Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR

info@minidev.com

Altan Öymen'e Cevap
L. Köker-Zamanl
24. 09. 2007
Anayasaya 'Çocuk İşçi' Girmemeli
D. Keskin-Radikal 24. 09. 2007
İnsan, Bu Taslağın Neresinde?
F. Polat-Evrensel
22. 09. 2007

Yabancı her nesne adaleti bütünüyle kirletir

Amaçlarımız: 1-Devletimiz güçlü/sağlıklı; 2-Toplumumuz dingin/mutlu; 3-İnsanımız geleceğinden emin/kaygısız olsun.

İnsanlığın bulduğu en gerçekçi çözüm: Hukukun üstünlüğü.

Bunları gerçekleştirecek araç: Yargı.

Yargının öznitelikleri: Güç odaklarından; inançlar ve ideolojilerden etkilenmediği için bağımsız; kaygısız olduğu için güvenceli; nesnel hukuka dayandığı için yansız.

İnsan-yargıç, hüküm verirken, hukuka yabancı her şeyi, sokaktaki değerlendirmeleri, kişisel duygularını/inançlarını/ideolojilerini salonun dışında bırakır.

Çevresine de bu izlenimi vermelidir, yargıç.

Veremezse adalet kirlenir.

Uygar/demokratik bir hukuk toplumunda, her birey için, bağımsız, güvenceli ve yansız yargı önünde hak aramak ve yargılanmak bir ‘hak’tır; bu ortamı gerçekleştirmek ise bir ‘ödev’dir.

Bunun biricik yöntemi şudur: Yargının önüne gelen konularda hüküm kesinleşinceye dek ayrımsız herkesin susması. Bu bir ilkedir.

Susmamak, kimi koşullarda, cezalandırılır (TCY, m. 288). Burada korunan toplumsal/evrensel değer, ‘adalet’tir. Çünkü en küçük yabancı nesnenin karışımı sonucu bütünüyle kirlenen biricik değer, adalettir.

‘Hüküm kesinleşinceye dek görüş açıklamama ilkesi’, sadece ulusal yasalarda korunmamıştır. 2001’de Budapeşte’de toplanan ‘Dünya Yüksek Mahkeme Başyargıçları ve Yargıtay Başkanları Uluslararası Birliği’nin bildirisiyle de bütün dünyaya duyurulmuştur. Yazılı ve görsel basında birçok kez dile getirilmiştir.

Ana ne yazıktır ki, bu küresel/ortak çığlığı ülkemizde hukukçular/yargıçlar/savcılar bile duymazlıktan geliyorlar.

İşte kimi örnekler.

Geçmişte DEHAP’ın oyları konusunda Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) Yargıç Başkanı; ‘Herkes görüşünü açıklasın diyerek ayrımsız her bireyi bilirkişi yapmıştı.

Ardından ‘Çanakkale, Sakarya şehitlerinin ruhlarını sızlatmayacak’, yani ulusalcı-ideolojik bir karar vereceklerini dünyaya duyurmuştu. Tam bir skandaldı bu.

Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi, Anayasa Mahkemesi (AYM) Sayın Başkanı; sorunun hukuksal değil, siyasal olduğunu belirterek ‘Önümüze gelmese daha iyi. Gelirse birkaç günde karar veririz’ demişti. Oysa uyuşmazlık, salt hukuksaldı; son noktayı, elbette siyasal sonuçları dışlayarak, yazılı hukuka göre yorum ve son sözü söyleme tekelini elinde tutan AYM koyacaktı.

Bu talihsiz demeç, kamuoyunda AYM’nin, yeterince inceleme yapmadan, hukuka göre değil, doğacak siyasal sonuçlara göre karar vereceği izlenimi yarattı; yargı yıpratıldı.

Emekli bir hukukçu da; ‘AYM, toplantı yetersayısı 367 değil, 184 diye algılarsa, öncekiler gibi bu bir aymazlığın yinelenmesi olacak’ dedi. Gereksiz/küçümseyici bir duruş; zamansız/yersiz, insanın kanını donduran bir aymazlıktı, bu.

Birkaç gün önce YSK’nın Sayın Başkanı, halkoylaması hakkında, gümrükteki oyların sonuca etkisine bakarak karar vereceklerini söyledi.

İlkin, görüşme öncesi, bir yargıç, yargıçlar kurulunun yerine karar vermiş oldu. İkincisi, bu hukuksal görüş yanlıştı. Açıklandığına göre kanımı belirteyim. Konuyla ilgili Yasa, geçersiz oy nedenlerini, saymaca/olaycı/kazuistik yöntemle, yani boşluk dolduran örneksemeyi (kıyas) dışlayarak bir bir saymıştır. Bunların dışında yeni bir neden keşfetmek, yeni norm yaratmaktır. Yasama organının yetkisini gaspetmektir.

Yargıçlar/savcılar böyle yaparlarsa, sokaktaki insan neler yapmaz?

Lütfen hukukun ve yargıçlık kimyasının gereklerine uyalım.

Bağımsız/güvenceli/yansız yargıyı yıpratmayalım.

Bu konuda deontolojik öncülük, herkesten önce hukukçulara/yargıçlara/savcılara düşer.

Sami Selçuk 22.10.2007 (Bu yazı Star Gazetesi’nde yayınlanmıştır)


Diğer Yazılar için tıklayınız



Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


 

Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla