IRAK SORUNU İLE İLGİLİ
BİR GENEL DURUM DEĞERLENDİRMESİ Rüstem Batum Bu değerlendirme, konunun gelişimini etkileyen mümkün olduğunca çok
sayıda ve farklı faktörü, kısa maddeler halinde hatırlatmak ve yorumlayabilmek
amacıyla yazılmıştır. "İNSAN" OLMAK ULUSAL ÇIKARLARA AYKIRI MIDIR?
Son günlerde arkasına sığınılan "Ulusal çıkarlarımız ABD'nin yanında yer
almamızı gerektiriyor" diyen herkesin hemen sözünü kesip sormamız gereken
tek şey şudur:
- Neden bahsettiğini biliyor musun? Dur sana kısaca hatırlatayım... -
ABD Eski Adalet Bakanı Ramsey Clark, Körfez Savaşı'ndan sonra 1992'de
Soruşturma Komisyonu önünde şu ifadeyi verdi: o
Körfez Savaşı'nda 42 gün içinde 11.000 sorti yapıldı, 88.000 ton bomba
atıldı; bunlardan sadece % 7'si güdümlü, % 93'ü ise RASGELE atılan bombalardı.
o
En az 125.000 asker, 130.000 sivil öldürdük. ÖLDÜREBİLDİĞİMİZ KADARINI
ÖLDÜRDÜK. Bu bir müdahale değil, bir katliamdı!
Gelelim şimdi planlanan yeni katliama.
- Pentagon, saldırının ilk 48 saati içinde 800 füze atacağını açıkladı.
Bu rakam sadece ilk iki gün için Körfez Savaşı'nda 42 günde atılan toplam
füze sayısının iki katı...
- Kaba bir hesapla, kısa sürecek bir saldırıda bile en az 400-500 bin
kişi ölecek. Üstelik bu sadece başlangıç!
- Washington Times'in açıklamasına göre Bush 14 Eylül 2002'de imzaladığı
bir belge ile "ATOM BOMBASI" kullanılmasına izin verdi.
- Bu nükleer başlıklı bombalardan 2 tanesi İncirlik'te. Bunun yanı sıra,
İncirlik'e iki milyon watt elektrik akımını (Yani bir nülkeer enerji santralinin
ürettiği enerjiyi) bir anda boşaltan 2 adet de yıldırım bombası (Thunderbolt
Bomb) yerleştirildi.
- Hiçbir savaşın gidişatı hesaplanamayacağı için, nükleer silahların kullanılması
halinde milyonlarca insanın ölümü söz konusu olabilecek. (Malum, Irak'ın
İsrail'i vurabileceği, İsrail'in elindeki 400 adet nükleer silahla mukabele
edebileceği ihtimalleri var.)
- Yani uzun lafın kısası , bu saldırıya evet demek ben ulusal çıkarlarım
için öncelikle MİLYONLARCA İNSANIN KATLİNE EVET diyorum demektir.
- Dolayısıyla tezkereye EVET diyenler doğrudan katliamın destekçisi ve
yüz binlerce insanın ölümünün sorumlusu olacaklardır. Hiçbir "ulusal çıkar"
bahanesi bu suçu ve bunun hesabının verilmesini asla unutturamaz.
- Dönelim şimdi "Ulusal Çıkar" nedir konusuna. Ulusal çıkar denilen şey
bir ulus, yani Ulus'u meydana getiren insanlar var oldukça geçerli olan
bir kavramdır. İnsan hayatının, yani bir ulusun oluşması için gerekli
en temel şartın yok edilmesini destekleyen hiç kimse "ulusal çıkar"dan
söz edemez. (Tekrar edelim, ulus insanlardan oluşuyor, mal mülk ve banka
hesaplarından değil.)
- Onun için bundan sonra ABD'yi desteklemeyi savunan herkesin "Ulus"u
karıştırmadan, evet ben kendim ve temsil ettiğim çevrelerin çıkarlarını
savunmak için ilk ağızda 500.000 ila 1.000.000 insanın katledilmesine
evet diyorum ve bunu savunuyorum demesi gerekiyor; asla unutulmaması gereken
en önemli gerçek de budur.
- Bu yüzden özellikle medyadaki savaş tetikçilerine önerim bundan sonra
Ulus'u kendi çıkarlarına alet etmeye çalışmamaları ve günü gelince yaptıklarının
hesabını hem halk, hem uluslararası hukuk hem de Allah önünde vereceklerini
hiç akıllarından çıkartmamalarıdır.
Gelelim "Ulusal Çıkar" edebiyatı arkasına saklananların devamlı öne sürdükleri
2 konunun, asıl savaşa girersek başımıza ne kadar korkunç belalar açabileceğine. KUZEY IRAK MESELESİ
- Türkiye'de devlet yönetiminde etkili bazı çevrelerin en büyük korkusu
Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devleti kurulmasıdır.
- Bir dönem, bunun savaş nedeni sayılacağı açıklanmıştır.
- Kuzey Irak'ta fiilen parlamentosu, yargısı, hükümeti, polisi olan bir
Kürt Devleti, hem de ABD desteği ile, zaten kurulmuştur.
- 14-17 Aralık'ta ABD'nin Londra'da topladığı Irak Muhalefet toplantısında
ve geçtiğimiz günlerde Erbil'de yapılan toplantıda Amerikalılar, Irak'ta
federal bir yapı kurulmasını desteklediler.
- ABD'li yetkililer saldırıdan sonra Irak'ı 3'e ayıracaklarını ve geçici
hükümetin başına ABD'nin eski Yemen Büyükelçisini getireceklerini açıkladılar.
- Türkiye Kuzey Irak'a girse de girmese de ABD'nin, 10 yıldır hazırladığı
Kuzey Irak planında değişiklik yapmayacağı kesin. Yani Türklerin "masada
yer almaları" ve Kuzey Irak'ın nasıl yönetileceği konusunda söz sahibi
olmaları imkan dahilinde değil. - İkinci Tezkere TBMM'de reddedilince
Kuzey Irak'ta hemen Türkiye aleyhine gösteriler ve bayrak yakma olayları
başladı.
- Bu provokasyonları Türkleri MUTLAKA saldırıya ortak etmek isteyen ABD'nin
tezgahladığı artık herkes tarafından biliniyor.
- Kürt gruplar TSK'nın Kuzey Irak'a girmesine karşı koyacaklarını açıkladılar.
- Genelkurmay Başkanı hükümeti ve ikinci tezkereyi desteklediklerini belirten
açıklamayı yaptı.
- ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman, "Türkiye'nin tek başına
Kuzey Irak'a girmesine izin vermeyiz" dedi.
- ABD'li Irak operasyonu komutanı Tommy Franks, Türklerle Kürtlerin çatışma
ihtimalinden bahsetmeye başladı.
- New York Times, Kuzey Irak'ta Kürtlerle Türklerin birbirlerini öldürmeye
başlayacaklarını ve bunu Amerika'nın bile durduramayacağını yazdı.
- Belli ki ABD'nin Türklerle Kürtleri birbirlerine karşı kullanma gerekirse
birbirine kırdırtma planı devreye sokuldu. Gerek Türkler, gerekse Kürtler
bu planı bozmak için uyanık olmak zorundadırlar.
- TSK Kuzey Irak'a girerse Kürtlerle çatışma kaçınılmaz gibi görünmektedir.
Bu gene yıllarca sürebilecek bir savaşın başlangıcı olabilir.
- Türkiye Kuzey Irak'a girince, sorunu Türkiye sınırları içine taşıma
ihtimali doğmaktadır.
- 30.000 insanın hayatına malolan ve 100 milyar $ kayıpla Türkiye'nin
bugünki felaket ekonomik durumunun da nedenlerinden biri olan 15 yıllık
Güney Doğu sorununu yeniden canlandırmak Türkiye'ye büyük zarar verebilir.
- TSK, ABD'nin provokasyonları ile oyuna gelip de Kuzey Irak'a girerse
ne zaman çıkabileceği ve neye mal olacağı belli olmayan bir batağa girmiş
olacaktır.
- İran Kuzey Irak'ın Türk ordusunun kontrolüne girmesine önlem olarak
Kuzey Irak'a 5000 asker yollamıştır.
- Bu gelişmeler devam ederse Suriye'nin de bölgeye benzer bir müdahalede
bulunması gündeme gelebilir.
- Sabık Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu "ABD hegemonyal bir yapı kurmak
istiyor. Irak'a yapacağı harekatı bitirdikten sonra orayı içinde birçok
İncirlik'ler bulunan büyük bir üs haline getirecek ve bu üssü asıl büyük
harekat ve amaç için kullanacak" dedi. ABD'nin tüm Ortadoğu'yu yıllarca
sürecek bir savaşa sürüklemesine mani olmak için yapılacak tek şey bugünkü
isteklerine hayır diyerek şimdiden bu gizli planını engellemektir.
- Türkiye için gerek kısa, gerek uzun dönemde "ulusal çıkar"larını gerçekten
koruyacak tavır kendi sınırları içinde kalması, ABD ordusunun Kuzey cephesini
açmasına izin vermemesi ve saldırgan durumuna düşmek yerine, başka ülke
sınırları içinde yaşayan 4 milyon Kürt insanının kendi geleceklerini belirleme
hakkına saygı duyarak kurulacak federe yapıda yer almalarını desteklemesi
ve ilerisi için Kürtlerle sarsılmayacak bir dostluk ilişkisinin temelini
atmasıdır.
- 15-20 yıl sonra bölgedeki güçlerin ve dünya konjonktürünün ne olacağını,
ABD dahil, kimse "kesin olarak" bilememektedir.
- 15-20 yıl sonra "belki" kurulabilecek bağımsız bir Kürt devletinin Türkiye'den
toprak talebi olabileceği paranoyası yüzünden bugünden haksız bir saldırganın
katliamını desteklemek ve yüzbinlece masum sivilin yanı sıra kendi evlatlarımızın
da büyük sayılarda can kaybına sebep olmak ne akla ne mantığa ne de insan
vicdanına sığar.
- Böyle bir toprak talebi, eğer günün birinde gerçekleşirse, TSK gerekli
tepkiyi verebilecek ve topraklarını koruyacak güçtedir.
- Netice olarak, bugünkü şartlarda Türkiye'nin, Kürtlerin ve Türkmenlerin
de içinde yer aldığı federal bir Irak projesini desteklemesi ve saldırının
dışında kalarak Kürtlerle uzun vadeli dostluk ilişkileri kurması bölgenin
uzun vadeli istikrarı açısından en doğru tercihtir. Bu seçim Türkmenlerin
haklarını da en iyi şekilde koruyabilecek çözüm olarak görünmektedir. EKONOMİ NASIL ETKİLENECEK?
- Savaş çığırtkanlarının ulusal çıkar etiketiyle öne sürdükleri ikinci
konu da "Savaşa girmezsek ekonomik kayıplarımız çok büyük olur." iddiası.
- Maliye Bakanı zamları açıklarken "barışın bedeli var" dedi.
- İlk akla gelen soru şudur: "Siz hükumeti nasılsa bir savaş çıkar, biz
de sınırı açma pazarlıklarıyla kazanacağımız para karşılığında bütçeyi
denkleştiririz planıyla mı kurdunuz?"
- Hükumet kurulurken savaş ve pazarlık söz konusu değildi. Yeni hükumet
ülkenin ekonomik durumunu, IMF planını vs. biliyordu.