Güncelleme:
06.11.2001

Doğubeyazıt Yargısız İnfaz İddialarını Araştırma-İnceleme
Raporu
A.
Olay
Ağrı
ili Doğubeyazıt İlçesinde ikamet eden ve aynı ilçe Belediyesinde
zabıta görevlisi, 1975 doğumlu Burhan Koçkar’ın, 31 Ekim
2001 günü saat 01:00’da Emniyet Güvenlik Güçleri’nce evine
düzenlenen operasyon sırasında yaşamını yitirmiştir. Ölüm
olayına ilişkin maktul ailesinin, görgü tanıklarının açıklamaları
ile basın yayın kuruluşlarının haberleri, resmi makamların
açıklamalarıyla ciddi şekilde çelişmiştir. Bu durum keyfi
ve yargısız infaz kuşkularını doğurmuştur.
B-
Heyet oluşumu
İlgili
kuruluşlarımıza yapılan başvurular üzerine, keyfi ve yargısız
infaz iddialarını araştırmak, araştırma ve incelemeler sonrasında
kamuoyunun gerçek bilgiye ulaşmasını sağlamak ve çeşitli
ulusal ve uluslar arası sözleşmelerde güvence altına alınan
yaşam hakkının korunmasına katkıda bulunmak amacıyla;
İnsan
Hakları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Av. Osman Baydemir,
İHD Bölge Temsilcisi ve GYK Üyesi M. Hanefi Işık, MAZLUMDER
Van Şube Başkanı ve Genel Yönetim kurulu Üyesi Av. Abdulbasit
Bildirici, Van Bölge Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ayhan
Çabuk, İHD Van Şube Başkanı Av. Abdulvahap Ertan, İHD Muş
Şube Başkanı Sevim Yetkiner, İHD Muş Şube Sekreteri Av.
Mensur Işık ve İHD Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu Üyesi
Pirozhan Doğrul’un yer aldığı İnsan Hakları Heyeti oluşturulmuştur.
C-
Heyet girişimleri
İnsan Hakları Heyeti keyfi ve yargısız infaz iddialarını
araştırma istenci ve çalışma amacını başta İçişleri Bakanlığı’na
bildirmiş ve çalışmaların kolaylaştırılmasını istemiştir.
İnsan Hakları Heyeti Ağrı Valiliği, Ağrı İl Emniyet Müdürlüğü,
Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı, Doğubeyazıt Kaymakamlığı,
Belediye Başkanlığı, İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Cumhuriyet
Başsavcılığından randevu talebinde bulunmuştur. İnsan Hakları
Heyeti 2 ve 3 Kasım 2001 tarihlerinde sırasıyla Doğubeyazıt
Kaymakamı, İlçe Emniyet Müdürü, Cumhuriyet Başsavcısı, Belediye
Başkanı, HADEP Ağrı İl Başkanı, mağdur yakınları ve görgü
tanıkları ile görüşmüştür. Aynı şekilde il merkezinde de
Ağrı Baro Başkanı ve İl Emniyet Müdürü ile görüşmüştür.
İnsan
Hakları Heyetinin randevu talebinde bulunduğu Ağrı Valisi
herhangi bir gerekçe belirtmeksizin talebi yanıtsız bırakmıştır.
Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı heyetle telefonla görüşme yapıp
heyetin çalışma konusunun Doğubeyazıt savcılığı çalışma
alanı kapsamın olduğunu, dolayısıyla görüşmenin ilgili savcılıkla
yapılmasında fayda gördüğünü ancak her halükârda heyetle
konu dışında görüşebileceğini belirtmiştir.
D.
Doğubeyazıt’ta Yapılan Görüşmeler
I.
Resmi makamlarla yapılan görüşmeler
1.
Abdullah Özbek (Doğubeyazıt Kaymakamı): İlçe Kaymakamına
heyetimizin geliş amacı ve yapmak istediği çalışma aktarıldıktan
sonra kendilerinin olaya ilişkin bilgi ve değerlendirmelerini
dinleme arzusu aktarıldı. İlçe Kaymakamı Abdullah Özbek
açıklamasında; ilçenin uzun zamandır bir huzur ortamı yaşadığını,
yaşanan bu olayın son derece üzüntü verici olduğunu, operasyon
kararının il mülkî erkânı ve kolluğu tarafından planlanıp
yürütüldüğünü, kendisine operasyondan önce haber verilmediğini,
olay olduktan sonra gece saat 02:00 de bilgilendirildiğini,
olaya ilişkin birbirinden farklı iki iddia ve anlatımın
mevcut olduğunu, sonuçta bir ölüm olayının meydana geldiğini,
olayın bir bütün olarak adliyeye intikal ettiğini, soruşturmanın
orada sürdüğünü belirtmiştir.
İlçe
Kaymakamı; olayda yaşamını yitiren Burhan Koçkar’ın esasında
il tarafından yürütülen operasyonda gözaltına alınmak istenen
şahıs olmadığını, kapısına gidilmesinin tamamen bir yanılgıdan
ibaret olduğunu, maktul Burhan’ın kardeşi Nedim’in gözaltına
alınacaklar listesinde yer aldığını, ölüm olayına ilişkin
birbirinden farklı iki iddianın olduğunu, mağdur tarafın
bunun tamamen keyfi ve yargısız bir infaz olduğunu anlattığını,
maktulün elinde ve evinde silah bulunmadığını dolayısıyla
herhangi bir silahlı kalkışmanın da olmadığını açıklamakta
iken buna mukabil kolluğun da; maktulün elinde silah olduğunu
ve silahın kullanıldığını gösteren iki boş kovanın bulunduğunu
iddia ettiğini ama sonuç olarak ortada bir silah ve iki
boş kovanın mevcut olduğunu aktarmıştır.
İlçe
Kaymakamı; olayda bir öldürme kastı aramaktan ziyade bir
kaza sonucu öldürme olayının gerçekleştiğini söylemenin
daha yerinde olacağını, ölüm olayıyla birlikte ilçede çok
büyük bir gerilimin yaşandığını, klasik otopsi için cenazenin
Trabzon’a nakli konusunda ciddi sıkıntılar yaşadıklarını,
bazı kamu binalarının tepkili yurttaş topluluğu tarafından
taşlandığını, cenaze töreninde bir askeri aracın tepkili
vatandaşlarca devrildiğini, her iki gün tüm gerilimin aşımında
Belediye Başkanı, HADEP Yöneticileri, İlçe Emniyet Müdürü
ve aynı şekilde Jandarmanın son derece sağduyulu davranmaları
ile daha büyük olayların önüne geçildiğini, hatta tepkili
vatandaşların attığı taşlardan birinin kendisine isabet
ettiğini, meslek yaşantısının önemli bir kısmının bölgede
geçtiğini, bölge insanını çok iyi tanıdığını, Doğubeyazıt
ilçesi ve vatandaşların öteden beri bu tür olaylara karşı
hassas olduğunu, Nevruz dahil olmak üzere ilçede bir gerilimin
yaşanmaması için her türlü çabayı sarf ettiklerini, bir
daha böylesi bir olayın yaşanmamasını temenni ettiğini,
ilçenin sosyal ve ekonomik yapısının gelişmeye son derece
müsait olduğunu ve bu durumu korumak gerektiğini belirtmiştir.
2.
Tuncer Avcı (Doğubeyazıt Emniyet Müdürü) : İlçe Emniyet
Müdürü’ne heyetimizin geliş amacı ve yapmak istediği çalışma
aktarıldıktan sonra kendilerinin olaya ilişkin bilgi ve
değerlendirmelerini dinleme arzusu aktarıldı. İlçe Emniyet
Müdürü; Meydana gelen ölüm olayının arzu edilmeyen bir durum
olduğunu, ölen şahsın zabıta olması hasebiyle aynı zamanda
görev arkadaşları olduğunu, beraber seyyar satıcılar ile
ilgili çalışma yaptıklarını, maktulün ailesi gibi üzüldüklerini,
esasında bu şahsın gözaltına alınmak istenen kişi olmadığını,
olay sanığı polisin yargılanması için üzerlerine düşen görevi
yapacaklarını ve bu konuda adli makamlara her türlü yardımda
bulunacaklarını belirtmiştir. Operasyonun Doğubeyazıt Emniyeti
tarafından yapılmadığını hatta operasyonla ilgili kendilerine
önceden bilgi verilmediğini, geçmişte Puro Operasyonunun
da burada il tarafından aynı şekilde kendilerinden habersiz
bir şekilde yapıldığını, bunun da rahatsızlık yarattığını,
esasen 1998’den bu yana ilçede üzücü bir olayın yaşanmadığını,
dolayısıyla son olayın gerçekleşmesi ve gelişimi hakkında
bilgilerinin olmadığını bu konuda Cumhuriyet savcısından
bilgi almamızın daha doğru olacağını belirtti.
Olayın
ilçede büyük bir gerilim yarattığını, tepkili vatandaşların
kamu binalarına ve emniyet binasına taş attığını, daha büyük
bir olayın önüne geçmek için polisin elindeki silahların
alınarak savunma amaçlı sopa verildiğini, ilçenin tüm noktalarındaki
üniformalı polislerin sadece emniyet binasını korumak üzere
geri plana çekildiğini, gerilimin önlenmesinde daha çok
jandarma kuvvetlerinden faydalanıldığını, daha büyük olayların
olmamasında kendilerinin, kaymakamlığın, belediye başkanının
ve HADEP’lilerin büyük çaba gösterdiğini ve gerçekten bu
tutumla büyük olayların önüne geçildiğini belirtmiştir.
3.
Mukaddes Kubilay (Doğubeyazıt Belediye Başkanı): İlçe
Belediye Başkanına heyetimizin geliş amacı ve yapmak istediği
çalışma aktarıldıktan sonra kendilerinin olaya ilişkin bilgi
ve değerlendirmelerini dinleme arzusu aktarıldı.
İlçe
Belediye Başkanı; maktul Burhan Koçkar’ın belediye personeli
olduğunu, kendisinden önceki dönem işe alındığını, zabıta
olarak görev ifa ettiğini, kendisini iyi tanıdığını, son
derece makul ve mülayim bir insan olduğunu, kendisinin silah
taşıyacağına ya da bulunduracağına kesinlikle inanmadığını,
aynı gün aynı saatlerde pek çok HADEP üye ve yöneticisi
ile Belediye Meclis Üyesinin evlerine operasyon düzenlendiğini,
Burhan Koçkar’ın yaşamını yitirmesinden dolayı tüm ilçe
sakinlerinin büyük bir tepki gösterdiğini, gecenin sabahında
büyük bir kalabalığın cenazeyi almak için girişimde bulunduğunu,
ilçede yaşayan tüm vatandaşların olaya büyük bir tepki gösterdiğini,
herkesin kendiliğinden sokağa çıktığını gözlemlediğini belirtmiştir.
Belediye
başkanı ölümden dolayı oluşan tepkiyi durdurmada çok ciddi
şekilde zorlandığını, halkı zor zapt ettiklerini, ilçe kaymakamı
ile valinin tepkileri yatıştırma konusunda kendisini aradığını,
kendisinin de HADEP yöneticileri ile görüştüğünü, HADEP
yöneticilerinin olayların büyümemesi için büyük çaba sarf
ettiklerini, kaymakamın da olayların büyümemesi için büyük
çaba sarf ettiğini, il valisinin kendisini arayarak idari
manada soruşturma başlatacaklarını söylediğini belirten
belediye başkanı olayın son derece üzücü olduğunu, böyle
bir olayın bir daha asla yaşanmaması gerektiğini ve bu olayda
kastı, kusuru ya da ihmali olan güvenlik personeli eyleminin
hukuktaki cevabını bulması gerektiğini bunun hem adaletin
tecellisinde hem de vatandaş tepkisinin tamamen yatışmasında
zorunlu olduğunu belirtti.
4.
Enis Yavuz Yıldırım (Doğubeyazıt Cumhuriyet Başsavcısı):
İlçe Cumhuriyet Başsavcısına heyetimizin geliş amacı
ve yapmak istediği çalışma aktarıldıktan sonra kendilerinin
olaya ilişkin bilgi ve değerlendirmelerini dinleme arzusu
aktarıldı. Cumhuriyet Başsavcısı; olay olduktan sonra adliye
ve yargı olarak olaya el koyduklarını, soruşturmanın her
boyutuyla değerlendirildiğini, saat 02:00 de kendisinin
ölüm olayı olduğu konusunda bilgilendirildiğini, kendisinin
de nöbetçi savcıya olay mahalline gitmesi talimatını verdiğini,
ancak hazırlık safhasının biraz uzamasından dolayı 03:00-03:30
sıralarında maktulün evine intikal edebildiğini belirtmiştir.
C.
Başsavcısı; tahkikatların C. Savcısı adına kolluk tarafından
yapılabileceğini ancak bunun olabilmesi için mutlaka savcılığın
bilgisinin ve kimi durumlarda izninin olması gerektiğini,
aksi durumda tahkikatın hukuka uygunluğunun tartışma konusu
olacağını, bazen gözaltlılarda kolluğun suiistimaline engel
olunamadığını, teferruata girmek istemediğini, ancak operasyonun
gece yapılıyor olmasının ilçenin küçük olması ve herkesin
birbirini tanıyor olması sebebiyle sakıncalı olabileceği,
mevcut olayın oldukça üzücü olduğunu ve hukuksal sürecin
sonuna kadar kesinlikle işletileceğini belirtmiştir.
C.
Savcısı; soruşturmada titiz bir tutum aldıklarını, bunun
için otopsinin Trabzon adli tıp kurumunda gerçekleştirildiğini,
cenazenin hemen hastaneye götürülmemesi nedeninin maktulün
anında yaşamını yitirmiş olmasından kaynaklandığını, maktulün
silahla mukavemet ettiği ve silahlı olduğu iddiasına karşı
maktulün silahsız olduğu ve yargısız infaz edildiği iddiasının
da var olduğunu, ancak olay anında bir çatışmanın yaşandığı
yönünde ciddi bir şüphelerinin olmadığını, olayın tüm teferruatıyla
sonuca ulaşıncaya kadar araştırılacağını, maktul ailesinin
ve operasyona katılan güvenlik personelinden de bir kısmının
ifadelerini aldığını, yargısal olarak kendilerinin yetkili
ve görevli olduğunu ancak idari soruşturma ve açığa alma
için mülki erkanın bu manada Ağrı vilayetinin yetkili olduğunu
belirtmiştir.
II.
Maktul yakınları, tanıklar, bilgi ve görgü sahibi şahıslarla
yapılan görüşmeler
1.
Ufuk Koçkar (Maktulün eşi): Maktul Burhan ile 5 yıllık
evli olduğunu, 11 aylık Jiyan adlı bir çocuk sahibi olduklarını,
eşinin belediyede 5 yıldır zabıta görevlisi olarak çalıştığını,
HADEP üyesi olduğunu ancak daha önce hiç gözaltına alınmadığını
belirten Ufuk Koçkar olay gecesine ilişkin beyanında: “Berat
Kandili gecesi, yani salıyı çarşambaya bağlayan gece sahuru
yedikten sonra odamıza çekildik. İkimiz de yatağa henüz
uzanmış ama uyumamıştık. Saat tam 01:00 idi. Bu arada çelik
kapımız kapı tokmağıyla üç dört kez çalındı. Kapı çalınmadan
önce sokaktan veya koridordan herhangi bir ses duymamıştık.
Beraat kandili olduğu için kaynanamın bir ihtiyacımızdan
dolayı gelmiş olabileceğini düşündüm. İkimiz de kapıyı açmak
üzere doğrulduk. Giyinik olmadığım için eşim kapıyı açmak
için gitti. Bu arada ben eteğimi giyindim. Bir iki saniye
içerisinde seri silah sesi geldi. Kapıya doğru koştum. Burhan
ayakları dış kapıya doğru, başı salon kapısına doğru sırt
üstü yatar vaziyette idi. Önce Burhan’ın bayıldığını düşündüm.
Çelik kapı ardına kadar açıktı. Kapı eşiğinde ve koridorda
sayısını bilmediğim kar maskeli, silahlı ve silahlarının
yönünü içeriye doğru tutan, özel tim giyimli polisler vardı.
Birkaç kez üst üste “çömel, çömel, çömel” şeklinde bağırmaya
başladılar. İçlerinden bir tanesi el fenerini açarak Burhan’a
doğru tuttu. Burhan’ın göğsü kanlar içerisinde ve ağzı açıktı.
O zaman eşimi vurduklarını anladım. Bağırmaya başladım.
Burhan diye seslendim ancak cevap vermedi. Burhan’a doğru
emekleyerek ilerlemeye çalıştım. Bırakmadılar. O esnada
içlerinden bir tanesi diğerlerine “Niye vurdunuz?” dedi.
Bu arada kaynanama “anne Burhan’ı vurdular” diye bağırdım.
Beni oğlumun bulunduğu odaya götürdüler. Bu kez pencereyi
açarak dışarıya “Burhan’ı öldürdüler” diye bağırdım. Odanın
içerisinde bulunan polislerden bir tanesi maskesiz ve gözlüklüydü.
Bana eşimin silahı olup olmadığını sordu. Ben de silahı
olmadığını ve hiçbir zaman silah sahibi olmadığını söyledim.
Eşimi neden hastaneye götürmediklerini, yaşayıp yaşamadığını
sorduğumda “yaşıyor bir şey olmaz” şeklinde yanıt veriyorlardı.
Evi üstünkörü aradılar. Bana her hangi bir tutanak imzalatmadılar.
Bu durum saat 04:30 kadar devam etti.
Eşim
hiçbir zaman silah sahibi olmamıştı. Zaten kapımız çalındığında
her hangi bir telsiz anonsu, sesi ya da dışarıdan araç sesi
de duymamıştım. Berat kandili olduğu için kaynanamın bir
şey istemek için gelmiş olabileceğini düşünmüştük. Herhangi
bir tehlikenin olabileceğini aklımıza bile getirmediğimiz
için eşimin kapıyı açarken kimsiniz diye sormuş olabileceğini
de sanmıyorum. Zaten kimsiniz diye sormuş olsaydı sesini
duyardım. Eşimi sebepsiz yere öldürdüler.”
Şeklinde
açıklamalarda bulunan Burhan Koçkar’ın eşinin büyük bir
travma yaşadığı, eşinin ölmesinden dolayı yüzünün derisini
tırnaklarıyla kazıdığı heyetimiz tarafından gözlemlenmiştir.
Devamı