minidev
AB YOLUNDA
Restorasyon manzaraları-Cengiz Aktar

Cengiz Aktar
 
                                                  Demokrasiyi AKP’den bekleyenlerin yaklaşımı şu: ‘AKP’nin alternatifi yok; CHP veya MHP’nin reform konusundaki sicili belli, dolayısıyla eğer reform istiyorsak kıblemiz AKP olmalı; hükümetin yıllardır yaptığı yanlışlar ve yaptığı eksik işler ikincildir, önemli olan kapatma davasının bertaraf edilmesi ve AKP’nin önünün açılmasıdır; ancak bu sayede ileride reform yapılacağını garanti edebiliriz; AKP yeni bir darbeden geçiyor, ilişmeyin’.
 
Bu tutumda olanların gerekçelerini dayandırdıkları yerler ise şunlar: AKP’nin demokratik kredisi yani 2002’de koalisyon hükümetinden bayrağı devralarak AB ile olan ilişkileri 2004 sonuna dek başarıyla sürdürmüş olması. Ve esas siyasetten dışlanmış dindar kitleyi siyasete taşıyarak demokratik temsiliyeti sağlamış olduğu. 
 
AKP’yi koşulsuz destekleyenler AKP’nin bugün içine düştüğü durumu hazırlamakta ve dolayısıyla demokrasiye ve kendisine zarar vermekteki rolünü görmezden geliyor. Kabaca 1980 darbesi kurumlarıyla mesut bir ittifak anlamına gelen bu tavrın ne büyük bir tuzak olduğunu AKP daha hâlâ görmüş değil. Nitekim bugünkü gibi darda olduğu zamanlar demokrasi yollarını açamıyor da eli güçlü olduğu zaman daha fazlasını mı yapıyor? 2004 sonundan bu yana maalesef hayır. Bunun en veciz göstergesi Türkiye’nin muhtemelen en büyük sorunu olan Kürt sorununda, çözümün askerî yöntemden geçtiğine inanan tavrıdır.
 
Temsiliyete gelince, özellikle Anadolu’da iş yapmaya devam edebilmek için AKP’ye biat etmiş ve hayat felsefesi açısından kat’iyen AKP’li olmayan hatırı sayılır bir kitle var. AKP tabanının ise demokrasi babında ne kadar empati fakiri olduğu mâlum.
 
Eğer AKP’den bir nebze demokrasi umutları kaldıysa ‘AKP’ye şimdi ilişmeyin’ diyenlerin bilakis AKP’ye ilişmeleri, herşeyden vazgeçtik, salt AKP’nin bekası için gerekiyor. Zira AKP’nin de varlığı demokrasiden geçiyor ve partinin bunu, kendisine ilişilmeden becerebilmesi mümkün gözükmüyor.
 
AB’nin becerisizlikleri
 
Bugün 9 Mayıs Avrupa Günü. Eskiye oranla Avrupa Günü vasıtasıyla yapılan toplantılarda bir artış var, ancak ‘AB bizi şöyle bölüyor, böyle parçalıyor’ toplantıları giderek revaçta. Mâlum AB karşıtı çevrelerin mâlum hezeyanları üzerine söylenecek yeni birşey yok. Ancak bu hezeyanları körükleme potansiyeli üzerine söylenecek çok şey var. AB ve özellikle Komisyon’un 2006 başından bu yana Türkiye’de yaşanan olumsuz gelişmeleri görmezden gelen bir tutumu var. Tıpkı AKP’ye açık çek yazan çevreler gibi. Zaten Türkiye’de bu tutumda olanlarla Avrupa Komisyonu yetkilileri arasında karşılıklı etkileşim var.
 
AB’de AKP’nin çözümün tek adresi olduğuna yürekten inananlar var. Bunlar yapılan yanlışlara tepkisiz kalınmasını tercih eden, siyasî tahlil ve öngörü özürlü bir teknisyen grup.   1 Mayıs’ta olup bitenlere tam bir hafta sessiz kalınmasını, hele kapatma davasında taraf olduktan sonra, dikte eden bunlar. Ama esas, AKP’yi çözümün adresi olarak gören diğer bir grup daha var. Türkiye’ye yakınlığıyla bilinen büyük bir ülke ve onun yurttaşları bunlar. Komisyon’da ve Konsey’de çok güçlüler. Olumsuzlukları görmezden gelme politikalarının esas mimarı bunlar. Elde etmek istedikleri, Türkiye’yi ne pahasına olursa olsun AB üyesi yaparak AB’yi sulandırmak. Ama elde ettikleri bambaşka: yıllık raporların dışında her hatayı mazur görme adeti sonucunda buradaki AB karşıtlarını, oradaki Türkiye karşıtlarının elini güçlendirip, Türkiye’deki AB taraftarı kitleyi AB’den soğutup ülkeyi AB üyeliğinden kalıcı bir biçimde uzaklaştırmak.
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

YAZARIN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)


AB YOLUNDA
(Arşiv Linkleri)


AB YOLUNDA

AB EDİTÖRÜNDEN

AB MÜKTESEBATI

LİNKLER

AVRUPA KOMİSYONU ANKARA TEMSİLCİLİĞİ

AB'NİN FAALİYETLERİ

AB-ARŞİV


BU SAYFAYI TAVSİYE ET!