minidev
SİVİL TOPLUM
Haftalık Düşünce Özgürlüğü Bülteni
Dink Suikastı ve  Malatya Katliamı Davasında Önemli Gelişmeler
 
Jandarmaların İtirafı Ana Dosyaya Girdi
Hrant Dink cinayetinde “görevi ihmal” suçundan Trabzon’da yargılanan jandarmalar, mahkemede “Cinayetin işleneceğini biliyorduk, amirlerimize bildirdik, ama önlem almadılar” itirafında bulunmuştu. Bu gelişme üzerine, Dink Ailesi’nin avukatları, Trabzon’daki bilgi ve belgelerin İstanbul’daki mahkemeye sunulmadığına dikkat çekerek, gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için, İstanbul’daki cinayet davasıyla Trabzon’daki “görevi ihmal” davalarının birleştirilmesi talebinde bulunmuştu. (Bu talep henüz karara bağlanmadı.) TBMM’de olayı araştırmak üzere kurulan Komisyon da, jandarmaların ihbarını ciddiye almadığı belirtilen Albay Ali Öz’ü ifade için Meclis’e çağırmıştı. Albay Öz, Meclis’e gelmiş, ancak “önce mahkemede konuşacağını” belirterek ifade vermemişti. Albay Öz’ün mahkemede vereceği ifade merakla beklenirken, İstanbul’daki mahkeme, önemli bir gelişmeye imza attı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Trabzon’da yargılanan jandarma görevlilerinin talimatla ifadelerini istedi. Böylece, jandarmaların itirafları, İstanbul’daki cinayet davası dosyasına girdi. Cinayetin işlendiği dönemde Trabzon Jandarma Komutanlığı İstihbarat Birimi’nde görevli olan Uzman Çavuş Veysel Şahin, Trabzon’da diğer jandarma görevlileriyle birlikte ‘sanık’ olarak yargılandıkları davada ‘itiraf’ olarak verdiği ifadeyi, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne de tekrarladı; Coşkun İğci’nin, akrabası Yasin Hayal’in cinayeti işleyeceğini kendilerine bildirdiğini, hatta Hayal ve adamlarına ait 3 GSM numarasını kendilerine verdiğini, ancak bu telefonların dinlenmesine gerek görülmediğini söyledi.
 
‘MHP binasında misyoner katliamı planlandı’ iddiası
Malatya’da Zirve Yayınevi’nde üç Hıristiyan’ın vahşice katledilmesiyle ilgili davanın duruşması 12 Mayıs’ta Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüş, sanıklar suçları birbirine atmıştı. Ancak bu arada mahkemeye Elbistan E Tipi Kapalı Cezaevi’nden Metin Doğan isimli bir mahkûmun mektup gönderdiği ortaya çıktı. “Ben Zirve Yayınevi cinayetleriyle ilgili bütün bildiklerimi yazıyorum. Ayrıntılarını tüm güçlü delillerimle beraber huzurunuzda anlatmak istiyorum” diye başlayan Doğan, daha önce de cinayetlerle ilgili Malatya’ya gittiğini ancak baskı altında olduğu için ifade vermediğini belirtti. 2005 yılında ülkü ocakları başkanı tarafından çağrıldığı MHP il binasına gittiğinde, il başkanı, eski bir milletvekili, ülkü ocakları başkanı ve emekli bir tümgeneralin kendisini beklediklerini anlatan Doğan, şöyle dedi: “Eski milletvekil, ‘Zirve Yayınevini arayacak tehdit edeceksin’ dedi. Ben de yanlarında aradım, Adnan çıktı. Tehdit ettim. Milletvekili bana ‘Bunların kalemini kırdık. Bu iş de sana yakışır. Zirve Yayınevi’nde kim var kim yok öldüreceksin. Orada tümgenerel olan kişi ‘biz seni kurtaracağız, hiç merak etme’ dedi. Milletvekili de bu işi nasıl bitireceğimi anlattı. Ve sonunda ‘300 bin dolar vereceğiz’ dedi. Bana ‘bu cinayetlerin yerini ve zamanını biz sana söyleyeceğiz’ dedi. Aradan iki ay geçmeden ağabeyimi öldürdüler. Ben de ağabeyimi öldüreni öldürüp içeri girdim.”
 
           
 
Savcılar Bu Hafta da Fazla Mesai Yaptı
 
           
Bilgilerine ulaştığımız bu hafta açılan ifade özgürlüğü davaları  
 
 Ersoy hakkında jüri üyesi olduğu Popstar Alaturka programındaki "Eğer çocuk doğurmuş olsaydım; birileri masa başında 'Sen bunu yapacaksın, o da bunu yapacak' diyecek, ben de doğurduğum çocuğu toprağa vereceğim. Var mı böyle bir şey?" sözlerinin "halkı askerlikten soğutma" suçunun kapsamına girip girmediğinin araştırılması için başlatılan soruşturma davayla sonuçlandı. Bülent Ersoy hakkında "halkı askerlikten soğutmak"tan dava açıldı.
 
Diyarbakır, Batman, Bingöl ve Avrupa Parlamentosu'nda son 1 yıl içerisinde çeşitli tarihlerde yaptığı 9 ayrı konuşma nedeniyle hakkında Diyarbakır Başsavcılığı'nca soruşturma yürütülen DEP eski Milletvekili Leyla Zana'ya 60 yıl hapis istemiyle dava açıldı. İddianamede, sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası'nın 7/2 maddesi uyarınca ‘Yasa dışı örgüt propagandası yapmak’ ve TCK'nın 314/2, 314/3 maddeleri uyarınca ‘Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek' suçundan toplam 60 yıl hapisle cezalandırılması istendi.
 
  Bunlar sadece haber organlarınca duyurulan ifade özgürlüğü davaları. Eminiz ki çok daha fazla dava açılmıştır. Şimdi gelelim bu hafta duruşması yapılacak ifade özgürlüğü davalarına…
 
 
 
 PINAR SELEK’İN BİTMEYEN YARGI ÇİLESİ   
 
9 Temmuz 1998'de televizyon kanalları yayınlarını keserek 'son dakika' anonsuyla İstanbul'da meydana gelen büyük bir patlamayı duyurdu. Kentin en kalabalık yerlerinden Mısır Çarşısı'ndaki patlamada 7 kişi ölmüş, 127 kişi de yaralanmıştı. İlk haberlerde patlamaya neyin neden olduğu bilinmiyordu. Tüpgaz ya da bomba ihtimali üzerinde duruluyordu. Bu bilinmezlik 10 yıl süren zorlu bir dava sürecinin konusu oldu, olmaya devam ediyor.
 
Patlamadan bir gün sonra 10 Temmuz tarihli olay yeri inceleme tutanağında sekiz bomba imha uzmanı, patlayıcı maddeye rastlanmadığını rapor etmişti. 11 Temmuz tarihli ayrıntılı tutanakta da 'bombaya dair bulgu olmadığı' yazılmıştı. 10 Temmuz'da mühendislerin hazırladığı başka bir raporda ise patlamaya gaz kaçağının neden olmayacağı yazılıydı. Bu arada 11 Temmuz'da sosyolog Pınar Selek, 'bir araştırması kuşku uyandırdığı' gerekçesiyle gözaltına alındı. İlk sorguda patlamayla ilgili soru yöneltilmezken, daha sonra Mısır Çarşısı'ndaki 'bombadan' sorumlu tutuldu. Sızan bilgilere göre çarşıda patlayan 'PKK bombasıydı' ve faillerinden biri de Selek'ti. Bomba da Selek'in sokak çocukları ve travestilerle ilgili çalışmalar yaptığı atölyede hazırlanmıştı. Yine gözaltındaki zanlılardan Abdülmecit Öztürk ifadesinde Selek'in ismini vermişti. Patlamanın nedeni netleşmemişken aralarında Selek'in de olduğu 15 sanık hakkında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 'Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya kalkışmak' suçundan idam ve 31 yıla kadar varan hapis istemleriyle dava açıldı. Duruşmalarda Selek, ısrarla kendisine komplo kurulduğunu, diğer sanıklar da Selek'i tanımadıklarını söylüyordu. Dava dosyası 'tüpgaz'-'bomba' çelişkisinin giderilmesi için bilirkişilere gidip geliyordu. Bu sürede Selek ve aynı zamanda babası olan avukatı Alp Selek, 'kompo ve işkence' iddialarını sık sık yineledi. Davaya 2000 yılının aralık ayında gönderilen bilirkişi raporunda patlamanın tüpgaz kaynaklı olduğu tespiti bir kez daha yapılınca, Selek tahliye edildi. Gazeteciler cezaevinin kapısında bekledikleri Selek'le röportaj sırasına girmişti. Selek, tutuklu kaldığı 2.5 yılı kayıp olarak görmediğini söylüyordu: "İnsanları okumayı öğrendim. Ben kadınlara okuma-yazma öğrettim, onlar da bana Kürtçe..." Tahliye davanın sonu demek değildi. Yargılama, dosyanın bilirkişiye gidip dönmesini beklemekle sürüyordu. Davaya toplam 13 rapor gönderilmiş, hiçbiri çelişkiyi çözememişti. 28 Aralık 2005 tarihli duruşmada söz artık savcıdaydı. Selek'le birlikte beş sanığın müebbet hapis cezasına çarptırılması isteniyordu. Bunun üzerine 200'den fazla aydın ve sanatçı Selek'i desteklediklerine dair bildiri yayımladı. Yurtdışından da destek yağıyordu.
 
Sekiz yıl süren dava maratonu 8 Haziran 2006’da sonuçlandı. Son sözlerden sonra yargıç kararı açıkladı: “Tüm araştırmalara rağmen çelişkilerin giderilmesinin mümkün olmayacağı, bu haliyle patlamanın bombadan mı, gaz kaçağından mı kaynaklandığının tam olarak tespitinin mümkün olmadığı nazarı dikkate  alınarak Selek ve Abdülmecit Öztürk'ün cezalandırılmalarını gerektiren kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği...”

Selek, Mısır Çarşısı'nı bombalama suçlamasından aklanmıştı. İkinci suçlama olan “terör örgütü üyeliği” iddiası ise zaman aşımı nedeniyle düşmüştü. Diğer sanıklar müebbetten başlayan farklı cezalara çarptırıldılar. Daha sonra, Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Mısır Çarşısı´ndaki patlamaya bombanın mı yoksa LPG´nin mi neden olduğunun kesin tespiti yapılamadığı için sosyolog Pınar Selek ve sanıklardan Abdülmecit Öztürk hakkında “ceza verilmesine gerek olmadığı” yönündeki kararını, “hüküm kurulması” gerektiğine işaret ederek bozdu. Dava dosyası ilk derece maklemesine gönderildi ve Selek’in 10 yıl önce başlayan kabusu başa döndü.
 
Pınar Selek,  23 Mayıs 2008, Saat 10:00’da DGM’ler yerine kurulmuş Özel Yetkili İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşmaya çıkacak.
 
 
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)


SİVİL TOPLUM
(Arşiv Linkleri)


SİVİL TOPLUM

TÜM S.T.K'LAR














BU SAYFAYI TAVSİYE ET!