minidev
AB YOLUNDA
‘Küçük olsun, fakir olsun ama benim olsun’-Cengiz Aktar

Cengiz Aktar
 
                                                  Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği, ekonomik ve politik istikrar açısından bakılınca ülkenin 1996’dan bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da alternatifsiz politik hedefidir. Kulağa hoş gelen, gurur okşayan ama açlıktan kök yenen Kuzey Kore’nin dışında hiçbir yerde olmayan ve ilerde de olmayacak ‘tam bağımsızlık’ masallarını milletin karnını lafla doyuranlara bırakalım. AB süreci, hele şu içinde bulunduğumuz dar boğazda ülkenin biricik çıkış yolu konumundadır. İMF ilişkisinin iyiden iyiye zayıfladığı ve uluslararası konjonktürün allak bullak olduğu bir ortamda müstakbel AB üyeliği, Türkiye’nin dünyaya verebileceği tek somut garantidir.
 
AB ile olan fırtınalı ilişki bir nebze salim kafayla bakıldığında Türkiye’ye çok değerli getiriler sağladı. Gümrük Birliği başta otomotiv olmak üzere belli sektörlerde sağlam bir altyapı taşıdı. Ancak bu gelişme sadece Avrupa ülkelerinden gelen know-how ile değil, gelen bilgiyi doğru kullanabilecek birikimin ülkede bulunması sayesinde oldu. Üretilen dayanıklı tüketim malları ve taşıtları ihraç ettiğimiz gibi kendimiz de kullanmaya başladık. Arabalarımız daha güvenli, ev eşyalarımız gerçekten dayanıklı oldu. İhracat sayesinde Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizlerini daha az yara alarak atlattık. 2004’te tam üyelik müzakerelerine başlama sinyali aldıktan sonra ülkeye gelmeye başlayan doğrudan yabancı yatırım boyut itibariyle cumhuriyet tarihinde ilkti. Arap dinkardeşlerimizinkiler de dahil bu yatırımlar AB ufku sayesinde geldi. AB esinli siyasî reformlar ülkenin kadim sorunlarına cumhuriyet tarihinde ilk kez kalıcı olma potansiyeli taşıyan çözümlerin bulunmasını sağladı.  
 
Bugün kapatma davasını ve AB’nin dava ile ilgili mesajlarını bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Kapatmayla birlikte müzakerelerin askıya alınma ihtimali ve istikrarın zedelenmesi davaya sevinenlerin umrunda değil. Bilakis. AB ise ortağımız sıfatıyla parti kapatmanın soruna çare olmadığını, bunun ülkeye zarar vereceğini düşünen her Türk vatandaşı gibi bu konuda taraf. Nitekim AB ilişkimizin sadece bir dışilişki mevzusu olmadığını dışişlerinden sorumlu bakan bile artık söylüyor. AKP’nin, balık ağlarının ebadı, pasaportun rengi, sunî gübredeki azot miktarı, hayvan taşımacılığı esasları, sendikalaşma hakkı gibi envai çeşit konuyla ilgili AB mevzuatının dış politika meselesi olmadığını beş buçuk yıl sonra idrak etmesi bile başarı. Zira daha idrak etmeyen partiler çoğunlukta. Aslında AKP, parti kapatma davası sonrasında AB’nin ve genelde Avrupa’nın işlevini keşfetmiş bulunuyor. Ama dediğimiz gibi, zararın neresinden dönülürse kâr, AB işine hangi nedenle geri dönülürse ülkenin yararınadır.
 
Hem Türkiye hem AB’nin iç meselesi
 
Barroso’nun dediği gibi ‘ortağımız olacağınız ölçüde iç meseleniz bizi ilgilendirir’. Nitekim Müzakere Çerçeve Belgesi’nin 5. maddesi açık: ‘Türkiye’de, Birliğin temelini oluşturan özgürlük, demokrasi, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin ciddî ve sürekli olarak ihlal edilmesi durumunda, Komisyon kendi inisiyatifiyle veya üye devletlerin üçte birinin talebi üzerine müzakerelerin askıya alınmasını tavsiye eder ve müzakerelerin tekrar başlatılması için gerekli koşulları önerir. Konsey, böyle bir tavsiye üzerine, Türkiye’yi de dinledikten sonra, nitelikli çoğunlukla, müzakerelerin askıya alınıp alınmamasını ve tekrar başlatılması için gerekli koşulları karara bağlar’.  
 
Dava AB açısından, kapatma ile sonuçlanırsa bu, demokrasinin en temel tezahürü olan temsil ilkesiyle çelişecek. DTP’yi de ekleyince seçmenin %53’ünün iradesi geçersiz demek olacak. Temsilî demokraside oluşacak bu kırılmanın uluslararası kamuoyu tarafından hoşgörülmesi mümkün değil. AB’nin de tutum belirlemeye mecbur olacağını kestirmek zor değil. Tıpkı 12 Eylül sonrasında Avrupa Konseyi’nin dört, Avrupa Birliği’nin de altı yıl boyunca ilişkileri buzdolabına koyduğu gibi.
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

YAZARIN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)


AB YOLUNDA
(Arşiv Linkleri)


AB YOLUNDA

AB EDİTÖRÜNDEN

AB MÜKTESEBATI

LİNKLER

AVRUPA KOMİSYONU ANKARA TEMSİLCİLİĞİ

AB'NİN FAALİYETLERİ

AB-ARŞİV


BU SAYFAYI TAVSİYE ET!