minidev
SİVİL TOPLUM
Haftalık Düşünce Özgürlüğü Bülteni
DTP’lilerden ‘sayın’ itaatsizliği…
 
Abdullah Öcalan’a “sayın” şeklinde hitap edenlere açılan soruşturmaları protesto etmek amacıyla Şanlıurfa adliyesinin bahçesinde toplanan Demokratik Türkiye Partisi (DTP) üyesi yaklaşık 500 kişilik grup dilekçe vererek “Sayın Öcalan” hitabını kullandıklarını söyleyip kendilerini ihbar etti. Aralarında Viranşehir Belediye Başkanı Emrullah Cin, Ceylanpınar Belediye Başkanı İsmail Arslan, Suruç Belediye Başkanı Etem Şahin ile DTP Şanlıurfa İl Başkanı İbrahim Ayhan'ın da bulunduğu grup adına dilekçeleri avukatlar ile birlikte savcılığa veren Ayhan grup adına yaptığı açıklamada şöyle dedi:
 
"Savcımızla görüştük. Kendisi bize dilekçelerin tek tek verildiği takdirde zaman alacağını söyledi. Bu anlamda bunun uzun süreye yayılacağını söyledik. Avukat arkadaşlarla topladığımız yaklaşık 500 dilekçeyi savcılığa teslim edeceğiz"
 
Dilekçelerini savcılığa teslim edilen grup “Sayın Öcalan” sloganı atmaya başladı. Grup, polisin uyarısıyla olaysız dağıldı. Abdullah Öcalan’a “Sayın Öcalan” dediği için bir çok DTP yöneticine hapis cezası çıkmış, bir çok kişi hakkında soruşturma açılmıştı.
  
Genelkurmay, 'Q,W,X' harflerinin üstünü çizdi: ÖNCE TÜRKÇE !
Genelkurmay Başkanlığı, Türkçe konusunda gösterdiği hassasiyetini askeri kurum ve kuruluşlara astırdığı afişlerle duyurdu. Tüm askeri kurum ve kuruluşlara asılan afişlerde ‘Önce Türkçe’ denildi. ‘Q,W,X’ harflerinin üzeri çizilen afişte, Tabelalarda, ilanlarda, reklamlarda  ‘Önce Türkçe’ yazısı yer aldı. Askeri kurumlara gönderilen yazılarda da yabancı isim ve harflerin kullanılmamasının istendiği öğrenildi. Genelkurmay Başkanlığı’ndaki tesislerde kullanılan yabancı isimler için uzmanlar Türkçe karşılıklar buldu. Konuyla ilgili haberlerde askeri tesislerde yabancı kelimelerin yazılı olduğu tabelaların kaldırıldığı, yerine Türkçe karşılıklarının bulunduğu yeni tabelaların asıldığı bilgisi verildi. Buna göre, bundan böyle hiçbir askeri tesiste mönü, fast food, brunch, lostra gibi yabancı kelimeye rastlanmayacak. Tesislerde, Genelkurmay Başkanlığı’ndan uzmanların yabancı kelimelere buldukları Türkçe karşılıklar kullanılacak. Bazı yabancı kelimeler ve bulunan karşılıklar şöyle: Brunch yerine 'kuşluk', lostra yerine 'ayakkabı bakım yeri', fast food yerine 'hızlı yiyecek satış noktası', mönü yerine 'yemek listesi', ve restaurant yerine 'lokanta'.
 
Dile getirilen yasaklara ilişkin daha ayrıntılı bilgi için
 
TARAF GAZETESİ: Orpaşa, Korpaşa, Tümpaşa, Tuğpaşa
Genelkurmay, tüm askeri kurumlara “Önce Türkçe” afişleri astırıp Q,W,X harflerini ve yabancı kelimeleri yasakladı. Artık askeri tesislerde “fast food” yerine “hızlı yiyecek satış noktası”, “mönü” yerine “yemek listesi”, restaurant” yerine “lokanta” denecek. Anlaşılan Genelkurmay İtalyanca’dan dilimize geçme “lokanta” kelimesini yeterince Türkçe sayıyor. Acaba “general” kelimesinin akibeti ne olacak?
 
Türkiye’de Kürt olmanın dayanılmaz ağırlığı
 
·      Viranşehir Belediye Başkanı Emrullah Cin, Roj TV’de bir proğrama katıldığı gerekçesiyle 1.875 YTL para cezasına çarptırıldı. Belediye Başkanı Emrullah Cin Ayrıca 2006 yılında yaptığı bir konuşmada örgüt propagandası yapmak ve örgüt liderini övmek iddiasıyla aynı gün Viranşehir Cumhuriyet Savcılığına ifade verdi.
·      2007 Genel seçimlerinde, "Bin Umut" Şanlıurfa bağımsız milletvekili adaylarından İbrahim Ayhan hakkında ise arabasında Kürtçe müzik çaldığı gerekçesiyle altı ay hapis cezası verildi.
·      Viranşehir’de aralarında Belediye Başkan Yardımcısı Nayıf Aslan’ında bulunduğu 32 kişi  “Abdullah Öcalan’ı siyasi iradem olarak kabul ediyorum” başlıklı dilekçeye imza attıkları gerekçesi ile Viranşehir Cumhuriyet Savcılığı"na ifade verdi.
 
ABD'deki konserde istek üzerine okudukları Kürtçe marş yüzünden TMY'den yargılanan Yenişehir Belediyesi Çocuk Korosu üyesi üç çocuk yargılandı. Mahkeme, ilk duruşmada beraat kararı verdi. Koronun ABD’de bulunan yönetmeni Duygu Bayar hakkında yakalama emri çıkarıldı.
 
·      Son dönemlerde Sakarya, Aydın ve Balıkesir gibi illerde Kürtlere yönelik başlatılan linç girişimlerinin yeni adresi Adana oldu. Adana'nın Yeşilova Mahallesi Afatevler mevkiinde bulunan TOKİ inşaatında çalışan ve çoğunluğu Kürt olan inşaat işçileri, semt sakinleri tarafından linç edilmek istendi. İş çıkışı yolda karşılaştıkları bir gruba selam vermeleri üzerine başlayan tartışma, mahallede bulunan kahvehanelerdeki onlarca kişinin de silah ve kalaslarla katılmasıyla linç girişimine dönüştü. Kalabalık grup, bir kişinin parmağının kopmasına ve diğer işçilerin de çeşitli yerlerinden yaralanmasına neden oldu. Saldırıya uğrayan işçiler, mahalle sakinlerinin linç girişiminden yine kendi çabalarıyla kurtuldu.
 
SİNAN’ın KARA DAVALARI
 'Yazıyooor... Yazıyor...' diye koşturuyordu Erzurum’un Hınıs İlçesi’nin yazları tozlu, kışları çamurlu sokaklarında. Henüz sekiz-dokuz yaşlarındaydı. Elinde tuttuğu, sokak sokak sattığı; babası Hüseyin Kara'nın yazdığı, dizdiği, motorlu pedalla bastığı 'Hınıs'ın Sesi' gazetesiydi. Okuldan artakalan zamanlarında babasının gazetesinde harfleri tek tek elle diziyor, baskıya yardımcı oluyor, sonra sokaklara çıkıp satıyordu Sinan. Hem okuyordu, hem babasına yardımcı oluyordu. Ortaokulun son yılına geldiğinde artık öğrenciliği bırakmış, tüm zamanını gazeteye vermişti. Artık muhabirlik de yapıyordu Sinan. Hatta yakaladığı ilk 'büyük' haberi de unutamıyor. Yıl 1983. Sinan 16 yaşlarında. Bir 'duyum' geliyor. Hınıs Devlet Hastanesi Başhekimi, hastanenin salonunda horoz dövüşü yaptırıyor. Gidiyor hastaneye Sinan. Bir sağlık kurumunda kan revan içerisinde dövüştürülen hayvanları ve izleyicilerini görüntüleyip haberi 'patlatıyor'. Büyük bir gürültü kopuyor ilçede. Başhekim görevden alınıyor. Gazeteciliğin 'tadına' çok küçük yaşta varmıştır Sinan. Ama Hınıs artık dar gelmektedir ona. 1990'lı yıllarda tatilini geçirmek için Muğla'nın Datça'sına gider. İlk fark ettiği, Datça'da bir matbaanın olmamasıdır. Hemen kararını verir. Babası zaten emekli olmak istemektedir. Hınıs'taki motorlu pedalı alır, Datça'ya getirip ilçenin matbaasını kurar. Arkasından 'Datça İnan', sonra da 'Datça Haber' gazetesini çıkarmaya başlar. Aynı zamanda 'Cumhuriyet'in, 'Yeni Asır'ın, 'Sabah'ın, ‘Özgür Gündem’in ve 'Doğan Haber Ajansı'nın muhabirliklerini de üstlenir. Yerel bir gazetenin sahibi olunca seçilecek iki yol vardır. Ya yerel resmi güçlerle iyi anlaşacak, ilandan, yolsuzluktan, yağmadan payını alacak ya da dürüst bir gazeteci olmanın gereğini yerine getirerek yolsuzluktan, hırsızlıktan, yağmadan, hortumdan, rantçılıktan okurlarını haberdar edeceksin. İkinci yolu seçer elbette Sinan. Bu yolda 'tatlı kârlar' olmaz. Olsa olsa devlet görevlileriyle, mülki amirlerle çatışma; tehdit, can güvenliği yoksunluğu, bir de açılan bol bol dava vardır.
 
Bugüne kadar Sinan hakkında tam 48 dava açıldı. Davalarda suçlama kimi zaman kamu görevlisine hakaret, kimi zaman basın yoluyla tehdit kimi zaman ise askeri teşkilatı aşağılamaydı. Bu davaların 22’si halen devam ediyor. Devam eden davalardan biri (“Kadrolu Katiller” yazısı nedeniyle ‘Devletin Askeri Kuvvetlerini Aşağılamak’dan yargılandığı dava) bu Perşembe saat 10:00’da, Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmeye devam edecek. Aslında Sinan'ın yaşadıkları, Türkiye'de halkın bilgi edinme hakkına katkıda bulunmak isteyen tüm gerçek gazetecilerin başına gelenlere yerel bir örnek. Devlet görevlilerinin uygulamalarını eleştiren, yanlışlıklarını açığa çıkaran; vurgunu, yolsuzluğu, rantçılığı teşhir eden gazetecileri bekleyen tehlikelerin somut bir habercisi. Çünkü Sinan, halkın haber alma özgürlüğünün, bu ülkede az bulunan, giderek de azalan bir simgesi. Bu yüzden siz davalarını dikkatle izleyin ve Sinan'ı sakın unutmayın!
 
 
Bu haftanın ifade özgürlüğü davaları :
Sanıklar                                   : Mehdi Tanrıkulu
Mahkeme ve duruşma tarihi : İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 23 Haziran 2008 Saat 09:00
Açıklama                                 : Tevn Yayıncılık’ın sahibi Mehdi Tanrıkulu, Dr. Ergün Sönmez tarafından yazılan ¨Kapitalizmin Emperyalist Sürecinde Kürt Özgürlük Hareketinde PKK´nın Rolü¨ isimli kitabı yayınlayarak, Terörle Mücadele Yasası’nın 7´nci ve 6´ncı maddelerine göre ¨terör örgütlerinin propagandasını yaptığı ve yardım ettiği¨ için yargılanıyor. Tanrıkulu yargılama aşamasında Kürtçe konuşma ve ifade verme talebinde bulunduğu için kovuşturma tercüman aracılığıyla devam ediyor.
 
Sanıklar                                   : Hüseyin Akyol, Ali Turgay
Mahkeme ve duruşma tarihi : İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Haziran 2008 Saat 09:00
Açıklama                                 : Haftalık YedinciGün Gazetesi´nin 10-16 Kasım 2007 tarihli nüshasında Abdullah Öcalan´dan ¨Kürt Halk Önderi¨ olarak söz edildiği için gazetenin İmtiyaz Sahibi ve Yazıişleri Müdürü Ali Turgay ile Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol´a dava açıldı. Akyol ve Turgay ¨Suçu ve suçluyu övmek, Terör örgütünün propagandasını yapmak ve yayınlarını basmak.¨ iddiasıyla yargılanıyor.
 
Sanıklar                                   : Hakan Taştan, Turan Topal
Mahkeme ve duruşma tarihi : Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 24 Haziran 2008 Saat 14:00
Açıklama                                 : Bu dava, Silivri´de Protestanlığı yaymaya çalışarak ¨Türklüğü aşağıladıkları, kin ve düşmanlığa tahrik ettikleri¨ ve ¨hukuka aykırı şekilde veri topladıkları¨ iddiasıyla Hakan Taştan ve Turan Topal hakkında açıldı. Fatih Köse, Alper Ekşi ve Oğuz Yılmaz bu davanın müştekileri. (TCK 135, 216/1, 301/1)
 
Sanıklar                                   : Sinan Kara
Mahkeme ve duruşma tarihi: Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 26 Haziran 2008, Saat 10:00
Açıklama                                 : Bu dava, Ülkede Özgür Gündem Gazetesi yazarı Sinan Karanın kaleme aldığı ¨Kadrolu Katiller¨ başlıklı yazıda “Devletin askeri teşkilatını basın yoluyla aşağıladığı”(TCK 301/2) iddiasıyla açıldı.
 
 
Geçen haftanın ifade özgürlüğü davaları :
·         George Jerjian'ın "Gerçek Bizi Özgür Kılacak" kitabını Türkçe yayımladığı gerekçesiyle "Devleti ve Cumhuriyeti tahkir ve tezyif" ve "Atatürk'ün anısına hakaret" iddialarıyla Belge Yayınları sahibi Ragıp Zarakolu’na TCK 301 davası açılmıştı. Mahkeme, Zarakolu'nu, yasa gereği Adalet Bakanlığı'ndan izin almaya gerek duymadan 301'den 5 ay hapis cezasına mahkum etti. Bu ceza daha sonra 1400 YTL para cezasına çevrildi. Yayıncı "Atatürk'ün anısına hakaret"ten beraat etti. Kararı temyiz edeceklerini açıklayan Zarakolu, prensip olarak para cezasını ödemeye karşı olduğunu da ifade etti.
·         "Osmanlı'dan Günümüze Ordunun Evrimi" adlı kitap nedeniyle, kitabın yazarı Osman Tiftikci ve kitabın yayıncısı Sorun Yayınları sahibi  ve yetkilisi Sırrı Öztürk hakkında “Basın yoluyla askeri kuvvetleri aşağılama” (TCK 301/2) iddiasıyla dava açılmıştı. Bu hafta görülen celsede mahkeme, TCK 301 değişikliği gereği, yargılamanın durdurulmasına ve dosyanın Adalet Bakanlığı'na yollanmasına karar verdi. Bakanlığın izin vermesi halinde yargılamaya devam edilecek.
·         Kürtçe dilekçeyle suç duyurusunda bulunduğu gerekçesiyle 5 ay hapis cezasına mahkum olan Tevn Yayınları'nın sahibi Mehdi Tanrıkulu hakkında, yargılama sırasında da Kürtçe savunma dilekçesi verdiği için başka bir dava açılmıştı. Bu hafta görülen duruşma 7 Ekim 2008 Saat 10:00’a bırakıldı.
·         Sabah Gazetesi yazarı Ergun Babahan aleyhinde, 2 Ocak 2007 tarihli köşesinde kaleme aldığı "Elinizde kan izi var Süleyman Bey" başlıklı yazı nedeniyle 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in şikayetiyle dava açılmıştı. “Hakaret” (TCK 125) iddiasıyla yedinci duruşmasına çıkan Babahan’ın davası 23 Temmuz 2008 Saat 10:30’e ertelendi.
·         Şişli 2. Asliye Mahkemesi, Agos gazetesi imtiyaz sahibi Serkis Seropyan ve yazı işleri müdürü Aris Nalcı'nın "yargıyı etkilemeye teşebbüs etmek" iddiasıyla yargılandığı davanın 18 Haziran’da görülen duruşmasında beraat kararı verildi. Agos gazetesine açılan "yargıyı etkileme" davasında yeni savcı "mahkeme kararı da eleştirilebilir" dedi. Müdahil avukatlar, taraflı oldukları gerekçesiyle Metin Aydın ve Hakkı Yalçınkaya'yı protesto etmek amacıyla daha önce savunma yapmayı reddettikleri gibi karar duruşmasına da katılmadı.
·         ABD'deki konserde istek üzerine okudukları Kürtçe marş yüzünden “Terör örgütünün propagandasını yapmak” iddiasıyla yargılanan Yenişehir Belediyesi Çocuk Korosu üyesi üç çocuk bugün ilk duruşmada beraat etti. Mahkeme çocukların "suç kastı" olmadığına hükmetti. San Francisco'da, 23 Eylül-10 Ekim 2007 arasında düzenlenen "Uluslararası Kültürel ve Sanatsal Müzik Festivali"nde verdikleri konserde, çocuklar sekiz dilde şarkı söylemişlerdi. Bunlardan biri de sözlerini 1940'ta İranlı Kürt şair Yunus Rauf Dildar'ın yazdığı ve savcının suçlamaya dayanak oluşturduğu "Ey Raqip" (Ey Düşman) adlı Kürtçe marştı.
 
 
NOT: Düşünce özgürlüğü davalarına ilişkin genel istatistik bilgilere http://www.antenna-tr.org/dunya/first_page_tr.asp adresinden ulaşabilirsiniz.
 
 
 
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)


SİVİL TOPLUM
(Arşiv Linkleri)


SİVİL TOPLUM

TÜM S.T.K'LAR














BU SAYFAYI TAVSİYE ET!