



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

|
|
|
|
Güncelleme:
08. 06. 2007
|
Ece Temelkuran
- Milliyet:
Ah!
Canım nasıl genç erkeklerin tabutları üzerine yazmak istiyor.
Ama nasıl?
Cenazelerde konuşan annelerin, kardeşlerin, gelinlerin, eşlerin ve çocukların
acılarını dindirmek için öfkelendiğini, bu acının daha çok öfkeyle ve
daha çok şehitle dindirilmeyeceğini söylemeden nasıl? Yaraya taş basmak
için intikam yeminlerinin edildiğini, o intikam yeminlerinin savaşa
daha çok cephane sağladığını anlatmadan nasıl?

Savaşın mantığı
Acılarını, en derinimden ah ederek sonuna kadar paylaştığım bütün o
yoksul insanlara savaşın mantığını nasıl anlatmalı, nasıl?
Bunları yazamıyoruz. Bunları yazamadığımız için o insanlar, anneler,
babalar, kardeşler, gelinler, eşler, çocuklar, acılarını paylaşmadığımızı
sanıyorlar.
Soruyorlar: "Aydınlar şehit cenazelerinde neredeydi?" Evlerindeydiler.
İşyerlerindeydiler. Kitaplarının başındaydılar. Bilgisayar ekranlarının
başındaydılar. Susuyorlardı.
Çünkü konuşsalar bu ölümleri durdurmak için savaştan hesap sormak gerektiğini
söyleyeceklerdi.
Bunu söyleseler haklarında davalar açılacaktı.
Bir daha sesleri duyulmamak üzere susturulacaklardı.
Dün Bekir Coşkun, Hürriyet gazetesinde hep yoksul çocuklarının öldüğünü,
bir zenginin, bir politikacının, bir bürokratın çocuğu ölse ölümlerin
bugüne kadar devam edip etmeyeceğini merak ettiğini yazdı. Bekir Coşkun,
savaş çığlıkları atanlar tarafından kurşunlamamak için özellikle belirtiyordu
yazısında:
"Bu yazı, insanların kafasını bulandırmak, vatandaşları yüce değerlerden
soğutmak için yazılan bir yazı değildir."

Çocuklar ölmesin
Ben bürokratların, politikacıların, komutanların, zenginlerin çocukları
da ölmesin istiyorum.
Kimsenin çocuğu ölmesin, yoksulların çocukları ölünce de bürokrat çocuğu
kadar önemsensin istiyorum.
Her şehit cenazesinin yeni şehitler için sözler verilmediği, "Bu son
olsun" denildiği, yeminlerin bunun için edildiği gösteriler olmasını
istiyorum.
Yazı yazmaya kalktığımızda kendimizi öfkenin körlüğünden korumak için
bu yazıların ne için yazılmadığını ya da yazıldığını açıklamak zorunda
kalmak istemiyorum.
Ölen her çocuğun acısını en derinimden ah ederek paylaşıyorum. Cenazeleri
yapılan çocuklar doğmadan önce başlayan bir savaşın bugün doğan erkek
bebekler 20 yaşına gelince sürüp sürmeyeceğini merak ediyorum.
Bugün ellerinde erkek bebeklerini tutan annelerin hakkıdır bu sorunun
cevabını vermek. "Sürmeyecek" demelerini, ellerinde bebeklerini tutarak
bu soruya en yüksek sesleriyle cevap vermelerini istiyorum.
Bu yazı insanların kafasını bulandırır mı?
Bu yazı insanları "en yüce değerlerden soğutur" mu?
Bilmiyorum...
Ben, ölen genç kardeşlerim için acı çekmemeyi bilmiyorum.
Ben böyle bir yazı nasıl yazılır, bilmiyorum.

Ajanslardan:
Dünya basını operasyonu tartışıyor
Türkiye'nin Kuzey Irak'a yönelik operasyon olasılığı, dünya basınını
yoğun biçimde ilgilendiği konuların başında geliyor.Örneğin
NY Times, başyazısında "Türkiye'nin liderleri, Irak'taki büyük bir askeri
operasyonun, Türkiye'yi PKK'nın yapabileceklerinden çok daha fazla olumsuz
etkileyecek bir dizi bölgesel savaş ve yeni gruplaşmaları
tetikleyebileceğini anlamalı" diyerek uyardı...

LE FIGARO: ANKARA ABD VETOSUNU GÖZARDI ETMEKTE
Fransız gazetesi Le Figaro, Türk operasyon söylentilerinin bölgedeki
gerilimi arttırdığını belirtirken "Tüm bölge alarma geçti" diye yazdı.
Söylentilerin askeri operasyon tehdidini güçlendirdiğini öne süren gazete,
bölgede herhangi bir kuvvet hareketinin Irak ve ABD'ye baskı biçiminde
yorumladığını kaydetti. Gazete, "Bağdat ve Washington'un söz verdiği,
PKK ile mücadelenin sonuçsuz kalmasından öfkelenen Ankara, Amerikan
vetosunu göz ardı etmekle tehdit ediyor" sözlerini seçti.

LE MONDE: TEHDİT AĞIRLAŞTI
Fransızların diğer önemli gazetelerinden Le Monde da "Türkiye, PKK'nın
Kürt ayrılıkçılarının Irak'daki üslerine karşı müdahale ile tehdit ediyor"
başlığı ile verdiği analizde "Büyük saldırı lanse edilmemiş olsa da
tehdit daha ağırlaştı" dedi. Operasyon olasılığının ABD'yi kaygılandırdığını
belirten gazete, ayrıca Türkiye'deki ABD'ye yönelik tepkilere dikkat
çekti.

NYT: TÜRK HÜKÜMETİNİ FELAKET BEKLEYECEK
New York Times gazetesi, "Irak'taki yeni tehlike" başlığını kullandığı
başyazısında Irak'ın, şu anda en son ihtiyacı olduğu şeyin Kuzey Irak'ta
binlerce Türk askerinin bulunması olduğunu vurgularken "Türk hükümetinin
böylece bir şey olursa bir felaketten başka hiçbir şey elde etmeyeceğini
bilmeli" dedi. Bush yönetiminin haklı olarak Türkiye'yi uyardığını kaydeden
NYT, bir Türk saldırısının Irak'taki kargaşaya yeni ve daha tehlikeli
bir boyutu ilave edeceğini, Arapları öfkelendireceğini, Türkiye'nin
kalan AB üyelik umutlarını yok edeceğini savundu. Buna karşın Türkiye'nin
"gerçek" bir sorununun olduğunu da belirten gazete, Türkiye'de büyük
tepkilere dikkat çekerken askerlerin, "Kökleri siyasi İslam'da olduğu
için Erdoğan hükümetinden nefret ettikleri" iddiasına da yer verdi.
Gazete, "Türk ordusunu frenlemek için Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice
ve Savunma Bakanı Robert Gates'in yaptıkları uyarılarından daha fazlaya
ihtiyaç olacağı" yorumunu da yaptı. Gazete "Türkiye'nin liderleri, Irak'taki
büyük bir askeri operasyonun, Türkiye'yi PKK'nın yapabileceklerinden
çok daha fazla olumsuz etkileyecek bir dizi bölgesel savaş ve yeni gruplaşmaları
tetikleyebileceğini anlamalı" sözlerine de yer verdi.

FT: ERDOĞAN ASKERLERİN SINIR ÖTESİ OPERASYON ÇAĞRISINA DİRENİYOR
Türkiye'nin sınırda güvenliğini artırdığına dikkat çeken Financial
Times da geniş çapta sınır ötesi operasyon konusunda yoğun bir spekülasyon
bulunduğunu belirtti. Türk halkının şehit cenazelerinde gösterdiği tepkilere
de işaret eden gazete, Tunceli'nin sınırdan uzak olmasının saldırıyı
Kuzey Irak'ta değil, Türkiye'de üslenmiş olan asilerce gerçekleştirildiği
yorumlarını da aktardı. Gazete, "Sayın Erdoğan, askerlerin artan 'Irak
içerisinde hareket' çağrılarına direniyor gibi" değerlendirmesini de
yaptı. .

EL PAIS: GÜNEYDOĞU'DAKİ GERİLİMİ IRAK'A TAŞMAKLA TEHDİT EDİYOR
İspanyol El Pais Güneydoğu Anadolu'daki gerilimin Kuzey Irak'a taşmakla
tehdit ettiğini belirterek TSK'nın son on yılda görülmemiş bir operasyon
gerçekleştirdiğini, üç ili güvenlik bölgesi ilan ettiğini kaydetti.
Gazete "Yabancı yatırımcılar, Türkiye'nin Irak'taki askeri macerası,
Ankara hükümetinin AB'ye yakınlaşmasını mahvetmesinden korkuyorlar"
yorumunu yaptı.

LIBERATION: MİLLİYETÇİLİKTEKİ YÜKSELİŞ TEŞVİK EDİYOR "Türk askerleri,
Kürt ayaklanması üzerindeki baskılarını artırıyor" değerlendirmesini
yapan Fransız Liberation da, Türk askerlerinin operasyon hazırlıklarını
belli ettiklerini kaydetti. ABD yönetiminin müttefikini uyardığını hatırlatan
gazete, Türk kamuoyundaki milliyetçilikteki yükselişin, seçimlere bir
ay kala generallere, adım atmayı teşvik edici bir unsur olduğunu belirtirken
"Hiçbir siyasi güç onları yadsıyamaz" ifadesini kullandı.

REUTERS: OPERASYON ABD İÇİN KABUS OLABİLİR
Kuzey Irak'a yönelik bir sınır ötesi operasyon olasılığı, dış basında
da gündemin üst sıralarında yer alıyor. Reuters haber ajansı, operasyonun
Amerikan yönetimi için ''bir kabus'' olabileceği yorumunu yaptı. Ajans,
uzmanlardan aldığı görüşler doğrultusunda oluşturduğu yorum-haberde,
olası bir 'geniş' kapsamlı operasyonun, Irak'ın kuzey bölgesindeki istikrara
zarar verecebileceğini belirtti. Habere göre, operasyon küçük çaplı
bile olsa Türkiye'yi, Iraklı Kürtlerle daha geniş bir çatışmaya sürükleme
riski taşıyor. Bu durumun, İran dahil bölge ülkelerini de çatışmanın
içine çekebileceği ve bu ülkelerin Irak toprakları için savaşmaya başlayabileceği
uyarısı yapılıyor. Olası bir operasyonun, ABD ile Türkiye arasında sorunlar
yaratabileceği yorumu da haberde yer aldı.

"TÜRK ASKERİ KUZEY IRAK'TA" İDDİASI
Associated Press (AP) haber ajansı TSK'nın Irak sınırını geçerek Kuzey
Irak'a girdiğini duyurmuştu. Türk güvenlik yetkililerine dayandırılan
haberde, terör örgütü PKK'nın takip edildiği belirtilmişti. Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül ise, iddialar üzerine, ''Şu anda herhangi bir başka
ülkeye giriş yok'' demişti. ABD'li yetkililer konuya açıklık getirerek,
Irak'ın kuzeyinde "yeni bir askeri hareketlilik olmadığını" bildirirken,
Irak hükümeti de Irak'ın kuzeyinde Türk askerinin operasyon düzenlediğine
ilişkin iddiaları doğrulamamıştı.

ECONOMIST: TÜRKİYE BATAKLIĞA SAPLANABİLİR
Türkiye'nin olası sınır ötesi operasyon, yurt dışında yoğun bir ilgi
ve kaygı uyandırıyor. The Economist dergisi, olası sınır ötesi operasyonu
değerlendirirken Erdoğan hükümeti için "Ancak kapsamlı bir harekat yetkisi
verirse, Türkiye bataklığa saplanıp yeni düşmanlar edinebilir" diye
yazdı. The Economist, son sayısında Türkiye'yle ilgili iki makaleye
yer veriliyor. BBC Türkçe Servisine göre, dergi, "Girmek ya da girmemek"
başlıklı makalesinde, Türkiye'nin Kuzey Irak'a girdiği yolundaki haberlere,
Türkiye'de yaşanan bombalı saldırılara, iki Amerikan uçağının Türk hava
sahasını ihlal etmesi gibi son dönemde yaşanan gelişmelere dikkat çekiyor.
Washington'un Türkiye'ye Kuzey Irak'a girmemesi uyarısı yaptığının da
hatırlatıldığı makale şöyle devam ediyor: "Amerikalılar, Türklerin,
Iraklı Kürtleri kullanarak, onların yardımıyla PKK'yla barış yapmasını
tercih ediyor. PKK ise Türk kuvvetlerini Irak'ın içine çekmek istiyor.
Çünkü bir kaynağın söylediğine göre, 'Bu, Türkiye ile Amerika arasında
silahlı çatışmayı tetikleyebilir.' Bu, Avrupa Birliği'ni de hayal kırıklığına
uğratacaktır."

AKP MİLLİYETÇİ OYLARI KAYBETEMEMEK PEŞİNDE
Ancak 20 yıl süren çatışmaların, 16 sınır ötesi harekatın ve 40 bin
ölünün ardından Türkiye'nin gerek askeri, gerekse sivil liderlerinin,
Kürt sorununun çözümünün sadece kuvvet kullanmaktan geçmediğini bildiklerini
yazan dergi şu değerlendirmeyi yaptı: "Generallerin askeri güç kullanma
tehditlerinin bir gerekçesi daha olabilir. Irak'a saldırı düzenlenmesi
için hükümetin onay vermesinde ısrar ederek, şiddetin vebalini Amerikalılara,
Iraklı Kürtlere ve Başbakan Erdoğan'a yıkıyorlar. Her verilen kayıp,
Erdoğan'ın milliyetçi oyları kaybetmekle karşı karşıya kalması demek...
Ancak kapsamlı bir harekat yetkisi verirse, Türkiye bataklığa saplanıp
yeni düşmanlar edinebilir."

BAZI GENERALLER AB'NİN EN SERT KARŞITLARINA DÖNÜŞTÜ Economist
dergisinde yayımlanan Türkiye'yle ilgili diğer makalenin başlığı ise
"Askeri manevralar". Makalede özetle şu görüşler dile getiriliyor: "Yakın
vakte kadar Türklerin çoğu, darbe günlerinin geride kaldığını düşünüyordu.
Ancak bu inanış, 27 Nisan'da yerle bir oldu. Kamuoyu yoklamalarına göre,
Erdoğan'ın AK Parti'si seçimlerden yüzde 34'ü de aşan bir çoğunlukla
çıkabilir. Peki generaller o zaman ne yapacak?"

TÜRK İLE ABD ORDULARI ARASINDAKİ GÜVEN SORUNU
İngiliz dergisi, ordunun etkisini daha da kaybedeceği yönündeki endişelerin
bazı generalleri Avrupa Birliği'nin en sert karşıtları haline getirdiğini
öne sürdüğü makalede "Ordunun hassasiyeti Irak üzerinde Amerika'yla
giderek derinleşen ayrım nedeniyle de tırmandı. 2003'te Amerikan askerlerinin
11 Türk özel tim elemanını gözaltına almaları üzerine Amerikan karşıtı
görüşler patladı. İki ordu arasında güven hâlâ tesis edilemedi" yorumunu
da yaptı. Dergide şöyle yazıldı: "Ordunun Batı karşıtı duruşu, Amerika'nın
Irak'taki tutumundan ve Avrupa Birliği'nin üyelik konusundaki kararsızlığından
midesi bulanan sıradan Türk vatandaşları nezdinde destek buluyor. Ancak
ordu eğer vatandaşlarının sempatisine sahip olmayı sürdürmek istiyorsa,
zamana ayak uydurmalı. Seçim sonuçlarına, her ne olursa olsun, saygı
göstermek şu an karşılarındaki en zorlu sınav..."

Irak işgali terörü besliyor
Irak işgali ve İran'ı tecrit etmek terörü sonlandırmak şöyle dursun,
öldürücü cihat yanlılığının bölgeye yayılmasına yol açtı
Irak'ın Amerika öncülüğünde işgal edilmesinin terörizme bitirici vuruşu
vurmak şöyle dursun, Avrupa ve Batı'ya saldıracak yeni bir cihatçı kuşağının
yetiştiği Arap ve Müslüman dünyadaki militan İslamcılığı fişekleyeceğini
görmek için kâhin olmaya gerek yoktu.
Casablanka'dan İstanbul'a, Bali'den Mumbai'ye, Riyad'dan Amman'a, Londra'dan
Madrid'e uzanan terör saldırıları furyası son derece kanlıydı. Ancak
şimdi cihatçı aşırılık yanlılığı Ortadoğu'yu örten karanlıkta zehirli
mantarlar misali bitiyor.
ABD ve müttefiklerinin politikaları sadece Amerika'nın bütün düşmanlarını,
yani Kaide, Taliban, İran, Hizbullah ve Hamas'ı güçlendirmekle kalmadı.
Kaide lideri Usame bin Ladin ve giderek sayıları artan destekçilerinin
pazarladığı totaliter cihat yanlılığı bütün Ortadoğu'nun yeni kesimlerinde,
daha önce hiç rastlanmamış yerlerinde ortaya çıkıyor.
Türkiye'ye de yayıldı
Amerika öncülüğündeki işgale kadar cihatla alakası bulunmayan Irak'ın
kendisi bugün, Usame bin Ladin'in stratejisti Ayman el Zevahiri'nin
gözdesi olan kent savaşında yetenekli kadroları tıpkı mıknatıs gibi
kendisine çekiyor. Bu yöntemler Afganistan'da da Taliban ve Kaide tarafından
ölümcül bir etkililikle kullanılıyor. Fakat bu savaş alanlarının dışında
yaşanan gelişmelerin de her yönüyle alarm verici olduğu söylenebilir.
Her zaman Kaide'yle bağlantısı bulunmasa da ondan ilham alan öldürücü
cihat taraftarlığı, görünen o ki Arap toprağından dünyanın her köşesine
yayılıyor.
Gazze'ye, Kuzey Lübnan'a, Irak Kürdistanı'na ve Türkiye'nin güneydoğusuna,
Ürdün'e, Yemen'e, Kuzey Afrika'nın her tarafına... Bölgenin siyasi bağışıklık
sistemi çöküyor. Bush yönetiminin işgal sırasında Irak'taki ölçüsüz
ve yanlış yönelimli güç kullanımı son derece zarar verdi: Adeta termometrenin
civa çubuğuna çekiçle vuruldu. Buna bir de Ortadoğu'nun dinsel aşırılık
yanlılığıyla hasbıhal alışkanlığını ekleyin.
Diplomatik atak şart
İster Batı yanlısı ister Batı karşıtı olsun, bölgedeki bütün rejimler
zaman zaman İslamcı aşırılık yanlılığını kendilerine yarar getirecek
biçimde kullanmaya çalıştı. Suriye'nin Trablusşam'da Lübnan ordusuyla
çatışan cihat yanlılarıyla bağlantıları bunun sadece en son örneği.
Bu tür gruplar nihayetinde yönlendirilebilir değildir. Caydırılamazlar
da. Dolayısıyla bu grupların tecrit edilmesi ve ezilmesi gerek. Bu da
en önce, istikrar sağlamak adına meşruiyet ve geniş bir ittifak elde
etmeyi amaçlayan diplomatik bir atağı gerektiriyor.
Bölgede başlıca iki şeye ihtiyaç duyulduğu açıkça ortada: İran'ın gücünü
hesaba katmadan istikrar falan sağlanamaz. Riyad, Kahire ve Amman'daki
Sünni diktatörlere bel bağlama politikasına dönüş yapmak da tek başına
fayda vermez. Bölgenin, başta Filistin sorunu olmak üzere, hâlâ çözülmemiş
ihtilaflarıyla başa çıkma yönünde ahenkli bir çaba harcanmaksızın istikrar
veya meşruiyet gelmez. Önümüzde pek fazla zaman da yok.
(Financial Times-Başyazı, 24 Mayıs 2007-Radikal)
|
Savaş
Karşıtı
Afişler

Küresel
Barış ve
Adalet Koalisyonu
 
Savaş
Karşıtları


Arşiv

TÜM
STK'lar
İÇİN TIKLAYIN
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|