minidev
AB YOLUNDA
Fransa’nın AB dönem başkanlığı-Cengiz Aktar
AB’nin yılın ikinci yarısına rastlayan dönem başkanlıklarında Avrupa’nın tatile çıkma alışkanlığından dolayı daima altı aydan kısa çalışılır. Fransa işte bu kısa zaman zarfında bir dolu işle uğraşacak ve âdet üzere her tarafa eşit mesafede kalmaya çalışacak. 
 
Fransa’nın AB gündemi
 
Lizbon Antlaşması’nın neye oy attıklarının farkında olmayan 550.000 İrlandalı tarafından reddedilmesiyle planlar altüst oldu ve ister istemez bu kriz gündemin tepesine yerleşti. Yıl sonuna kadar amaç İrlanda dışında kalan 26 ülkenin tamamının antlaşmayı onaylaması ve İrlanda’nın yeni bir referanduma mecbur edilmesi. 
 
Fransa dört temel öncelik belirledi. Göç-İltica; Enerji-İklim Değişikliği; Güvenlik; Ortak Tarım Politikası Reformu. Göç konusunda hedef bir yandan vasıfsız işçinin Avrupa kalesine girişini zorlaştırmak diğer yanda vasıflıya kapıları ‘Mavi Kart’ uygulamasıyla sonuna kadar açmak. Enerji meselesinde tamamen dışa bağımlı AB’nin enerji arzını garantiye alma niyeti var. Ancak muazzam enerji tüketen Avrupa’nın çevreci ve iklim değişikliğiyle mücadeledeki iddiaları ne derece inandırıcı?
 
Güvenlik’te sorun AB-Nato ortaklığı. Kıbrıs meselesi üzerinden bu ilişkinin somutlaşmasını engelleyen Türkiye. Burada bir yumuşama beklenmemeli. 
 
Diğer yanda 13 Temmuz Pazar günü ‘Barselona Süreci:Akdeniz İçin Birlik’in en üst düzeyde lansmanı var. Fransa bunu biraz gurur meselesi yaptı. Haftaya ayrıntılı değineceğim.
 
Fransa’nın Türkiye gündemi
 
Fransa’nın Türkiye sorunu tamamen Fransız siyasetçileri tarafından yaratıldı. Bu anlamda çözümün büyük bölümü onlardan sorulmalı. Nitekim bu yolda birkaç gelişme var. Sarkozi, iktidar partisi milletvekili Pierre Lellouche’u görevlendirdi. Bu zat ABD, Nato, güvenlik işlerini iyi bilir. Berbat durumda olan ikili ilişkilere bunlar üzerinden yürüyerek çare arayacaktır.
 
Ancak bu arayışlar temel açmazlarla karşı karşıya. Fransa 2004’ten bu yana Türkiye ile AB arasında cereyan eden müzakerelerin sonucunun tartışılmasını akademik, diplomatik, politik her yolu kullanarak meşrulaştırmak istiyor. Tam üyelik hedefini tartışma konusu yaparak sürecin içini boşaltıyor. Kullandığı dil dahi değişti. Katılım ile ortaklığı artık birbirinden ayırıyor. Katılımla ilgili fasılları bloke ediyor. O da yetmiyor, günü geldiğinde Türkiye’nin üyeliği için halk oylaması şartı getirmeye çalışıyor.
 
Ve en tuhafı bunları sanki başkası yapıyormuşcasına hep ikili ilişkilerin önemini vurguluyor. Türkiye elindeki imkânlarla - ikili ticarette üstü kapalı ambargo, Fransız askerî gemi ve uçaklarını geçiş, demirleme hakkından men - cevap verince de rahatsız oluyor.
 
AB üyeliği konusundaki menfî tutumunun ikili ilişkiyi etkilemesini engellemek için   açılımlar yapıyor. Ancak taktik hep aynı: Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek. Önce Meclis’te ancak savaş sırasında olabilecek şekilde Türkiye’yi imâ eden kâbul edilemez bir değişiklik önergesi çıkıyor akabinde bu Senato’da red edilince bu büyük başarı olarak kâbul görüyor.  
 
Keza yıl sonuna kadar ‘Sermayenin Serbest Dolaşımı’ ve ‘Enerji’ fasıllarının açılabilecek olması büyük başarı ve iyiniyet göstergesi olarak sunuluyor. Halbuki bundan daha normal bir şey yok. Anormal olan hazır olan fasılların açılışının engellemek. 
 
Fransa için üç test var. Sarkozi Türkiye’ye olur olmaz atıp tutmaktan vazgeçebilecek mi? Üyeliğimizi tartışmayı sürdürecek mi? Tam üyelikle ilgili olduğu görüşüyle açılmasını Haziran 2007’den beri engellediği müzakereye hazır olan ‘Ekonomik ve Parasal Politika’ faslını açmaya razı olabilecek mi? Gerisi çocuk kandırmacadır.
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)


AB YOLUNDA
(Arşiv Linkleri)


AB YOLUNDA

AB EDİTÖRÜNDEN

AB MÜKTESEBATI

LİNKLER

AVRUPA KOMİSYONU ANKARA TEMSİLCİLİĞİ

AB'NİN FAALİYETLERİ

AB-ARŞİV


BU SAYFAYI TAVSİYE ET!