Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR

info@minidev.com

Anayasa İçin
Somut Öneriler

İdris Kardaş / 06. 09. 2007
Hayırdan Şer Çıkarmak
T. Erdem-Radikal / 06. 09. 2007
Türkiye Sivil Anayasa Yapacak Kabiliyete Sahiptir
D. Dursun-Y.Şafak / 06. 09. 2007
Atatürkçülük ve Anayasa
Sami Selçuk - Star 06. 09. 2007

Atatürkçülük ve Anayasa
Sami Selçuk / Star: Her devrim, özünde toplumu değiştirme iddiasındadır. İster aşağıdan, ister yukarıdan gerçekleştirilsin, ilkin dikeylemesine kök salarak sağlamlaşmak, sonra yataylamasına yaygınlaşarak meyvelerini devşirmek ister, her devrim.

Devrimin elindeki tek yöntem 'dayatma'dır. Devrim, aşağıdan yukarıya doğru ise, 'yöneticilere karşın yönetilenler/halk için, yönetilenler/halk tarafından'; yukarıdan aşağıya doğru ise, 'yönetilenlere/halka karşın yönetilenler/halk için, yönetenler tarafından' dayatma söz konusudur.

Yüzyılları yıllara sığdırabilmek için, 1920'li yıllarda Atatürk, ilkin cumhuriyeti kurdu. Daha önce de belirtildiği üzere, kendi iradesine karşın, 'dayatma' yöntemini kullanarak 'devrim'i gerçekleştirdi.

Bugün cumhuriyet yönetimi bize yetmiyor. Demokrasi rejimini de benimsedik. Devrimcilik yerini evrimciliğe, 'dayatma' yerini 'rıza'ya bıraktı.

Önceki yazılarda belirttiğim gibi, kanımca Atatürkçülük, bir ideoloji, bir totalitarizm değil, toplumun gereksinmelerine göre, ileriye dönük sürekli bir oluştur/prosesüstür.

Özetle, Atatürkçülük akla yaslanan bilimin yaşama geçirilmesidir. Zamanlar üstüdür ve bilime göre her döneme uyarlanabilme yeteneği vardır.

Eğer bu postüla/önkabul doğru ise, 1920'lerde Atatürkçülüğün bilimsel tabanı, Descartes'çı akılcılık, Rousseau'cu erkler birliği, Fransız Devrimciliği, Comte'çu pozitivizmdi.

2007'de bunlar artık yetersizdir. Çünkü Atatürkçülüğün dayandığı bilim bugün diyor ki:

1- Demokrasi rejimine en yakın yönetim biçimi cumhuriyettir; vazgeçilemez.

2- Demokrasi; özgürlükçülüğe, çoğulculuğa, katılımcılığa dayanır.
O halde;

a- Devlet, bütün görüşler karşısında yansız ve eşit uzaklıkta olacaktır. Devlet görüşleri ve inançları; görüşler ve inançlar da devleti (düzeni) belirleyemez ve yönlendiremezler. Karşılıklı bağımsızdırlar. Devletin belli bir görüşü/ideolojisi olursa düşüncelerde; belli bir inancı/dini olursa, dinlerde özgürlükçülük
ve çoğulculuk gerçekleşemez; iç barış sağlanamaz. Tersi durumda, ya ideolojik ya da teokratik devlete/totalitarizme kayılır.

b- Devlet, kumanda şehvetiyle dinleri denetler/yönlendirirse laik değil, içtihat kapısını kapatarak dini körelten ve durağanlaştıran laisist düzene ulaşılır; inanç özgürlüğünü doyasıya yaşayan yaratıcı birey-yurttaşlar toplumuna değil, baskıya boyun eğen taklitçi kul-köleler topluluğuna/cemaatine varılır.

c- Erkler ayrılığı ilkesine dayanmayan ve bütün erklere halkın olabildiğince yüksek oranda katılmadığı bir demokrasi düşünülemez. Yasama, yürütme, yargı erkleri birbirinden bağımsız, birbirini dengeleyerek duyarlı bir uyum içinde özgörevlerini yerine getirirler.

2007'de Atatürkçülük işte budur.

Atatürkçülüğü 1920'ler, 1930'lar göletinde durgun bir su birikintisi olarak algılayanlar, ayırdına varmadan onu felce uğratıyorlar. Onu her kafaya uyan bir şapkaya dönüştürenler, onu sömürüyorlar. Onu bilimsellik özünden soyutlayarak biçimciliğe indirgeyenler, onu her yerinden su alan, görünüşte kibirli ve şişkin, ama aslında boyutsuz ve özsüz bir kavrama indirgiyorlar.

Atatürkçülüğü evrimsel dinamizmine kavuşturmak ve dağınıklıktan kurtarmak istiyorsak, Atatürkçülük kavramını anayasal güvenceye bağlamakta yarar var.

Peki nasıl?

Anayasanın başlangıç bölümüne, Atatürk'ün diliyle 'sürekli bilimi izlemek ve yaşama geçirmek demek olan Atatürkçülük' diye vurgulayarak.

Kanımca tartışmayı bitirecek tanım budur.




Baş tarafını okumak için tıklayınız


Diğer Yazılar için tıklayınız



Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


 

Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla