|

Türkiye İnsan Hakları Vakfı:
Sorun
Sadece 301 Değil,
İfade Özgürlüğüdür de...

Türkiye'de insan haklarına dayalı, gerçek demokrasiyi benimseyen
bir hukuk devleti inşa edilmesi gerekmektedir. Temel hedef böyle
bir Türkiye'nin inşasıdır. Ancak maalesef hükümetin insan hakları
sorunlarını düşünceyi ifade özgürlüğüne, düşünceyi ifade özgürlüğünün
önündeki engelleri de 301. madde tartışmalarına indirgeme eğilimine
tanık oluyoruz.

Hükümet ve yasa yapıcılar ifade özgürlüğü önündeki engelleri, düşünceyi
ifade özgürlüğünü sadece TCY'nin 301. maddesi ile sınırlı tutarak
geçiştirmeye, unutturmaya çalışmaktadır. Bu, geçtiğimiz dönemde
yetkililerin ağzından 'TCY'nin 301. maddesinden hüküm giyen kimse
olmadığı' açıklamasında olduğu gibi bugün de kendini 301. maddede
yapılacak değişiklikler için bazı kuruluşları bir araya getirerek,
yeni bir metin hazırlamalarını istemek şeklinde kendini göstermektedir.

Hükümet, daha önce uluslararası düzeyde baskılar, son olarak ise
Hrant Dink'in öldürülmesinin ardından TCY'nin 301. maddesinde yapılacak
değişiklikler üzerinde yürütülen tartışmalara neredeyse tüm üyeleriyle
katılmıştır. Bize göre, TBMM'de çoğunluğu da olan bir partinin bu
konuda samimiyetini göstermesi ancak ivedi olarak yeni bir düzenlemeyi
Meclis'ten geçirmesi ile olabilirdi. Ancak AKP iktidarı, diğer insan
hakları sorun alanlarında olduğu gibi bu konuda da gerekli kararlılığı
göstermemiştir. Hükümet, TCY'nin 301. maddesi ile sınırlı algılanmasını
öngördüğü/istediği düşünceyi ifade özgürlüğü tartışmalarında insan
hakları ve sivil toplum örgütlerini bir kenara bırakarak, ağırlıklı
meslek örgütlerinin içinde yeraldığı bir platformla paylaşma, bu
platformdan görüş hatta yasa maddesi isteme yoluna gitmiştir. Bu
son örnek de hükümetin bu konudaki samimiyetsizliğinin bir göstergesidir.
Daha önce de pek çok kez tekrarladığımız üzere Türkiye'de düşünceyi
ifade özgürlüğünün sağlanabilmesi için tek tek maddelerin değiştirilmesi
yetmeyecektir. Mevcut TCY'de ifade özgürlüğüne engel oluşturabilecek
en az 14 madde vardır. Türkiye'de düşünceyi ifade özgürlüğünün önünde
engel olduğu düşünülen her madde değiştirildiğinde ya da kaldırıldığında
bir başka madde ile ikame edilmiştir.

Eski TCY'nin 141 ve 142. maddeleri 1991 yılında kaldırılmış, yerine
TMY'nin 8. maddesi getirilmiştir. TMY'nin 8. maddesi ise 2003 yılında
yürürlükten kaldırılmış, kaldırma gerekçesinde '8. maddenin yerine
TCY'nin 311 ve 312. maddelerinin kullanılabileceği' belirtilmiştir.
2005 yılında yürürlükten kaldırılan bu maddeler yerine de bugün
başta 301. madde olmak üzere pek çok madde kullanılmaktadır.

Nitekim Adalet Bakanı Cemil Çiçek, TCY'nin 301. maddesi üzerinden
yürütülen tartışmalarla ilgili olarak 1 Şubat günü bir gazeteye
yaptığı açıklamada şunları söylemişti: 'Bazıları diyor ki, 'Bu madde
tamamen kalksın.' Geçmişte, 141, 142, 163 de kaldırıldı. Bu maddeler
kalkınca onlara ilişkin suçlara dönük cezalar yok mu oldu? Daha
önemlisi, şimdi 301 kalkınca, hakim başka bir maddeyi bulup oradan
aynı cezayı vermeyecek mi? 301 kalkarsa, bu kez 216'dan (Halkı kin
ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama ile ilgili) tutturur. Önemli
olan, bu maddeye giren suçun işlenip, işlenmediğidir.'

Türkiye'de
özellikle 17 Ekim 2001 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa değişikliği
ile birlikte demokratikleşme yönünde olumlu adımlar atıldığının
altını çizerek, bu dönemde TİHV'nin düşünceyi ifade özgürlüğü ile
ilgili olarak izleyebildiği davalardan örnek verecek olursak; TİHV'nin
derlediği bilgilere göre 2001 yılında sözlü ya da yazılı olarak
ifade edilen görüşler nedeniyle DGM ve ağır ceza mahkemelerinde
en az 457 dava görüldü. Bunlardan TİHV'nin izleyebildiği 339 davada
toplam 855 kişi yargılandı. Bu davalardan 91'i TCY'nin 159. maddesi
uyarınca açıldı. 159. madde uyarınca açılan davalardan 28'i yıl
içinde sonuçlandı ve beşinde mahkumiyet kararı verildi. TCY'nin
312. maddesi uyarınca açılan 51 davadan, 18'i (13'ü mahkumiyet,
beşi beraat) yıl içinde sonuçlandı. TCY'nin 169. maddesi uyarınca
açılan 71 davadan 19'u sonuçlandı; 11 mahkumiyet kararı verildi.
59 dava TMY'nin 6. maddesi uyarınca açıldı; bunlardan sonuçlanan
25 davanın tümünde mahkumiyet kararı verildi. 48 dava ise TMY'nin
7 ve 8. maddeleri uyarınca açıldı; bunlardan sonuçlanan 11 davanın
dördünde mahkumiyet kararı verildi. 2002 yılında sözlü ya da yazılı
olarak ifade edilen görüşler, kitap, gazete, dergi gibi yayınlar
nedeniyle en az 386 dava görüldü. 2002 yılında TCY'nin 159. maddesi
uyarınca en az 25 dava açıldı, yıl içinde sonuçlanan 39 davada 22
mahkumiyet, 17 beraat kararı verildi. TCY'nin 312. maddesi uyarınca
görülen 47 davadan, 27'si (14'ü mahkumiyet, 12'si beraat) yıl içinde
sonuçlandı. 58 dava TMY'nin 6. maddesi uyarınca görüldü; bunlardan
sonuçlanan 28 davadan 26'sında mahkumiyet kararı verildi. 55 dava
ise TMY'nin 8. maddesi uyarınca görüldü; bunlardan yıl içinde sonuçlanan
17 davanın 13'ünde mahkumiyet kararı verildi. TCY'nin 169. maddesi
uyarınca görülen 147 davadan 69'u sonuçlandı; 57 mahkumiyet kararı
verildi.

2003
yılında da TİHV'nin belirlemelerine göre, sözlü ya da yazılı olarak
ifade edilen görüşler, kitap, gazete, dergi gibi yayınlar nedeniyle
en az 774 dava açıldı. TCY'nin 'devleti, cumhuriyeti, emniyet ve
askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif etme' suçunu düzenleyen 159.
maddesi uyarınca en az 70 dava açıldı, yıl içinde sonuçlanan 21
davada yedi mahkumiyet, 14 beraat kararı verildi. TCY'nin 312. maddesi
uyarınca en az 68 dava açıldı. Yıl içinde sonuçlanan 26 davadan
10'u mahkumiyet, 16'sı beraatla sonuçlandı. TMY'nin 6. maddesi uyarınca
en az 175 dava açıldı. Yıl içinde sonuçlanan 91 davadan 84'ünde
mahkumiyet kararı verildi. TMY'nin 8. maddesi uyarınca yürürlükten
kaldırıldığı 15 Temmuz 2003 tarihine kadar en az 38 dava açıldı.
O zamana dek yıl içinde sonuçlanan 35 davanın 13'ünde mahkumiyet
kararı verildi. 'Yasadışı örgütün propagandasını yapma' suçunu düzenleyen
TMY'nin 7. maddesi uyarınca en az 39 dava açıldı. 2003 yılı Ağustos
ayında TCY'nin 169. maddesinin uygulama alanının daraltılması ile
birlikte bu madde yerine TMY'nin 7. maddesi olmak üzere farklı diğer
ceza maddeleri uygulamaya konuldu. Bu dönemde TCY'nin 169. maddesi
uyarınca en az 174 dava açıldı. Yıl içinde sonuçlanan 116 davadan
58'i beraat 58'i mahkumiyet ile sonuçlandı.

Adalet Bakanı Cemil Çiçek, 2004 yılı Mayıs ayında yazılı bir soru
önergesini yanıtlarken, ceza mahkemelerinde TCY'nin 312. ve 159.
maddeleri uyarınca bin 537, TCY'nin 169. maddesi uyarınca 3 bin
752, TCY'nin 155, 158 ve 168/2. maddeleri, TMY'nin 7. ve Siyasi
Partiler Yasası'nın 81. maddeleri uyarınca 2 bin 794 kişinin yargılanmakta
olduğunu bildirdi.

Ancak, 2001 yılında ifade özgürlüğü alanında atılan adımlar, özellikle
Aralık 2004'ten itibaren sekteye uğradı, silahlı çatışmaların artması,
asker ve polislerin yanısıra sivil bazı çevrelerin 'bu kadar özgürlüğün
Türkiye'ye fazla geldiği' tepkilerinden hareket eden hükümet, ifade
özgürlüğü alanında atılan adımları geri götürecek düzenlemeleri
TBMM gündemine getirdi. 2005 yılında gerek eski TCY gerekse 1 Haziran
2005 tarihinde yürürlüğe giren TCY uyarınca en az 188 dava görüldü.
Yeni TCY'deki ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı maddeler bir yana Haziran
2006'da yürürlüğe giren Terörle Mücadele Yasası ile çok sayıda gazeteci,
yazar, aydın asliye ceza mahkemeleri yerine yeniden özel ağır ceza
mahkemelerinde yargılanmaya başlandı.

Sadece 2007 yılı içinde görülen davalardan vereceğimiz bazı örnekler,
ifade özgürlüğü önündeki engelleri göstermesi açısından dikkat çekici
olabilir:
Zeki Yüksel, Adil Kotay: İHD Van Şubesi eski Başkanı Avukat
Zeki Yüksel hakkında, katılmadığı bir basın açıklaması nedeniyle
dava açıldı. Van TUYAD-DER'in 16 Temmuz 2006 tarihinde düzenlediği
basın açıklaması nedeniyle açılan Yüksel ve TUYAD-DER Başkanı Adil
Kotay hakkında açılan dava, 19 Ocak günü başladı.
Bayram Kubilay, Ahmet İnan: Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesinde
yayınlanan 'Ararat'ın Sesi' gazetesinde 9 Eylül 2005 tarihinde yer
alan Kürtçe 'Çarşiye Bazide' başlıklı yazı nedeniyle yazar Bayram
Kubilay ve gazetenin sahibi Ahmet İnan hakkında açılan dava, 17
Ocak günü sonuçlandı. Doğubeyazıt 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 'yazıda
geçen 'Kürdistan' sözcüğü suç unsuru oluşturmadığı' gerekçesiyle
beraat kararı verdi.
Rojda Kızgın, Rıdvan Kızgın, Doğan Adıbelli: Bingöl Cumhuriyet
Savcılığı, Dicle Haber Ajansı muhabiri Rojda Kızgın, İHD Bingöl
Şubesi eski Başkanı Rıdvan Kızgın ve Doğan Adıbelli hakkında Ocak
ayında dava açtı. İddianamede, Ülkede Özgür Gündem gazetesinde 4
Ocak 2005 tarihinde yayınlanan 'Korucular devletin bombasıyla balık
avlıyor' başlıklı haberde 'devletin güvenlik güçlerine hakaret edildiği
(TCY madde 301)' iddia edildi.
Ahmet Türk, Aysel Tuğluk: DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve
Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk hakkında, DTP Kadın Kolları'nın
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde hazırladığı bildiri nedeniyle açılan
davaya 22 Ocak günü Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi.
Gürsel Şenşafak: Emek Partisi Mersin İl Başkanı Gürsel Şenşafak
hakkında, 5 Mayıs 2006 tarihinde Mersin Demokrasi Platformu'nun
Terörle Mücadele Yasası'na ilişkin basın açıklaması nedeniyle açılan
dava, 23 Ocak günü sonuçlandı. Mersin 1. Sulh Ceza Mahkemesi, TCY'nin
301. maddesi uyarınca yargılanan Şenşafak hakkında beraat kararı
verdi.
56 Belediye Başkanı: Yurtdışında yayın yapan Roj TV'nin
kapatılmaması için 21 Aralık 2005 tarihinde Danimarka Başbakanı
Anders Fogh Rasmussen'e mektup yazan 55'i DTP'li 56 belediye başkanı
hakkında açılan davaya 23 Ocak günü devam edildi. İddianamede, belediye
başkanlarının 'yasadışı örgüte yardım' iddiasıyla cezalandırılması
isteniyor.
İbrahim Güçlü: Diyarbakır Kürt Derneği (Kürt-Der) sözcüsü
İbrahim Güçlü hakkında, Van'ın Özalp ilçesinde General Mustafa Muğlalı'nın
emriyle öldürülen 33 köylü için 2005 yılı Ağustos ayında düzenlenen
toplantıda yaptığı konuşma nedeniyle açılan dava, 24 Ocak günü sonuçlandı.
Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi İbrahim, Güçlü'yü 'Türklüğe
ve Türkiye Cumhuriyeti'ne hakaret ettiği' gerekçesiyle (TCY madde
301) bir yıl altı ay hapis cezasına mahkum etti.
Ahmet Sami Belek, Şahin Bayar: Evrensel gazetesinde 14 Eylül
2006 tarihinde yayınlanan 'JİTEM'ciler Diyarbakır'a çağrıldı' başlıklı
haber nedeniyle gazetenin sahibi Ahmet Sami Belek ve Yazıişleri
Müdürü Şahin Bayar hakkında açılan dava, 24 Ocak günü yapılan ilk
duruşmada sonuçlandı. Mahkeme, 'haberin eleştiri sınırları içinde
kaldığı' gerekçesiyle beraat kararı verdi. Davada, gazetecilerin
TCY'nin 301. maddesi uyarınca cezalandırılması isteniyordu.
Sakine Yalçın: Alınteri gazetesi Yazıişleri Müdürü Sakine
Yalçın hakkında açılan üç dava, 26 Ocak günü sonuçlandı. Şişli 2.
Asliye Ceza Mahkemesi, Yalçın hakkında TCY'nin 301. maddesi açısından
beraat kararı verdi. Yalçın, üç davada da eski TCY'nin 159/1. maddesi
uyarınca toplam 1.620 YTL para cezasına mahkum edildi. Para cezaları
ertelenmedi.
Ömer Kavili: Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde süren Devrimci
Yol davasının avukatlarından Ömer Kavili hakkında, 'yargıçlara hakaret
ettiği' iddiasıyla açılan davaya, 26 Ocak günü Ankara 2. Ağır Ceza
Mahkemesi'nde devam edildi. Avukat Hüseyin Biçen, Devrimci Yol davası
klasörlerinin ve klasörlerin kaydedildiği dizinin bilirkişi tarafından
incelenmesini istedi. Mahkeme bu isteği reddetti. Mahmut Alınak:
DTP Kars İl Başkanı Mahmut Alınak hakkında, 4 Haziran 2006 tarihinde
düzenlenen bir panelde, 'Doğan çocuklarımızı nüfusa kaydettirmeyelim.
Yargıya gitmiyorum, okula göndermiyorum, nüfusa gitmiyorum. Bu tür
güçlü sivil itaatsizlik eylemlerine iki yıldan fazla dayanamazlar.
Devlet yöneticileri görevlerini yerine getirmiş olsalardı, asker,
gerilla bunca gencimiz ölmezdi' dediği için dava açıldı. Dava, 'suç
ve suçluyu övmek' ve 'yasalara uymamaya kışkırtma' iddialarıyla
açıldı.

Devamını
okumak için tıklayınız

|