minidev
AB YOLUNDA
Venedik kriterlerini kapatma davasıyla keşfetmek-Akın Özçer

Akın Özçer
 
 
Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olan, Parlamenter Meclisi’nde temsil edilen bir ülkenin yıllardır çağdaş demokrasi ilkelerini görmezden gelmesi üzüntü verici. Türkiye’de bir grup aydın bu ilkeleri yakından biliyor kuşkusuz ama seslerini duyurmaları pek de mümkün olmuyor. Sürekli savunma pozisyonundaki Türk diplomasisi, bu çağdaş ilkelere direnişi çeşitli gerekçelerle savuşturmak için mesai harcıyor. Bu böyle daha ne kadar zaman sürecek acaba ?
     Yıllar önce, merhum Büyükelçi Semih Günver, daha bakanlığa yeni girdiğimde, bana Avrupa Konseyi nezdinde Daimi Temsilci olarak şunu söylemişti: “herkesin altında son model arabalar var, bana da külüstür bir arabayla çık onlarla yarış diyorlar”. Strasbourg’ da Avrupa Konseyi üyeliğimizin askıya alınma tehdidinin hissedildiği bir dönemdi. O zaman Avrupa demek Avrupa Konseyi demekti ve Türkiye kurucu üyesi olduğu bu kuruluştan dışlanmamak için mücadele etmekteydi. Yıllar sonra bu durumun hiç de değişmediğine tanık oldum. Çağdaşlığı, çağdaş değerlere uyumu ilke edinmiş bir avuç insan, bunun için ne yapılması gerektiğini bilse de, Ankara’dan gelen ve savunulması mümkün olmayan talepleri yumuşatmaya, durumu idare etmeye çalışmaktan başka bir şey yapamıyor. İlginç ama Türkiye’de hep her şeyi daha az bilenlerin sözü geçiyor, bilenlerse kenara alınıyor.
    Bir süredir Türk kamuoyunda Venedik kriterlerinden söz ediliyor. 2000 yılında Venedik Komisyonu’nun benimsediği ölçütler yeniymiş gibi. Aslında bu kriterlerin gökten zembille indiğini sanmak yanlış. Siyasi partilerin, ancak şiddet ve terörle bağlantıları nedeniyle kapatılabileceği, demokrasilerde anayasaya aykırı düşüncelerin dahi serbestçe ifade edilebileceği öteden beri geçerli bir ilkeydi. Örneğin ayrılıkçı düşüncelerin ifadesi, siyasi partilerin bu doğrultudaki söylemleri, şiddet ve teröre bulaşmamaları kaydıyla serbestti. İspanya, ayrılıkçı terörle mücadele ettiği halde bu ilkeyi daha 1978 anayasasıyla benimsemişti
     İşte Türkiye için İspanya örneği bu nedenle hep önem taşıyagelmiştir.  Terörle mücadele ettiği gerekçesiyle bu ilkeyi anayasal güvence altına almamış olan Türkiye için… Ancak bir ara ortaya yanlış biçimde “Bask modeli” olarak ortaya atılan İspanyol modeli hemen gündemden düştü. Çünkü bu modelde özerklikler sistemi mevcut olduğundan, konunun asıl önemli olan demokratik veçhesi göz ardı edildi. Bir ülkenin siyasal yapılanması başka, demokratik niteliği başka bir konudur. Başka bir deyişle, demokratik olmak için mutlaka özerk veya federal sistemlerin kabul edilmesi zorunluluğu yoktur. Ancak, ister merkeziyetçi, ister adem-i merkeziyetçi olsun, demokratik bir ülkede ifade ve örgütlenme özgürlüğü, demokratik ilkelere uygun şekilde, anayasal güvence altına alınmalıdır. Daha sonra “Venedik kriterleri” olarak ortaya çıkmış olan ölçütler de elbette demokrasi ilkelerinin bir parçasıdır.
 
     Üzüntü verici olan, bu kriterlerin, Kürt sorununun çözümü bağlamında sıkça dile getirilmiş olduğu halde, muhalefet partileri gibi, AKP tarafından da benimsenmemiş olmasıdır. Oysa, demokrasi herkes için vardır ve kendisine dokunmayan yılana bir şey yapmama zihniyeti son derece yanlıştır. AKP, hakkında kapatma davası açıldıktan sonra, Venedik kriterlerini adeta keşfetmiştir. Bu belki de Türkiye’nin demokratikleşmesi, çağdaş ilkelere uyum sağlaması açısından bir fırsat doğurmuştur. Konuya, siyasi partilerin çıkarları açısından değil, bu noktadan bakmakta yarar var. Türk siyasetinde gözlemlenen kutuplaşma, ülkeye zarar verdiği gibi, taraf olanları da evrensel ilkelerden uzaklaştırabiliyor. Gönül ister ki demokrasi ilkeleri üzerinden siyaset yapılmasın ve tüm partiler, Türkiye’nin çağdaş demokratik ülkeler ailesi içinde yer alması için birlikte hareket etsin. Çünkü siyasi partiler, yenilenmesi gereken 1982 Anayasasında da “demokrasinin vazgeçilmez unsurları” olarak tanımlanıyor. Bilmem vazgeçilmez unsurları, demokrasinin evrensel ilkelerinin hayata geçirilmesi için bir araya gelemezler mi ?
Akın Özçer
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

YAZARIN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)


AB YOLUNDA
(Arşiv Linkleri)


AB YOLUNDA

AB EDİTÖRÜNDEN

AB MÜKTESEBATI

LİNKLER

AVRUPA KOMİSYONU ANKARA TEMSİLCİLİĞİ

AB'NİN FAALİYETLERİ

AB-ARŞİV


BU SAYFAYI TAVSİYE ET!