|
MAZLUMDER
İSTANBUL ŞUBESİ HUKUKİ YARDIM MERKEZİ 2005 YILI BİREYSEL BAŞVURULAR
RAPORU
İnsan hakları mücadelesini 15 yıldır "Kim olursa olsun zalime
karşı, mazlumdan yana" düsturu ile sürdürmekte olan Derneğimiz,
MAZLUMDER İstanbul Şubesi Hukuki Yardım Merkezi aracılığıyla bu
yıl da bir çok konuda bireysel başvuru almıştır. Hukuki Yardım Merkezine
yapılan başvurularla, somut veriler ortaya konularak, ülkemizde
yaşanan hak ihlalleri konusunda fikir verici nitelikte oldu kuşkusuzdur.

Son beş yılın insan hakları raporları incelendiğinde bazı konularda
göze çarpan nispi düzelmeler, ümit verici gelişmeler olarak insan
hakları savunucularını sevindirirken, değişime direnen bürokrasinin
yasalara rağmen dayatmaya çalıştığı kimi uygulamalar ile halen düzeltilmesi
gereken çok şey olduğunu, yasaların yanında anlayışında değişmesi
gerektiğini göstermektedir.

Devamı için>> www.mazlumder.org
MAZLUMDER İstanbul Şube
Kalenderhane Mah. C.Y.TosyalıCd. No:124 Vefa/ İstanbul
Telefon: 0212 526 2438-526 2439-526 2440 Faks:0212 5262441 Web:www.mazlumder.org
Email:contact@mazlumder.org
info@mazlumder.org

Hayvan
Hakları Örgütleri
'Ne kürk, ne deri; 'kansız'
hediye ve giysi!..'
Hayvan Hakları savunucularının dünya genelinde uyguladıkları etkin
çalışmalar sonucu, "Kürk" ve "Deri" kullanımı ile bu yönde 'talep
yaratma' çalışmaları tepki topluyor. 18 Ocak 2006'da İstanbul CNR
Fuar Merkezi'nde başlayacak "Deri Fuarı" da şimdiden hayvan
hakları savunucularının protesto gündemine girdi.

Çin Halk Cumhuriyeti'nin Hebei bölgesindeki Shangcun; Çin'in kürk
pazarının yüzde 60'ını oluşturuyor. Burada hayvanlar ya kafaları
yere vurularak ya da kafalarına sopayla vurularak felç edilip (çoğu
zaman felç bile olmadan, sadece sersemletilip) canlı canlı yüzülüyorlar.
Yaşamları boyunca kafeslerde kapalı yaşayan bu hayvanların yaşam
alanları 70x35 cm büyüklüğünde. Şubat-Mart aylarında çiftleştirilen
hayvanlar, Nisan-Mayıs aylarında doğum yapıp yavrularını emziriyorlar.
Yedi aylık olan yavrular kalın ve para eden kürke sahip olduğu için
satılmaya hazır hale geliyor. İşte kürkü için öldürülen hayvanların
'o an'ının video görüntüleri:
* ÇİN'DEN
KÜRK VAHŞETİ GÖRÜNTÜLERİ (Video) [Tıkladıktan sonra filmin
yüklenmesi için bekleyiniz]
* KÜRKÜ
İÇİN ÖLDÜRÜLEN Kedi ve Köpekler (Video) [PETA TV]

Hayvan Hakları örgütü PETA, Çin'de kürkleri için, canlı canlı derileri
yüzülen hayvanların görüntüleri ile Jennifer Lopez'in kürklere bürünmüş
son video klibinin görüntülerini harmanlayarak bir film oluşturdular.
Bu videoyu linki tıklayarak indirebilir ve izleyebilirsiniz. * J.
Lopez (Video)
* BAŞINIZA
( Hayvanlara yapılana benzer ) BÖYLE BİRŞEY GELSİN İSTER MİSİNİZ?
(Video)

ALF'İN ÖZGÜRLEŞTİRME OPERASYONU'NDAN
Sizlere sunduğumuz bu görüntüler de FBI'ın dolayısı ile de G.W.Bush'un
terörist örgütler listesinde yer alan ALF (Animal Liberation Front-Hayvanlara
Özgürlük Cephesi) adlı örgütün Rusya'da bulunan bir "kürk çiftliği"ndeki
kafeslerdeki "yaban gelincikleri"ni kurtarma operasyonundan. ALF
üyeleri 180'den fazla yaban gelinciğini kurtararak, Kürk Çiftliği'nden
uzaktaki bir ormana bırakıyor. Kafesleri parçalıyorlar ve duvarları
"Hayvanlara Özgürlük!" / "ALF" yazılarıyla donatıyorlar...
* ALF'in
hayvanları kurtarma operasyonu (Video)

Hayvan Korumacılar ve Hayvan Hakları Örgütleri Tepkili Dünyanın
her yanında olduğu gibi; Türkiye'de de, Dünya Yalnız Bizim Değil
Platformu (DYBD), DOHAYKO, HAYTAP, Türkiye Hayvan Hakları Platformu
(THHP) ve KÜRKE HAYIR! Platformu gibi hayvan korumacı ve hayvan
hakları savunucusu kuruluşlar, özellikle defileler, fuarlar gibi
etkinlikler öncesi, kürk ve deri kullanımı konusunda tepkilerini
yoğunlaştırıyorlar...

"BIRAKIN DERİLER ve KÜRKLER HAYVANLARIN ÜZERİNDE KALSIN!.."
"Her yanı işlenip, parlatılıp, astarlanarak piyasada satışa sunulan,
adına kürk dediğimiz şey, aslında öldürülmüş bir hayvanın parçasıdır.
Vücudunun üzerinde komple bir ceset ya da onun bir parçasını taşımak
sağlıklı bir davranış biçimi olarak kabul görebilir mi?! Bırakın,
deriler ve kürkler hayvanların üzerinde kalsın!.. "

Kadınların 'güzel olmak için' kürke ihtiyacı yok! Kürk ile elde
edilen güzellik kürkün güzelliği değil, içindeki hayvanın güzelliğidir.
Ancak arada bir fark vardır. Kürkü alınmış hayvanın güzelliği de,
hayatı da alınmıştır. Kadın ise; zaten doğal haliyle güzeldir. Başka
bir canlının yaşamak için gerekli bir parçasını alarak kendini normalden
şişman gösterecek ve hayvan öldürdüğünün kanıtı olarak taşıyacağı
bir başka aksesuara ihtiyacı var mıdır?!...
* www.kurkehayir.com
Unutmayın!
* DÜNYA
YALNIZ BİZİM DEĞİL

Vicdani Retçi Mehmet'e Özgürlük!
Mehmet Tarhan'la dayanışmak için dünyanın dört yanında eylemler
yapıldı. Berlin'deki eylemde dağıtılan el ilanı metnini örnek olması
bakımından yayınlıyoruz:
"Hiçbir şekilde askere gitmeyeceğim." Bu cümleyle Mehmet Tarhan
2001 yılında vicdani ret hakkını kamuoyu karşısında açıkladı. Dört
yıl sonra tutuklandı ve Ağustos 2005´de dört yıl hapis cezasına
çarptırıldı. Bu ceza şimdiye kadar Türkiye´de bir vicdani retçiye
verilen en yüksek hapis cezasıdır.

Mehmet Tarhan Nisan 2005´den bu yana Sivas Askeri Cezaevi'nde tutuklu
bulunmaktadır ve birçok onur kırıcı davranışa ve kötü muameleye
maruz kalmıştır. Mehmet Tarhan kararı bozmak için Askeri Yargıtaya
başvurdu. Askeri Yargıtay konu içeriği ile ilgili kararı değerlendirmedi.
Bunun yerine Sivas Askeri Mahkemesi Mehmet Tarhan'nın eşcinselliği
konusunda bedensel muayenesinin yaptırılarak askerliğe elverişli
olup olmadığının belirlenmesini istedi. Bir sonraki duruşma 15 Aralık
tarihinde gerçekleşecek.

Tarhan, Türkiye'de uygulamaya göre, eşcinsellik nedeniyle 'çürük'
ve 'hasta' olarak damgalanarak askerden muaf tutulmayı kabul etmeyeceğini
belirtti. Böyle aşağılayıcı bir çürüğe çıkarma sürecine maruz kalmayı
reddetmekte ve bunu bir "kirli kompromis" olarak görmektedir. Tarhan,
vicdani reddinin kabul edilmesinde ısrar diretmektedir, çünkü kendisi
"şiddet desteklenir ve kabul edilirse, sadece yeniden şiddet oluşacaktır"
ifadesiyle askerliği reddettiğini açıkça dile getirmiştir.

Eğer Sivas Askeri Mahkemesi zorunlu bir bedensel muayene yapılması
kararı alırsa, bu, Tarhan'nın tekrar sonuçları ağır olacak bir kötü
muameleye maruz kalacağı anlamına gelmektedir. Bugün Paris, Varşova,
Londra, Belgrad, Venedik, Philadelphia ve New York'da ceşitli Türkiye
temsilcilikleri önünde Mehmet'in tutukluluğunu ve uğradığı muameleyi
protesto eden toplu gösteri ve yürüyüşler yapılmaktadır.

Şu an cereyan etmekte olan bu eylemle eşzamanlı olarak Almanya'da
da Frankfurt a. M., Münster ve Mainz'daki Türk Konsoloslukları önünde
protesto eylemleri yapılmaktadır. Zorla silah altına alınmayı reddetmek,
savaşa, örgütlü şiddete ve her türden savaş hazırlığına karşı onurlu
bir tavır ve barış için atılmış somut bir adımdır. Silah üreten
ve satan, savaştan çeşitli yollarla çıkar sağlayanlar, asla savaşta
ölen, sakat kalan ya da ruh sağlığını yitiren insanlar değildir.
Zorunlu askerliğin olduğu her yerde savaş gerçekliğini tanımayan
genç insanlar 'vatan savunması' ya da 'vatan borcu' adı altında
çeşitli milliyetçi ve şovenist-militarist propagandaların kurbanı
olmaktadırlar.

Bizler Alman Barış Örgütü - Birleşik Askerlik Karşıtları, Türk ve
Kürt Savaş Karşıtları İnisiyatifi ve Türkiyeli Gay ve Lezbiyenler
(GLADT e.V.) olarak bu gösteri ile aşağıda yeralan taleplerimizi
ve vicdani retçi Mehmet Tarhan'ın yalnız olmadığı Türk makamlarına
açıkça duyurmayı istiyoruz:
o Türkiye'de 300.000'nin üzerinde asker kaçağı vardır ve
vidani retçilerin sayısı her yıl artmaktadır. Türkiye'de vicdani
retçilere ve antimilitaristlere suçlu muamelesi yapılmasına son
verilmelidir!
o Zorunlu askerlik en başta kişilerin zorla, yaşam hakkını
ihlal etmeyi amaçlayan silahlı eğitimden geçirilmesi demektir. Hiç
kimse, hangi gerekçe ile olursa olsun, ne bunu kabul etmek ne de
onun yerine bir 'bedel' ödemek zorunda değildir.

Vicdani ret bir insan hakkıdır ve Türk Devleti tarafından da
koşulsuz olarak kabul edilmek zorundadır!
o Mehmet Tarhan zorla muayene edilemez. Kişinin zorla muayene
tabi tutulması işkencedir. Vicdani retçi Mehmet Tarhan koşulsuz
olarak serbest bırakılmalıdır ve uğradığı muameleden ve işkenceden
sorumlu olanlar yargılanmalıdır!

ViSdP: Eugen Januschke, Karl-Kunger-Str. 18, 12435
Berlin

İnsan
Hakları ve Mazlumlar için
Dayanışma Derneği
'Otorite ve İtaat' konulu
yarışma sonuçlandı
Kocaeli şubesi 11 Aralıkta İzmit Sabancı kültür merkezinde insan
hakları gecesi düzenledi. Programa yurtiçinden ve yurtdışından birçok
misafir katıldı. Özbekistanlı, Iraklı ve Filistinli yetkililer önemli
açıklamalar yaptılar. Programda MAZLUMDER Kocaeli şubesince düzenlenen
uluslararası "otorite ve itaat" konulu karikatür yarışması sonuçları
açıklandı. Yurtdışından 10 ülke, yurt içinden 18 il 63 katılımcı
toplam 118 eserden oluşan yarışmanın sonucunda; BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ:
MARİO DİMOV MASTROTTİ- BREZİLYA İKİNCİLİK ÖDÜLÜ: KÜRŞAT ZAMAN- ANTALYA
ÜÇÜNCÜLÜK ÖDÜLÜ:ALİ BULCA- ANKARA JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ: VLADIMIR KAZANEVSKY
-UKRAYNA olarak ilan edildi.

Açılış konuşmasını yapan şube başkanı Dr.Ömer Faruk Gergerlioğlu
dünyada ve Türkiye'de insan hakları alanında olumsuz gelişmeler
yaşanmasına rağmen mücadelenin süreceğini belirtti. Zulme karşı
yapılan mücadelelerin mazlumların bir damla gözyaşının karşılığı
olamayacağını ve hukuksuzluğa karşı herkesin duyarlı olması gerektiğini
belirtti. İnanç özgürlüğü platformunun çalışmalarının başörtü yasağı
bitene kadar devam edeceğini ifade etti.

Geceye katılım gösteren İ.H.D Kocaeli şube başkanı Nalan Aktan yaptığı
konuşmada insan hakları derneklerinin ortak paydalarda çalışmalarını
bütünleştirmesi gerektiğini belirterek "sesinizi sesimize" katmak
istiyoruz dedi. Özbekistan Erk partisi üyesi Pir Muhammet Halmet
şunları söyledi:
"Özbekistan dünyanın en zengin 10 ülkesinden biridir. Fakat Özbekistan
insan hakları ihlalleri alanında en Dünyanın en sabıkalı ülkelerinden
biridir.Demokrasi yoktur, serbest seçim yoktur.Tutuklu sayısı devlet
sırrıdır.Siyasi mahkum sayısı çok fazladır. 850 bin polis vardır
ve nüfusun 30'da biri polistir. Büyük cezaevleri vardır. Cezaevleri
islahevi değil, işkencehanedir. Siyasi muhaliflere çeşitli iftiralar
yapılmaktadır. Ülkenin kuzeybatısındaki halkın "gidengelmez" adını
verdiği cezaevi 100.000 mahkum barındıracak kapasitededir.İnsan
onuru ile bağdaşmayan işkenceler yapılmaktadır. Dindarlara domuz
eti yedirilip, AİDS virüsü enjekte edilmiştir. Kerimova Allah denmesi
için baskı yapılmıştır. AİHM'in "geri verilemez" kararına rağmen
Türkiye'nin Özbekistan'a iade ettiği Zeynüddin Aslanof'un ifadesine
göre Özbek polisi kendisiyle birlikte tutukladıklarından birisinin
hanımını getirip herkesin gözleri önünde tecavüz etmiş ve Erk partisi
lideri Muhammet Salih'e iftira etmesi sağlanmış ve M. Salih 15.5
yıl hapse mahkum edilmiştir. 13 14 Mayıs'ta Andican'da 2000'den
fazla insan öldürüldü. Andican olayları radikal güçlerin ayaklanması
değildir. Hükümetin provakasyonu sonucu katliam yapılmıştır. Katliamdan
sonra baskılar artmıştır. Katliamın şahitlerinden Mahbuba Zakirova
isimli bayanın mahkemedeki ifadesinde "En azından 3 yaşındaki çocuğuma
doğru ateş eden askerler ile çocuğumun arasına girerek başından
kurşun yiyerek şehit olan adamın genç adamın ruhu için açıklıyorum
bu gerçekleri" ifadesini kullandığını belirtti. Şahidin Kerimov'u
dinlemek için gittiği meydanda kalabalığın üstüne yaylım ateşi açıldığını
ve binlerce kişinin bu şekilde katledildiğini söylediğini aktardı.

Konuşmasının devamında "Eskiden A.B.D'nin himayesinde olan Kerimov
Andican olayından sonra Rusya ile Çin'e yakınlaşmış olası bir ayaklanma
durumunda Özbekistana asker sokma teminatı almıştır. A.B.D ülkeden
kovulduğu kesinleşince Andican olaylarını BM'e getirme talebinde
bulundu. AB olaylardan sorumlu tuttuğu Özbek yöneticileri AB ülkelerine
sokmuyor. İnsan hakları kurumlarının uyarılarına rağmen muhaliflerin
mahkemeleri gizli yapılıyor. Artık Dünya kamuoyu harekete geçmelidir.
İnsan hak ve hürriyetine kayıtsız kalmayan herkes Andican olayının
bağımsız şekilde soruşturulmasını üstesinden gelmelidir. Ayrıca
Türkiye dahil Özbekistan'la ilişkide olan tüm devletler Kerimov
yönetimini sağduyuya, insan haklarına saygıya çağırmalıdır. Aksi
halde yaşanması muhtemel olan yeni trajedilerden sizlerde bizlerde
sorumlu olacağız" dedi. Irak Türkmen Adalet Partisi siyasi büro
üyesi Yaşar Şerif ise şunları söyledi:
"Irak dünyanın en zengin yer altı kaynakları olan ülkesidir. Ama
100 senedir işkence altında yaşamıştır. Irak İran savaşında 1 milyon
ölü, 1 milyon yaralı vardı. Saddam döneminde resmi rakamlarla 650
bin kişi idam edilmiştir. Irak'a demokrasi getireceğiz diyenlerin
ırak'a getirdiği barbarların bile yapmadığı katliamdır. Ambargoda
1 milyon çocuğumuzu kaybettik. Savaşın birinci haftasında 850 bin
misket bombası atıldı. Önceki savaştaki nükleer ve kimyasallardan
dolayı Irak'taki en yaygın hastalık kanserdir. Irak'ı petrol için
işgal ettiler. 2025'de petrolleri bitecekti. Irak milleti Türk devletine
küskündür. Çünkü Türkiye'den Irak'a her gün 1000 Tır A.B.D'ye hizmet
taşıyor. Irakta böyle bir direniş beklemiyorlardı. Aslında ABD askeri
çok ölüyor. ABD halkına söylenmiyor. Fakir ülkelerden çok paralı
askerleri var. ABD'nin işkencelerini görseniz insanlığınızdan utanırsınız.
Felluce'de 765 cami var. 30 tanesini yerle bir ettiler. İslam'ı
en güçlü yerinden vurmak için camileri yıktılar" dedi.

Filistinli konuşmacı Hikmet Derneği genel başkanı Cemalettin Kerim
ise şunları söyledi:
"Osmanlı adaleti olmasaydı Filistin 400 sene önce işgal edilirdi.
Şu anda Filistinli mülteciler çok zor koşullar altında yaşıyor.
Fakat hepsinin elinde çıkarıldıkları evlerinin anahtarları var.
Bir gün evimize döneceğiz diyorlar. Mescidi Aksa bir gün kurtarılacaktır.
Filistin'de yüzlerce metre uzunluğunda bir duvar örülüyor. Bu çağda
duvarlar yıkılıyorken, İsrail duvar örüyor. Kontrol noktalarında
insanlar bekletiliyor, hastalar ölüyor. Düşünce özgürlüğü baskı
altında. İşgalden sonra 1200 cami yıkıldı. Mescidi Aksa'nın tamiri
yasaktır. İsrail istiyor ki Mescid yıkılsın. Filistinliler de sürekli
mescidi dolu tutuyor ki ona zarar gelmesin diye. Öğretim görevlilerini
hapse atıyorlar. Filistinli mahkumlar çok zor durumdadır. İsrail
Gazze'den çıktı fakat çekildikleri yerler ülkenin % 2'sidir. Şimdi
de Gazze'yi hapishaneye çevirdiler. Arap devletleri bile sınırlarından
girişte Filistinlilere olumsuz muamele ediyorlar. Şehid Ahmet Yasin
"Müslümanların uyanması pahasına vücudum feda olsun" diyordu ve
sonunda şehid edildi. Türk halkı ve hükümetinden Filistin halkı
memnundur. Su ve ekmek ile yaşayan insanlar var, fakat onlar "biz
düşmanlarımızın boğazında dikenli bir tel olacağız ve vatanımızdan
çıkmıyacağız" diyorlar. Yahudiler Filistinliler göçer diye bekliyor
fakat Filistinliler bunu onur meselesi yaptılar ve yurtlarında direniyorlar."

Programda ayrıca MAZLUMDER gençlik kulübü üyelerince sunulan A.B.D
ve Türkiye'deki insanları dar kalıplara sokmak isteyenleri karikatürize
eden "Kötü terziler" ve başörtü yasağını konu edinen "Başörtüsü
üzerine düşünceler" isimli piyesler oynandı. İnanç özgürlüğü platformu
çalışmalarını konu edinen sinevizyon sunumu büyük beğeni topladı.
"Nasrettin hoca ve Timur" isimli oyunu oynayan MAZLUMDER çocuk kulübünün
küçük üyeleri ise büyük mesajlar verdiler. Program Grup hicaz konseri
ile son buldu.


Önceki
Sayfa
|