minidev
L.G.B.T.T YAZILARI
Ne Güzel Vekillerimizsiniz Siz Sebahat Tuncel ve Zafer Üskül-Bawer Çakır
 
Milletvekilleri Tuncel ve Üskül'e Türkiyeli LGBTT bireyler ve örgütler adına teşekkür ediyorum. Ve umuyorum ki bir gün meclis kapılarına kadar yürüyen bizler güvenebileceğimiz yasalara sahip olarak sürdüreceğiz varoluş mücadelemizi...

Geçen hafta birçoğumuz Kaos GL’nin düzenlediği 3. Homofobi Karşıtı Buluşma’daydık. Dinledik, konuştuk, tartıştık, ortak havuzumuzu, zihin açıcı deneyimlerle doldurduk.
Ve heyecanla Haziran ayının son haftasında İstanbul’da yapılacak olan 16. LGBTT Onur Haftası’nı beklemeye koyulduk. 23 – 29 Haziran 2008 tarihleri arasında Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği tarafından organize edilen ve tüm LGBTT örgütlerince de desteklenen haftaya dair gelişmeleri ilerleyen zamanlarda bu sayfalarda okuyacaksınız.
Üskül aramızda Meksika dalgası yarattı
Bu yılki buluşmanın açılış konuşmasında programda olmayan ama Kaos GL’nin davetini kırmayarak açılış oturumuna katılarak bizlere güzel bir sürpriz yapan AKP Mersin milletvekili Zafer Üskül’den bahsetmek istiyorum.
Aslında birçok ülkede yapılması gerekeni yapan Üskül’ün bu örnek tavrı Türkiyeli LGBTT bireyler arasında bir Meksika dalgasına yol açtı. Biraz şaşkın, biraz hayran, biraz sevinçli bakışlarımızın arasında Üskül, içimize su serpen açıklamalar yaptı, kapılarının herkese açık olduğunu belirterek coşkulu alkışlar arasında konuşmasını sonlandırdı.
Üskül’ün açıklamalarını Kaos GL'nin sayfasından ayrıntılarıyla okuyabilirsiniz.
Türkiyeli LGBTT mücadelesinde bir ilkin yaşandığı tarihi günlerden birinin baş aktörü olan Üskül, homofobi, transfobi, LGBTT bireylerin yaşadıkları ayrımcılık ve hak ihlallerinin konuşulduğu bir etkinliğe katılan ilk milletvekili de oldu.
Tıpkı DTP'li milletvekili Sebahat Tuncel’in meclise verdiği LGBTT bireyler hakkındaki soru önergesi gibi bu ziyaret de LGBTT camiasında olumlu, boyalı basında ise olumsuz tepkilerle karşılandı.
Sayısız yorumun yapıldığı ziyaret konusunda başı çeken ve bu ziyareti için Üskül’ü pişman ettirmeye çalışan yayınların neferliğini, sicili linç girişimleriyle, hedef göstermelerle dolu Vakit Gazetesi yapmaya başladı.
Serdar Sarseven isimli köşe yazarının “Dönme”lere teminat veren bir “AK Partili!” manşetiyle yayınladığı yazısında Üskül’ün, Homofobi Karşıtı Buluşma’ya yaptığı ziyaret yerden yere vurulmuş, LGBTT kimlikleri aşağılandıkça aşağılanmış, bu kimlikler üzerinden Üskül “karalanmaya” çalışılmış, bir noktadan sonra da ne gazetecilik ilkesi, ne insan hakları, ne insaniyet…  Hiçbir şeyden zerre kalmamış. Sarseven, esmiş, gürlemiş, kendince mizah yapmış, dalga geçmiş.
Vakit gazetesi mahallenin kahvesi değil
Sarseven’in iki gün arka arkaya sürdürdüğü kendince “eğlenceli” dizisini okudukça hepimizin ağzı bir müddet açık kaldı. Çünkü Vakit Gazetesi her ne olursa olsun mahalle kahvesi değildi. Sarseven de o kahvede okey masasında arkadaşlarıyla okey oynamıyordu. Orası hangi fikre hizmet ediyor olursa olsun bir gazeteydi. Ve bir gazetenin köşesi ülke tarihinde ilk kez atılmış bir adımı ve o adımı atmış özgürlükçü bir bakanı hedef göstermek için kullanılamazdı.
Elbette ki bu mantık sahibi aklın arzusu olarak kalıyor ülkemizde. Zira hem Vakit Gazetesi sayfaları, hem de başka büyük yayınlar defalarca sayısız kişi ve kurumu hedef tahtasına oturtmaktan imtina etmediler.
Halkı kine ve düşmanlığa sevk eden sayısız haber, yazı dururken bu ülkede barışı, özgürlükleri, eşitliği savunan, dillendiren, yazan sayısız insana davalar açıldı, mahkemeler kuruldu, günlerce hedef gösterildi, bazıları yurtdışına giderek, bazıları ise canlarıyla bu bedeli ödedi. Hepimiz biliyoruz ki Hrant Dink’in acısı hala taze.
Aslında uzun uzun ve derinlemesine Vakit Gazetesi’nin tavrından bahsetmek istiyorum. Ancak, Türkiyeli LGBTT örgütlerinin bu kurum hakkında suç duyurusunda bulunmaya hazırlandığını bildiğim için yazımın bundan sonraki kısmını daha “güzel” şeylerden bahsederek sürdüreceğim.
Ben sadece küçük de olsa, “takdir” etmeyi çok gören bir algıyla yetiştirilmiş çocuklardan biri olarak Üskül’e ve bir diğer umut sebebimiz Tuncel’e teşekkür etmek istiyorum. Hem kendi adıma, hem de mücadelesine dâhil olduğum ve emek verdiğim LGBTT hareketi adına.
Neden mi diyorsunuz? Çünkü bu teşekkürü hak eden iki çok önemli olaya imza atıp, hali hazırda yok sayılan ve henüz hazır olmadığımızı üstüne basa basa, bağıra çağıra terennüm eden bir meclise ve basına inat, cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimlikleri nedeniyle her türlü ayrımcılığa, insan hakkı ihlaline, şiddete, ötekileştirilmeye, yok sayılmaya maruz kalan, hakları için verdikleri ya ciddiye alınmayan ya da “haklar hiyerarşisi şemasına” göre zamansız bulunan bir mücadeleyi sahiplenerek hem muhafazakar cepheyi karşılarına almayı göze aldılar hem de yıllardır verdiğimiz emeklerimiz görerek, destekleyerek, sesimizi bir üst perdeden çıkarmamıza vesile olarak bizleri mutlu ettiler.
Mutlu etmekle kalmadılar, bir de sesimizin bir yerlere ulaştığını göstererek güven de aşıladılar. Boşa kürek çekmediğimizi, verdiğimiz emeklerin bir şekilde karşılığını bulduğunu göstererek de mücadelemizi daha da çok sahiplenmemize vesile oldular.
Size bu cümleler çok gelebilir belki. Ancak, defalarca valilik kapılarından, meclis ziyaretlerinden eli boş dönmüş bizler için çok önemli şeyler bunlar. Örneğin; Tuncel’in bizlerden bağımsız verdiği soru önergesinin doğru olduğuna bile ancak haberi duyduktan birkaç gün sonra ikna olabildik. Çünkü şaşkındık ve inanmıyorduk. Günlerce mail gruplarında dönen şaşkın mailleri görmeliydiniz. Sanırım bu size nasıl bir halet-i ruhiye içerisinde olduğumuz gösterecektir.
"Ne güzel vekillerimizsiniz siz Tuncel ve Üskül" demek geliyor içimden. Buradan Türkiyeli LGBTT bireyler ve örgütler adına teşekkür ediyorum size. Ve umuyorum ki bunlar ilk adımlar. Sizler diğer vekillerin de önünü açacak, onlara ışık tutacaksınız.
Ve bir gün meclis kapılarına kadar yürüyen bizler bu ülkede güvenebileceğimiz yasalara sahip olarak, başımız daha da dik bir şekilde sürdüreceğiz varoluş mücadelemizi. Bir umut sayenizde düzenlenecek olan yeni “sivil” anayasa bizleri de kapsayacak. Ya da bu meclis erkânında tartışılacak duruma gelecek.
Yazımı LGBTT mücadelesinin meşhur sloganlarından biriyle bitireyim: “okulda, işte, mecliste, eşcinseller her yerde…” sloganın bu kısmı sesimizi bu zamana kadar duymayan meclise...
Devamı ise lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüelleri hasta, sapık gibi “pek yaratıcı” sıfatlarla niteleyen Serdar Sarseven ve mecrası Vakit Gazetesi’ne: “kabul et ya da etme, eşcinseller her yerde!!!”
Bawer Çakır-Bianet
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)



BU SAYFAYI TAVSİYE ET!