minidev
AB YOLUNDA
Bask'ların ETA'ya karşı nasıl birleştiklerini anlamak Türkiye için önemli-Akın Özçer

Akın Özçer
 
Basklar, dün ayrılıkçı Bask terör örgütü ETA’ya karşı Vitoria’nın Virgen Blanca Meydanı’nı doldurmuşlardı. Ellerindeki tek pankart, kullandıkları tek slogan “Özgürlükler için ETA’ya hayır”dan ibaretti. Orada olmayanlar, Bask sorununun şiddet yoluyla çözümlenmesini savunanlar, ETA’nın siyasi kolu yasaklı Batasuna, kukla partileri EHAK ve ANV’nin seçmenleri, başka bir deyişle radikal kesimdi. İşte 45 milyonluk İspanya’da sadece 150 bin seçmenden oluşan bu kesim Virgen Blanca Meydanı’nda toplananların görüşüne katılmıyordu.
İspanya genelinde olduğu gibi, Bask Ülkesi Euskadi’de de ETA’nın terör eylemlerini kınayan benzeri kalabalıklara sık sık rastlanılıyor. ETA’nın son bombalı saldırısında olduğu gibi, özellikle can kaybına yol açan eylemlerinin ertesinde meydanlar doluyor. Bu sivil tepkinin sırrı nerede acaba ? Neden Türkiye’de terör ve şiddete karşı benzeri kalabalıklar oluşmuyor ?
TERÖRE KARŞI DEMOKRATLAR BİRLİĞİ
 Bask Ülkesi’nde meydanı dolduranlar kuru bir kalabalıktan ibaret değil kuşkusuz. Siyasi görüşleri ne olursa olsun, siyasette şiddet ve terörün araç olarak kullanılmasına karşı çıkan herkes orada. Özerklik sisteminin daha da geliştirilmesini isteyenler,  konfederal sistemi, hatta hemen ayrılmayı savunanlar, İspanya’nın üniter yapısının bozulmasına karşı çıkanlarla elele, şiddet ve teröre hayır diyorlar. Orada ayrılıkçı İbarretche Planı’nı savunan PNV’nin radikal kesimine, aynı politikayı benimseyen Eusko Alkartasuna’ya yönelik “bölücü” sloganları atılmıyor. Herkes ötekinin siyasi görüşüne saygılı, ötekini rencide edecek pankart ve sloganlar yok. Bu nedenle herkes bir araya gelebiliyor, başka türlü olabilir mi ?
Türkiye’de benzeri kalabalıkların bir araya gelmesini hepimiz arzu ederiz kuşkusuz ama bu ne dereceye kadar mümkün olabilir? Diyelim ki Türkiye’de “Özgürlükler için PKK’ya hayır” pankartı kullanılan bir gösteri yapılacak. Böyle bir varsayımda, bu pankartın arkasında kimlerin olabileceğini düşünelim. Eğer Türkiye’de var olan kısıtlı özgürlükleri yeterli gören aşırı milliyetçiler orada olacaklarsa, “bu pankartla yetinirler mi ” sorusu geliyor akla. Çünkü örneğin geçen yıl Cumhuriyet mitinglerinde görmüştük, sadece laikliği savunmak için meydanlarda toplanmış olan insanlar, demokrasi karşıtı, aşırı milliyetçi sloganlar dinlemek zorunda kalmışlar ve  oraya geldiklerine pişman olmuşlardı.
Kabul etmek gerekir ki şiddet ve teröre karşı olmak, aşırı milliyetçi olmak, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün Avrupa Konseyi standartlarına getirilmesine, TCK 301. maddesindeki önemli ancak yetersiz değişikliğe karşı çıkmak anlamına gelmiyor. Kimsenin kendi görüş ve sloganlarını başkalarına dayatmaması önemli bir konu. Aksi takdirde, İspanya’daki gibi, hatta nüansa dikkat çekelim Bask Ülkesi’ndeki gibi,  kalabalıkları bir araya getirmek mümkün olmayacaktır.
Terörle mücadele toplumun tüm kesimlerinin tepkisini seferber etmek, her şeyden önce, demokrat olmayı gerektiriyor. Demokratlık, içi boş bir kavram değil, içinin doldurulması gerekiyor. Kurucu üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi’nin evrensel değerlerine karşı çıkarak demokrat olunmaz. Bugün Türkiye’de bu doğrultuda politika yapanlar var. Özünde demokrasiyi içine sindirememiş siyasi partilerle nasıl “teröre karşı demokratlar birliği” oluşturulur?
TÜRKİYE’NİN KATETMESİ GEREKEN MESAFE
Türkiye’de, her şeyden önce, siyasi partilerin demokrasi konusunda bir araya gelmeleri şart. Bunun için de Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Kurucu üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi’nin normlarına harfiyen uymak yeterli. Bu açıdan bakıldığında, 1982 Anayasası’nın köklü biçimde elden geçirilmesi gerektiği açık. Ancak bunun için geniş bir toplumsal mutabakata, böyle bir mutabakatın oluşturulması için de, belirtmiş olduğumuz gibi, tüm siyasi partilerin demokrasinin vazgeçilmez evrensel ilkeleri temelinde bir araya gelmelerine gereksinme var.
Türkiye’de demokrasinin işlememesinin nedeni, demokraside yeri olmayan görüş ve düşünceler üzerinden politika yapan siyasi partilerin bulunmasıdır. Tıkanıklık elbette burada yaşanmaktadır. Türkiye’de bazı siyasi partiler, 50 veya 60 yıl, hatta daha öncesinin siyasi değerleriyle politika yapmayı sürdürmekte, bu değerlerle kurucu üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi’nin ve müzakere eden aday ülke konumunda bulunduğumuz Avrupa Birliği’nin değerleri çatıştıkça, “kimse bizim içişlerimize karışamaz” teranesiyle politika yapmaktadır. Oysa bugün bırakın Türkiye gibi, Avrupa kuruluşlarına üye veya aday konumundaki bir ülkeyi, Afrika’daki, Okyanusya’daki bir ülkenin demokrasi ve temel hak ve özgürlükler alanında içişlerine karışılması, uluslarararası insani hukukun bir gereğidir. Bu gerçeği halkımıza anlatmak da siyasi partilerimizin temel görevidir.
Sonu olmayan bugünkü yaklaşımdan biran önce vazgeçilmesi ve oy uğruna Türk toplumunda yaratılan anlamsız kutuplaşmaya biran önce son verilmesi gerekiyor. Her ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de farklı düşünenler vardır ve olacaktır. Önemli olan, herkesin asgari müştereklerde bir araya getirilmesidir ki bu da ancak daha çok demokrasiyle mümkün olabilecektir. Türkiye, İspanya gibi demokratik ülkelerle arasında yanlış politikalar sonucu oluşmuş bu mesafeyi gecikmeden kat etmek zorundadır. Akıntıya karşı kürek çekmenin anlamı yoktur, burada önemli olan boşa kaybedilen yıllardır.
Biran için bu mesafenin kat edildiğini varsayalım. Bir terör eylemini kınamak için Diyarbakır’da tüm siyasi partiler bir araya gelmiş, “özgürlükler için PKK’ya hayır” sloganını kullanıyor. Taşkınlık yok, siyasi farklılıklar bir yana bırakılmış, herkes bir arada. Çünkü Türkiye’nin tam demokratik anayasası, şiddet ve teröre karşı olan her siyasi görüşün partileşmesini güvence altına alıyor. Dün Vitoria’da olanın bir kopyası yaşanıyor özetle. Kimbilir böyle bir demokratik ortam sağlandığında, PKK da ortada kalmayacaktır belki de.
Akın Özçer
 
 
 
 
 
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

YAZARIN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)


AB YOLUNDA
(Arşiv Linkleri)


AB YOLUNDA

AB EDİTÖRÜNDEN

AB MÜKTESEBATI

LİNKLER

AVRUPA KOMİSYONU ANKARA TEMSİLCİLİĞİ

AB'NİN FAALİYETLERİ

AB-ARŞİV


BU SAYFAYI TAVSİYE ET!