sürecinde meydana geldi. Yani
yine alınmayan tedbirler, yeteri kadar denetlenmeyen ocakta 2 işçinin
kurban olmasına neden oldu.

ÇSGB İş Teftiş Kurulu Başkanlığının, 2005 yılında maden ocaklarında
yaptığı incelemesinde tespit edilmiş eksikliklerin sonuçları işte
böylesi facialara kapı açıyor. 2004 - 2006 yılları arasında sendikamızın
madencilik sektörüne yönelik yapmış olduğu hak ihlalleri araştırması,
bu sorunları bir kez daha kamuoyu gündemine taşımış ama denetim
ve yaptırımlar yaşama geçirilmemiştir.

ÇSGB İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, 2007 yılını, "madencilikte
iş sağlığı ve güvenliği yılı" ilan etmiştir. Umarız bu bir yıllık
kampanya yukarıda belirtilen eksikliklerin ortadan kaldırılacağı,
etkin denetim ve yaptırımların hayata geçirileceği, ve geliyorum
diyen faciaların azaltıldığı ve hatta önlendiği bir içerikle yaşama
geçirilir.

Balıkesir'de iş cinayetinde yaşamını yitiren, Nuri ŞEN ve Mahmut
TÜRKOĞLU'nun ailesine ve arkadaşlarına başsağlığı diliyor, acılarını
yürekten paylaşıyoruz. Maden işçilerinin yaşamını yitirmesine neden
olanları protesto ediyor ve vicdanlarıyla baş başa bırakıyoruz.
Yetkilileri yakınmak yerine ciddi önlem almaya, iş cinayetlerine
zemin hazırlayanlardan hesap sormaya davet ediyoruz.

Adres: Necatibey Caddesi, Sezenler Sokak, No: 2/9 06430 Yenişehir
/ ANKARA
Tel: 0312. 229 39 40 - 229 77 06 - 231 69 35 * Fax: 229 47 92
e-mail: bilgi@devmadensen.org
web: www.devmadensen.org

Mazlumder
28 Şubat'ta Beyazıt Meydanındayız
28 Şubat 1997 tarihi; İnancımıza, düşüncelerimize, kimliğimize vurulmuş
bir darbedir. Darbenin 10. yılında diğer yasakçı uygulamaların yanı
sıra başörtüsü yasağının devam ediyor oluşu, darbe sürecinin bitmediğinin
göstergesidir. Yasak ve dayatmaların yerine; adil ve özgür bir yaşam
talebiyle, Sivil Toplum Kuruluşlarının ve yazarların katılımıyla
gerçekleştirilecek olan basın açıklaması ve protesto eyleminde buluşalım…
Tarih: 28 Şubat 2007 Çarşamba
Saat: 13.00
Yer: Beyazıt Meydanı
Sivil Toplum Kuruluşları, Yazarlar, Sanatçılar...

Mazlumder İstanbul Şubesi
Kalenderhane Mah. C.Y.Tosyalı Cd. No:124 Vefa/ İstanbul
Tel: 0212 526 24 38-39-40 Faks:0212 526 24 41
www.mazlumder.org
contact@mazlumder.org
info@mazlumder.org
Kampanya
hızla büyüyor
Türkiye Kyoto'yu İmzala!
"Türkiye
Kyoto'yu İmzala" imza kampanyası Kyoto Protokolü'nün yürürlüğe girişinin
ikinci yılında, 16 Şubat 2007'de bir basın toplantısı ile başladı.

İmza kampanyası 2 ay sürecek ve 16 Nisan 2007 tarihinde sona erecek.
Toplanan imzalar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na teslim
edilecek.

Bu kampanyada Türkiye'de yaşayan ve küresel ısınmadan kaygı duyan,
küresel ısınmanın durdurulmasını isteyen herkesin imzasını bekliyoruz.

Hedefimiz en az 100 bin imza.

İmza kampanyası çeşitli alanlardan, aralarında sanatçıların, yazarların,
akademisyenlerin, gazetecilerin, aktivistlerin de olduğu 100 kişiden
oluşan ilk imzacıların duyurulmasıyla başladı.

İmza kampanyasına çeşitli standlarda ve internet üzerinden devam
edilecektir. İnternet üzerinden imza atmak çok kolay: www.kyotoyuimzala.org
adresine girip isminizi bırakmanız yeterli. Türkiye Kyoto'yu İmzala
imza kampayasına katılın, küresel ısınmanın durdurulması için bir
adım atmış olun.

Küresel Isınmayı Durdurun! Türkiye Kyoto'yu İmzala!
Ne Kömür, Ne Petrol, Ne Nükleer, Güneş, Rüzgar Bize Yeter! www.kyotoyuimzala.org

...Bizler Türkiye'nin bir an önce Kyoto Protokolü'nü imzalamasını
istiyoruz.
Böylece Türkiye küresel ısınmayı inkar politikasını terketmiş olacaktır.
Böylece Türkiye küresel ısınmada Türkiye'nin payını inkar etme politikasını
terketmiş olacaktır.
Böylece Türkiye önüne gerçekçi bir sera gazı salımı ündirim hedefi
koymak zorunda kalacaktır.
Böylece Türkiye yanlış ve kirletici enerji, sanayi, ulaşım ve tarım
politikalarını terk etmek, temiz enerjiye, toplu ulaşıma, ekolojik
tarıma yönelmek zorunda kalacaktır.
Böylece Türkiye belki de ilk kez dünyanın geleceğinde kendisinin
de sorumluluk sahibi olduğunu hatırlamış olacaktır.
Böylece Türkiye küresel ısınmayı çözme sorumluluğunun düdüklü tencere
kullanmasını önerdiği Ayşe Teyze'de değil, politikaları uygulayan
hükümette, yasaları yapan Meclis'te olduğunu kabul etmiş olacaktır.

Bu imza kampanyasıyla bir kez daha duyuruyoruz:
Türkiye en kısa zamanda Kyoto Protokolü'nü imzalamalıdır...

İMZA METNİ:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na,

Biz aşağıda imzası olanlar, Türkiye'nin iklim değişikliğine neden
olan gazları hızla artan oranda üreten bir ülke olarak, dünya üzerindeki
yaşamı tehdit eden küresel ısınmayı durdurmak için üzerine düşenleri
yapmasını, ilk adım olarak da sera gazlarında indirim hedeflerini
belirlemek için gerekli çalışmaları yaparak, Kyoto Protokolü'nü
en kısa zamanda imzalamasını istiyoruz.
Devamını
okumak için tıklayınız


|