Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR




 

Güncelleme: 25 /08/ 2007


Bu ülkede pek çok dil,gelenek, kültür ve yaşam biçimi yüzlerce yıldır bir arada yaşıyor. Diğer pek çok ülkedeki gibi. 20. yüzyıla girilirken siyasi atmosfere egemen olan ulus-devlet modeli, gelişmeyi ve gücü "tek millet, tek devlet, tek vatan" gibi kolaycı ve tahripkar bir formülün arkasına sığınarak baskıcı ve kendini her şeyin üstünde kutsal bir değer olarak dayatan modeldi. Bu dayatmacı ve vesayet devlet tarzında farklı renklere, farklı köken ve yaşam algısına sahip kültürlere pek de yaşama hakkı tanınmıyor; eğitimden başlayarak her alanda tektipleştirilmiş bir toplumsal model yaratılmaya çalışılıyordu. Devlet bu "savaşımında" kuşkusuz başarılı oldu ama halkın günlük yaşamına sirayet etmek o kadar da kolay değildi. Değişik coğrafyalardan, farklı kültürlerden gelen izler, aradan neredeyse yüzyıl geçmiş olmasına rağmen halen yaşıyor. Bizce çok önemli bir değer, zenginleştirici bir etmen olarak bugüne intikal eden bu kültürel ögeler, geçmişi ne olursa olsun, her birey tarafından anlaşılmaya çalışılmalı, sahiplenilmeli ve yaşaması için ortak akılla oluşturulmuş bir program uygulanmalıdır.
..

minidev'in destekçilerinden sayın İbrahim Kenar, bir Pomak.
Pomak kültürünün yarınlara aktarılması için yoğun bir emek harcayan İbrahim Kenar'ın bize ulaştırdığı bu ilk yazısı, detaylarıyla yaşayan bir kültür olayını, Hıdırellez'i anlatıyor. İbrahim Kenar'ın kendi kültürüne ilişkin yazılarını,
gelecek günlerde zevkle okuyacağınızı umuyoruz.
İbrahim Kenar'ın kendi türünde bir ilk olan Bir Pomak Sevdası adlı
şiir kitabı ile ilgili tanıtım yazısını da okumanızı, Pomakça ve Türkçe olmak üzere
iki dilli bu kitabı en kısa zamanda edinmenizi öneriyoruz.


İbrahim Kenar:

Hıdrellez (Gergöv-Gergövden)

Hıdrellez-Gergöv-Gergövden; Anadolu, Balkan ve Kafkas coğrafyasında yaşamış eski halkların yazın başlangıcı olarak kabul ettikleri gündür. Bu nedenle çok eski zamanlardan beri "yılbaşı" ya da "yazbaşı" bayramı olarak kutlandığı anlaşılmaktadır. Hıristiyanlık ve İslamiyet öncesinde yapılan bu kutlamaların Pagan inanışlarla ilişkilendirilmiş olması kaçınılmazdır.

Modern dinler kendilerini dayatırken bu tür Pagan kültleri yasaklamaya gayret etmiş ancak toplum kültüründe izleri silinemeyecek derecede yer edenleri kendi inanç akideleri ile yeniden tanımlama yoluna gitmişlerdir. Hıristiyan teolojisinin; yok edemediği bu geleneğin Pagan "Green Man/Yeşil Adam" kültü ile bağlantısını koparabilmek için "Saint George" bayramı olarak kutsamayı tercih ettiği anlaşılıyor.

Saint George'un kişiliği de "Pagan kültleri yasaklama" arzusunu açıkça göstermektedir. Çünkü o; Pagan tapımı reddettiği için Romalılar tarafından öldürülen kahramandır. Kökleri Pagan kültlere dayanan bir bayramın onun adına kutsanması şeklen korunan geleneği "içerik" yönünden Hıristiyanlaştırma niyetini açığa çıkarır. Ancak garip bir paradoksa da yol açar bu. Teolojistlerin niyetlerinden bağımsız olarak geleneğin yeni adını benimseyen insanlar; Pagan efsane kahramanlarına dair inançlarını bu kez "Saint George" adında yaşatmayı sürdürmüştür.

Yüzyıllar sonra gelişen İslamiyet döneminde de Hıristiyanlığa rağmen halk inançlarında "Green Man/Yeşil adam" kültünün hâlâ yaşatıldığı anlaşılmaktadır. İslam teolojisinin Hıristiyanlığa benzer kaygılarla giriştiği yeniden tanımlayarak kutsama faaliyetinde öne çıkan "Hıdır" adının etimolojisi buna işaret etmektedir. Sözcük Arapça'da "yeşil" anlamı veren "hadr" sözünden türemiştir. Hızır; "Yeşil Adam/Green Man" anlamına gelir. Kur'an'da açıkça "Hıdır" adından söz edilmemiştir. Kehf Suresi'nde (60-82. ayetler) isim verilmeden anlatılan kişinin Yeşil Adam (Hıdır) olması gerektiği kanısına varılarak, eskiden beri halk inançlarında yaşayan bir kült kahramanı ile Kur'an arasında bağ kurma yoluna gidilmiştir.

Pomaklar'da da gözlenen Hıdrellez geleneğinin, zaman içinde uğradığı bu dönüşümler; geçmişe dair ipuçlarına ulaşmak açısından önemlidir. Pirin Pomaklarının bu geleneği "Gergöv" olarak adlandırdığını görüyoruz. Rodop (Katrancı) Pomakları da aynı adlandırmayı kullanmaktadır. Aren Pomakları'nda ise "Hıdrellez" adı kullanılmaktadır.

Hıristiyan Bulgarlar bu günü "Sweti Georgi" günü olarak kutlamaktadır. Bu onların "Hagia George/Aya Yorgi/Saint George"ye verdikleri addır. Pomaklar'daki "Gergöv" adı da "Georgi" adının farklı bir söylenişidir sadece. Bu ise çok da uzak olmayan bir geçmişte Pomakların bu geleneği "Sweti Georgi" günü olarak kutladıklarına işaret eder. Yani "Gergöv" adı Hıristiyan geçmişten taşınan bir değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Aren Pomaklarında "Hıdrellez" adının kullanılması Osmanlı sonrasında Batı Trakya'nın sahil şeridine iskan edilen Türk nüfusla uzun süre yan yana ve içiçe yaşamakla alakalıdır sanırım. Bunun sağladığı etkileşim Güney Rodop Pomakça'sındaki Türkçe sözcük sayısının fazlalığında da gözlenmektedir.

Şimdi bu geleneğin nasıl yapıldığına bir göz atalım:
Hıdrellez gününden önceki akşam (5 Mayıs akşamı), küçük çiçek demetleri hazırlar genç kızlar. Rengarenk çiçeklerden oluşan bu demetçikler; gelin teli ya da değişik renkli iplerle, diğerlerinden ayırdedilecek şekilde bağlanarak, bir küp içerisine biriktirilir. Solmamaları için su da serpilir üzerlerine. En üste bir gül dalı (trendafilski prachki) ve ayna konulur ve küpün ağzı kırmızı bir kuşakla (Poyes) sarılarak bağlanır.

Kimi yerdeki Pomaklar ise bir gün öncesi dere kenarlarına iner, 'Gergöfki' tabir edilen sarı yaprakları olan bir çiçekten toplarlar, bunları dalları ile birlikte "Kotli" (kazanın bir küçüğü olan) bakraçlara konulur, ertesi sabaha kadar bahçede aya karşı bırakılır.

6 Mayıs sabahı kimisi o suyla duş şeklinde yıkanır, kimileri yüzlerini yıkar sadece. O suya da 'Gergöfkili' ismi verilir. Ayrıca küp içine bırakılan çiçek demetlerini toplanılan yerde varsa o ailenin, yoksa komşu aileden küçük ama en sonuncu erkek çocuğuna (stırsık) çektirirler. Demeti çekilen kız 'stırsık' olana hediye verir. Bu yumurta da olur, para da.

Ertesi sabah "Hıdrellez (Ederlez)"dir. Erkenden kalkar herkes. Açık bir alana çıkarak üstünü başını silkeler. Böylece kışın getirdiği hastalıkların atıldığına inanılmaktadır. Eşyalar da silkelenir aynı amaçla... Sonra leylaklarla (Zdravest-Geranium) yüzünü yıkar insanlar. Sağlıklı yaşama arzusunu ifade eder bu. Ardından bayramlık giysilerini giyen gençler, çiçeklerin küp içinde bekletildiği evin bahçesinde toplanır. Bazen komik giysiler (erkek kıyafeti giyen kızlar ya da kız kılığına giren erkekler gibi.) giyenler de olur. Hıdrellez günü neşeli olmalıdır her şey. Pesnalar da öyle. Acıklı olanlar söylenmez o gün.

Hıdrellez sabahı kadınlar küplerin başından çiçek çıkarmaya gider. Erkekler de yazın çobanlık yapacak adamları belirlemek için mahalle meydanında toplanır.

Küpün başına; pesna söyleyen güzel sesli birileri ve mutlaka evlenmemiş genç bir kız geçirilir. İlk pesna söylenirken küp açılır. Genç kız sırayla içindeki çiçek demetlerini çıkarmaya başlar. Çıkardığını herkesin görmesi için havaya kaldırarak sallar. Üzerindeki özel nişan sayesinde herkes kendi demetini tanır. Her demet için ayrı bir dörtlük (mani) okur, pesna'cı kız (ya da kızlar). Kendi demetinin çıkarıldığını görenler; can kulağıyla dinler söylenen dörtlüğü. Kendi kısmetini anlatacaktır çünkü o. Çiçeğini küpe koyarken tuttuğu niyetin gerçekleşeceğine dair işaretler beklenir, pesna sözlerinden. Çiçek demeti ve pesna sözlerinin tesadüfen eşleştiği kabul edildiği için, ilgili kişinin yakın geceğinden haber veren bir tür fal gibi görülür bu olay. Yalnızca neşe ve umut yüklü pesnalar söylendiğinden, daima umutla dolar gençlerin yüreği. Pesnalar ve çiçek sallamalar küp boşalıncaya kadar sürer. Pesnası okunmuş çiçek elden ele uzatılarak sahibine ulaşır. Sahibi bazen gizler kendisini bazen de özellikle açık eder. Kendisini izleyen sevgilisi ya da yakınlarına iletilecek dolaylı mesaj anlamında da gelecektir bu davranışları. Bu aynı zamanda; gençlerin duygularını ifade etme fırsatıdır çünkü...

Bazen anneler delikanlı evlatları için de çiçek koyar küpün içine. Küpten çıkan çiçekle gelin adayı olarak gördükleri genç kızın başını ıslatırlar. Gerek bu davranışları ve gerekse genç kızın buna verdiği tepkiler; karşılıklı niyetlerin gayrı resmi ilanıdır aslında. Kimin kime gönül koyduğu belli olur sonuçta. Nişanlılık öncesi bir tür "sözlü" olma durumu gösterir çevreye. Başkalarının devreye girmesi ayıplanacaktır artık.

Çiçekler çıktıktan sonra küpte kalan su atılmaz. Türlü kokular barındıran bir çiçek suyu haline geldiği için; isteyen evine götürüp elini yüzünü yıkar onunla.

Sonra salıncaklara gidip sallanır gençler. Burada da genç aşıklar; birbirini sallayarak duygularını dışa vururlar.





 
İbrahim Kenar




Diğer yazılar için tıklayın


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla