Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR

info@minidev.com

Taslak Ne Kadar Özgürlükçü?
İ. Berkan-Radikal 15. 09. 2007
Anayasa Yazıyoruz, Gürültü Elbette Kopacak
F. Koru-Yeni Şafak 15. 09. 2007
Yapana Değil
Sonuca Bakmalı

A. Öymen-Radikal 15. 09. 2007
Nasıl bir Anayasa?
İ.Küçükkaya-Akşam 15. 09. 2007

Yapana Değil Sonuca Bakmalı (Devamı)
'İkinci Cumhuriyet' ilk kimin sözü?
Bugünün konularından biri, yeniden 'İkinci Cumhuriyet' tartışması... AKP'nin 22 Temmuz seçimlerindeki başarısından sonraki yeni anayasa girişimiyle bir 'İkinci Cumhuriyet' dönemi mi başlamış oluyor? Hatta, daha önceki anayasalara da bakarak, yeni anayasa girişimini 'Beşinci Cumhuriyet'in başlangıcı diye mi nitelemeli?..

Gazetelerde böyle görüşler öne sürülüyor. O arada sorulan bir soru da şu: 'İkinci Cumhuriyet' sözünü ilk kullanan kimdi?..
Ben bu soruya şu cevabı verebilirim: Daha önce kullananlar da belki vardır ama, ben onu ilk defa bir kürsü konuşmasında işittiğimi hatırlıyorum.

Konuşma, 1961 yılındaki askeri yönetimin Devlet Başkanı Cemal Gürsel'in konuşmasıydı. Konuşma yeri, o zamanki -benim de üyesi olduğum- Kurucu Meclis'in toplandığı bugünkü TBMM binasının genel kurul kürsüsüydü. Gürsel o konuşmayı Kurucu Meclis'in açılış günü için hazırlamıştı. Fakat o gün hastaydı. Hazırladığı metni, yardımcısı Fahri Özdilek okumuştu. Konuşma "Kurucu Meclis'in sayın üyeleri" diye başlıyordu. '27 Mayıs' hareketine kadarki geçmişin bir özetini yaptıktan sonra Kurucu Meclis'in kuruluşunun gerekçesini bildiriyor ve şöyle devam ediyordu: "Bugün, İHTİLAL HÜKÜMETİNİN TEK GAYESİ, teminatlı bir demokratik nizam içinde, hakka, adalete, hürriyete, eşitliğe ve fazilete dayanan İKİNCİ CUMHURİYETİ KURMAKTIR. Bu maksatla bu büyük Kurucu Meclis vazifeye çağırılmış bulunuyor. Sizlerin bu milli ve şerefli vazifeyi mükemmelen yapacağınıza eminim."

Gürsel, Kurucu Meclis üyelerinden o hedefe yönelik çabalar bekliyordu. Bunun olumlu sonuçlar vereceğinden emin olduğunu söylüyordu. Şöyle diyordu: "İçinizde muhtelif partilere mensup olanlar ve tarafsızlar vardır. Fakat SİZLERİN İKİNCİ CUMHURİYETİ KURMA GAYRETLERİNİZ sırasında, meseleleri, partileriniz bakımından değil, milli menfaatler yönünden tetkik edeceğiniz şüphesizdir. Ve böyle olmalıdır."

Devlet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel'in Kurucu Meclis üyelerinden beklediği 'İkinci Cumhuriyet kurma gayretleri' olumlu sonuç vermedi. Kurucu Meclis'in sivil kanadını oluşturan Temsilciler Meclisi çoğunluğu, yeni anayasayla bir 'İkinci Cumhuriyet' dönemi başlaması isteğini kabul etmedi. Gerek Meclis'in Anayasa Komisyonu'ndaki, gerek Genel Kurul'daki tartışmalardan sonra, komisyonun verdiği karar, sözcü Prof. Turan Güneş tarafından, Kurucu Meclis Genel Kurulu'na şöyle açıklandı: "Biz o kanaatte bulunuyoruz ki, Türkiye'de Cumhuriyet bir defa kurulduktan sonra, başka memleketlerde olduğu gibi peşi peşine cumhuriyetler kurulmayacaktır. Memlekette Cumhuriyet kurulmasında en büyük tesiri olan, en büyük rolü olan büyük Atatürk'ün dediği gibi, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet pâyidar olacaktır. (...) 27 Mayıs İhtilâli hareketini, başında da belirtildiği gibi, Türk ordusunun memleket ve vatansever evlatları, sadece Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak için yapmışlardır.

Cumhuriyet tektir ve ebedidir, kanaatini taşıyoruz. Hukuki durumu budur. Bizzat Atatürk'ün aziz hatırasının bizi böyle düşünmeye zorladığını zannediyoruz. Muhterem arkadaşlar, komisyonun son olarak söyleyeceği söz şudur:
Yaşasın tek ve ebedi Cumhuriyet."
Bu sözler dakikalarca süren alkışlarla karşılandı.




Nasıl bir Anayasa?

İsmail Küçükkaya / Akşam: 'Çok özel bir dönemde' yeni bir Anayasa'nın eşiğindeyiz. Toplumsal hayatımızı böylesine etkileyecek önemli bir metin üzerindeki 'çalışmaların yöntemiyle' ilgili tartışmalar yapılıyor.

Yeni metin bir 'toplum sözleşmesinin ve sosyal ihtiyacın' yansıması mı yoksa bir 'iktidar değişikliğinin etkisi mi?' Bu soruların yanıtları aranıyor.

Anayasa yapıcıların, o metin üzerinde çalışma yapanların ve onunla ilgili tartışmaya katılanların her şeyden önce 'Anayasa kavramının ruhu' üzerinde mutabık olmaları lazım.

Ya da kısaca 'Anayasa nedir?' sorusunun yanıtı ve açılımı üzerinde uzlaşılmalı.

İşe, Anayasaların her 15-20 yılda bir değiştirilecek hafiflikte metinler olmadığını kabul ederek başlamalı.

Türk devlet yapısı, işin özünde kendi dönemlerine göre oldukça iyi sayılabilecek Anayasa metinleri hazırlama tecrübesine sahiptir. Ama konunun toplumsal boyutu ve yansımaları ayrıdır.

Hatırlamak lazımdır: Kanun-i Esasi'ye Osmanlı aydınları 'sorunları çözecek bir reçete, büyük bir hülya' gibi bakıyorlardı. Ama 1876'da ilan edilen Anayasa, Osmanlı-Rus savaşı sonrasında Abdülhamid tarafından yürürlükten kaldırılıyor ve tam 30 yıl rafta bekliyor. Sonra 1924, 1961, 1980 Anayasaları'nın her birinin nev-i şahsına münhasır koşulların ürünü olduğu malum.

Günümüz tartışmasına gelelim. Belki futboldan örnek vermek işimizi kolaylaştırabilir. Futbolun Anayasası nedir?

'İki takımla, belirli sınırlar içindeki sahada, tek bir topla, hakemlerin gözetiminde oynanan bir oyun. Amacı gol atarak maç kazanmaktır.' Futbolun özü, ruhu yani Anayasası budur.

Futbolun yasaları ise oyuna dair detayları hüküm altına alır. Futbolcuların sahada yapacakları, kaçınacakları hareketler, hakemlerin sarı-kırmızı kart ve penaltı gibi kararları hep belirli kurallara göre işler.

Bunlar daha kolay değiştirilebilen, sık sık revize edilebilen kurallardır. Mesela FİFA ve UEFA zaman zaman futbol yasalarını değiştirerek oyunun daha zevkli, daha heyecanlı, bol gollü olmasını sağlayacak düzenlemeler yapar. Kaleciye geri pas verilmesi ve kalecinin topu oyuna daha hızlı sokmasını sağlayıcı kural değişiklikleri son dönemde bu amaçla yürürlüğe sokuldu. Dördüncü hakem esası yakın zamanda getirildi. Bunlar yasalar. Ama futbolun özüne, yani Anayasası'na dokunulmadı. Düzenlemeler hep Anayasa'nın özüne ve ruhuna uygun yapılıyor.

***

İktidarların değil devletin Anayasası...
Anayasa'da değişiklik ihtiyacı genellikle Anayasa metinlerinin çok detaylandırılmasının sonucunda ortaya çıkar. Bir kaç sayfalık Anayasa da vardır, yüzlerce sayfalık Anayasalar da. İngiltere gibi bazı devletlerin yazılı bir Anayasası bile yoktur. Buna rağmen teamülleri o kadar güçlüdür ki tıpkı bir Anayasa gibi genel çerçeveyi belirlerler ve son derece etkilidir ı.

Tarihsel perspektif içinde Türkiye'de bir 'Anayasa geleneğinin' yerleşememesinin nedeni her siyasi kırılmaya paralel olarak sürekli yenilenmesi ve değiştirilmesidir. Bu kalıcılığın önündeki engeldir. Belirli dönemlerde Anayasa yenileme ihtiyacı, metinlerin içeriğinin konjonktürel ve siyasal koşullara bağlı olarak ve çok detaylı hazırlanmasından kaynaklanıyor. Oysa Anayasa genel çerçeveyi, verili siyasi konjonktürden bağımsız olarak çizmelidir. Bizdeki Anayasalar 1876'dan itibaren olağanüstü koşulların ürünü olmuştur.

Bu nedenle siyasi atmosferin bütün yan etkilerini aynen gösterirler. Anayasalar en az 100-150 yıllık bir perspektifi yansıtmalıdır. Böyle uzun vadeli bir bakış açısı Türkiye için çok mu zordur?

Anayasamız toplumun bütün katmanlarının desteğiyle genel bir mutabakatla hazırlanmalıdır. Aksi halde 'darbe anayasası' gider bu kez 'AKP'nin Anayasası' gelir. Bir süre sonra o gider bir başka koşulun anayasası gelir. Aslolan şey, 'iktidarların değil devletin Anayasası'dır.





Baş tarafını okumak için tıklayınız

 


Diğer Yazılar için tıklayınız



Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


 

Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla