IRAK
SORUNU İLE İLGİLİ
BİR GENEL DURUM DEĞERLENDİRMESİ
(Devamı)
- Barışın tüm maliyetini dar gelirli vatandaşlara mı yüklemek gerekiyor?
Dünya Bankası Türkiye direktörü bile bu bütçenin "YOKSUL KARŞITI" olduğunu
dile getirdi.
- Üstelik dar gelirli vatandaş ABD'nin savaş tazminatı olarak vereceği
sadaka'nın bir kuruşunun bile kendi cebine girmeyeceğini artık çok iyi
biliyor. TÜSİAD Başkanının (Ölecek insanların hayatlarını hiçe sayarak)
büyük bir pişkinlikle "savaş olsun bitsin de işler açılsın" demesinin
üzerinden sadece 1-2 hafta geçti. Gelmesi beklenen ABD desteği nedense
sadece sayısı 300-500'ü geçmeyen belirli iş çevrelerini heyecanlandırıyor.
- ABD Körfez Savaşı'nda vaad ettiği parasal desteği sağlamadığı için Türkiye'nin
zararının 100 milyar $ olduğu hesap ediliyor.
- ABD Kongresi'nin, Türk aleyhtarı gruplar denetiminde olmasından, Türkiye'ye
vaad edilen hiçbir maddi destek paketini onaylamayacağı (ABD kaynakları
tarafından bile) defalarca söylendi.
- Türkiye'nin Irak savaşına girmesi durumunda sadece turizm, inşaat, taşımacılık
ve dış ticaret dengesi alanlarındaki kaybın 2003 yılı içinde 20 milyar
$ civarında olabileceği; 2008 yılına kadar da 100 milyar $ seviyelerine
ulaşacağı öngörülmekte.
- ABD'nin teklif ettiği sadaka ise bilindiği gibi sadece 2 milyar $ askeri
malzeme için hibe artı 4 milyar $'dır. Bunun bedeli de yüz binlerce insanın
katline ortak olmak, ülke topraklarını, binaları, üsleri ne zaman çıkacakları
belli olmayan yüz binlerce işgalci Amerikalı askere açmaktır.
- Yapılan hesaplarda, ağır askeri malzeme ve araçların kara ve demiryollarımıza
vereceği milyonlarca dolarlık hasar gibi bir sürü ek zarar doğurabilecek
konu tamamiyle gözardı edilmektedir.
- Türkiye Kuzey Irak'a girip ABD'ye destek verdiğinde Irak'ın meşru müdafaa
hakkı doğacak ve Türkiye'yi vuracaktır. Bu tahribatın vereceği ekonomik
zararı da şimdiden hesaplamak mümkün değildir.
- Ayrıca her aklı başında ekonomistin söyleyebileceği gibi SAVAŞIN VERECEĞİ
ZARAR HİÇBİR ZAMAN HESAPLANAMAZ.
- Hele ki burada söz konusu edilen savaş gibi, ne kadar süreceği, hangi
ülkelerin katılacağı, dengelerin nasıl değişebileceğini ve neticesinin
ne kadar büyük bir felaket olabileceğini şimdiden kimsenin çözemediği
bir savaş söz konusuysa...
- Üstelik, hiç sözü edilmeyen,barışı savunarak ekonomiye destek alma yolları
da var: 1- Irak Ticaret Bakanı Muhammed Mahdi Salih "Ecevit'in başbakanlığı
sırasında Türkiye'ye 40 milyar dolar tutarında Rusya ile yaptığımız anlaşmanın
benzerini teklif ettik. Kürşad Tüzmen'le de aynı konuyu görüştük teklifimiz
hâlâ geçerli" dedi. 2- AB,Türkiye'nin ABD'ye hayır demesi halinde 2 milyar euro yardım
taahhüt etti. Bu öneri AB dönem başkanı Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis
tarafından resmen Tayyip Erdoğan'a iletildi. MEDYA TETİKÇİLERİ
- Halkın % 95'i savaşa karşı iken maalesef medyanın % 95'i savaşı desteklemekte.
- TV kanalları ve basının önemlice bir kısmı ABD'li ve Türk patronlarına
yaranabilmek için kraldan fazla kralcı bir tavırla savaş tetikçiliğine
soyundular.
- Başlangıçta çok kısa bir süre objektif yayıncılık yapmayı denedilerse
de özellikle birinci tezkerenin kabulünden sonra yayınlarında devamlı
aynı "savaş kaçınılmaz", "ulusal çıkarlarımızı koruyalım", "ABD müttefikimiz",
Kuzey Irak'ta söz sahibi olalım", "Ekonomi çöküyor" dezenformasyonunu
gece-gündüz pompamaya başladılar.
- İkinci Tezkere'ye hayır çıktığı 1 Mart gecesi bunların en azılıları
bir gecede 3-4 yayına çıkıp saz arkadaşları ile, Pazartesi günü borsalar
düşecek, büyük ekonomik kriz patlayacak yalanını yaymak için tüm gayretini
gösterdiler. Ama bu panik yaratma çabaları hiç etkili olmadı ve Pazartesi
günü hiçbir şey olmadığı gibi aradan günler geçmesine rağmen ekonomik
durum istikrarını koruyor.
- Çok şükür ki bazı gazetelerde sayıları az olmakla birlikte savaş karşıtı
yazılar hala yayınlanıyor. Ama televizyonların çoğunda, özellikle birinci
tezkere onaylandığından beri, savaşa katılmanın getireceği zararları açıklayan
görüşlere neredeyse hiç yer verilmiyor. NÜKLEER SİLAHLAR VE NÜKLEER SAVAŞ TEHLİKESİ
- Bush, 14 Eylül 2002'de imzaladığı bir belge ile atom bombası kullanımına
izin verdi.
- İncirlik'te kullanıma hazır nükleer silahlar var.
- İtalyan La Repubica gazetesi bile İncirlik'e nükleer silah yapımında
kullanılmak üzere 30 ton likit nitrojen gazı taşındığını ve askerlerin
kimyasal bombalara karşı tatbikat yaptıklarını yazdı.
- ABD'nin elinde 10.000 adet nükleer füze başlığı bulunmakta.
- İngiltere Savunma Bakanı, henüz kanıt bulunamasa da kimyasal ve biyolojik
silah ürettiği sanılan Irak'a karşı gerekirse nükleer silah da kullanacaklarını
açıkladı.
- İsrail'in elinde 400 tane nükleer füze başlığı bulunmakta.
- ABD Vietnam'da 17.000.000 galon "Agent Orange" kullanmıştı. - ABD Körfez
Savaşı'nda Irak ve Kuveyt'te 40 ton seyreltilmiş uranyum kullandı.
- Irak'taki Basra Doğum ve Çocuk Hastanesi'nin raporu, 1990-1997 yılları
arasında kanser vakalarının 5 misli arttığını göstermekte. Bölgedeki Iraklı
çocukların yarıdan fazlasına "Lösemi" teşhisi kondu.
- Canlı Kalkanlar'ın lideri Körfez Savaşı'nda ABD ordusunda savaşmış Kenneth
Nichols O'Keefe'in dediği gib ABD o kadar acımasızdır ki kendi askerlerini
bile seyreltilmiş uranyuma maruz bırakarak "kobay" olarak kullanmıştır.
- Bu askerlerin binlercesi hâlâ seyreltilmiş uranyum yüzünden kansere
yakalanmakta ve ölmektedir.
- Savaş "planlandığı" gibi gitmezse kendi askerinin bile canını düşünmeyen
ABD belli ki nükleer silah kullanmaktan çekinmeyecektir. Bu da milyonlarca
can kaybı ve belki de diğer Arap ülkeleri, İsrail veya nükleer güç kapasitesi
olan İran da savaşa girerse Orta Doğu'nun tamamen yok olması ve de III.
Dünya Savaşı'nın başlaması demek olabilir. SİLAH DENETÇİLERİ RAPORU VE SAHTE KANITLAR
- Irak silahsızlanma yönünde önemli adımlar atmaktadır.
- BM Silah Denetçileri Başkanı Hans Blix'in BM Güvenlik Konseyi'nde açıkladığı
rapordaki bulgular şöyledir: o
Saddam rejimi, önceki döneme göre daha fazla işbirliği yapmaktadır. o
El Samud füzelerinin imhasına başlanması önemli bir gelişmedir. o ABD'nin
iddia ettiği gibi yasaklı silahların seyyar laboratuarlarda saklandığına
dair bulguya ulaşılamamıştır. o Biyolojik
ya da kimyasal silahların depolandığı yeraltı depolarıyla ilgili bir kanıt
bulanamamıştır. o Silah denetçilerinin
birkaç ay daha süreye ve Irak'ın daha aktif bir işbirliğine ihtiyacı vardır.
- Bunlara ek olarak dikkat çeken bir nokta uluslararası Atom Enerjisi
Kurumu Başkanı Muhammed El-Baradei'in ABD'nin Birleşmiş Milletleri Irak'la
ilgili kanıt olarak sunduğu belgelerin "SAHTE" olduğunu açıklamasıdır.
- Bu olay ABD'nin dürüstlüğün ve uluslararası hukukun kurallarını na kadar
zorladığını göstermektedir.