minidev
L.G.B.T.T YAZILARI
Taksim Meydanı, 1 Mayıs, Onur Yürüyüşü-Önal Demirci

Önal Demirci
 
1 Mayıs öncesi gözler yine Taksim Meydanı’na çevrildi. Sendikalar, sivil toplum örgütleri meydanın tarihsel ve sembolik öneminin farkında ve resmi izin verilsin verilmesin, üç kanattan ilerleyerek meydanı boş bırakmamaya kararlı, devletin kurumları da Polis Bayramı için günlerce mesken tuttuğu meydanın anlamının ve bir hayaletin sürekli oralarda bir yerde dolaştığının farkında. Yas tutmanın mekanla ilişkisi üzerine şöyle bir düşünmemiz yeter, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanabilmesi sol grupların yıllardır Kadıköy’ün güneşli yollarında engellenen yaslarını tutabilmelerini sağlamakla kalmayacak, meydanın unutturulan tarihini de sesli bir şekilde geri getirecek. Bir iki dizinin, makalenin yapabileceğinden çok daha fazlasını kitlesel olarak gerçekleştirecek.
 
Geçen sene Lambdaistanbul’un düzenlediği, Türkiye’den ve yurtdışından birçok aktivistin katıldığı Onur Yürüyüşü şaşkınlıklara yol açmıştı. Polis Taksim’e doğru yürüyen 50 kişiden az bile olsa bütün grupları ablukaya alırken, bine yakın LGBTT aktivisti görünce ne yapacağını şaşırmıştı. Biraz ne olduğunu anlayamayıp, zira LGBTT eylemlere katılımın fazla olmasına alışık değillerdi, biraz da herkesin tahmin edeceği homofobik, trasfobik nedenlerle umursamayıp sorun çıkarmamıştı. Caddedeki insanlarınsa anlamakta zorluklar yaşadığını, kimilerinin gülüp geçtiğini, kimilerininse umursamadığını söylemek mümkün. Sloganların cadde etrafındaki binalara çarpıp yankılanmasıyla meydanın ve caddenin hafızasına yeni bir söz kazınmış oldu. Bu ilk geniş katılımlı LGBTT yürüyüştü, bundan sonrakilerde nasıl engellemelerle karşılaşılacağı ise merak konusu. Zira, neyseki ve ne yazık ki polis eşcinsel politikayı ciddiye almaya başladı. İki hafta önce, Lambdaistanbul’a, travesti ve transseksüellerin mekana geldiği gerekçesiyle(?!), polis baskını gerçekleşti. Emniyet amirlerinin göreve atanır atanmaz, işe travesti ve transseksüelleri baskı altına almakla başladığını biliyoruz, ama örgütlenmelerini, hem de resmi yani hali hazırda devlet kontrolünde bir araya gelmelerini tehlikeli görmeleri yeni. Onur Yürüyüşü bu sene, geçen senkinden farklı bir atmosferde gerçekleşebilir.
 
Moskova’daki Onur Yürüyüşünü valilik geçen gün (23/04/2008) yasakladı, meydanlarda LGBTT aktivistlere izin vermeyeceğini açıkladı. Geçen sene, Onur Yürüyüşü sırasında LGBTT aktivistlerin sokak ortasında yumurta yağmuruna tutulduğunu, dövüldüğünü, tehdit edildiğini biliyoruz. Valiliğin yaptığı açıklamaya göre, halkın çoğunluğunu şaşırttığı ve yadırgattığı için-ki bu şiddet olaylarına katılanların aşırı milliyetçiler olduğunu pekala biliyoruz-, “kan dökülmesini istemedikleri” için yürüyüşün engelleneceği belirtildi. Tıpkı Bursa’da Gökkuşağı Derneği’nin polis tarafından “can güvenliği” bahanesiyle yürütülmemesi gibi, polisin görevi şiddeti uygulayanları engellemek değilmiş gibi...
 
Taksim Meydanı tarihsel ve sembolik olarak çok önemli, devletin kontrolü altına alarak kimine izin vererek, kimini engelleyerek, kimine göz yumarak, gücünü gösterdiği bir alan. Muhaliflerin bu alana çıkmak istemesi önemsiz bir mücadele değil. Taksim’in hafızalara kazınmış anlamını, binalara sinmiş seslerini bir kenara bırakmak mümkün mü? Önümüzde büyük imtihanlar, mücadeleler var. 1 Mayıs Taksim’de kutlanabilecek mi? Kutlanabilirse, bu nasıl bir politik hafızaya dönüş(türül)ecek? Ya Onur Yürüyüşü, sözde “güvenlik” önlemleriyle,   Kadıköy’e mi taşınacak ?
                                                      
  Önal Demirci
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

YAZARIN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)



BU SAYFAYI TAVSİYE ET!