Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Tarihçe
Robert Schild
"Sitemizin bu bölümünde, Türk Yahudileri'nin yaşamı, gelenekleri, müzikleri, bazı özgün yemek tariflerine kadar varan kendilerine has özellikleri, öte yandan yüzyıllardır yaşamakta olan bu ülkeye sağlamış oldukları katkıları tanıtımayı sürdürüyoruz.

Türkiye, ender ülkelerde görülebilen bir "kültürler mozayiğini" oluşturuyorsa, bu sağlıklı birlikteliğin küçümsenmeyecek unsurlarından biri de, bir yandan çağdaş yaşama ayak uydururken, aynı zamanda dinlerine ve geleneklerine bağlılıklarını korumuş olan Yahudi Toplumu'dur.

Türk Yahudilerinin aynı din grubuna dahil olmakla birlikte, tarihi kökenleri açısından örf ve adetleri açısından bazı farklılıklar arzettikleri, kimilerimizce bilinmiyor. Önümüzdeki üç bölümde bu farklılıklara kısaca göz atacağız."

Türkiye Aşkenazları


Aramızda bugün yaşamakta olan 20 bini aşkın Türk Yahudisi'nin büyük çoğunluğu, 1492 yılında İspanya'dan Osmanlı topraklarına göç etmiş ve burada yeni bir vatan bulmuş "Sefarad"ların torunlarıdır. Ne var ki, bazı kaynaklara göre 250 binleri bulmuş olan bu mültecilerden daha önce de Doğu Avrupa'dan o zamanların Bizans İmparatorluğu'na gelmiş ve Osmanlıların Trakya ile Orta Anadolu'yu fethinden sonra daha rahat bir yaşama kavuşmuş olan Aşkenaz Yahudileri, bu toprakların daha eskileri sayılır. İbrani dilinde Sefarad sözcüğü İspanya ile, Aşkenaz ise Almanya ile eşanlamlıdır ve bu iki halk topluluğuna, dünyanın tüm Yahudi çevrelerinde rastlanılır. Beri yandan, sadece Türkiye'ye has olan Rum kökenli Romanoidler ile Kırım Yarımadası'ndan İstanbul'a gelmiş Karaitler de, ülkemizin Yahudi toplumu içerisinde bugün pek az sayıda olmalarıyla birlikte, ilginç geçmişleri ile "Türkiye kültürler mozaiği" içerisinde birer değişik "alt grup" oluştururlar.

Yahudi doktor.
1568 tarihli "Nicolay de Nicolay"'dan, ahşapbaskı. (www.mersina.com)
Sefarad, Romanoid ve Karait'lere önümüzdeki günlerde ayrıca değinilecektir. Bugün kısaca tanıtmak istediğimiz Türk Aşkenazları, özellikle 13. ve 14. Yüzyıllar boyunca, Almanya, Fransa ve Macaristan'daki çeşitli sürgünler sonucu gittikçe artan sayılarda Osmanlı topraklarına göç etmişlerdi. Buradaki yönetim ile uyum içinde yaşayan bu halk topluluğuna herhangi bir meslek kısıtlaması getirilmemiş olmakla birlikte, çoğunlukla ticaret ve küçük zanaatları seçmişlerdi, ancak aralarından, örneğin sarayda da görev almış birçok saygın hekim gibi bilim adamları da yetişmişti. Aşkenazların en yoğun bulundukları kent olarak Edirne bilinir. İşte burada 15.Yüzyılın başlarında, ilginç bir mektup kaleme alınır: Frankfurt asıllı Haham İsaak Zarfati, Avrupa'daki Yahudi cemaatlerine yönelen ve "Burada herkes, kendi incir ağacının ve asmasının altında huzur içinde yaşayabilir…" tanımlamasını da içeren bu tarihi mektubunda, Avrupa Yahudilerini Osmanlı topraklarına yerleşmeye çağırır. İlginçtir ki, daha çok Alman ve Fransız cemaatlerine gönderilmiş olan bu çağrı, S.Shaw gibi tarihçilerce, özellikle İspanya Yahudilerinin çok geçmeden ülkeye akın etmesine en büyük etken olarak görülmektedir.

Aynı dönemlerde Osmanlı Padişahlarının ve bu arada Kanuni Sultan Süleyman'ın "Almanlar Fermanı" diye bilinen çağrısı ile ülkeye daha çok Yahudi gelmesini sağlamak arzuları, çeşitli orta Avrupa ülkelerinden artan sayıda Aşkenazların da gelmelerine önayak olmuştu. Beri yandan 17. Yüzyıl boyunca, esir tüccarlarının eline düşmüş yüzlerce Aşkenaz genç erkek ve kadın, özellikle İstanbul Yahudileri tarafından satın alınarak bu kente yerleştirilirler. Daha sonraki yıllarda ise gerek Macaristan, Polonya, Moldavya ve Ukranya bölgelerindeki sefil yaşamlarını terketmek isteyen, gerekse 1880'li yıllarda Rusya'da başgösteren pogromlardan (Yahudilere karşı güdülen saldırılar) kaçan binlerce Aşkenaz başta İstanbul'a akın ederler. Bu arada, Almanya ve Avusturya'da Yahudi düşmanlığının gittikçe artması sonucu, bu ülkelerin çeşitli kentlerinden bazı aileler de, daha huzurlu bir ortam bulacaklarını inandıkları İstanbul'a yerleşirler.

Bunca değişik ülkelerden gelen ve birbirlerinden oldukça farklı ortamlar ile kültürel altyapılara sahip olan tüm bu Aşkenaz göçmenleri, tabiidir ki bir arada yaşadıkları İstanbul kentinde ayrı bir kümeleşmeye gideceklerdi. İşte, daha çok kırsal bölgelerden gelen Moldavya ve Ukranyalılar yanısıra, küçük zanaat sahipleri olan Rus ve Polonyalılar, beri yandan Orta Avrupa kentlerinden gelen ve çoğu okumuş Alman ve Avusturya Aşkenazları, ayrı cemaatlerde ve sinagoglar etrafında toplanmışlardı. Meslekleri de değişikti - meyhaneci, celep veya terziden, ithalat mümessili, şirket veya banka müdürü, hatta Sultan II.Abdülhamit'in dişçisine kadar

Gerek mutlak sayılarla sadece birkaç bini, gerekse Türkiye'deki Yahudi nüfusunun yüzde 3'ünü aşmayan Aşkenazlar, dini ve kültürel gereksinmelerini oldukça özerk biçimde yerine getirmekteydiler. Büyük çoğunluğu İstanbul'da - ve Yüzyıl devriminde özellikle Galata ve çevresinde - yaşamakta olan bu topluluk, kendilerine has makamlarda dua edilen üç ayrı sinagoga giderlerdi (ki bunlardan biri, yukarıda değinmiş olduğumuz ayrı kümeleşme sonucu Schneiderschul = Terziler Sinagogu olarak anılmaktaydı). Özerk bir yönetimi olan kendi cemaatleri bulunuyordu. Din adamlarını, yani dini konuları danışacakları rebbe ve sinagogda duaları okuyan kantorları, genellikle dış ülkelerden anlaşmalı olarak gelirdi. Bunlar arasında, 1900 yılında Almanya'dan davet edilen Dr. Markus, önceleri cemaatin Goldschmidschule, ardından ise Bene-Berit okullarında öğretmenlik ve müdürlük yapmış, engin dini ve felsefe bilgisi ile, sadece İstanbul Aşkenazlarının değil, Türk Yahudiliğinin gelmiş geçmiş en aydın şahsiyetleri arasında anılmaktadır.

Yüzyılımızın ilk yarısında örf ve adetlerinde Türk Sefarad toplumu ile oldukça büyük bir farklılık göstermiş olan Aşkenazların evlerinde konuştukları Yidiş dili, ağırlıklı olarak Ortaçağ Almancası, İbranice ve çeşitli Slav ile Romen dillerinin bir karışımı olup İbranice harflerle yazılır. Yüzyılımızın başında Aşkenazların kullandıkları Almanca, Rusça, Lehçe, Macarca ve Romence yanısıra, tüm evlerde konuşulan Yidiş, Aşkenaz ortak kültürünün ana ortamıydı. Ne var ki, bu topluluğun özellikle batıya yönelen göçleri sonucu, mevcudu bugün birkaç yüz kişiye inmiş olan Türk Aşkenazları, ülkedeki Sefaradlar ile ortak evlilikler sonucu kendilerine has etnik özelliklerini büyük çapta yitirmiş olup genel olarak "Türk Yahudi Toplumu"na entegre olmuş durumdadırlar. Yüzyılın başlarında Aşkenaz cemaat yetkililerince kurulmuş bulunan ihtiyarlar yurdu ve okul gibi kurumlar, bugün artık tüm Yahudi toplumuna hizmet vermektedir. Yılın her günü faaliyette bulunan sadece bir sinagogları kalmıştır. Ne var ki, son yıllarda genç bir ekip tarafından kurulmuş bulunan Galata Aşkenaz Kültür Derneği, tarihe karışmaya yüz tutan bu toplumun kültürel mirasını yaşatmak üzere çeşitli etkinliklerde bulunmaya başlamıştır ki, bunlar arasında Terziler Sinagogu'nun bir sanat galerisine dönüştürülmesi ile Yüksekkaldırım Aşkenaz Sinagogu'nun bu yıl kutlanacak olan "100. Kuruluş Yılı Günleri" yer almaktadır.

Kaynakça
Türkiye Aşkenazları hakkında daha ayrıntılı bilgiler edinmek isteyen okurlarımıza, (daha önce değinmiş olduğumuz kitaplar dışında) özellikle aşağıdaki yayınlar önerilir:
1- E.Groepler : İslam ve Osmanlı Dünyasında Yahudiler - Belge Yayınları, 1999
2- M.Grosman : Dr.Markus - Kendi Yayını, 1992
3- E. Frayman : Aşkenazlar - "Tiryaki" Dergisi, İstanbul, Sayı 34 - 36, 2000
4- S.Shaw : The Jews of the Ottoman Empire and Turkey - New York, 1991


Diğer Yazıları
Türkiye Yahudilerinin Kısa Bir Tarihi 1 (01.07.2000)
Türkiye Yahudilerinin Kısa Bir Tarihi 2 (16.08.2000)
Türkiye Aşkenazları (23.08.2000)
Türkiye Seferadları (07.09.2000)
Romanyotlar ve Karayitler (20.09.2000)
"Tişri" ayı ve "büyük bayramlar" (02.10.2000)
 

FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

YAHUDİ KÜLTÜRÜ

Editör'den

Türkiye
Yahudileri'nin
Tarihi


Bayramlar

Yemekler

Sinagoglar

Sözlükçük

Müzikler

Kitaplar

Mizah




Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 

Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla