|
Temel'lerin
çoğunlukta olduğu bir ilimizde, Ordu'da demişler ki, "3 Aralık'ta
Dünya Sakatlar günü var. Bir jest yapalım, Belediye'ye sakat işçi
alalım..." Mevzuatı ayarlayıp koşullarını duyurmuşlar: "Sakatlar
kontenjanından veteriner, bayan inşaat teknisyen, ve temizlik işçisi
alınacaktır. Adayların gözü sakat olmaması, işitme kusuru bulunmaması,
konuşması düzgün ve kolu-eli sakat olmayacak, ayaklarında herhangi
bir özür bulunmayacak..."

Fıkra değil. 4 aralık Pazartesi günkü Hürriyet gazetesininin 25.
sayfasına bakanlar haberi okuyabilir. Pek çok sorunu giderdiğimiz
gibi, sakatları da "görmezden gelerek" sorun olmaktan çıkarıyoruz.
Sakatları yok sayınca, onların problemleri de ortadan kalkmış oluyor
kolayca. Bu nedenle sokaklarda, günlük hayatta sakatlarla karşılaşmıyoruz.
Öyle ki, meslek liselerine giriş sınavlarında bile, kekemelikten-şaşılığa
kadar hafif kusurlar bedensel özür kadar sayılıyor ve sakatlar okuyamıyor
bile! Normal yaşamı paylaşma hakkını vermediğimiz sakatlar, normal
insanlar gibi davranınca da, toplumun acıma hissini kaşıyarak günlerce
medya kuruluşlarında "müthiş başarı" kabilinden başlıklarla duyuruluyor...

Yılda bir gün, 3 Aralık'ta dünyanın sakatları seslerini duyurmak
için eylem yaparlar. Eylem de nedir? Sokaklara çıkmak, "normal"
insanlar gibi yürümek... Bu arada, dikkati çekmek için kiminin elinde
-taşıyacak dermanı, tutacak eli varsa- pankart, bayrak gibi şeyler
de olabilir. Ülkemizde de olur bu tip görüntüler. Pankartlarda,
sakatların da birer üretici olabileceği, sosyal-ekonomik yaşamda
bir rol üstlenebileceğine dair şeyler yazılıdır çoğunlukla. Bir
de, kent yaşamı düzenlenirken, sakatların ihtiyaçları da gözetilsin
istenir.

Görevi
toplum düzenini sağlamak ve kanunları uygulamak olan polis de bunu
bilir. Sakatların gösterileri izinlidir. İzin almamış dahi olsalar,
anayasal haklarını kullanarak taleplerini dile getirme haklarını
kullanmak isterler. Buna kimsenin itiraz etmemesi gerkir. Ama, Sakatlar
Günü olarak bilinen 3 Aralık'ta 28 kör, Tünel'den Taksim'e doğru
başlattıkları yürüyüşü tamamlayamazlar. 28 kör, tam techizatlı emniyet
güçlerince derdest edilir, karakola götürülür. İş kanunlarının uygulanmasını
isteyen 28 körden 7'si gözaltındadır, diğerlerinin ifadeleri alınır.
Gözaltındaki 7 kör, 6 Nokta Körler Derneği yönetiminde görevli insanlardır.

Sakatlarımız
yürür. İş ister. Biz utanırız. Yürüyen sakatları polis tartaklayarak
götürür. Biz iki kere utanırız. Körler, kendi alfabeleriyle yazdıkları
bildiriyi okumak isterler. Polis okutmaz, engel olur. Biz utanırız.
Olayı izleyen kişilerden bazıları, devletin gücünün sakatlara yetiyor
olmasını sevinçle karşılayabilirler. Hiç değilse devletin gücünün
yettiği bir kesim varmış diye düşünürler.
Diğer
yazılar için tıklayınız...
|