minidev
L.G.B.T.T YAZILARI
Gey müslüman Sharma-Erman Ata Uncu
  
Müslüman gey ve lezbiyenleri anlattığı belgeseli 'Aşk İçin Cihat' İstanbul Film Festivali'nde gösterilen Parvez Sharma, "Algılananın aksine İslam'ın herkesi birarada tutan bir din olduğunu dünyaya göstermek istedim" diyor
Michael Moore'un, Fahrenheit 9/11'ini Oscar yarışına sokmamasının sebebi, belgeselin mümkün olduğunca çabuk DVD piyasasına sürülmesi ve daha fazla kişiye ulaşmasının sağlanmasıydı. Zira Moore'un asıl amacı belgeseliyle ABD'lileri sandıkta Bush'a karşı harekete geçirmekti. Amacı harekete geçirmek olan daha taze bir örnek daha var. Bu seneki Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin "NTV Belgesel Kuşağı"nda gösterilen A Jihad For Love/Aşk İçin Cihat, Müslüman toplumlarda yaşayan gey ve lezbiyenlerin mücadelelerinden kesitler sunarak İslam dünyasında eşcinselliğin varlığının kabul edilip tartışılmasını, İslam stereotipinin kırılmasını sağlamaya çalışıyor.
Film, ilk kez geçen Pazar, Beyoğlu Sineması'nda seyirciye sunuldu. Gösterim öncesi konuştuğumuz yönetmen Parvez Sharma, filminin Türkiye'de nasıl bir tepki alacağını, nasıl tartışmalara vesile olacağını merakla bekliyordu. Yanında Aşk İçin Cihat'ın Toronto Film Festivali'ndeki dünya prömiyerinden beri onu yalnız bırakmayan, belgeselde mücadelelerinden kesitler sunulan Güney Afrikalı imam Muhsin Hendricks ve Mısır'da bir gey disko baskınında tutuklanıp cezaevinde çeşitli işkencelere maruz kalan Mazen de vardı.
11 Eylül sonrası
Gösterim sonrası kalabalık bir kadroyla gerçekleştirilen söyleşi gerçekten de Sharma'nın umduğu gibi hayli tartışmalı geçti. Zira belgeselde mücadelesi konu edilen kendilerini hem Müslüman hem de gey olarak tanımlaması, Beyoğlu Sineması seyirci kitlesi nezdinde dahi tartışmalara yol açacak bir durum. New York'ta ikamet eden Hintli Sharma da kendini "gey bir Müslüman" olarak tanımlıyor. Bu yoğun çaba gerektiren projeye girişmesinde de kendi kişisel deneyiminin payı büyük. "11 Eylül'den sonra İslam'la ilgili tartışmaların çok problematik olduğunu düşündüm. Konuyla ilgili sadece Usame Bin Ladin'le George Bush konuşuyordu. Seslerimiz bizden alındı. O yüzden İslam'ın onlar için niye bu kadar önemli olduğunu anlattıkları bir film yapmanın çok önemli olduğunu düşündüm. Bence bu filmde gey ve lezbiyen Müslümanların Müslüman olarak 'out' olmaları çok güzel bir şey. Beni motive eden de buydu. İslam'ın çok canlı, algılananın aksine herkesi birarada tutan bir din olduğunu dünyaya göstermek istedim."
Sharma, çoğunluğu Müslüman olan toplumlarda yaşayıp da kendini Müslüman olarak ifade etmeyen gey ve lezbiyenlerle de konuşmuş. Ama bunun başka bir filmin konusu olduğunu söylüyor. Burada sözü devralan Muhsin Hendricks'e göre İslam şu anda bir ayrım noktasında. Kendine İslam içinde bir tanım bulmaya çalışan feminist hareketleri hatırlatarak geylerin de benzeri bir arayış içinde olmasının gerekliliğinden dem vuruyor. Filmde de kendi çevresinden insanlara karşı geyliğin günah olmadığını savunduğu bölümler bayağı yer tutuyor. Filmde yer almayı kabul etmesinin sebeplerinden biri de bu mesajın yayılmasına yardımcı olmak. Fikri ilk duyduğunda Aşk İçin Cihat'ın tipik gey temsillerinden biri olacağından endişeliymiş. Ama Parvez Sharma'nın tavrı, Hendricks'in içini rahatlatmış.
Maçoluğun resmi
Hendricks, filmde yüzü mozaiklenmeyenlerden. Konuya ülkelerindeki yaklaşım dolayısıyla tabii ki yüzünü göstermek istemeyenlerden epey var. Bu gizliliğin asıl sebebi, ailelerinin başına geleceklerden endişe etmeleri. Mısırlı Mazen de başta yüzünün mozaiklenmesini istemiş. Ama filmin çekimleri ilerledikçe fikrini değiştirmiş. Hem Sharma'yı film çekimleri süresince daha çok tanımaya başlamasından hem de hikâyesinin gizlenmeden daha etkili olacağını düşünmesinden dolayı. Mazen, 2001 Mayıs'ında bir gey diskoya yapılan baskının, Kahire 51 vakasının kurbanlarından biri. Cezaevinde kaldığı süre içinde tecavüz dahil türlü baskıyla karşılaşmış. Artık Paris'te bir mülteci. Mısır'a dönemiyor. Sharma da, Mazen de Mısır'da homoseksüelliğin iktidar tarafından günah keçisi olarak kullanıldığını görüşünde. İslam ülkelerindeki genel homofobide ise gelenekler kadar totaliter rejimler de pay sahibi. Sharma, maçoluğun resmini şöyle çiziyor: "Erkek cinselliği homoseksüellik hatta kadın cinselliği dahil olmak üzere farklı bir şey tarafından her tehdit edildiğinde bir problem ortaya çıkıyor. Bu bir yönü. Diğer yönü ise bireylerin seslerini bastırmaya çalışan rejimlerde görüyoruz. Bu Mısır'da, buralardaki çoğu ülkede ve dürüstçe söylemek gerekirse Türkiye'de de var. Ama diğer yandan Türkiye'yi olumlu bir örnek olarak gösterdim. En azından İstanbul'da geyler için mekânlar var. Ama bence durum bundan daha karmaşık. Bence daha uzun mücadeleler gerekiyor."
Yani homofobiyi kültüre bağlamak biraz kolaycılık. Zira filmde Kanada'ya iltica taleplerinin sonucunu Türkiye'de bekleyen İranlı gey mülteciler, Fars edebiyatında erkek erkeğe aşka referansların varlığından bahsediyor. Sharma, geçen yüzyıllarda İslam'ın eşcinselliğe hoşgörüyle baktığı görüşünde. "Sömürgecilikten sonra problemler başgösterdi. Çünkü sömürgecilikle beraber radikalizm de arttı. İslam'daki dindar insanlar daha çok güç kazanıp tartışmalarda kuvvet kazanmaya başladılar. O sıralarda biz Müslümanlar, Tanrı'yla aramızda bağımsız bir ilişkimiz de olduğunu, İslam'da ruhban sınıfı olmadığını unuttuk. İran'daki İslam devrimi de sömürgeciliğin sonucu gerçekleşti. Ortadoğu'daki haritaların nasıl tekrar çizildiği, ülkelerin nasıl daha din odaklı olmaya başladığını ama dinin temel prensiplerinden de uzaklaştığı çok ilginç. Bence değişmesi gereken bu. Ve bu çok uzun bir süreç". Ve bu da Batı'nın gey hareketi modellenerek gerçekleştirilecek bir süreç değil. "Değişim içeriden olmalı, dışarıdan değil. Bazen Batılı aktivistler, diğer bölgelerdeki gey hareketlerinin nasıl olması gerektiğini dikte etmeye çalışıyorlar. Birçok Batılı aktivist İran'a hiç gitmeden orayı listelerine aldılar ve bunu İran'a saldırmak için kullanıyorlar."
Özetle Aşk İçin Cihat, kimlik politikaları temelli türlü tartışmayı tetikleme kapasitesine sahip. Film sonrası, vaktin yeterli gelmediği söyleşi bu kapasiteyi de belli ediyor gibi. Tabii yaşanan tartışmalardan en hararetlilerinden birisi, filmde yaşamı konu edilen Türk lezbiyen çiftin, sonuçtan memnuniyetsizliklerini dile getirmeleriydi. Çiftten Ferda, söyleşi kısmında büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını söyledi. Gösterim sonrası İslam'ın eşcinselliğe hoşgörüyle bakıp bakmadığını izleyicilerden biriyle hararetle tartışan Ferda ve partneri Kıymet'i zar zor boş bulup konuşuyoruz. Çiftin, Aşk İçin Cihat'dan memnuniyetsizlikleri iki yönlü. Hem mücadelelerine yeterince yer verilmediğini düşünüyorlar hem de mültecilerinin yaşam koşullarının Türkiye'nin geneliymiş gibi yansıtıldığını söylüyorlar. Aşk İçin Cihat'la ilgili temel dertleri ise buradaki gey yaşamına ilişkin çok kısıtlı bir resim çizilmesi.
Ama bu şikayetler de biraz Sharma'nın belirttiği gibi konunun konuşulmasına ne kadar ihtiyaç olduğunun göstergesi. Öyle ki gösterim sonrası tesadüfen gördüğümüz bir duvar yazısı, meselenin Sharma'dan başka insanların da kafasına takıldığını kanıtlıyor: "Hem türbanlı hem lezbiyenim, ne olmuş!"
erman ata uncu
 radikal - iki  
 
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)



BU SAYFAYI TAVSİYE ET!