minidev
L.G.B.T.T YAZILARI
LGBTT Haberler
 LAMBDA İSTANBUL KAPATILDI
 
Lambdaistanbul bilirkişinin kapatma davasının hukuki dayanağı olmadığı yönündeki raporuna rağmen kapatıldı. Karar genel ahlak ilkelerine aykırılık gerekçelerine dayandırıldı. Lambdaistanbul Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti Transseksüel (LGBTT) Dayanışma Derneği"ne "genel ahlaka aykırı" olduğu gerekçesiyle açılan davada, bilirkişinin raporunda tespit edilen "davalı derneğin feshi talebinin hukuki dayanağı bulunmadığı"  görüşüne rağmen mahkeme, derneğin kapatılmasına karar verdi. Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesindeki duruşmaya dernek avukatları katıldı. Bazı dernek üyeleri ve İnsan Hakları İzleme Örgütü temsilcisi Emma Sinclair-Webb de duruşmayı izledi.
Derneğin isminde yer alan Lambda kelimesinin Türkçe karşılığına dernek isminde yer verilmesi ile derneğin amacının hukuka veya genel ahlaka aykırı olduğu gerekçesiyle feshedilmesi talep edilen derneğin üyeleri temyize gideceklerini bildirerek, kararı protesto ettiler.
Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi"nde görülen davada, davalı dernek vekili Av. Basri Akyüz, dernekler müdürlüğüne derneğin adı olan Lambda"nın ne anlama geldiğini açıkladıklarını bunun dışında derneğin adında ve tüzüğünde bir değişiklik yapılmadığını belirterek, derneğin yardımlaşma amacıyla kurulduğunu, hukuka ve ahkala aykırı bir faaliyetinin olmadığını söyledi.
Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı Muzaffer Yalçın"ın hazırladığı iddianamede, İstanbul Valiliğinin, derneğin tüzüğünün 2. maddesinin, Anayasa"nın ""ailenin korunması""na ilişkin 41. maddesi ile Türk Medeni Kanunu"nun ""Hukuka veya ahlaka aykırı amaçlarla dernek kurulamaz"" hükmünü içeren 56. maddesine aykırı olduğunu bildirdiğine yer veriliyordu.
Ayrıca, derneğin adında geçen ""Lambda"" kelimesinin Türkçe karşılığının dernek isminde belirtilmesi gerektiğini kaydeden valiliğin, dernekten bunların düzeltilmesini istediği anlatılan iddianamede, dernek yöneticilerinin, tüzüklerinde yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle düzeltme yapmayacaklarını bildirdikleri ifade ediliyordu.  İddianamede, bunun üzerine valiliğin, dernek hakkında Türk Medeni Kanunu"nun 60. maddesi uyarınca işlem yapılması için savcılığa başvurduğu anlatılarak, belirtilen madde uyarınca derneğin feshine karar verilmesi isteniyordu.
 
AF ÖRGÜTÜ’NÜN RAPORUNDAYDI
Duruşma sonrası basına açıklama yapan dernek üyeleri, karar karşısında üzüntülü olduklarını belirterek, mücadelelerinin süreceğini ve kararı temyiz edeceklerini söyledi Önceki gün açıklanan Uluslararası Af Örgütü"nün yıllık insan hakları ihlalleri raporunun Türkiye bölümünde derneğe açılan davaya da değinilmiş ve kapatma davasının eşcinsllerin örgütlenme özgürlüğünün ihlali olduğu vurgulanmıştı. ELÇİN YILDIRAL
 
 
***
Bunlar ahlaki mi?
İstanbul"da yanıklar içerisindeki 14 aylık Sıla bebeği tedavi ettirmek için çırpınan aile, dört hastanenin kapısından çevirilirken, Adana"da yine 2. derecede yanıklarla hastaneye yetiştirilen baba-oğul, çocuğun "Çok acıyor, yanıyorum" feryatlarına rağmen sedyeye bile alınmadan saatlerce bekletildi.
Tuzla Tersanelerinde çalışma şartlarının ağırlığı ve emniyetsizliği nedeniyle ölen işçi sayısı 96"ya yükseldi.
Hükümet polisin yetkilerini arttırmak için kanun değişiklikleri yaparak, "zor kullanma" tabirini genişletti.
Vakit Gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez, Bursa"nın Mudanya İlçesi"nde 14 yaşındaki B.Ç."ye tecavüz ettiği ididasıyla tutuklandı.
AKP iktidar olduktan sonra yıldızı daha da parlayan, tesettür kıyafetleri pazarlayan Tekbir Giyim"in sahibi Mustafa Karaduman, 4 eşi olduğunu söyledi.
İtalya"nın Milano kentinden otostop yaparak barış yolculuğuna başlayan Pibba Bacca"nın son durağı tecavüz edilerek öldürüldüğü Gebze oldu.
Parçalanmış aileler ya da maddi sıkıntılar sebebiyle aile içi cinayetler çoğalırken, arka fonda Başbakan"ın "3 çocuk yapın" talimatı havada asılı kaldı.
Müfettişler okul servislerinde bile uyuşturucu satıldığını ortaya koydu.
Anayasa Mahkemesi başkanının takip edildiğini açıklaması üzerine siyaset ve medya dünlasından benzer iddialar ortaya atıldı. Gazeteci- yazar Ece Temelkuran ve Umur Talu gibi isimlerin "telekulak"ı deşifre etmelerinin ardından CHP Genel Sekreteri Önder Sav"ın özel görüşmelerinin dökümleri gazete manşetlerine taşındı.
 
Oyun Deposu’nda ‘Çirkin İnsan Yavrusu’
 
İstanbul’da tiyatrodaki hareketlilik devam ediyor.Bir yanda 16.Uluslararası Tiyatro Festivali, diğer yanda ‘İstanbul Amatör Tiyatro Çevreleri’nin etkinlikleri.Her iki organizasyonda kentin farklı semtlerinde etkinliklerini devam ettiriyor ve seyirciye farklı tiyatroların ilginç oyunlarını takip etme fırsatı veriyor. Bu arada yeni tiyatro binası ve yeni bir topluluk da sanat yaşamımıza dahil oldu. Taksim Talimhane tiyatro yönetmeni Mehmet Ergen tarafından eski bir bina restore edilerek ‘Talimhane Tiyatrosu’ adıyla tiyatroya dönüştürüldü.
Talimhane Tiyatrosu’nun açılışı, üç kadın oyuncunun bir araya gelerek kurduğu ‘Oyun Deposu’ adlı topluluğun kendi yazdıkları ‘Çirkin İnsan Yavrusu’ adlı oyunla yapıldı. Gülce Uğurlu, Yelda Baskın ve Elif Ürse’nin bir araya gelerek oluşturdukları topluluk kolektif olarak kaleme aldıkları Çirkin İnsan Yavrusu’ adlı oyun farklı aidiyet duygusu ile varlıklarını sürdüren ve farlı cinsel tercihini kullanan bir travesti inanç sahibi bir türbanlı ve farklı etnik kökene sahip bir Kürt’ün toplumda algılanışları ve toplumsal yaşamdaki konumları, çektikleri sıkıntılar ve kendi özgür iradeleri ile toplumsal yaşamda yer edinme çabalarını cesurca kurgulayan bir oyun.
Öncelikle ‘Oyun Deposu’nun kurucu ve çalışanlarına sanat yaşamlarında başarılar diliyor ve böylesi duyarlı bir metinle cesurca seyircinin karşısına çıktıkları için kendilerini kutluyor ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.
‘Çirkin İnsan Yavrusu’ ele aldığı konu itibarı ile Türkiye’nin güncel nesnel gerçekliğini, her gün her herkesin bir biçimde karşılaştığı ve etkilendiği, tepki verdiği ya da tepkisiz kaldığı kimimizin tukaka ettiği kimimizin yandaş olduğu kimimizin, ‘farklı inanıyor, farklı yaşıyor, farklı düşünüyor ve farklı etnik kökene sahip’ diye ötekileştirdiği yaşam biçimlerini sorguluyor.
Maral Ceranoğlu’nun yönettiği oyunun dramaturjisi Ceren Ercan’a kostüm tasarımı ise Tomris Kuzu’ya ait. Müzik danışmanlığını Gevende topluluğunun üstlendiği oyunun ışık tasarımı ise Cem Yılmazer’in yorumuyla sahneye getiriliyor. Oyunda üç farklı kimlik üç kadın oyuncu tarafından seyirci karşısına çıkarılıyor. Yönetmen, ‘sorun’u aktarırken farklılıkları olabildiğince sempatikleştirirerek getiriyor sahneye ve farklılığın bireysel bir hak olduğu gerçeğini imliyor. Farklı değerler düzleminde yaşamanın kişisel bir tercih olduğu, farklı aidiyetlerin hiçbir otorite ve despot yapılarca sorgulanamayacağı ve baskı altında tutulamayacağı, dönüştürülemeyeceği gerçeğine vurgu yapılan oyunda, dramatik olan ile komik olan bir arada kullanılarak, soruna farklılığımız zenginliğimiz anlayışı ile yaklaşılıyor.
Toplumsal, siyasal ve kültürel yaşamımızda sorgulanmadan kabul gören ve yerleşik değerler haline getirilen kimi kavram ve tanımlarında alaysı bir dille gözden geçirildiği yönetmen yorumunda, yaşadığımız günlerin gerçekliği yer yer bir komedi gerçekliğinde sahneye aktarılıyor.
Oyuncular, oluşturdukları yeni topluluğun ilk oyunu olması heyecanı ile sahneye çıktılar ve yabancısı olmadıkları sorunu (sorunları) olabildiğince yalın bir dille seyircinin karşısına getirdiler. Her bir oyuncu da gereksiz atraksiyondan kaçınarak sesleri ve bedenleriyle olabildiğince konunun hassasiyetine odaklanarak sorunun anlaşılmasına çaba harcadılar. Yaklaşık bir saat süre ile sahne de gerek duygu yoğunluğu gerekse anlatımın samimiyeti açısından her üç oyuncu da başarılı bir fotoğraf verdiler sahnede.
Oyun Deposu, Türkiye’nin yaşadığı ve içinde bulunduğu sıkıntıların iki büyük parçası olan Kürt sorunu ve türban sorununa özenli bir çalışma ve modern bakış açısı ve iddiasız bir yaklaşımla sahneye taşıyor ve toplumun dikkatine sunuyor Çirkin İnsan Yavrusu ile.
Sorunun bilincinde ve ayrımında olan bu bağlamda kendi duyarlılıklarını sanatsal süreçlerine cesurca dahil eden Oyun Deposu’nun kurucularını ve emeği geçen herkesi kutluyor aynı anlayışla varlıklarının uzun sürmesini diliyoruz.
NY eşcinsel evliliğe bir adım daha yaklaştı
 
ABD’nin New York eyaleti, Massachusetts ve California eyaletlerinin ardından eşcinsel evliliğin kabul edilmesine bir adım daha yaklaştı.
NEW YORK - Vali David Peterson, düzenlediği kısa basın toplantısında, idari birimlerden, ABD’nin diğer eyaletleri Massachusetts ve California da olduğu gibi New York eyaletinde de aynı cinsiyete sahip kişilerin evliliklerini kabul etmelerini istediğini açıkladı.
Valinin açıklaması, eşcinsellerin haklarını savunan örgütler tarafından memnuniyetle karşılandı.
Massachusetts, eşcinsel evliliği tanıyor, California eyaleti de yüksek mahkemenin kararı uyarınca 17 Hazirandan itibaren aynı cinsiyetten iki kişinin evlenmesine resmen izin vermeye hazırlanıyor.
 
Yunanistan’da eş cinseller evliliğe hazırlanıyor
 
Yunanistan’da evlenmek için başvuruda bulunan iki eş cinsel çifte, düğün hazırlıklarına başlamaları için “yeşil ışık” yakıldığı bildirildi.
ATİNA - Yunan basın-yayın organları, Tilos Adası Belediye Başkanı Tasos Aliferis’e başvuruda bulunan çiftlerin, Yunanistan’da bir ilk teşkil edecek olan nikahlarının önümüzdeki ay içinde kıyılmasının beklendiğini duyurdular.
Alfieris’in konuya yaklaşımının “eş cinsel evliliklerin engellenmesinin insan hakları ve özgürlüğüyle bağdaşmadığı” şeklinde olduğunu kaydeden basın-yayın organları, Tilos Belediye Başkanının çiftlerin taleplerini yasalara da aykırı olmadığı gerekçesiyle kabul ettiğini belirttiler.
Bu arada, söz konusu evliliklere ilişkin değerlendirmede bulunan Selanik Aristotelio Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Theofano Papazisi, “Yunanistan’da medeni kanunda evlenecek şahısların cinsiyetine atıfta bulunulmadığını, bu nedenle de aynı cinsten kişilerin evlenmesine yasal engel bulunmadığını” söyledi.
Yunanistan’da daha önce de eş cinsel çiftler evlenme girişimlerinde bulunmuş, ancak Kilisenin tepkisi ve yasal çerçeve bulunmadığı gerekçesiyle bu tür evliliklere izin verilmemişti.
 
Nazi kurbanı eşcinseller için anıt
 
Berlin’de, Nazi döneminde öldürülen ve baskılara maruz kalan homoseksüellerin anısına dikilen anıtın açılışı yapıldı.

BERLİN - Nazi döneminde yoğun baskılara maruz kalan eşcinsellerin anısına Berlin’de bir anıt dikildi. Anıt, Nasyonal Sosyalizm döneminde soykırıma maruz kalan Avrupalı Yahudiler için yapılan heykelin tam karşısında yer alıyor. Heykele siyah beyaz bir film karesini andırıyor. Karenin içinde de öpüşen iki erkek yer alıyor.
Anıtın açılışını Kültür Bakanı Bernd Neumann yaparken, Berlin’in eşcinsel belediye başkanı Klaus Wowereit da törende hazır bulundu. Neumann konuşmasında, bu anıtın dikilmesinde geç kaldıklarını ve anıtın Almanya’da hiç bir ayrımcılığa yer olmadığını simgelediğini söyledi.
Klaus Wowereit ise, eşcinsellerin hukuki anlamda hala eşit olmadığını ve onlara toplumda hala anormal gözüyle bakıldığını söyledi
Homoseksüeller için anıt dikilmesi fikri 90’lı yılların başında gelişti ve buna öncülük edenlerin başında Almanya Gay ve Lezbiyenler Birliği’nden Günter Dworek yer aldı. “Eşcinsel birinin Nazi döneminde yaşaması hiç de kolay değildi.” diyen Dworek törende, “Bu anıtın dikilmesi için tam 16 yıl mücadele ettik. Nasyonal Sosyalizm’den sonraki yirmi yıl boyunca eşcinsellerin yargılanmasına devam edildi. 2000 yılına kadar da bu yargılamaların haksız olduğu kabul edilmedi” diye konuştu. 
Anıtın açılışına (soldan sağa) Kültür Bakanı Bernd Neumann, Meclis Başkan yardımcısı Wolfgang Thierse ve Berlin Belediye Başkanı Klaus Wowereit katıldı.
Federal Alman Parlamentosu, 12 Aralık 2003 yılında yapılan oylamada Hıristiyan Birlik partililerin karşı oylarına rağmen, eşcinseller anıtı yapılmasını kararlaştırmıştı. Yeşiller Partisi’nin önde gelen eşcinsel politikacılarından Volker Beck, anıtın sadece Almanya’da Nazi dönemiyle yüzleşilmesi açısından önem taşımadığını aynı zamanda eşcinsellerin baskı gördüğü diğer ülkelere de mesaj niteliği taşıdığı görüşünde. Beck, 80’i aşkın ülkede homoseksüelliğe cezai yaptırım, 12’sinde de ölüm cezası öngörüldüğünü anımsattı ve “Bir dönem homoseksüellerin sistematik baskı gördüğü Almanya’da böyle bir anıtın dikilmesi, insan hakları ihlaleriyle ilgili önemli bir mesaj veriyor” dedi.
3,60 metre boyunda, 1,90 metre genişliğindeki heykelin tasarımını Danimarka ve Norveç asıllı sanatçılar Michael Elmgreen ve Ingar Dragset yaptı.
'Eşcinseller bu ülkeden gitsin, kalanın başı kesilir'
 
İlginç tavır ve sözleriyle dikkat çeken Gambiya Cumhurbaşkanı Yahya Jammeh, ülkeyi terk etmeyen eşcinselleri başlarını kesmekle tehdit etti. Bir elinde ilginç asası diğerinde ise uzun tespihi ile tanınan Jammeh, AFP'nin haberine göre 15 Mayıs'ta yapılan siyasi bir toplantıda, "Gambiya inananların ülkesidir. Homoseksüellik gibi ahlak dışı ve günah olan davranışlar bu ülkede hoş karşılanmayacaktır" diye konuştu. Bununla da yetinmeyen Afrikalı lider, "Gambiya'da yakalanan eşcinsellerin başının kesileceğini" vurguladı. Ülke medyası ise cumhurbaşkanının politikasına ve tehditlerine destek veriyor. Gambiya'nın hükümet yanlısı gazetelerinden Daily Observer'ın başyazısında Jammeh'in sözleri desteklendi. Gazete, 19 Mayıs tarihli başyazısında "Bunu daha önce de söyledik. Burası Hıristiyan ve Müslümanların ülkesi. Her iki dinde de eşcinsellik yasaklanmıştır. Bu konu, bu kadar açık ve basit" ifadeleri kullanıldı
 
Dünyanın en büyük eşcinsel yürüyüşü yapıldı
 
Brezilya’nın Sao Paulo kenti, dünyanın en büyük eşcinsel yürüyüşüne sahne oldu. En az 3 milyon kişinin katıldığı gösteride, eşcinsel düşmanlığı ve cinsel ayrımcılık kınandı.
İSTANBUL - Dünyanın çeşitli ülkelerinden eşcinseller Brezilya’nın Sao Paulo kentine aktı. Geleneksel eşcinsel yürüyüşüne en az 3 milyon kişi katıldı. Dünyanın en geniş katılımlı eşcinsel yürüyüşünde renkli gösteriler dikkat çekti...
Geleneksel yürüyüşe katılanlar, eşcinsellere yönelik şiddetin ve cinsel ayrımcılığın son bulmasını istedi.
12 yıldır yapılan eşcinsel yürüşüyüne ekonomiye katkısı nedeniyle Brezilyalı yetkililer de destek veriyor.
Bir hafta sürecek etkinliğin 330 bin turisti Sao Paulo’ya çekmesi ve kente 115 milyon dolar bırakması bekleniyor...
 
Ortaç’a 3 bin YTL tazminat ödeyecek
 
Şarkıcı Hande Yener, meslektaşı Serdar Ortaç’a "Kendine bir Romeo bulsun" dediği için 3 bin YTL tazminat ödemeye mahkûm oldu.
Serdar Ortaç, geçen yıl aralık ayında avukatı Aydın Kurban aracılığıyla Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda, Hande Yener’in söz konusu açıklaması ile kendisine "gay-eşcinsel" demek istediğini belirterek kişilik ve onuruna ağır zarar veren bu açıklamalar nedeniyle 50 bin YTL manevi tazminat talebinde bulunmuştu. Hande Yener’in avukatı Mine Yegül, müvekkilinin yanlış algılandığını, Ortaç’ın "gay-eşcinsel" olduğuyla ilgili bir iddiasının bulunmadığını, kendi seslendirdiği Romeo adlı şarkı gibi başarılı bir çalışmaya imza atmasını kastettiğini ileri sürdü. Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, önceki gün yapılan duruşmada, Ortaç’ın talebini yerinde bularak Yener’in açıklamanın yapıldığı 28 Aralık 2007 tarihinden itibaren işleyen faizleriyle birlikte 3 bin YTL manevi tazminatın davacı tarafa ödemesine hükmetti.
 
 
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)



BU SAYFAYI TAVSİYE ET!