



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |


|
|
|
|

Bu ülkede pek çok dil,gelenek, kültür ve yaşam biçimi yüzlerce yıldır
bir arada yaşıyor. Diğer pek çok ülkedeki gibi. 20. yüzyıla girilirken
siyasi atmosfere egemen olan ulus-devlet modeli, gelişmeyi ve gücü
"tek millet, tek devlet, tek vatan" gibi kolaycı ve tahripkar
bir formülün arkasına sığınarak baskıcı ve kendini her şeyin üstünde
kutsal bir değer olarak dayatan modeldi. Bu dayatmacı ve vesayet
devlet tarzında farklı renklere, farklı köken ve yaşam algısına
sahip kültürlere pek de yaşama hakkı tanınmıyor; eğitimden başlayarak
her alanda tektipleştirilmiş bir toplumsal model yaratılmaya çalışılıyordu.
Devlet bu "savaşımında" kuşkusuz başarılı oldu ama halkın
günlük yaşamına sirayet etmek o kadar da kolay değildi. Değişik
coğrafyalardan, farklı kültürlerden gelen izler, aradan neredeyse
yüzyıl geçmiş olmasına rağmen halen yaşıyor. Bizce çok önemli bir
değer, zenginleştirici bir etmen olarak bugüne intikal eden bu kültürel
ögeler, geçmişi ne olursa olsun, her birey tarafından anlaşılmaya
çalışılmalı, sahiplenilmeli ve yaşaması için ortak akılla oluşturulmuş
bir program uygulanmalıdır...

minidev'in
destekçilerinden sayın
İbrahim Kenar,
bir Pomak.
Pomak kültürünün yarınlara aktarılması için yoğun bir emek harcayan
İbrahim Kenar'ın bize ulaştırdığı bu ilk yazısı, detaylarıyla yaşayan
bir kültür olayını, Hıdırellez'i anlatıyor. İbrahim Kenar'ın kendi
kültürüne ilişkin yazılarını,
gelecek günlerde zevkle okuyacağınızı umuyoruz.
İbrahim
Kenar'ın
kendi türünde bir ilk olan Bir
Pomak Sevdası
adlı
şiir kitabı ile ilgili tanıtım yazısını da okumanızı, Pomakça ve
Türkçe olmak üzere
iki dilli bu kitabı en kısa zamanda edinmenizi öneriyoruz.

|
İbrahim Kenar:
Hıdrellez (Gergöv-Gergövden)
Hıdrellez-Gergöv-Gergövden; Anadolu, Balkan ve Kafkas coğrafyasında
yaşamış eski halkların yazın başlangıcı olarak kabul ettikleri
gündür. Bu nedenle çok eski zamanlardan beri "yılbaşı" ya da "yazbaşı"
bayramı olarak kutlandığı anlaşılmaktadır. Hıristiyanlık ve İslamiyet
öncesinde yapılan bu kutlamaların Pagan inanışlarla ilişkilendirilmiş
olması kaçınılmazdır.

Modern dinler kendilerini dayatırken bu tür Pagan kültleri yasaklamaya
gayret etmiş ancak toplum kültüründe izleri silinemeyecek derecede
yer edenleri kendi inanç akideleri ile yeniden tanımlama yoluna
gitmişlerdir. Hıristiyan teolojisinin; yok edemediği bu geleneğin
Pagan "Green Man/Yeşil Adam" kültü ile bağlantısını koparabilmek
için "Saint George" bayramı olarak kutsamayı tercih ettiği anlaşılıyor.

Saint George'un kişiliği de "Pagan kültleri yasaklama" arzusunu
açıkça göstermektedir. Çünkü o; Pagan tapımı reddettiği için Romalılar
tarafından öldürülen kahramandır. Kökleri Pagan kültlere dayanan
bir bayramın onun adına kutsanması şeklen korunan geleneği "içerik"
yönünden Hıristiyanlaştırma niyetini açığa çıkarır. Ancak garip
bir paradoksa da yol açar bu. Teolojistlerin niyetlerinden bağımsız
olarak geleneğin yeni adını benimseyen insanlar; Pagan efsane
kahramanlarına dair inançlarını bu kez "Saint George" adında yaşatmayı
sürdürmüştür.

Yüzyıllar sonra gelişen İslamiyet döneminde de Hıristiyanlığa
rağmen halk inançlarında "Green Man/Yeşil adam" kültünün hâlâ
yaşatıldığı anlaşılmaktadır. İslam teolojisinin Hıristiyanlığa
benzer kaygılarla giriştiği yeniden tanımlayarak kutsama faaliyetinde
öne çıkan "Hıdır" adının etimolojisi buna işaret etmektedir. Sözcük
Arapça'da "yeşil" anlamı veren "hadr" sözünden türemiştir. Hızır;
"Yeşil Adam/Green Man" anlamına gelir. Kur'an'da açıkça "Hıdır"
adından söz edilmemiştir. Kehf Suresi'nde (60-82. ayetler) isim
verilmeden anlatılan kişinin Yeşil Adam (Hıdır) olması gerektiği
kanısına varılarak, eskiden beri halk inançlarında yaşayan bir
kült kahramanı ile Kur'an arasında bağ kurma yoluna gidilmiştir.

Pomaklar'da da gözlenen Hıdrellez geleneğinin, zaman içinde uğradığı
bu dönüşümler; geçmişe dair ipuçlarına ulaşmak açısından önemlidir.
Pirin Pomaklarının bu geleneği "Gergöv" olarak adlandırdığını
görüyoruz. Rodop (Katrancı) Pomakları da aynı adlandırmayı kullanmaktadır.
Aren Pomakları'nda ise "Hıdrellez" adı kullanılmaktadır.

Hıristiyan Bulgarlar bu günü "Sweti Georgi" günü olarak kutlamaktadır.
Bu onların "Hagia George/Aya Yorgi/Saint George"ye verdikleri
addır. Pomaklar'daki "Gergöv" adı da "Georgi" adının farklı bir
söylenişidir sadece. Bu ise çok da uzak olmayan bir geçmişte Pomakların
bu geleneği "Sweti Georgi" günü olarak kutladıklarına işaret eder.
Yani "Gergöv" adı Hıristiyan geçmişten taşınan bir değer olarak
karşımıza çıkmaktadır. Aren Pomaklarında "Hıdrellez" adının kullanılması
Osmanlı sonrasında Batı Trakya'nın sahil şeridine iskan edilen
Türk nüfusla uzun süre yan yana ve içiçe yaşamakla alakalıdır
sanırım. Bunun sağladığı etkileşim Güney Rodop Pomakça'sındaki
Türkçe sözcük sayısının fazlalığında da gözlenmektedir.

Şimdi bu geleneğin nasıl yapıldığına bir göz atalım:
Hıdrellez gününden önceki akşam (5 Mayıs akşamı), küçük çiçek
demetleri hazırlar genç kızlar. Rengarenk çiçeklerden oluşan bu
demetçikler; gelin teli ya da değişik renkli iplerle, diğerlerinden
ayırdedilecek şekilde bağlanarak, bir küp içerisine biriktirilir.
Solmamaları için su da serpilir üzerlerine. En üste bir gül dalı
(trendafilski prachki) ve ayna konulur ve küpün ağzı kırmızı bir
kuşakla (Poyes) sarılarak bağlanır.

Kimi yerdeki Pomaklar ise bir gün öncesi dere kenarlarına iner,
'Gergöfki' tabir edilen sarı yaprakları olan bir çiçekten toplarlar,
bunları dalları ile birlikte "Kotli" (kazanın bir küçüğü olan)
bakraçlara konulur, ertesi sabaha kadar bahçede aya karşı bırakılır.

6 Mayıs sabahı kimisi o suyla duş şeklinde yıkanır, kimileri yüzlerini
yıkar sadece. O suya da 'Gergöfkili' ismi verilir. Ayrıca küp
içine bırakılan çiçek demetlerini toplanılan yerde varsa o ailenin,
yoksa komşu aileden küçük ama en sonuncu erkek çocuğuna (stırsık)
çektirirler. Demeti çekilen kız 'stırsık' olana hediye verir.
Bu yumurta da olur, para da.

Ertesi sabah "Hıdrellez (Ederlez)"dir. Erkenden kalkar herkes.
Açık bir alana çıkarak üstünü başını silkeler. Böylece kışın getirdiği
hastalıkların atıldığına inanılmaktadır. Eşyalar da silkelenir
aynı amaçla... Sonra leylaklarla (Zdravest-Geranium) yüzünü yıkar
insanlar. Sağlıklı yaşama arzusunu ifade eder bu. Ardından bayramlık
giysilerini giyen gençler, çiçeklerin küp içinde bekletildiği
evin bahçesinde toplanır. Bazen komik giysiler (erkek kıyafeti
giyen kızlar ya da kız kılığına giren erkekler gibi.) giyenler
de olur. Hıdrellez günü neşeli olmalıdır her şey. Pesnalar da
öyle. Acıklı olanlar söylenmez o gün.

Hıdrellez sabahı kadınlar küplerin başından çiçek çıkarmaya gider.
Erkekler de yazın çobanlık yapacak adamları belirlemek için mahalle
meydanında toplanır.

Küpün başına; pesna söyleyen güzel sesli birileri ve mutlaka evlenmemiş
genç bir kız geçirilir. İlk pesna söylenirken küp açılır. Genç
kız sırayla içindeki çiçek demetlerini çıkarmaya başlar. Çıkardığını
herkesin görmesi için havaya kaldırarak sallar. Üzerindeki özel
nişan sayesinde herkes kendi demetini tanır. Her demet için ayrı
bir dörtlük (mani) okur, pesna'cı kız (ya da kızlar). Kendi demetinin
çıkarıldığını görenler; can kulağıyla dinler söylenen dörtlüğü.
Kendi kısmetini anlatacaktır çünkü o. Çiçeğini küpe koyarken tuttuğu
niyetin gerçekleşeceğine dair işaretler beklenir, pesna sözlerinden.
Çiçek demeti ve pesna sözlerinin tesadüfen eşleştiği kabul edildiği
için, ilgili kişinin yakın geceğinden haber veren bir tür fal
gibi görülür bu olay. Yalnızca neşe ve umut yüklü pesnalar söylendiğinden,
daima umutla dolar gençlerin yüreği. Pesnalar ve çiçek sallamalar
küp boşalıncaya kadar sürer. Pesnası okunmuş çiçek elden ele uzatılarak
sahibine ulaşır. Sahibi bazen gizler kendisini bazen de özellikle
açık eder. Kendisini izleyen sevgilisi ya da yakınlarına iletilecek
dolaylı mesaj anlamında da gelecektir bu davranışları. Bu aynı
zamanda; gençlerin duygularını ifade etme fırsatıdır çünkü...

Bazen anneler delikanlı evlatları için de çiçek koyar küpün içine.
Küpten çıkan çiçekle gelin adayı olarak gördükleri genç kızın
başını ıslatırlar. Gerek bu davranışları ve gerekse genç kızın
buna verdiği tepkiler; karşılıklı niyetlerin gayrı resmi ilanıdır
aslında. Kimin kime gönül koyduğu belli olur sonuçta. Nişanlılık
öncesi bir tür "sözlü" olma durumu gösterir çevreye. Başkalarının
devreye girmesi ayıplanacaktır artık.

Çiçekler çıktıktan sonra küpte kalan su atılmaz. Türlü kokular
barındıran bir çiçek suyu haline geldiği için; isteyen evine götürüp
elini yüzünü yıkar onunla.

Sonra salıncaklara gidip sallanır gençler. Burada da genç aşıklar;
birbirini sallayarak duygularını dışa vururlar.




Diğer yazılar için tıklayın
|
|

Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|