Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR

info@minidev.com

Yeni Anayasaya
İlişkin Öneriler

H. Keskin-Cumhuriyet
12. 09. 2007
'Sivil Anayasa' mı Dediniz?
İ. Berkan-Radikal 12. 09. 2007
Sivil Anayasa...
M. Altan-Star 12. 09. 2007

Yeni Anayasaya İlişkin Öneriler
Prof. Dr. Hakkı Keskin (Federal Almanya Parlamentosu Milletvekili) Cumhuriyet: Türkiye'de yeni anayasa hazırlığı başladı. Gerçek anlamda demokratik ve hukuk devletinin yasal temellerini oluşturacak bir anayasaya büyük gereksinim olduğu, konuyla ilgilenen herkesçe bilinmektedir. Yeni sivil anayasa, toplumun en geniş kesimlerinin katılımıyla hazırlanmalı ve halkın bilinçli desteği sağlanarak yürürlüğe girmelidir. Anayasalar, uzun süre değişikliğe gerek bırakmayacak istem ve beklentilerle hazırlanır. Bu nedenle de bu anayasa zaman baskısı olmaksızın hazırlanmalı ve toplumun tüm kesimlerinde etraflıca tartışılmalıdır. Parlamento içinden ve dışından ve kuşkusuz sivil toplum kuruluşlarından yapılan öneriler ve eleştiriler samimi olarak ciddiye alınmalıdır.

Anayasanın Meclis'ten geçtikten sonra halkın onayına sunulmasının -bunun son derece büyük önemine karşın- çok belirleyici olmadığı bilinmektedir. Halk, anayasa gibi son derece kompleks ve özel bilgi gerektiren bir konuda, ne yazık ki tüm diğer ülkelerde de olduğu gibi, gereken donanımdan çoğunlukla yoksundur. Öyle ki, bugün kıyasıya eleştirdiğimiz 1982 Anayasası'nın da halkoylamasıyla ve büyük onayla kabul edildiği unutulmamalıdır. O halde asıl önemli olan, bu yeni anayasa taslağının parlamentodaki ve parlamento dışındaki farklı kesimlerin ciddi bir tartışma sürecinden geçmesidir.

İleri demokratik ülke anayasalarında, değiştirilmesi hiçbir çoğunlukla olası olmayan bir bölüm vardır. Genellikle anayasaların bu ilk bölümünde, devletin temel felsefesini oluşturan ve şeklini belirleyen maddeler ve Evrensel Temel Hak ve Özgürlükleri içeren anayasa maddeleri yer alır. Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet şeklini ve devlet niteliklerini belirleyen 1982 Anayasası'nın birinci, ikinci ve üçüncü maddeleri değiştirilmesi mümkün olmayan maddelerdir. Örneğin Federal Almanya anayasasının devlet şeklini belirleyen ve devletin evrensel insan hak ve özgürlüklerine bağlılığını belirten 1. ve 20. maddeleri de hiçbir çoğunlukla değiştirilemez. Hatta anayasal düzeni ortadan kaldırmaya karşı halkın direnme hakkının olduğu 20/4. madde de vurgulanmaktadır.

Ayrıca Alman anayasasında evrensel insan hakları kategorisine giren ikinci maddeden on dokuzuncu maddeye kadar olan
"Temel haklar" bölümündeki maddelerin, ancak üçte iki çoğunlukla ve bu maddelerin özüne ve temel felsefesine aykırı olmayacak biçimde değiştirilebileceği veya ekler yapılabileceği belirtilmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni sivil anayasasında da evrensel haklar niteliği taşıyan, bireylere ilişkin temel hak ve özgürlükleri ve devletin bu temel haklara ilişkin görevleri, benzer nitelikte bir güvenceye alınmalıdır. Bu hakların özüne ve ruhuna aykırı ek ve değişikliklerin yapılamayacağı özenle ve önemle belirtilmelidir. Bir somut örnekleme yapmak gerekirse, Federal Almanya Anayasası'nda güvence altına alınan temel hak ve özgürlükler üst başlıklarıyla şunlardır: Yaşam hakkı; yasa önünde eşitlik, kadın ve erkek eşitliği; din, vicdan, inanç, düşünce, basın, sanat ve bilim özgürlüğü; evlilik ve ailede devlet koruması; okul sisteminde devlet denetimi; toplanma özgürlüğü; örgütlenme özgürlüğü; mektup, posta ve telekomünikasyon gizliliği; dolaşım özgürlüğü; meslek edinme özgürlüğü; konut dokunulmazlığı; mülkiyet, miras hakkı ve toplum yararına kamulaştırma; toprak, arazi, doğal kaynaklar ve üretim araçlarının toplum yararına kamulaştırılması; vatandaşlıktan çıkarılamama hakkı; sığınma hakkı; dilekçe hakkı; askerlik görevi esnasında sınırlandırmalar; temel hak ve özgürlükleri kötüye kullananların temel haklarının kaybettirilmesi.

Hiç kuşkusuz yeni anayasa ön taslağını hazırlamakta olanlar, bazı demokratik ülke anayasalarını da titizlikle incelemektedirler. Özellikle temel hak ve özgürlükler bölümü bakımından Federal Almanya Anayasası'nın önemle incelenmesinde yarar gördüğümü belirtmek isterim.



'Sivil Anayasa' mı Dediniz?

İsmet Berkan / Radikal: Hüsamettin Cindoruk, Meclis Başkanlığı yaptığı dönemde bir kitap derletmişti. Kitapta, tek tek her bir Anayasa maddesi sıralanmış ve o maddede hangi siyasi partimizin değişiklik istediği yazılmıştı. Anayasa'nın bir-iki maddesi dışında değiştirilmesi istenmeyen maddesi yok gibiydi.

Zaten Cindoruk'un Meclis Başkanlığı döneminde Meclis içinde bir 'uzlaşma komisyonu' kurulmuş, bu komisyon Anayasa değişikliklerini ele almış, varılan uzlaşmaların önemli bir bölümü de 1995 yılında Anayasa değişikliği olarak hayata geçmişti.

1995 değişiklikleri, 12 Eylül Anayasası'nda yapılan ilk büyük kapsamlı değişiklik oldu. (Bu değişikliklerin arkasındaki motor, Gümrük Bbirliği idi.) Ardından Avrupa Birliği'nin Kopenhag Siyasi Kriterleri uyumu için bir kez daha kapsamlı değişiklikler yapıldı. Sonra da tek tek madde değişiklikleri oldu. Sonuncusu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından referanduma götürülen ve ekim sonunda oylayacağımız değişiklik.

Yani, bizim 12 Eylül Anayasası ile ciddi sorunlarımız var. O yüzden, belki de Anayasa'yı toptan ve bir kerede değiştirmek de sık sık önerilen ciddi bir yol. Kısacası, bugün Adalet ve Kalkınma Partisi'nin dile getirdiği 'sivil anayasa' arayışının, yani askeri darbe ürünü olan Anayasa'yı kenara atıp yerine sil baştan yenisini yapmaya kimsenin temelde bir itirazı olmasa gerek. Mevcut Anayasa'dan şikâyet etmeyen yok gibi çünkü.

Şimdi anlaşılıyor ki, AKP ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, daha seçimden çok önce bir grup akademisyene bir sivil anayasa için hazırlık yapmaları talimatını vermiş. O akademisyenler hazırladıkları taslağı AKP'ye sundular.

Bundan sonra AKP'nin nasıl bir yol ve yöntem izleyeceğini bilmiyoruz ama sivil anayasa çalışmaları artık bir fantezi değil, bu konuda ciddi adımlar atılıyor. Yalnız maalesef ciddi hatalar da yapılıyor. Bana soracak olursanız, sivil anayasa hazırlamanın yöntemi bu olmamalıydı. Çünkü bence yöntemin bizatihi kendisi de, anayasanın içeriği kadar önemli olacak.

Keşke AKP önce bu amaçla Meclis'e gitseydi ve Meclis'te temsil edilen siyasi partilerden bir özel komisyon oluşturup bu komisyona da belli bir zaman verdikten sonra, yazılacak yeni anayasa için bazı ilkeler belirlemesini isteseydi.

Komisyon yeni anayasa için ilkeler belirledikten sonra, kişilere, sivil toplum örgütlerine ve kurumlara çağrıda bulunulsa ve bu ilkeler çerçevesinde anayasaya madde önermeleri istenseydi. Bu çağrının yanı sıra, bir grup akademisyenden de bir komisyon oluşturulup aynı ilkeler ışığında bir anayasa kaleme almaları istenseydi. Nihayetinde hem sivil toplumdan hem de akademisyenlerden gelen öneriler tartışmaya açılsa, bu tartışmanın sonunda da yarı akademik yarı siyasi bir yazım komisyonu anayasayı derlese, derlenmiş metin bir kez daha tartışılsaydı.

Kamuoyu konuyu yeterince tartıştıktan sonra iş yeniden Meclis'e dönse, siyasi partilerimiz kamuoyundaki tartışmadan da yararlanarak anayasa maddelerini tek tek ele alsa, her seferinde konunun paydaşları da Meclis çalışmalarına katkı verse ve böylece nihai metin ortaya çıksaydı. Ve sonunda da o nihai metin belki de madde madde referanduma sunulsaydı.

Şimdi maalesef bir hatalı başlangıç yapıldı ve akademisyenlerin hazırlayıp AKP'ye sunduğu taslak artık ister istemez 'AKP anayasası' olarak anılacak. Hâlâ bu taslak kamuoyuna açıklanmış da değil, taslağın içeriğiyle ilgili bildiğimiz sızmış veya sızdırılmış birkaç maddeden ibaret.

Şu ana kadar görüldüğü kadarıyla AKP bu tartışmayı başka partilere açmış, onlardan görüş veya kapsamlı öneriler istemiş de değil. Yani konu hâlâ AKP'nin bir iç çalışması.

Oysa 'sivil' bir anayasanın taşıması gereken ilk nitelik, onun oluşturulma sürecinin de katılımcı demokrasiye açık olması olmalı. Ne var ki, taslak açıklanmadığı için bir türlü anayasayı da tartışamıyoruz.

AKP yeni anayasa yazımına öncülük, hatta sürükleyicilik yapabilir ama taslağın oluşma sürecini tekeline alamaz. Keşke daha tarafsız bir taslak ortaya çıksaydı ve AKP o tartışmaların eşit katılımcılarından biri olsaydı. Fakat anlaşılıyor ki, açıklama yapıldığında elimize geçecek olan taslak 'AKP anayasa taslağı' olacak ve hepimiz bu taslağı tartışmak, belki de Meclis'te AKP çoğunluğuyla kabul edilecek olan taslağı referandumda oylamak durumunda kalacağız.

Korkarım bir ölü doğuma veya bir hayli sakat bir işleme doğru gidiyoruz. 'Sivil anayasa' hazırlama rüyamız, uzun yılların en büyük siyasi kavgalarıyla heba olmaz inşallah.



Sivil Anayasa...

Mehmet Altan / Gazetem.net: Yeni anayasa ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Gazetem.net okuru Mehmet Tıraş bu soruya aşağıdaki gibi bir yaklaşım geliştiriyor. Sinerji oluşturması açısından yayınlıyorum:

"Cumhurbaşkanının seçilmesinden sonra en çok tartışacağımız konu büyük bir ihtimalle yeni ve sivil bir anayasa tartışması olacak gibi gözüküyor, olağanüstü bir şey olmazsa. Demokratik toplumlarda "anayasa devlet ile vatandaş arasında yapılmış bir akit" olarak bilinir. Bizim de devletle toplum arasında yeni bir anayasa sözleşmesi yapmamız kaçınılmaz bir duruma gelmiştir.

Bizim siyasi geleneğimizde siviller tarafından yapılmış bir anayasamız yoktur. Sivillere anayasa yapmak nasip olmamıştır. Üç anayasayı da askerler yapmıştır, 61 ve 82 anayasası askeri darbelerin eseridir.

Sivillerin yapmadığı anayasaların meşruiyeti hep tartışılır olmuştur. Sivil bir anayasa talebi toplumsal bir talep haline geldiği tartışılmaz bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

AK Parti hükümeti Prof. Dr. Ergun Özbudun'un başkanlığında hazırlattığı yeni anayasa taslağını, 60. hükümetin kurulmasıyla kamuoyuna açıklayacak gibi gözüküyor. Yeni anayasa taslağının içeriğini bilmediğimizden şimdiden bir şey söylemek erken olsa da, yeni denilen anayasa da, diğer üç anayasa gibi yetkileri "merkezi hükümette" bulunduracak gibi gözüküyor. Bizim itirazımız da bu noktada başlıyor.

Yeni Anayasa Nasıl Olmalı?
Yeni anayasa başta darbeler hukukuna ve kurumlarına son verecek şekilde olmalı. (YÖK, Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanının yetkileri bunların başında geliyor). Darbecileri yargılayacak, darbe yapanları da kesin hapis cezasına çarptıracak ve affa uğratmayacak şekilde düzenlenmeli. Çift yargı sisteminden tek yargı sistemine geçilmeli. Askeri mahkemeler ve askeri Yargıtay'a son verilmeli. Askerin kırsal alandaki yetkileri elinden alınmalı ve "Kır Polisi" kurulmalı. Yeni anayasanın omurgası bireyi merkeze alan, yönetime katan, seçim, katılım ve denetim mekanizmalarını işleten, bir vatandaşlık sorumluluğunu taşıttıran ve temel hak ve özgürlükleri koruyan, geliştiren ve yayan, bireyi özgürleştiren, sivil itaatsızlığın gelişmesinin önünü açan bir anayasa olmalı. Bireyin katılımını sağlamak içinde yeni anayasanın omurgasını "merkeziyetçilikten", "âdemimerkeziyetçiliğe" geçmek olmalı. Âdemimerkeziyetçilik, yerinden yönetmek demektir. Yerinden yönetmek için de, yerel yönetimlerin yani belediyelerin yetkilerini artırmak yeni düzenlemeler yapmaktan geçiyor.

Yerel yönetimler için aşağıdaki önerilerimiz tartışılması gereken,öneriler olarak görüyoruz. Yerel yönetimler birinci derecede eğitimden, sağlıktan,trafikten ve vergiden sorumlu olmalı, Belediye başkanlarına ve Belediye meclis üyelerine daha yetki ve sorumluluk yüklenmeli. İl genel meclis üyelerinin konumu da tartışmaya açılmalı. Belediye meclis üyeleri mahalle bazında temsil edilmeli. Bir olumsuz örnek verelim, İstanbul'un Bakırköy ilçesi Bursa gibi bir büyük şehir nüfusuna sahip ama, belediye meclis üyesi seçilen kişi kime karşı sorumlu? Sarı çizmeli Mehmet ağa. Seçilen belediye meclis üyesi mahalle bazında seçilip temsil etse, seçenlerin de denetleme ve hesap sorma imkanları doğmaz mı, daha demokratik bir mekanizma devreye girmez mi? Mahalle muhtarları bağlı bulunduğu ilçenin belediye meclis toplantılarına katılmalı. Muhtarların katılımı nasıl bir yetkiyle katılacağı tartışılmalı. Mahalleye yapılacak okul,hastane, park ve cami, cem evi, kilise gibi ibadet yerlerinin yapılmasında muhtarın ve ihtiyar heyetinin görüşü alınmalı ve proje aşamasına, başından sonuna kadar katılmalıdır. Muhtarların yetkileri daha etkili hale getirilecek şekilde düzenlenmeli. Katılımcı, çoğulcu ve çağdaş demokrasinin kurumlaşması yani yöneten ve yönetilen bir demokrasinin hayata geçmesi için, olmazsa olmazlarından biri de; çok tartışılacak hatta felaket tellalığı da yapılacak (bölünüp-parçalanma, eyalet sistemi ve üniter yapı gibi kavramları tartışmaya açacak) konu Valilerin, Kaymakamların ve Emniyet Müdürlerinin seçimle gelip seçimle gitmesi, yukarıda da parantez içinde belli başlıklar altında belirttik ama bu konu çok sert tartışmalara gebe olduğunu da biliyoruz.

Yeni olan her şey düşünce ile başlar düşüncelerin olgunlaşması ile de yerine oturur ve düşüncelerin olgunlaşması çok yönlü tartışmayla da har'ı düşer.

Temel hak ve özgürlükler anayasada ne kadar geniş yer alırsa alsın, birey olarak vatandaşın yerinden denetleme, seçme ve katılmasının önü kesilmiş ise, bütün özgürlükler kağıt üzerinde kalır.Çünkü yerinden yönetime geçilmemenin nedeni merkezin vatandaşına güven duymamasından geliyor. İnsanlar sorumluluk aldıkça özgürleşir, kendine güven gelir ve demokrasiyi içselleştirerek sahip çıkar. Hukuk bilincine sahip vatandaşlık kültürü de katılım, denetim ve seçim mekanizmalarının işlemesi ile ancak gelişir.

Demokratikleşmenin önünü tıkayan, yolunu kesen sivil ve askeri bürokrasiyi etkisiz hale getirmenin yolu; merkeziyetçilikten, "ademimerkeziyetçiliğe" geçmekle bürokrasiyi denetlemiş oluruz. Atanmışların seçilmişleri yönettiği ve denetlenmediği, demokrasilerde olmayan bize özgü olan bu antidemokratik uygulamayı ancak yerinden yönetimle etkisiz hale getiririz.

Valiler, kaymakamlar ve emniyet müdürleri devlete karşı sorumlu, vatandaşa karşı ise yetkili bir anlayışla merkezi temsil etmektedirler. Siz hiç bu zamana kadar vatandaşa hakaretten bir vali, kaymakam veya emniyet müdürünün ceza aldığını veya görevden el çektirildiğini duydunuz mu? Bunlar hiç yanlış yapmaz mı, suç işlemez mi? 1979 yılında Kahramanmaraş'ta yüz kişinin katledilmesinde, yine 1993 yılında Sivas madımak otelinde 37 kişinin yakılarak ölümünden o' ilin valilerinin ve emniyet müdürlerinin hiç suçu yok muydu?

Yeni anayasa konusunda bir önerimiz de Milli Güvenlik Kurulu (MGK)'nun daha demokratik bir yapıya kavuşması için. MGK'nun gündemini parlamento belirlemeli, MGK'nun toplantılarına parlamentoda grubu bulunan partiler de katılmalı ve bu kurulda alınacak kararlar oy birliği ile değil de, oy çokluğu ile alınmalı. MGK'nun toplantılarını sadece TSK komutanı olan Genelkurmay başkanı temsil etmeli, kuvvet komutanları ise ihtiyaç duyulduğunda toplantıya çağrılmalı. Sonuç olarak yeni anayasanın demokratik toplumların vaz geçilmez örgütleri olan siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşları AB normları, Kopenhag kriterleri doğrultusunda düzenlenmeli.

Yeni anayasanın tartışma sürecinde en aykırı fikirler de dahil tartışma sürecine katılmalı, her maddesi özgürce ele alınmalı ve kim eteğinde taş varsa ortaya dökmeli. Tartışma zemini alabildiğine genişletilmeli ve her kesim düşüncesini korkuya, baskıya maruz kalmadan söylemeli.

Yeni anayasanın giriş başlangıcına hukuk devletinde vatandaş devletin değil, "devlet vatandaşın hizmetkarı" olarak BÜYÜK HARFLERLE yazılmalıdır. Yeni anayasanın daha demokratik olmasına katkı sunmak için,duyarlı olmayı her birey kendine sorumluluk yüklemeli,vatandaşlık görevi saymalı.

Ses ver ki sesin yankı bulsun, kendini fark ettir ki seni yöneten seni adam yerine koysun
!.."




Devamını okumak için tıklayınız


Diğer Yazılar için tıklayınız



Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


 

Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla