Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR

info@minidev.com

Rötuş mu? Reform mu? Rövanş mı?
A. Ulusoy-Radikal 19. 09. 2007
Anayasa Sorunu, Demokrasi Sorunu!
H. Cemal-Milliyet 19. 09. 2007
'Amayasa'
N. Karaca-Zaman 19. 09. 2007
Çok Direnecekler
ama Boşuna

E. Ardıç-Akşam 19. 09. 2007


'Amayasa' (Devamı)

Mevcut 24. maddeyi herhalde hepiniz az çok bilirsiniz. Hani şu, "Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir" diye başlayan, devamında söz konusu hürriyetin kapsamını tanımlayan, zorunlu din eğitimini düzenleyen ve laik hukuk devletinin bekâsını temin için kimi tedbirler öngören madde. (Bu noktada kitaba bakılsın, kitabı olmayan Google'da aratsın.)

Prof. Dr. Ergun Özbudun ve heyetinin önerdiği yeni 24. maddenin ilk iki fıkrası mevcut ve hak ve hürriyetlere "... Kimse dinî inanç, düşünce ve kanaatlerinden ve bunları değiştirmekten dolayı kınanamaz, suçlanamaz ve farklı bir muameleye tabi tutulamaz." açılımı sağlamanın ötesinde bariz bir değişiklik getirmiyor.
Din derslerini zorunlu olmaktan çıkaran 4 fıkra ve devletin temel düzeninin dinî kurallara dayanamayacağını deklare eden 5. fıkra alternatifleri şimdilik konu dışı kalsın. Zira, hiç alternatifsiz olmasına bakarak tüm keskinliği ile yeni 24. maddede yer alacağı kesin gibi görünen bir 3. fıkra var ki, durum ancak 'eliyle verdiğini kürekle geri alıyor' benzetmesiyle karşılanabilir. Muhtemel 3. fıkra şu: "İbadet ve dinî ayin ve törenler, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlakın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması amaçlarıyla sınırlanabilir."

Bu fıkranın, devletin, kamu düzeninin korunması için toplumun inancına ve dinî hayatına müdahale edebileceğini söyleyen 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in o çok infial uyandıran cümlelerinden ne farkı var? Sezer'in şifahen sarf ettiği cümleler karşısında yeri göğü inleten eküri, vakit girdiği için parkta, çimenlerin üzerinde namaza duracak olan adamı derdest etmeyi mümkün kılacak söz konusu fıkrayı şimdi göz göre göre görmezden geliyorsa, gerçekten ayıp ediyor...

Sorun her iki tarafın da bu yasanın 'AK Parti'nin 'dümen suyunda' yapıldığına kâni olmuş olmasında herhalde. Ve herhalde, daha vakit olduğuna göre epey tartışılması gerekir; içinden bu kadar çok 'kamu düzeni' bu kadar çok 'milli güvenlik' bu kadar çok 'genel ahlak' geçen bir yasanın ne kadar sivil, ne kadar özgürlükçü olabileceği..
.



Çok Direnecekler ama Boşuna

Engin Ardıç / Akşam:
Beklediğim gibi oldu: 'Anayasa değişmesin' demeye dilleri varamayanlar, işi yokuşa sürmek için bin dereden bin su getirmeye koyuldular.

Kimisi, 'yeni anayasayı bilim adamları yapmalıdır' buyuruyor.

Taslağı yazan Profesör Doktor Ergun Özbudun aslında kasap çıraklığından gelme, boş zamanlarında da semt pazarında çakmaklara gaz dolduran bir adam olduğu için, haklılar!

Şaka bir yana, demek istedikleri şu: Sıddık Sami Onar ya da Hıfzı Veldet Velidedeoğlu gibi 'onların kafasında' bilim adamları yapsın da yeni anayasada da bürokrat sultası hiç dokunulmadan kalsın!

Kimisi kurucu meclis diye tutturdu.

Bir kurucu meclis toplamaya hiç kimsenin yetkisi yok, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin de yok!

Taslağı kim yazarsa yazsın sonunda kabul ya da reddedecek tek merci olan TBMM Anayasa Komisyonu yetkilerini başka bir topluluğa devrederse gırtlağına kadar suça batmış olur!

TBMM'nin dışında ve üstünde ayrı bir meclis toplamaya kalkışan, idamlık olur, idamlık! Kimisi de uzlaşma istiyor. Osmanlıca deyimiyle, mutabakat...

Uzlaşma aramak, konuyu yokuşa sürmenin en kestirme yoludur. 'Encümene havale etmek' gibi bir şey... Toplumun en geniş kesimlerinin katılımı, falan filan... Bunlar parlak ama içi boş laflardır.

Dünyada olsun Türkiye'de olsun, tarih boyunca hiçbir anayasa, toplumun en geniş kesimlerinin katılımıyla falan hazırlanmamıştır. Halkoyuna sunulması ya da sunulmaması apayrı bir konudur.

CHP mi AKP ile uzlaşacaktır yeni bir anayasa için, yoksa MHP mi? Güldürmeyin beni...

Uzlaşma yaygarası, işi 'yatırmanın' en fiyakalı kılıfıdır. Burada en hazin durum da, solcu geçinen birtakım zavallıların, sırf iktidara karşı çıkmak için, dikta anayasasını canla başla savunmaya başlamış olmalarıdır.

12 Eylül kazığını yiyenlerin Kenan Evrenci kesilmeleri, bir ibret vesikasıdır. Gerçi 'eski sosyalistin faşist olması' geleneği, faşizmin babası Benito Mussolini tarafından temelleri işin en başında atılmış olan bir gelenektir ama, Mussolini'de bulunmayan 'utanma' duygusunun hiç olmazsa bizimkilerde olduğunu sanırdım...

Bana küfür etmeyi sürdüreceklerdir, ben de rezilliklerini her fırsatta yüzlerine çarpmayı sürdüreceğim.

Etkili olamayacaklar: Kendi gazetelerinin okur sayısı kadar yer yakıyorlar. Seçim öncesi çevirdikleri dolaplar ve yazdıkları yalanlarla ne sonuç alabildilerse, bu konuda da aynı sonucu alacaklardır.

Yani, hüsran. Zarar yok, para kazanıyorlar! Bir de şunu çok iyi biliyorlar: Türkiye, günün birinde Avrupa Birliği'ne girebilir mi giremez mi belli olmaz ama, 1982 Anayasası'yla asla giremeyeceği kesindir!

Dolayısıyla kendilerinden ricam şudur: Baklayı ağızlarından çıkarsınlar, erkekçe 'anayasa değişmesin ve de Avrupa Birliği'nden vazgeçelim' desinler. Saygı duyarım. Ama hokkabazlık etmesinler.

Bu işin sonunda ne olacağını da size şimdiden söyleyeyim: Her kafadan bir ses çıkacak, ortalığa kırk sekiz çeşit anayasa taslağı dökülecek, gazeteler bunları çarşaf çarşaf yayınlayıp ahkam kesecekler, hükümet bunlara aldırırmış görünerek ya da görünmek gereğini bile duymayarak kendi bildiğini okuyacak ve sonunda hükümetin dediği olacaktır.

Cumhurbaşkanı seçiminde başka türlü mü olmuştu?





Baş tarafını okumak için tıklayınız


Diğer Yazılar için tıklayınız



Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


 

Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla