



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR
|

Romanyotlar
ve Karayitler
 |
|
Karay
Sinagogu'nun içinden bir görünüm.
|
Türk
Yahudilerinin, aynı din grubuna dahil olmakla birlikte tarihi
kökenleri ile örf ve adetleri açısından bazı farklılıklar arzettiklerini,
son iki bölümde değinmiş olduğumuz Aşkenaz ve Sefarat
toplumlarını kısaca tanımlarken, iki ana örneği ile görmüştük.
MiniDEV'in bu "mini" dizisinin son bölümünde ise, Türkiye'ye daha
da önceleri gelmiş olan, "Romanyot" ve "Karayit" toplumlarına
kısaca göz atacağız.

Romanyotlar, Türkiye Yahudi Tarihini irdelemiş olduğumuz
ilk bölümde sözü edilen, Bizans döneminin Yahudileriydi. Soyadları
Yunanca kökenli olup (örneğin, bugün halen rastlanan Galico,
Galimidi, Papo, Polikar, Politi), aile
içinde Rumca konuşurlardı. Sinagoglarının adları Rumca olduğu
gibi, dualarının bazıları dahi bu dilde okunmaktaydı (bu tür duaların
külliyatı "Mahzor Romania"da toplanmıştı) - dahası, 1547
yılında kutsal Tora Kitabı bile Yunancaya çevrilmişti. Romanyotlar'ın
kendilerine has gelenekleri, doğal olarak Yunan yaşam tarzına yakın
olmuştu.

Ne var ki, ağırlıklı olarak 16. Yüzyıldan başlamak üzere, Romanyotlar
çoğunlukla Sefaratlar ile ortak evliliklere girdiklerinden,
yalın toplum unsurları gittikçe yitirilmeye yüz tuttu. Halk dilinde
"Gregos" olarak bilinen Romanyotlar'ın büyük İstanbul
Sinagogu 1660 yılında, Sofya'daki 1898 'de kapandı, Edirne'deki
ibadethane ise 1905 yılındaki yangından sonra yeniden açılmadı.
Günümüzde Türkiye'de etkin bir varlıklarından ne yazık ki söz edilemez.

Karayitler'in
ise, az sayıda olmakla birlikte, İstanbul'un güncel Yahudi toplumunda
halen yeri olup, Hasköy'de çok eskilere dayanan, ilginç bir
sinagogları bulunmaktadır.

"Kara'im" terimi, tarihçilerce kabul görmüş İbranice "Ba'alei
ha-Mikra" ("yazıtların halkı") eşanlamı ile bilinir. Gerçekten
de bu toplum, Yahudilerin ana din kitabı olan Tora Yazıtları'ndan
başka bir kaynak tanımaz, diğer bir ifade ile sözel kuralları
kendi inancı için bağlayıcı bulmamaktadır. Yahudiliğin diğer
kutsal kitabı olan, ancak sözel gelenek ve kuralların bir toparlamasını
oluşturan Talmud, Karayitlerce tanınmamakta. İnançları
ve dini uygulamalarının tek kaynağı Tevrat olduğundan, bazı
dini bayramları değişik biçimde kutladıklarından ve birtakım dini
gelenek ve göreneklere özellikle uymadıklarını belirtmelerindendir
ki, Karayit toplumu diğer Yahudilerce ayrıksı bir tür
mezhep olarak görülüyor. Bu cümleden, İsrail dışında hemen hiçbir
ülkede (Türkiye dahil olmak üzere), Karayitler'in diğer Yahudiler
ile evlenmelerine dinen izin verilmez. Tam olmamakla birlikte,
bu toplumu Hıristiyanlığın "Protestanları"na benzetebiliriz.

Karayit akımı, M.S. 8. yüzyılda Babil'deki din adamları arasında
başgösteren bir ideolojik çekişme sonucu, Anan ben David tarafından
oluşturuldu. Kurucularının "Tora'yı dikkatlice incele - ancak
benim yorumlarıma asla güvenme" biçimindeki ana deyişi, bu akımı
özet olarak simgeler.

Anan'ın yandaşları, Karaizmi ölümünden sonra da yaymışlar
ve Mezopotamya üzerinden başarılı bir biçimde Filistin topraklarına
taşımasını bilmişlerdi. Burada yaşamakta olan Yahudiler arasında
oldukça büyük bir cemaat oluşturulmuş ve üç asır boyunca birçok
değerli Karayit bilgin yetişmişti. Ne var ki, 1099 yılındaki
ilk Haçlı Seferi orduları Kudüs'ü istila ettiklerinde, Karayit
cemaatinin ileri gelenleri, sığındıkları sinagog'da canlı olarak
yakılmıştı. Bu olayın ardından cemaat dağılmaya başlamış ve -tutunamadıkları
İspanya yanısıra - öncelikle Mısır, Anadolu, Kırım Yarımadası ve
Litvanya'ya göç etmişti.

1172
yılında Constantinopolis'i ziyaret eden seyyah Tudela'lı Bünyamin,
bu kentte 500 kadar Karayit'in yaşadığını "Seferha"
adlı seyahatnamesinde belirtir. Daha sonraki Osmanlı kayıtlarından
da görüldüğü üzere, bu toplum üyeleri daha çok Edirnekapı, Balat,
Balıkpazarı ve Galata'da yaşamaktaydı. Kesin olarak kanıtlanmamış
olmakla birlikte, birçok tarihçi "Karaköy" semtinin adının,
"Karay'ların Köyü"nden türemiş olduğunu savlar. Aynen Sefaratlar'a
karşı olduğu gibi, Osmanlı yönetimi Karayit göçmenlere karşı
da hoşgörüyü esirgememişti. Bu olumlu hava içerisinde, 15. ve 16.
Yüzyıllarda Karayitler ile diğer Türk Yahudileri arasında
ortak kültürel çalışmaların bir doruk noktasından söz edilebilir.

17. Yüzyıl'ın bazı seyahatnamelerinde, İstanbul'da büyük bir Karayit
cemaatinden söz edilirken, o dönemin ana yerleşim yerleri olarak
Haliç kıyısı ve özellikle Hasköy anılıyor. Gerçekten de, bugün İstanbul'daki
tek Karayit Sinagogu, Bizans zamanında kurulmuş, birkaç kez
yanmış, 1536'da büyük bir onarımdan geçmiş, ancak 1774 yılındaki
büyük yangının ardından 1800'de yeniden inşa edilmiş olan Hasköy
"Kadoş be Kuşta Bene Mikra" Sinagogu'dur.

Karayitler, halkbilimcileri için aslında ilginç bir örnek
oluşturur. Bir yandan kendilerini "sami" ırkı kökenli saymazlardı,
beri yandan Bizans dönemindeki yaşamlarında edindikleri Rumca dili
alışkanlıklarını yüzyıllar boyunca sürdürmüşlerdi, bunun dışında
ise, komşu Kırım Yarımadası cemaatleri ile yakın bir diyalog sürdürdüklerinden,
kimileri Rus kökenli isimler taşır (örn. İlya gibi).

İstanbul Karay Cemaati, aynen diğer Yahudi cemaatlerinde
olduğu gibi, özerk bir yönetime sahipti. Padişahtan elde
etmiş oldukları ferman ile yönetim kurulları, kendi eğitim ve yardım
kurumlarını işletmekteydi. Ne var ki, yukarıda kısaca sözü edilen
dini ayrılıkları nedeniyle Türkiye'nin diğer Yahudileri tarafınca
kabul görmemişlerdi. Bu nedenle kendi yalın varlıklarını günümüze
değin sürdürmüş olmalarına karşın, 17. Yüzyıldan başlamak üzere
yoğun biçimde Kırım Yarımadasına göç ettiklerinden, İstanbul'da
sadece 40-50 aile olmak üzere, Türkiye'deki Karayit mevcudu
büyük ölçüde azalmıştır.

İşte, günümüzde "halklar mozayiği"nin yitirilmesi ile ilgili hüzün
verici bir örnek daha!

Karayitler ile ilgili
kaynaklar:
- Y. Besalel : Osmanlı ve Türk Yahudileri; Gözlem Yayınları, 1999
- N. Güleryüz : İstanbul Sinagogları; Kendi yayını, 1992
- I. Karmi : Jewish Sites of İstanbul - ISIS Yayınları, 1992
|
| |
|

FARKLI RENKLER FARKLI KÜLTÜRLER

SÜRYANİ
KÜLTÜRÜ

ERMENİ
KÜLTÜRÜ

RUM
KÜLTÜRÜ

YAHUDİ
KÜLTÜRÜ

Editör'den

Türkiye
Yahudileri'nin
Tarihi

Bayramlar

Yemekler

Sinagoglar

Sözlükçük

Müzikler

Kitaplar

Mizah


Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|