Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


 

Güncelleme: 31. 07. 2004 cihandemirci@minidev.com

Gırgır'ın hikayesi-2

"Damdaki Mizahçı"nız Cihan Demirci geçen yazısında başladığı "Gırgır Dergisi" dosyasına devam ediyor. Şimdi 12 Eylül'ün hemen sonrasındaki dönemdeyiz...

1972 yılının Ağustos ayında yayınlanmaya başlayan "Gırgır" mizah dergisi üzerine başladığımız yolculukta geçen sayıda 1980 sonrası döneme kadar gelmiştik. 12 eylül darbesinin hemen ardından gelen 1981 yılı Türkiye'de "Banker"lerin ortalığı sarmaya başladığı bir yıl olmuştur. Bunların içinde en öne çıkan da; "Banker Kastelli"dir ve Kastelli 1982'de geride binlerce bankerzede bırakarak ülke dışına kaçar. Gırgır'ın bu dönemdeki en önemli uğraşlarından biri artık "Kastelli" gibiler olmaya başlar."

Bu zor dönemde Gırgır'ın politik ve muhalif tavrı adına en önemli olay 1981 yılında gerçekleşir. Gırgır dergisi, o dönem "Türkiyem" şarkısıyla ortalarda boy gösteren Müşerref Akay'ın Türk bayrağından bir kıyafetle söylediği bir kapak karikatürü yüzünden Temmuz 1981'de (Sayı:467) sıkıyönetim yasası gereği 1 aylığına (yani 4 sayı olarak) kapatılır. Dönem zaten gazetelerin sık sık kapatıldığı bir dönemdir ve piyango bu kez Gırgır'a vurmuştur. Gırgır dergisinin Temmuz 1981'de kapanışı aynı kadronun çıkardığı ikinci dergi olan Fırt'ta, derginin yönetmeni Tekin Aral'ın yazısının altındaki küçücük bir haberle şu şekilde duyurulmuştur:
"GIRGIR DERGİSİ 4 HAFTA SÜREYLE YASAKLANDI
İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, Gırgır mizah dergisinin 467 numaralı sayısının toplatılmasına karar vermiştir. Genelkurmay Sıkıyönetim Koordinasyon Başkanlığı da 1402 sayılı Sıkıyönetim yasasının 3/C maddesi gereğince Gırgır dergisinin 4 hafta süreyle basımını, yayımını, taşınmasını ve toplatılan sayısının birden fazla bulundurulmasını yasaklamıştır."

1978'de başlayan karikatürcülüğümün o dönemki en önemli vakası olan Gırgır dergisinin bir aylığına kapatılması o sıralarda profesyonelliğe adım atmış olup, henüz üniversitede okumakta olan benim gibi çiçeği burnunda bir mizahçıyı derinden yaralamıştı doğrusu. Çok kızmış, çok sinirlenmiştim bu yaşananlara. O sıralarda ben ilk kez profesyonelliğe adım atmış olup Ses dergisinin mizah eki "Atmaca"da çalışmaya başlamıştım. Henüz sadece 4 aylık bir profesyoneldim. Güzel Sanatlar Akademisinin Tekstil bölümünde okuyordum. İnadına o kapağın yer aldığı Gırgır'ı bir süre yanımda taşımıştım. Kendimce küçükte olsa bir tepki koymaya çalışarak.

"Türkiyem" adlı bu bayraktar şarkı o dönem her fırsatta gözümüze sokuluyordu. Bu şarkının yüzünden Gırgır'ın 1 ay çıkmaması biz mizahçıların bu şarkıdan daha da nefret etmesine neden olmuştu. Gırgır'ın çıkmadığı o bir aylık sürede, Gırgır ekibi soluğu diğer odada yani ikinci dergisi Fırt'ta almış ve Gırgır kadrosu bir ay boyunca sadece Fırt'ta yazıp-çizebilmişti.

Belki de bu kapanmanın getirdiği havayla Gırgır 1 ay sonra yeniden çıkmaya başladığında bir süre temkinli adımlar atmak zorunda kaldı. Dergide artık Özal'lı karikatürler görülüyordu. Ülkedeki sosyal sorunlar, örneğin: 5 milyon işsiz oluşu gibi konular kapak oluyordu. (10 Ocak 1982 sayı:488) Gırgır 1982'yi bu şekilde politik tavrını çok da öne çıkarmadan, satır aralarına sıkıştırarak götürdü. Kenan Evren eleştirisi açık açık değil, üstü kapalı karikatürlerle yapılabiliyordu. 1982'de yeni ve oldukça verimli bir eleştiri kaynağı bulunmuştu bu arada. Bu kaynak 1982'de uygulamaya geçen YÖK yasası ve o yasanın mimarı İhsan Doğramacı'ydı. Kenan Evren'e direkt çizilemeyenler belki de ufak ufak Doğramacı'ya yönelik çizilen eleştirel karikatürlerde gizliydi. Ancak 1983'ün Ekim ayında ülkede başlayan seçim havası Gırgır'ı yeniden canlandırdı. Özal-Sunalp-Calp üçlüsüyle girilen 1983 seçimleri dönemi ve sonrasında Gırgır birazcık buzdolabına kaldırdığı o muhalif ve politik tavra yeniden kavuştu. Özellikle Turgut Özal'ın seçimi kazanıp da Anavatan Partisi'nin iktidar olmasıyla birlikte Gırgır yeniden 1978-1979 yıllarındaki o canlılığını kazandı.

İşte 1983'ün sonlarında başlayan bu yeni süreç Gırgır'ın da tiraj olarak en parlak dönemine ulaştığı süreçtir. Gırgır 1987'lerin sonlarına kadar sürecek bu parlak dönem, 1989 sonunda Gırgır'ın el değiştirmesi ve bambaşka bir dergi haline gelmesiyle de tamamen noktalanmış olacaktır. Gırgır 1980'li yılların ortalarında 500 binlere yaklaşan satışıyla hem ülkenin en çok satan dergisi, hem de dünyada tiraj açısından 3. mizah dergisi olacaktır.

1983'lerdeki Gırgır'da dikkati çeken bir başka olgu da, artık dergide ustalaşmış genç bir kadronun başka arayışlar içinde oluşudur. Mizah dergilerinde 80'lerden önce pek fazla görülmeyen bireye özel küçük problemlere ilişkin karikatürler ve yazılar dergide artık daha fazla yer almaya başlar. Darbe sonrasının depolitize yorgunluğunu yaşayan Gırgır'da yavaş yavaş daha absürd konular da işlenir hale gelir. Sıkıntılı bir genç kuşağın içinden gelen genç çizerler o güne dek pek çizilmemiş, üzerinde durulmamış konular üzerinde yoğunlaşmaya başlarlar. Ergenlik karikatürleri, patlatılan sivilceler, kız-erkek arkadaşlığı, cinsel problemler, adet günleri, ilk gece sendromları, bekaret, kız isteme, kişisel bunalımlar, yalnızlık temaları vb. konular artık daha sık karşımıza çıkar.

Gırgır bu yıllarda "mizah öyküsü"ne yer vermektedir ki, bu da gözden kaçmaması gereken bir durumdur. Çünkü 80'lerin başlarında mizahımızda oldukça geriye düşen bir yazım türü haline gelmiştir mizah öyküsü. Karikatür ağırlıklı bir dergi olan Gırgır'ın "mizah öyküsü" yayınlamaya başladığı 80'li yıllarda mizah öyküsü yayınlatacak yayın pek yok gibidir. Ben ustam Oğuz Aral'ı "sevapları günahlarından fazla olan adam" diye tanımlarım yıllardır. Gırgır'ı mizah tarihimizdeki diğer dergilerden ayıran en önemli özelliklerden biri, bu derginin önce okuru, sonra da çizeri-yazarı olmanızdır. Şüphesiz 134 yıllık mizah dergiciliği tarihimizde pek çok mizah dergisi, kendi okurları içinden "mizahçı" yetiştirmiştir ama bunu "Gırgır" kadar ileri götüren bir dergi olmamıştır. Bu anlamda bir tabelasız bir "okul" gibidir Gırgır dergisi.

 

Önceki

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla