minidev
SİVİL TOPLUM
Haftalık düşünce özgürlüğü bülteni
Herkes, önceden izin almaksızın silahsız ve saldırısız TOPLANTI ve GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ DÜZENLEME   hakkına sahiptir. (Anayasa Madde 34)
İstanbul Büyükşehir Belediyesine grev kararını asmak için Edirnekapı toplandıktan sonra Saraçhane’ye yürümek isteyen Türk-İş’e bağlı Belediye-İş üyesi işçilere polis cop, tazyikli su ve biber gazıyla müdahale etti, ablukaya aldığı işçileri kıyasıya dövdü ve çok sayıda işçiyi gözaltına aldı. Bu arada, sıkılan su ve biber gazından işçilerin aileleri ve bazı basın mensupları da etkilendi.
Olaylardan sonra belediye önünde toplanmalarına izin verilen işçiler adına konuşan Belediye-İş Sendikası Genel Sekreteri Nihat Ayçiçek “Bizim grev kararı asmamıza tahammül edemeyenler, hukuk devletinden söz edemezler" dedi veBüyükşehir Belediyesinin camına grev kararını astı. Grev uygulaması, yasal süre olan 60 gün içinde her an uygulanabilir. İşçiler bir süre halay çektikten sonra havuzlu parktan ayrıldı.
 
Ergenekon’da davaya bir adım kaldı
441 klasör, 2 bin 455  sayfadan oluşan Ergenekon iddianamesi 14 Temmuz Pazartesi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne verildi. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesi halinde kovuşturma safhasına geçilecek. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz yaptığı açıklamada geçen yıl Nokta dergisinde yayımlanan "Darbe Günlükleri"yle ilgili iddiaların iddianamede yer almadığını söyledi.
Soruşturmada 48'i tutuklu 38'i tutuksuz toplam 86 şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak, yardım etmek, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti'ni ortada kaldırmak, görev yapmasını engellemeye teşebbüs, halkı silahlı isyana tahrik, bu suçlara azmettirme, Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine patlayıcı madde suçlarına azmettirmek, devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeler temin etmek, askeri itaatsizliğe teşvik ve benzeri suçlardan kamu davası açıldı."Bu arada, tutuklu bulunan ATO Başkanı Sinan Aygün ile Barbaros Hayrettin Altıntaş serbest bırakıldı. Emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un tutukluluğuna yapılan itiraz ise reddedildi.
 
‘Darbe Günlükleri’ne Askeri Savcılık’tan soruşturma
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Ergenekon iddianamesinde yer verilmeyen "Darbe Günlükleri"'yle ilgili Genelkurmay Askeri Başsavcılığı soruşturma başlattı. Askeri Başsavcılığın, Eruygur ve Tolon’la ilgili operasyon sırasında Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’ü telefonla arayıp, Eruygur ve Tolon’la ilgili bilgi ve belgelerin birer kopyasını istediği, operasyonda el konan bilgi ve belgelerin birer kopyasının askeri savcılığa gönderildiği öğrenildi. Askerlerin, askerlik dönemindeki suçları, askeri savcılık tarafından soruşturulabiliyor.
Deniz Gezmiş’i anmak hala suç ..!
Mersin 78’liler Derneği ile 68’liler Derneği’nin 6 Mayıs'ta Deniz Gezmiş ve arkadaşları için ortaklaşa gerçekleştirdiği anmaya, ‘suçu ve suçluyu övmek’ iddiasıyla dava açıldı. Mersin 78'liler Derneği Başkanı Osman Koçak, eski Başkanı Ethem Dinçer ve 68'liler Derneği Başkanı Selçuk Polatın yargılanacağı davanın ilk duruşması 25 Temmuz 2008 Cuma günü Mersin 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nde saat 09:00’da yapılacak.
"Denizlerin örgütü bile iddianameye yanlış yazıldı"
78’liler Derneği eski Başkanı  Dinçer, savcılık tarafından hazırlanan iddianamede, Deniz Gezmiş’ler için Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKPC) örgütü kurucuları denildiğine dikkat çekerek, “Denizlerin örgütü Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'dur (THKO). Bunu bile” dedi.
 
Bırakın artık romanların peşini
 
 “Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı, Nedim Gürsel’in Mart 2008’de Doğan Kitap tarafından yayımlanan “Allah’ın Kızları” adlı romanı hakkında, “dini değerlere hakaret ve aşağılama” iddiasıyla TCK’nın 216. maddesinin 3. fıkrası gereğince soruşturma başlattı. Bu fıkra; “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişinin, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde altı aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla çarptırılmasını” öngörüyor.
 
Nedim Gürsel, “Anadolu’da Fransız yayımcımla seyahatteydim. İfade vermek üzere Şanlıurfa’dan apar topar İstanbul’a geldim. Allah’ın Kızları çok sesli bir roman. Değişik bakış açıları var İslam’a yönelik. Ve tabii peygamberin düşmanları da romanın kahramanları arasında. Onlardan peygamberi övmelerini bekleyemeyiz.”
 
Daha önce kitapları yargılanan yazarlar neler dedi?
 
Enis Batur: Türkiye’yi özgürlüğe götürdüğünü savunan birtakım zihniyetlerin, bizi özgürlükten uzak tutmaya çalıştıklarının bir göstergesi bu soruşturma. Hâlâ kitabın içerdiği düşüncelerden rencide olanlar varsa ne diyebilirim ki?
 
Çetin Altan: Sanat engellenemez. Çünkü sanat belirli koşullanmaların daha ötesine bakma, projektör demektir. Suçlamada kasıt unsuru aranması gerekir, romanda kasıt unsuru olmaz. O zaman Moliére’in papazın sahtekârlığını anlatan 'Tartuffe' piyesi de oynanmazdı. Biz sanat eserlerine 'şuna aykırı, buna aykırı' dediğimiz zaman, geri kalmış ülke olmanın damgası bir kere daha basılır Türkiye’nin üzerine.
 
İpek Çalışlar: Hiçbir roman dini duyguları rencide edemez. Bu ancak çok muhafazakâr ülkeler açısından geçerli bu tür olaylar. Bizim bu kadar muhafazakâr bir ülke olmadığımız kanaatindeyim. Artık mahkemeler romanları bırakıp gerçek konularla ilgilensin.
 
 
  SÜLEYMAN BEYİN ELİNİN KANI
               
Bu hafta bilgilerine ulaşabildiğimiz, sadece bir ifade özgürlüğü davası var. Sabah Gazetesi’nden Ergun Babahan’ın 2 Ocak 2007’de yayınladığı “Elinizde kan izi var Süleyman Bey” başlıklı yazısı yargılanıyor. Bakalım Babahan’ın yargılanmasına neden olan düşünceler nelermiş:
 
O dönemi hatırlamayan gençler için kısaca hatırlatayım. 12 Mart'ta muhtırayı yiyince memleketi değil ama kendinizi kurtarmak için iktidardan kaçtınız. Menderes'in akıbetine uğramaktan korktunuz. Türkiye'nin üstüne açık faşist rejim geldi, çöktü. Faşist yönetimin ilk işi, sizin meydanlarda "Bu anayasa Türkiye'ye lüks" diye bağırdığınız 1961 Anayasası'nı budamak oldu. Demokratik hak ve özgürlüklerin aleyhine. O rejimin onayladığı sıkıyönetim mahkemeleri, işkenceyle, baskıyla alınmış ifadelerle aydınları, gençleri hapishanelerde çürüttü. Yine o emir-komuta zinciri altında iş yapan sıkıyönetim mahkemeleri, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ı yargıladı. O zamanki anayasa hükmü gereği, idam kararları Meclis'e geldi. Tarih karşısında sorumlu olduğunuz an bu andır Sayın Demirel ve tarih önünde gerçeği söylemediğiniz an. O Süleyman Demirel, demokratik hak ve özgürlüklerin karşısında, halkın karşısındaydı. O Demirel askere yaranmaya çalışıyordu. O Demirel, idamlarına ağladığını iddia ettiği Adnan Menderes'in infazının rövanşını üç gencin cenazesi üzerinden almak istiyordu.
 
Bu haftanın ifade özgürlüğü davaları :
 
Sanıklar                                   : Ergun Babahan
Mahkeme ve duruşma tarihi : İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 23 Temmuz 2008 Saat 10:30
Açıklama                                 : Sabah Gazetesi yazarı Ergun Babahan aleyhinde, 2 Ocak 2007 tarihli köşesinde kaleme aldığı ¨Elinizde kan izi var Süleyman Bey¨ başlıklı yazı nedeniyle 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel´in şikayetiyle dava açıldı. Demirel´in Hürriyet gazetesine Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamıyla ilgili verdiği demeci ¨yalan¨ olarak nitelendiren Babahan, ¨O üç ölümün kanı elinizde Sayın Demirel. Tarih sizin için şöyle yazacak: Üç gencin faşist rejim tarafından katli için şahsen çırpınan eski cumhurbaşkanı ve başbakan¨ diye yazmıştı. Babahan, ´hakaret´ (TCK 125) suçlamasıyla yargılanıyor.
 
 
Geçen haftanın ifade özgürlüğü davaları :
·        Kapatılan DEP'in eski milletvekili Leyla Zana hakkında, DTP'nin Iğdır'da düzenlediği 'Bin Umut' mitinginde söylediği 'Kürdistan eyalet sistemini kur' sözleri nedeniyle 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek' suçlaması; Aynı mitinge katılan DTP Iğdır İl Başkanı Murat Yikit ile eski DTP İl Başkanı Mehmet Nuri Güneş hakkında da 'Seçim kanununa muhalefet etmek' suçlamasıyla dava açılmıştı. Geçen hafta görülmesi gereken duruşma hakim ve savcıların izinli olması nedeniyle yapılamadı. Bir sonraki duruşma tarihi henüz belli değil.
·        İzmir´de, 25 Kasım 2007´de polisin ‘dur’ ihtarına uymadığı gerekçesiyle açılan ateş sonucu cipinin içinde hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Baran Tursun´un babası Mehmet Tursun, annesi Berrin Tursun ve ablası Şelale Tursun hakkında, yaptıkları açıklamalardan dolayı ¨Tehdit, Hakaret, Yargı görevini yapanı etkileme, Yargı organlarını ve emniyeti alenen aşağılama¨ suçlamalarıyla dava açılmıştı. Geçen hafta görülen duruşmada mahkeme, TCK 301'deki değişiklik nedeniyle mahkeme yargılamanın durdurulmasına karar verip dosyayı Adalet Bakanlığı'na gönderdi. Adalet Bakanlığı'nın izin vermesi durumunda yargılamaya devam edilecek.
·        Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıklardan Belediye Başkanı Baydemir, Büyükşehir Belediyesi İdari Mali Daire Başkanı Zülfi Atlı, Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Denli ve Eski Sur Belediye Başkanı Abdullah demirbaş'ın TCK'nın "Türk Harflerinin Kabulü ve Tatbiki Hakkındaki Kanun'un koyduğu yasaklara aykırı hareket etmek" ve "görevi kötüye kullanmak" suçlarından yargılandıkları davanın bir sonraki duruşması 21 Ekim 2008 Saat 10:00’a bırakıldı.
·        DTP Kars İl Başkanı Mahmut Alınak'a karşı 04 Haziran 2007 tarihinde Kafkas Üniversitesi Öğrenci Derneği tarafından düzenlenen "Demokrasinin Öncelikleri" konulu panelde yaptığı konuşma gerekçe gösterilerek açılmıştı. Hakkında açılmış bir çok süren dava olan ve 11 Ağustos’da cezaevine girecek Alınak, duruşmaya katılamadı. Bir sonraki duruşma tarihi henüz belli değil.
 
NOT: Düşünce özgürlüğü davalarına ilişkin genel istatistik bilgilere http://www.antenna-tr.org/dunya/first_page_tr.asp adresinden ulaşabilirsiniz.
 
 
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)


SİVİL TOPLUM
(Arşiv Linkleri)


SİVİL TOPLUM

TÜM S.T.K'LAR














BU SAYFAYI TAVSİYE ET!