minidev
AB YOLUNDA
‘Ilık Savaş’a siftah-Cengiz Aktar
                                                Rusya bu bunaltıcı yazı daha da çekilmez hale getirmek için elinden geleni yapıyor. Hızla Soğuk Savaş’tan sonraki ara dönemin bitmesine ve yeni bir ılık savaş ortamına girilmesine tanık oluyoruz. Rusya’nın 1980’den bu yana ilk kez sınırötesi bir askerî işgal operasyonuna kalkışması ve şimdi Gürcistan toprağında ayrılıkçı Abhazya ve Osetya’yı resmen tanıması sonrasındaki duruma bir göz atalım.
 
Abhazya ve Osetya
 
Osetlerin bağımsızlık taleplerinin özü ortada: Otoriter Rusya’nın kulluğu ve Rusya’nın verdiği kadar bağımsızlık. Öyle olmasa Rus toprağı olan kuzey Osetya ile birleşip gerçekten bağımsız Osetya’yı kurma talepleri olurdu. ‘Özgürlük’ savaşı verenlerin tercihleri Gürcistan içinde kalıp federal bir yapıya doğru yol almak da değil. Nitekim Abhaz yönetimi Mart ayında Tiflis’in geniş muhtariyet teklifini anayasası uyarınca ‘başka bir ülkeyle bu derecede işbirliği yapılamayacağı’ gerekçesiyle reddetmişti. Özgürlük, bağımsızlık gibi kavramlar, Gürcistan gibi her şeye rağmen demokrasisini yerleştirmeye çalışan bir ülkeyle birlikte mi anlam taşır yoksa totalitarizmden otoritarizme geçmiş bir Rusya ile mi?  
 
Türkiye’deki Kafkasyalılar iki bölgenin Rusya tarafından tanınmasını kutlarken bugün Türkiye’ye sığınmış olmalarının nedenini, 18. yüzyıl sonundan bu yana Kafkas halklarının baş belası konumundaki Rusya’yı ne kadar da kolay unutuyorlar.
 
Abhazya ve Osetya’nın Kosova ile emsal oluşturduğu konusuna gelince, Kafkaslardaki husumette Rusya’yı arkalarına almış olan ayrılıkçı hükümetler Tiflis’in tüm federal çözüm teklifini sürekli reddetti. Hâlbuki Balkanlarda Arnavut ve Sırplar arasında yıllarca bir orta yol arandı ama Rusya’nın etkisindeki Sırplar katiyen bir federal çözüme yanaşmadı.  
 
Rusya
 
Rusya kumar hesabını bir yanda Nato’nun ve genelde Batı’nın tabansızlığı üzerine diğer yanda Soğuk Savaş sonrasında Batı ile kurduğu ekonomik, siyasî ve askerî ilişkilerin Batı için Gürcistan ve Ukrayna’dan daha önemli olduğu üzerine yapmış gözüküyor. ABD’nin seçim döneminde kendiyle haşır neşir olması faktörü de cabası. Bunlara binaen retoriği Soğuk Savaş’ı hatırlatan ‘savaştan korkmayız’, ‘ 1914 öncesindeyiz’ yollu sert ve küstah ifadelerle dolu. Batı’nın içinde bulunduğu uluslararası kurumları ciddiye almayan tavırları da öyle. Ama Şangay Beşlisi’nin gayridemokratik ülkeleriyle arası fevkalâde.
 
Rusya’nın bundan sonra Saakaşvili’yi devirmek ve Gürcistan’da kendine yakın bir kukla hükümet kurdurmak için çalışacağı açık. Taktiğinin ne derece başarılı olacağını yaşayıp göreceğiz. Batı, Rusya’ya pek çok konuda bağımlı, doğru. Enerji başta olmak üzere özellikle Almanların Rusya ile olan münasebeti mükemmel. Afganistan savaşında Rusya Nato’ya uçuş hakkı gibi hayatî destekleri esirgemiyor. Her ne olursa olsun Nato ile aşık atma uğruna iktisaden çöken Sovyetler gibi Rusya da girilecek bir silah yarışından galip çıkmaz. Ama bu yeni gerginlikten son tahlilde hiçbir tarafın kârlı çıkacağı söylenemez. Rusya artık dünya dili konuşmuyor, çok tehlikeli ve kendine has bir dil konuşuyor.
 
Batı, AB, ABD
 
Bu Pazartesi yapılacak olağanüstü AB devlet ve hükümet başkanları toplantısı çok hareketli geçeceği muhtemeldir. Toplantıda Türkiye yine yok. Nisan ayındaki Nato toplantısında Gürcistan ve Ukrayna’nın üyeliğine açıkça karşı çıkan Almanya-Fransa ikilisinin hem AB içinde hem Nato kararlarındaki tavırlarının daha şahinleşmesi beklenmeli. AB Rusya’nın restini görmezse komşusu Ukrayna’nın bekasını tehlikeye atmış olacak esas. Dolayısıyla Eylül’de Londra’da yapılacak Nato toplantısı Gürcistan ve Ukrayna konusunda üyelik öncesi dönemi belirleyen Üyelik Eylem Planı’nı (MAP) başlatma kararı alabilir.
 
Türkiye ve İstikrar Paktı
 
İstikrar Paktı doğmadan öldü. Zaten pakta dâhil olacak beş ülkeden ikisi, Ermenistan ve Rusya ‘toprak bütünlüğü’ ilkesine sadık ülkeler değilken nasıl diğer üç ülkeyle anlaşacakları muamma idi. Kaldı ki Kıbrıs konusu etrafında Türkiye’nin de bu ilkeye ne kadar sadık olduğu tartışılır. Üstelik şimdi Abhazya ve Osetya ile ülke sayısı yediye çıktı!
 
Enerji bağımlılığı, tedarikçi kuzey komşusu tarafından yapılacak her şantaja açık ve kırılgan olduğuna işaret etse de Türkiye’nin yeni dönemde tarafını belirlemesi gerekiyor. Türkiye, barışın sadece savaşla tesis edilebileceğine iman etmiş Rusya gibi mi, yoksa meselelere siyasî çözümler üretme üzerine bina edilmiş AB gibi mi olacağına karar vermesi gerekiyor. İçerdeki hesapları göz önünde tutunca Batı’dan uzaklaşma eğilimi ağır basabilir.
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)


AB YOLUNDA
(Arşiv Linkleri)


AB YOLUNDA

AB EDİTÖRÜNDEN

AB MÜKTESEBATI

LİNKLER

AVRUPA KOMİSYONU ANKARA TEMSİLCİLİĞİ

AB'NİN FAALİYETLERİ

AB-ARŞİV


BU SAYFAYI TAVSİYE ET!