Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 11. 01. 2007


Mazlumder
Dil Kullanım Hakkı Bir İnsan Hakkıdır

Diyarbakır Sur Belediyesi tarafından "Çok dilli belediyecilik" anlayışı gereğince belediye sınırları içerisinde kullanılan Kürtçe, Süryanice ve diğer dillerle ilgili hizmet yapılmasına yönelik çalışmaları haber yapılmış ve sonrasında konuyla ilgili İçişleri bakanlığı tarafından soruşturma açıldığı bilgisi kamuoyuna yansımıştır. Sur Belediye başkanı Abdullah Demirbaş'ın belediye sınırları içerisinde yaptırdığı ankete göre; vatandaşların yüzde 72'si günlük yaşamında Kürtçe, yüzde 24'ü Türkçe, yüzde 3'ü Süryanice ve yüzde 1'i nin de Arapça konuştuğu tespiti üzerine, Belediye Meclisince "Farklı Dil, Din ve Kültürlere sahip kesimlerle daha rahat diyalog geliştirmek, hizmetleri daha sağlıklı ulaştırmak ve faaliyetleri daha anlaşılır kılmak amacıyla" karar aldığı anlaşılmaktadır.

Öncelikle "Dil Hakkı" İnsanın temel haklarındandır. İnsanın doğuştan sahip olduğu veya sonradan öğrenip ifade etmek istediği bir dili kullanmaya hakkı vardır. Düşünce ve ifade özgürlüğünün uygulanabilmesi için, kişinin kendisinde varlığını hissettiği dili kullanması en tabi hakkı olmalıdır.

Bilimsel veriler ve tespitler ışığında bir belediyenin, hizmet vermesi gereken vatandaşların dilleri alanında anlaşılır ve etkin hizmeti yürütmesi, hakkı ve aynı zamanda görevidir. Sonuçta Devlet ile hizmet kuruluşları, vatandaşın talepleri ve üzerinde bulunduğu hali dikkate alarak çalışma yürütmelidir. Dilin sadece sivil alanda kullanımı değil, kendisine hizmet etmek için var olan devletin resmi alanında da farklı dillerin kullanım talepleri dikkate alınmalı ve gereği yapılmalıdır. Bu destek meşru ve insani bir çalışma olacaktır.

Her türlü dil, kültür, din ve inançların kendilerini ifade edebilmeleri; Demokratik çoğulculuk ve katılımcılığın önünü açan, sağlıklı ve kendisiyle, iktidarla barışık topluma da katkı sunacaktır. Ulus devlet anlayışında farklılıklar yerine tek tipleştirici anlayış, toplumdaki renkler ve tercihler üzerine baskı kurmakta ve temel sorunların oluşmasına bizzat katkı sunmaktadır.

Farklı olma hakkının vurgulanması, bazı kesimlerde bir suç olarak algılanabilmekte ve niyet okumalarla bu farklılığın kötüye hizmet etme endişesi ifade edilmektedir. Endişelerimiz, meşru taleplere karşı hakkı teslim etmemize engel olmamalıdır.Unutulmamalıdır ki, insanı insan eden onun sahip olduğu haklarıdır. Bu haklar kullanılmakla bir değere dönüşür. Kendimiz için istediğimiz bir hakkı başkası içinde isteyebilmeliyiz.

MAZLUMDER olarak;
- Farklılıklarımızın zenginliğimiz olduğunu ve buna imkan sağlamanın insani bir çalışma olduğu,
- Türkiye'nin üyesi olduğu Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen "Avrupa Bölgesel Diller Şartı" ile "Azınlık Dilleri Çerçeve Sözleşmesi"nin Türkiye tarafından hayata geçirilmesi ,
- İhtiyaç bulunan her toplulukta ve resmi kurumda; Türkçe'nin yanı sıra diğer dillerin de kullanılabilmesi gerektiğini belirtiriz.

Barış Metni İmzaya Açıldı

Aralarında Yaşar Kemal, Mehmed Uzun, Adalet Ağaoğlu, Vedat Türkali'nin de bulunduğu yüzlerce yazar, sanatçı, akademisyen, sivil toplum kuruluşu yöneticisi, eski bakan ve milletvekili, yayınladıkları bildiriyle, Türkiye'nin Kürt sorununun çözümü ve bölgede kanın durması için acil çözüm taleplerini, önerilerini kamuoyuna duyurdu. Farklı kesim, siyaset ve görüşlerden, yüzü profesör ve öğretim üyesi olan 320'den fazla imzacı; şiddetin çözüm getirmediğini, savaş dilinin artık bırakılması gerektiğini, sorunun militarist asayiş politikalarıyla değil, insan yaşamını merkeze alan sivil açılımlarla çözülebileceğini anımsatıyor; konunun aciliyetini vurguluyor ve imzaladıkları bildiride "Çözümün sorumluluğunu siyasi irade üstlenmelidir" diyorlar.

İmzacılar bu metni imzaya neden açtıklarını şu duyuru ile açıkladılar:

Değerli arkadaşlar,
21 Aralık tarihinde basında çıkmış olan 'Savaşın değil barışın dilini konuşalım' başlıklı metni STK temsilcileri, sanatçılar, yazarlar, öğretim üyeleri arasında imzaya açıyoruz.

Metni onaylayanların isim ve soyadlarını, yaptıkları işi veya üye oldukları kurumu belirterek imza@sivilcozum.org adresine elektronik mesaj göndermelerini rica ediyoruz.

Metin ve eklenen imzalar www.sivilcozum.org web sitesinde yer alacaktır. Bu mesajı uygun gördüğünüz yerlere yollayabilirsiniz.

MAZLUMDER
Hukuk'un Kara Deliği Artık Kapanmalı

Amerika Birleşik Devletleri, 11 Eylül olaylarını bahane ederek, uluslararası hukuka aykırı olarak; yüzlerce insanı Guantonamo Bay üssünde tutmaya devam etmektedir.

Guantonamo Bay üssüne ilk insan sevkiyatı 11.Ocak.2002 tarihinde yapılmıştır. Bundan sonra da Üsse çok sayıda insan sevkiyatı yapılmış olup halen devam etmektedir.

ABD Hükümeti'nin, kendi toprakları dışında kendi vatandaşı olmayan kimseleri keyfi olarak yakalayıp üsse götürmesi uluslararası hukuka aykırı niteliktedir. Uluslararası hukuk, ikili anlaşmalar ve uluslararası normlar bir kenara bırakılarak oluşturulan bu durum "güçlüyüm, ben yaptım oldu" mantığıyla yapılmıştır ve bu mantıkla sürdürülmeye devam etmektedir.

ABD'nin Afganistan'ı işgalinden sonra, El-Kaide ya da Taliban üyesi oldukları gerekçesiyle yakaladığı ve somut herhangi bir suç isnadı yapmaksızın Guantanamo'da tuttuğu ve içlerinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da olan kişiler;hiçbir güvence ve haklara sahip olmadan, dünya tarihinin büyük kazanımları olan uluslararası hukuk hiçe sayılarak, ne ile suçlandıklarını dahi bilmeden sorgulanarak, avukat veya yakınlarıyla dahi görüşme imkanı tanınmadan, sağlıkları hakkında tarafsız kimselerce inceleme ve açıklama yapılmadan, yargılama hukukuna ilişkin tüm normlar ihlal edilerek, işkence ve kötü muameleye maruz bırakılarak beş yıldır tutulmaktadırlar.

İşkence, kötü muamele ve uluslararası boyutta adam kaçırmak ve özgürlüğünden yoksun bırakmak evrensel insanlık suçlarıdır.

Üste tutulan kimselerin statüsü her ne olarak kabul edilirse edilsin gördükleri muamele insanlık dışıdır ve bu kimselerin gördükleri muameleyi mazur gösterebilecek hiçbir hukuk kuralı bulunmamaktadır.

ABD yçnetimi Guantanamo'da yaşananların tüm ayrıntılarıyla öğrenmemizi sağlayarak insanlığı korku içinde tutmak ve bir göz dağı vermek istemektedir. Elindeki gücü zulüm için haksız yere kullananların sonunun iyi olmadığını tarih yazmaktadır. Ancak ABD yönetimine ve insanlığa çağrımız zulmün neresinden dönülse iyidir. Bu nedenle yapmakta olduğunuz kötü şeylerden vazgeçin ve barış içinde bir dünyada yaşayalım çağrımızı yineliyoruz.

Buna rağmen tüm dünya ülkeleri ve ülkemiz hukukun bu kara deliğinin büyümesine seyirci kalmakta ve bariş içinde yaşanan bir dünyanın sorumluluğunu üstlenmemektedirler.

BU HUKUKSUZ DURUMA BİR AN ÖNCE SON VERİLMESİ VE GUANTONAMO BAY ÜSSÜNDE TUTULAN HER BİR KİŞİNİN TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİNDEN YARARLANMASININ TEMİNİ İÇİN TÜM DÜNYA HALKLARINI VE YÖNETİMLERİNİ, ÜSSÜN KAPATILMASI, TUTULANLARIN UĞRADIKLARI ZARARLARIN TAZMİNİNİN SAĞLANMASI, ÜSSÜN AÇILMASINDA VE İŞLETİMİNDE SORUMLULUĞU BULUNAN HERBİR KİŞİNİN AYRI AYRI YARGILANARAK CEZALANDIRILMASI İÇİN HAREKETE GEÇMEYE DAVET EDİYORUZ.

MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Kalenderhane Mah. C.Y.Tosyalı Cd. No:124 Vefa/ İstanbul Telefon: 0212 526 24 38-39-40 Faks:0212 526 24 41 Web: www.mazlumder.org
E-mail: contact@mazlumder.org info@mazlumder.org



Panel/Foruma Davet
Kültürün Politikası-Politikanın Kültürü
Tüketim ve sermaye düzeni olan kapitalizm; insanlık ve doğa, canlılar ve dünya için en temel tehdit ve sorun olmayı sürdürmektedir.

Sömürü ve kâr esasına göre kurgulanmış kapitalizm; yapısına uygun işleyişi içinde doğayı ve insanı öylesine sömürüyor ki, geride sadece ''atık''lar kalıyor.

İnsanın denetimi dışına çıkan sistem, insanı denetlemeye ve belirlemeye başladı. Sistem insan için nesne olmaktan kurtulup, insanı nesneleştirdi. Bu kapitalizmin sorunu mudur?

Canlıların yaşaması için olmazsa olmazlar yok ediliyor… Toprak, hava ve su tükeniyor zehirleniyor… Bu doğanın sorunu mudur?

İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel özellik: Düşünebiliyor olmasıydı. Dahası insan'' kendisi için'' plan yapabiliyordu. Günümüz insanı yine düşünüyor, plan da yapıyor ama düşündükleri ve yaptıkları kendi çıkarlarının ürünü değil! Egemenlerin planı… Zincirler düşüncemizi bağlıyor… İşçi patron…kadın erkek… gençler yaşlılar…. gibi düşünüyor. Ezilenler, ezilmenin doğal ve kaçınılamaz olduğuna, kitleler kapitalist sistemin ''tüm kötülüklerine karşın'' alternatifsiz olduğuna inandırıldılar! Bu insanlığın sorunu mudur?

Umutsuz, umarsız insan ve insanlar onaylar, katlanır ve yaşarken, "Başka bir dünya mümkün'', "Hemen şimdi" diyenlerin cephesinde ve yaşamlarında neler oluyor? ''Eti kokmaması için tuzlarsın, tuz kokarsa neylersin..." Bu solun, sosyalizmin sorunu mudur?

İnsanın nesneleştiği bir yaşam tarzı-kültürüne karşı özne olabileceğimiz bir kültür arayışı için ANTİ KAPİTALİST bir YAŞAM-KÜLTÜR ne kadar olanaklıdır, sorusuna yanıt arayalım, birlikte düşünelim, tartışalım istiyoruz.

Kültür insan eli, emeği ve aklının yarattığı maddi ve manevi değerlerin toplamıysa eğer, birlikte ne kadar çok sorumuz ve arayışımız olacaktır…
- Kültür nedir?
- Egemen kültür kimindir?
- 'Egemen' kültür nasıl oluşur ve yayılır?
- İnsanlar neden bu akla/ruha/doğaya aykırı sisteme boyun eğiyorlar?
- İlerleme/ uygarlık/ kültür
- Medya/ sanat/ kültür
- Tüketen insan doğayı ve insanı tüketiyor mu?
- Kitlelerin esin kaynağı ne? Hayallerini, düşlerini kimler belirliyor?
- Egemen kültür tuzu nasıl kokutuyor?
- Verili koşullar içinde alternatif-muhalif kültür nerelerde? Tarihi köklerinin izini sürebiliyor muyuz? Muhalif kültür Bugünden ne kadar mümkün?
- İnsanın temel ihtiyaçları ve kültür…
- Psikoloji ve kültür…
- Ve daha nice sorular, sorunlar…
Her ay, aynı mekânda düzenlenecek toplantılarda sistemli bir şekilde bunları tartışabiliriz diyoruz. Konuşmacıların sunumlarından sonra yapılacak "forum" katılımcıların sözlü/yazılı fikirlerini ifade alanıdır…
Tarih : 21 Ocak 2007 Pazar
Saat : 19.00-22.30
Yer : Barış Manço Kültür Merkezi/Kadıköy
Konuşmacılar: Arus Yumul (Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı Başkanı, Profesör) Ömer Laçiner (Birikim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni) Sezai Sarıoğlu (Yazar) Kolaylaştırıcı: Nihat Hoşgit (İşçi)

Bilgi üniversitesi:
"Adalet Gözet" Projesi

İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi Haziran 2006'dan beri Adalet Gözet isimli bir proje yürütmektedir. Bu proje, hukukun vatandaş tarafından anlaşılmasının ve sahiplenilmesinin demokratik bir toplum için şart olduğu inancı üzerine kurulmuştur. Projenin asıl amacı Türkiye'de vatandaş ile hukuk arasındaki ilişkiyi her iki taraf açısından sergilemektir. Bir taraftan hukuk vatandaşın hayatında nasıl bir yer kaplar, hukuka ne zaman başvurulur, hukuktan beklentiler nelerdir ve bu beklentiler ne derece karşılanmaktadır gibi sorulara cevap aramakta; diğer taraftan da, hukuk denince akla ilk gelen kurum olan mahkemelerin vatandaş için gerek yapısıyla gerek işleyişiyle ne derece anlaşılır, erişilebilir ve kullanılabilir kurumlar olduğunu ortaya koymaya çalışmaktadır. Bu çerçevede, Adalet Gözet Projesi aynı zamanda adalet anlayışının da vatandaşın hukuk ile olan ilişkisiyle ne derece bağlantılı olduğunu ve hukuk ile olan deneyimlerin bu anlayışı nasıl etkilediğini de göstermeye çalışacaktır.

Bu proje çerçevesinde toplanan veriler, projenin kendi web sayfasında yayınlanmaktadır. Proje kapsamında üç temel yöntem ile veri toplanmaktadır: Medya Arşivi, Adliye Gözlemleri ve Adalet Barometresi Anketi. Medya araştırması dâhilinde Türkiye'nin son bir yılda gündemini meşgul eden davalar hakkında bilgiler toplanmakta ve bu davalar hakkında seçilen gazetelerde çıkmış olan tüm haberler, yorum katılmadan gazetelerde yazıldıkları şekilde web sayfasında yayınlanmaktadır. Adliye Gözlemleri ile ise çift taraflı bir bilgi alışverişi sağlanarak kişiler ile mahkemeler arasındaki boşluğun giderilmesi amaçlanmaktadır. Bu iki taraflı bilgi alışverişi, halkı mahkemelere getirmek ve mahkemeler hakkındaki bilgileri de tekrar halka ulaştırmak şeklinde gerçekleşecektir. Adliye gözlemleri bünyesinde seçilen adliyelere düzenli olarak gerçekleştirilmekte olan ziyaretler çerçevesinde bu adliyelerin fiziksel durumu, erişilebilirlikleri, adliyelerde alınan güvenlik önlemleri, rastlantısal olarak seçilen mahkemelerde görülen davaların gecikme oranları gibi konularda bilgiler toplanmakta ve bu bilgiler web sayfasından duyurulmaktadır. Son olarak Adalet Barometresi kapsamında ise , halkın genel olarak yargıyla ilgili, adaletle ilgili konular hakkında ne düşündüğünü anlamaya yönelik bir anket çalışması yürütülmektedir. Anket sayesinde, vatandaşın mahkemeler önündeki tecrübeleri, yargıya ve adalete olan güveni, yargıya başvurma oranları ve başvurmama nedenleri ve de genel olarak adalete erişim konularında Türkiye'deki genel durum ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Projenin web sayfası yeni veriler toplandıkça güncellenmektedir. Proje hakkında daha detaylı bilgi almak ve toplanan verilere ulaşmak isteyenler için www.adaletgozet.org adresi ziyarete açılmış bulunmaktadır.




Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla