Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 15. 02. 2007


Türk Tabipleri Birliği:
ŞİDDET SEMPOZYUMU

Tarih: 3 Mart 2007 Cumartesi
Yer: İbni Sina Hastanesi Hasan Ali Yücel Konferans Salonu Başvuru: Hülya Yüksel
Türk Tabipleri Birliği GMK Bulvarı Ş. Daniş Tunalıgil Sok.
No:2 Kat: 4, Malteğe - ANKARA
Tel: (0 312) 231 31 79 / 125 Faks: (0 312) 231 19 52 09.00
Açılış 09.30-12.00
TOPLUMSAL ŞİDDET
Oturum Başkanı: Dr. Burhanettin Kaya (Gazi Üni. Tıp Fak. Psikiyatri AD.) Ş
iddete Felsefeyle Bakınca Prof. Dr. İoanna Kuçuradi (Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı)
Milliyetçilik ve Şiddet Tanıl Bora (Toplum ve Bilim Dergisi Yayın Yönetmeni)
10.30-11.00 ARA
Psikanalitik Açıdan Siyaset ve Şiddet Prof. Dr. Cem Kaptanoğlu (Osmangazi Üni. Tıp Fak. Psikiyatri AD.)
Medya ve Şiddet Ragıp Duran (Gazeteci )
12.00-13.00 YEMEK
13.00-15.00 ŞİDDET VE SAĞLIK
Oturum Başkanı: Dr. Mustafa Vatansever (TTB Merkez Konseyi Üyesi)
Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddet Dr. Selim Matkap (Hatay TO. Genel Sek.) Dr. Remzi Azizoğlu (Diyarbakır TO. İnsan Hakları Komisyonu)
Şiddet Karşısında Sağlık Çalışanlarının Tutumu Prof. Dr. Ümit Biçer (Kocaeli Üni. Tıp Fak. Adli Tıp AD.) Dr. Metin Bakkalcı (TİHV Genel Sekreteri )
15:00-15:30 ARA
15.30-17.00 FORUM
Oturum Başkanı Dr. Necdet İpekyüz (TTB Merkez Konseyi Üyesi ) www.ttb.org.tr

DİSK, KESK, TMMOB, TTB, TÜRK DİŞHEKİMLERİ BİRLİĞİ, TÜRK ECZACILAR BİRLİĞİ, İSMMMO İSTANBUL BAROSU, İSTANBUL VETERİNER HEKİMLERİ ODASI
İŞGALE VE SAVAŞA DUR DİYORUZ!

Kapitalist küreselleşmenin dünya halklarını düşürdüğü duruma bakın: Bir yanda bizim gibi ülkelerde entegrasyon için uyum yasaları. Öte yanda Irakta olduğu gibi savaş ve işgal.

Evrenin efendisi ABD’nin Irak’ta giriştiği işgalin dördüncü yılında da kargaşa ve çözümsüzlük ortamı tüm ülkede hükmünü sürdürüyor İşgalci güçler ve yerli işbirlikçileri tarafından her gün Irak halkının üzerinde bombalar yağdırılıyor. Gelişigüzel alınan insanlar işkencelerden geçiriliyor. Her gün yüzlerce Iraklının yüreği susturuluyor. Her gün onlarca Iraklı çocuk, Iraklı kadın, Iraklı genç yok ediliyor. Ama Iraklı direniyor. ABD ve işbirlikçileri işgalin şiddetini artırıyor.

ABD Irak’ta yenildikçe saldırganlaşıyor. Saldırdıkça yeniliyor. Ama Irak halkını, Irak direnişini teslim alamayacak. Yapacağı tek şey en iyi bildiği şey olacak: Kan dökmek!

Tıpkı Felluce'de olduğu gibi, tıpkı Samara'da olduğu gibi, tıpkı Necef’te olduğu gibi, tıpkı Bağdat’ta olduğu gibi. Ama ne Felluce, ne Samara, ne Necef, ne de Bağdat katliamları Irak direnişini söndürmeye yetmedi. Irak’ta ABD emperyalizminin ve yerli işbirlikçilerinin yarattığı ortamı hepimiz biliyoruz.
Bu insanlık suçudur!
Bu katliamdır!
Bu savaş suçudur!
Bu hastaneleri bombalamaktır!
Bu bebekleri öldürmektir!
Bu insanlığa yapılan işkencedir!


ABD emperyalizminin Irak'taki en büyük başarısı 650 bin Iraklıyı öldürmektir! 650 bin Iraklı kardeşimiz öldü. Dünyanın bir ucundan gelip Bağdat'ı işgal ederek, günlerce, aylarca bombalayarak bir litre petrol için yaptılar bunu.

Emperyalizmin bir başka uygulaması da Irak'ta işgal rejiminin ürünü olarak oluşan derin istikrarsızlıktır. Irak'ta her gün intihar bombacıları, iç çatışma ve şiddet dolu bir hayat sürüyor. Bundan dört yıl önce Irak'a refah, demokrasi ve insan hakları ihraç edeceğini açıklayan ABD emperyalizminin işgalinin yarattığı manzaranın insanlıkla hiçbir ilgisi yoktur.

Irak’a özgürlük ve demokrasi götüreceğini söyleyen işgalci güçlerin, bu ülkeye götürdükleri tek şey kan ve gözyaşı olmuştur. Irak’ta bugün ölenlerin çoğu çocuklar ve kadınlardır. Çünkü işgal Irak’ta hukuksuzluğu olağan kılmıştır. Bölgede hukukun gücü değil, gücün hukuku hüküm sürmektedir.

Bu durumdan aşağıda imzası olan kurumlar olarak utanç duymakta ve bu vahşete son verilmesi için dünya halklarının sessiz kalmamasını dilemekteyiz.

İnsanın insana bu denli hoyrat ve acımasız yaklaşımı, emperyalizmin ve vahşi kapitalizmin son örneğidir. Bu gelişmeleri değerlendiren bizler;
ABD’nin Ortadoğu’dan çekilmesi,
Irakta süren işgalin son bulması
Savaşın ve ölümlerin durdurulması için
Türkiye’de ve Dünyadaki savaş ve işgal karşıtları ile birlikte, bugünden başlayarak
20 MART 20’DE SAVAŞA DUR DE, BİR SES VER, BİR IŞIK YAK etkinliğiyle son bulacak bir kampanya başlatıyoruz.

Bu kampanyada sadece örgütlerimizin üyelerinin yapacağı çalışmalarla yetinilmeyecek, en geniş katılımın sağlanmasına çalışılacaktır. Emeklilerin, ev kadınlarının, gençlerin, öğrencilerin, işçilerin, emekçilerin, kamu çalışanlarının, mühendislerin, mimarların, doktorların, avukatların, eczacıların, muhasebecilerin kısaca herkesin eyleme katılımı hedeflenecektir. Kampanya kapsamında broşürler, afişler, bildiriler hazırlanarak tüm ülkeye dağıtılacaktır. Ayrıca üyesi bulunduğumuz uluslararası üst örgütlerimiz bilgilendirilerek Avrupa çapında kampanyanın genişletilmesine çalışılacaktır. Başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir, Adana, Diyarbakır, Samsun, Kocaeli, Bursa, Eskişehir ve Gaziantep illerinde birimlerimizin katılımıyla bölgesel toplantılar düzenlenecektir.

Bütün şehirlerde BARIŞ zincirleri oluşturulacaktır.

12 Mart 2007 Pazartesi günü saat 12.00’de ülke çapında işyerlerinde, okullarda, hastanelerde, adliyelerde, meydanlarda ortak bildiri okuma eylemleri gerçekleştirilecektir.

Irakta ölen 1.000.000’a yakın insan için Türkiye çapında 1.000 toplantıda 1.000.000 kişiye ulaşılacak, savaşın ve işgalin kirli yüzü anlatılacaktır.

Ayrıca bu kampanya için hazırlanan www.savasadur.de adresinde Türkiye’de ilk defa gerçekleşecek e-miting düzenleyeceğiz. Yüzbinlerce kişinin savaşa hayır demesini sağlayacağız.

Ve 20M20…
20 Mart günü saat 20.00
’de, yani ABD’nin Irak’ı bombalamaya başladığı gün ve saatte meşalelerimizi yakarak,
düdüklerimizi çalarak, bir ışık yakacak, bir ses verecek ve
SAVAŞA DUR
diyeceğiz.

DİSK KESK TMMOB TTB TÜRK DİŞHEKİMLERİ BİRLİĞİ TÜRK ECZACILAR BİRLİĞİ İSMMMO İSTANBUL BAROSU İSTANBUL VETERİNER HEKİMLERİ ODASI

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi
Kuvayi Milliye'cilere Suç Duyurusu


İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Kuvayi Milliye Derneği yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulundu. Beyoğlu Adliyesi'nde suç duyurusu öncesi açıklama yapan Şube Başkanı Hürriyet Şener, "insan hakları savunucuları açısından bir derneğin kapatılması istemek çok doğru gelmemekle birlikte söz konusu derneğin dernek adı altında silahlı örgütlenmeye gittiğini, dernekler kanununun çiğnenerek örgütlenme hakkının kötü amaçla kullanıldığını bu nedenle derneğin kapatılması gerektiğini düşünüyoruz" dedi. Suç duyurusunun metni şöyle:

Suç: Şiddeti özendirmek, Meskûn mahalde silah bulundurmak ve göstermek, Dernekler Kanunu'na muhalefet, Halkın bir kısmını diğer kısmına karşı silahlandırarak öldürmeye tahrik etme suçu (TCK 214/2 Maddesi), Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu (TCK 216.Maddesi) , 6136 sayılı yasaya muhalefet ve soruşturma nitecesin de ortaya çıkacak diğer suçlar, Bir grup insanı fişleyerek hedef haline getirmek suretiyle tehdit etmek, Halk arasında infiale neden olmak.

Açıklamalar: 1-Yukarıda isimleri yazılı şüphelilerin başkanları oldukları ve merkezi ilimiz sınırları içerisinde bulunan Kuvayı Milliye isimli dernek tarafından Mersin'de bir düğün salonunda düzenlediği iddia edilen iftar yemeğinde düzenlenen yemin töreni görüntüleri
9-10 Şubat tarihli ana haber bültenlerinde yayınlanmıştır.
2- Televizyon ve gazetelerde yayınlanan görüntülerden bir salonda yapıldığı anlaşılan üyelik kabul töreninde, masaların üstüne 1 adet Kuranı Kerim ve 3 adet tabancanın üstüne el basan bir grup üye, yemin etmektedir. Dernek başkanı olduğu açıklanan ve eski Nato Özel Harp Dairesi Başkanı olduğu iddia edilen Emekli Albay Mehmet Fikri Karadağ, gruba yemin ettirmektedir.
3- Dernek başkanı Fikri Karadağ, üstünde Türk bayrağı, dernek flaması, Kuranı Kerim, karanfil ve üç tabanca bulunan bir masanın etrafına topladığı üye adaylarına "Türk anadan Türk babadan doğmuş, soyunda dönme olmayan Türk oğlu Türk'üm ben. Bu uğurdu ölmek var, öldürülmek var ve öldürmek var" cümleleriyle başlayan bir yemin ettirmektedir.
4- Silahlı yemin töreni sırasında çocukların salonda olduğu ve ortada dolaştığı açıkça görülmektedir.
5- Görüntülerin basına yansımasından sonra basın açıklaması yapan Fikri Karadağ, kendisine soru soran gazetecilere 13.500 kişilik bir hainler listesi hazırladıklarını ve bunu kamuoyuna açıklayacaklarını söylemiştir. Yine bir muhabirin "listede kimler var" sorusuna "senin annen ve baban da olabilir" şeklinde cevap vermiştir.
6- Kuvayı Milliye Derneği Mersin temsilcisi Kemal Canay, 13 Aralık 2006'da yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır "Genel merkezimizin, hain olduğunu belirlediği 13 bin 500 kişi ve kurum var. Genel Başkanımız M. Fikri Karadağ, yurt dışına para kaçıran bu hainlerin listesini, onların en çok güvendiği kaynaklardan elde etti. Vatana İhanet Kanunu kaldırıldı. Biz bu kanunun yeniden yürürlüğe girmesini istiyoruz. Adam ihanet ediyor, elini kolunu sallaya sallaya geziyor. Mersin PKK ve Siyonistlerce işgal edildi. Türk çocuklarının elinden ekmekleri alınıyor. Mersin'de suç işleyenlerin yüzde 90'ı Doğulu ve Güneydoğu'ludur. Türk çocuğu suç işlemez."
7
- Kuvayi Milliye Derneği'nin kuruluş bildirgesinde "Devletimiz (d) (dinci, dönme) takımı tarafından yönetilmekte ve Türk milleti kendinden olan Türk soylu yöneticilere kavuşabilme özlemi duymaktadır. Hıyaneti Vataniye kanununun zamanı geldiğinde yürürlüğe konulması için çalışılacaktır. 11 Kasım 1938'den bugüne kadar ihanet eden her şahıs, kurum ve kuruluş hesap verecektir. Vatan mutlaka korunacak, millet daima büyüyerek sonsuza kadar yaşatılacaktır. Zira kendisini bu uğurda feda edecek çok vatan evladı vardır." Denmektedir.
8- Yine Kuvayı Milliye Derneği'nin kuruluş bildirgesinde "Kuvayı Milliye tarafından Hıyaneti Vataniye Kanunu'nun zamanı geldiğinde yürürlüğe konulması için çalışılacaktır; 11 Kasım 1938'den bugüne kadar ihanet eden her şahıs, kurum ve kuruluş hesap verecektir"
9- Bu törende derneğin genel başkanı olduğu belirtilen Mehmet Fikri Karadağ'ın öncülünde, etnik kimliklerin farklılığından dolayı insanları karşı karşıya getirebilecek, halklar kardeşleşmeyi bozacak bir yemin edilmektedir. Halkın bir kesimi kendisinden farklı olan kesimlere karşı düşmanlığa tahrik edilmektedir. Bu şekilde TCK 216. maddesinde düzenlenen suç işlenmiştir.
10- Yapılan yemin töreni sırasında masa üstünde silah bulundurulması ve bu silah üzerine yemin edilmesi, TCK 214/2 suçu oluşturmaktadır.
11- Yine masa üzerinde bulunan silahın ruhsatsız olması halinde 6136 sayılı yasanın 13. maddesinde suçun oluşacağı açıktır. Anılan silah ruhsatlı olsa bile bir derneğin etkinliği esnasında açık bir şekilde bulundurulması yine 6136 sayılı yasanın ek 1. maddesine aykırılık teşkil etmektedir.
12- Şikâyetimize konu olan dernek, kurulduğundan bu yana gerek açıklamaları, gerekse kamuoyuna yansıyan etkinlikleri ile derneklerin şiddet içeren etkinliklerde bulunamayacağına dair hükümleri, çiğnenmekte ve dernek örgütlenmesi altında silahlı şiddet örgütlenmesine gidildiği açıkça görülmektedir. Bu nedenle dernekler kanunu çiğnenmiş, örgütlenme hakkı kötü amaçla kullanılmıştır.
13- Kişilerle ilgili kayıt tutulmasını ilişkin düzenlemeler, yasalarca belirlenmiştir. Kişilerin kendi amaçları doğrultusunda halkın bir kısmını dini, siyasi, etnik ve sosyal konumları nedeniyle fişleme yapması anayasal suç teşkil etmektedir.
14- Yıllardır birçok farklı etnik kimlikten insanın kardeşçe bir arada yaşadığı coğrafyamızda, bu kardeşliğin bozulmasına yönelik girişim ve açıklamaların defalarca yapıldığı ancak bu girişimlerin, coğrafyamızın demokratik kamuoyunun duyarlı yaklaşımlarından kaynaklı olarak sonuçsuz kaldığı bilinen bir gerçekliliktir. Halkların kardeşliğine karşı yapılan her türlü girişim ve açıklamanın karşısında olduğumuzdan kaynaklı olarak gereğinin yapılması talebiyle bu şikâyetimizi yapmaktayız.

Sonuç ve talep: Yukarıda belirtilen nedenlerle adı geçen şüpheliler hakkında, Şiddeti özendirmek, Meskûn mahalde silah bulundurmak ve göstermek, Dernekler Kanunu'na muhalefet, Halkın bir kısmını diğer kısmına karşı silahlandırarak öldürmeye tahrik etme suçu (TCK 214/2 Maddesi), Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu (TCK 216.Maddesi), 6136 sayılı yasaya muhalefet ve soruşturma nitecesin de ortaya çıkacak diğer suçlar, Bir grup insanı fişleyerek hedef haline getirmek suretiyle tehdit etmek, Halk arasında infiale neden olmak fiillerinden dolayı soruşturma başlatılarak haklarında TCK'nin ilgili hükümleri gereğince dava açılmasını arz ve talep ederiz.

İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi

Heinrich Böll Stiftung Derneği
Uluslararası Geçmişle Hesaplaşma Konferansı
24-25 Şubat 2007 tarihleri arasında, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin Dolapdere Kampüsü, BS2 Salonu'nda Geçmişin Yükünden Toplumsal Barış ve Demokrasiye - Uluslararası Geçmişle Hesaplaşma Konferansı düzenlendi.
Konferansla ilgili ayrıntılı bilgiyi www.boell-tr.org adresinden edinmek ve katılım koşullarını öğrenmek mümkün. Ayrıca katılımınızla ilgili bilgiyi boell@boell-tr.org adresine ya da aşağıdaki faksa iletebilirsiniz.

Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği
İnönü Cad. Hacı Hanım Sk. No 10/12 TR- 34439 Gümüşsuyu-İstanbul 0212-249 15 54 F 0212-245 04 30


Diğer duyurular için tıklayın




SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla