Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR




Güncelleme: 19 Mart 2003
info@minidev.com

IRAK SORUNU İLE İLGİLİ
BİR GENEL DURUM DEĞERLENDİRMESİ
(Devamı)

- Barışın tüm maliyetini dar gelirli vatandaşlara mı yüklemek gerekiyor? Dünya Bankası Türkiye direktörü bile bu bütçenin "YOKSUL KARŞITI" olduğunu dile getirdi.
- Üstelik dar gelirli vatandaş ABD'nin savaş tazminatı olarak vereceği sadaka'nın bir kuruşunun bile kendi cebine girmeyeceğini artık çok iyi biliyor. TÜSİAD Başkanının (Ölecek insanların hayatlarını hiçe sayarak) büyük bir pişkinlikle "savaş olsun bitsin de işler açılsın" demesinin üzerinden sadece 1-2 hafta geçti. Gelmesi beklenen ABD desteği nedense sadece sayısı 300-500'ü geçmeyen belirli iş çevrelerini heyecanlandırıyor.
- ABD Körfez Savaşı'nda vaad ettiği parasal desteği sağlamadığı için Türkiye'nin zararının 100 milyar $ olduğu hesap ediliyor.
- ABD Kongresi'nin, Türk aleyhtarı gruplar denetiminde olmasından, Türkiye'ye vaad edilen hiçbir maddi destek paketini onaylamayacağı (ABD kaynakları tarafından bile) defalarca söylendi.
- Türkiye'nin Irak savaşına girmesi durumunda sadece turizm, inşaat, taşımacılık ve dış ticaret dengesi alanlarındaki kaybın 2003 yılı içinde 20 milyar $ civarında olabileceği; 2008 yılına kadar da 100 milyar $ seviyelerine ulaşacağı öngörülmekte.
- ABD'nin teklif ettiği sadaka ise bilindiği gibi sadece 2 milyar $ askeri malzeme için hibe artı 4 milyar $'dır. Bunun bedeli de yüz binlerce insanın katline ortak olmak, ülke topraklarını, binaları, üsleri ne zaman çıkacakları belli olmayan yüz binlerce işgalci Amerikalı askere açmaktır.
- Yapılan hesaplarda, ağır askeri malzeme ve araçların kara ve demiryollarımıza vereceği milyonlarca dolarlık hasar gibi bir sürü ek zarar doğurabilecek konu tamamiyle gözardı edilmektedir.
- Türkiye Kuzey Irak'a girip ABD'ye destek verdiğinde Irak'ın meşru müdafaa hakkı doğacak ve Türkiye'yi vuracaktır. Bu tahribatın vereceği ekonomik zararı da şimdiden hesaplamak mümkün değildir.
- Ayrıca her aklı başında ekonomistin söyleyebileceği gibi SAVAŞIN VERECEĞİ ZARAR HİÇBİR ZAMAN HESAPLANAMAZ.
- Hele ki burada söz konusu edilen savaş gibi, ne kadar süreceği, hangi ülkelerin katılacağı, dengelerin nasıl değişebileceğini ve neticesinin ne kadar büyük bir felaket olabileceğini şimdiden kimsenin çözemediği bir savaş söz konusuysa...
- Üstelik, hiç sözü edilmeyen,barışı savunarak ekonomiye destek alma yolları da var:
1- Irak Ticaret Bakanı Muhammed Mahdi Salih "Ecevit'in başbakanlığı sırasında Türkiye'ye 40 milyar dolar tutarında Rusya ile yaptığımız anlaşmanın benzerini teklif ettik. Kürşad Tüzmen'le de aynı konuyu görüştük teklifimiz hâlâ geçerli" dedi.
2- AB,Türkiye'nin ABD'ye hayır demesi halinde 2 milyar euro yardım taahhüt etti. Bu öneri AB dönem başkanı Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis tarafından resmen Tayyip Erdoğan'a iletildi.

MEDYA TETİKÇİLERİ
- Halkın % 95'i savaşa karşı iken maalesef medyanın % 95'i savaşı desteklemekte.
- TV kanalları ve basının önemlice bir kısmı ABD'li ve Türk patronlarına yaranabilmek için kraldan fazla kralcı bir tavırla savaş tetikçiliğine soyundular.
- Başlangıçta çok kısa bir süre objektif yayıncılık yapmayı denedilerse de özellikle birinci tezkerenin kabulünden sonra yayınlarında devamlı aynı "savaş kaçınılmaz", "ulusal çıkarlarımızı koruyalım", "ABD müttefikimiz", Kuzey Irak'ta söz sahibi olalım", "Ekonomi çöküyor" dezenformasyonunu gece-gündüz pompamaya başladılar.
- İkinci Tezkere'ye hayır çıktığı 1 Mart gecesi bunların en azılıları bir gecede 3-4 yayına çıkıp saz arkadaşları ile, Pazartesi günü borsalar düşecek, büyük ekonomik kriz patlayacak yalanını yaymak için tüm gayretini gösterdiler. Ama bu panik yaratma çabaları hiç etkili olmadı ve Pazartesi günü hiçbir şey olmadığı gibi aradan günler geçmesine rağmen ekonomik durum istikrarını koruyor.
- Çok şükür ki bazı gazetelerde sayıları az olmakla birlikte savaş karşıtı yazılar hala yayınlanıyor. Ama televizyonların çoğunda, özellikle birinci tezkere onaylandığından beri, savaşa katılmanın getireceği zararları açıklayan görüşlere neredeyse hiç yer verilmiyor.

NÜKLEER SİLAHLAR VE NÜKLEER SAVAŞ TEHLİKESİ
- Bush, 14 Eylül 2002'de imzaladığı bir belge ile atom bombası kullanımına izin verdi.
- İncirlik'te kullanıma hazır nükleer silahlar var.
- İtalyan La Repubica gazetesi bile İncirlik'e nükleer silah yapımında kullanılmak üzere 30 ton likit nitrojen gazı taşındığını ve askerlerin kimyasal bombalara karşı tatbikat yaptıklarını yazdı.
- ABD'nin elinde 10.000 adet nükleer füze başlığı bulunmakta.
- İngiltere Savunma Bakanı, henüz kanıt bulunamasa da kimyasal ve biyolojik silah ürettiği sanılan Irak'a karşı gerekirse nükleer silah da kullanacaklarını açıkladı.
- İsrail'in elinde 400 tane nükleer füze başlığı bulunmakta.
- ABD Vietnam'da 17.000.000 galon "Agent Orange" kullanmıştı. - ABD Körfez Savaşı'nda Irak ve Kuveyt'te 40 ton seyreltilmiş uranyum kullandı.
- Irak'taki Basra Doğum ve Çocuk Hastanesi'nin raporu, 1990-1997 yılları arasında kanser vakalarının 5 misli arttığını göstermekte. Bölgedeki Iraklı çocukların yarıdan fazlasına "Lösemi" teşhisi kondu.
- Canlı Kalkanlar'ın lideri Körfez Savaşı'nda ABD ordusunda savaşmış Kenneth Nichols O'Keefe'in dediği gib ABD o kadar acımasızdır ki kendi askerlerini bile seyreltilmiş uranyuma maruz bırakarak "kobay" olarak kullanmıştır.
- Bu askerlerin binlercesi hâlâ seyreltilmiş uranyum yüzünden kansere yakalanmakta ve ölmektedir.
- Savaş "planlandığı" gibi gitmezse kendi askerinin bile canını düşünmeyen ABD belli ki nükleer silah kullanmaktan çekinmeyecektir. Bu da milyonlarca can kaybı ve belki de diğer Arap ülkeleri, İsrail veya nükleer güç kapasitesi olan İran da savaşa girerse Orta Doğu'nun tamamen yok olması ve de III. Dünya Savaşı'nın başlaması demek olabilir.

SİLAH DENETÇİLERİ RAPORU VE SAHTE KANITLAR
- Irak silahsızlanma yönünde önemli adımlar atmaktadır.
- BM Silah Denetçileri Başkanı Hans Blix'in BM Güvenlik Konseyi'nde açıkladığı rapordaki bulgular şöyledir:
o Saddam rejimi, önceki döneme göre daha fazla işbirliği yapmaktadır.
o El Samud füzelerinin imhasına başlanması önemli bir gelişmedir.
o ABD'nin iddia ettiği gibi yasaklı silahların seyyar laboratuarlarda saklandığına dair bulguya ulaşılamamıştır.
o Biyolojik ya da kimyasal silahların depolandığı yeraltı depolarıyla ilgili bir kanıt bulanamamıştır.
o Silah denetçilerinin birkaç ay daha süreye ve Irak'ın daha aktif bir işbirliğine ihtiyacı vardır.

- Bunlara ek olarak dikkat çeken bir nokta uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed El-Baradei'in ABD'nin Birleşmiş Milletleri Irak'la ilgili kanıt olarak sunduğu belgelerin "SAHTE" olduğunu açıklamasıdır.
- Bu olay ABD'nin dürüstlüğün ve uluslararası hukukun kurallarını na kadar zorladığını göstermektedir.


Önceki


 

 

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 

Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla