Hanuka
(veya 'Işıklar') Bayramı

Musevi
dini ile ilgili bayramlar arasında, İbrani takviminde Kislev ayının
25. gününe (günümüz takviminde Aralık ayına) rastlayan "Hanuka"nın
özel bir önemi vardır. Bu bayram, Yunan medeniyetini benimsemiş
Suriyelilerin M.Ö. İkinci yüzyılda işgal etmiş oldukları Ortadoğu
topraklarının, Yahudilerce kurtarılmasını kutluyor.

Kral IV. Antiochus Epiphanes, ele geçirdiği bu bölgedeki
Yahudi halkını tek tanrılı dininden uzaklaştırmak için zor kullanır.
Kudüs'teki kutsal tapınağa Zeus adına bir sunak eklenir ve Musevilikteki
tüm yasaklar çiğnenir. Musa Peygamber'in yolundan Zeus
tanrılar hanedanı putperestliğine geçmek istemeyenleri ise işkence
ve ölüm beklemektedir.

Kimi Yahudiler, daha rahat bir yaşamı seçerek bu değişikliklere
ayak uydurur. Öte yandan, bu baskıya dayanamayan ve daha sonra
tarihe "Makabiler" olarak geçecek olan bir Yahudi kavmi,
Suriyelilere başkaldırarak, bir çeşit "gerilla" savaşı sonucunda
düşmanı bozguna uğratır ve tüm bölgeyi bağımsızlığa kavuşturur.

Bu arada ilginçtir ki, Suriyelilerden arındırılmış olan Kudüs
kentindeki büyük tapınak kurtarılıp temizlenmesinin ardından,
kutsal kandilleri yakmak için elde kalmış olan - ve aslında bir
günde tükenmesi beklenen - yağın, sekiz gün boyunca yanması, bir
mucize olarak addedilecektir.

B
u
olayın anısına, günümüze dek hemen her Yahudi ailesinde sekiz
kollu bir şamdanda sekiz gün boyunca her akşam yeni bir mum yakılarak,
sönmeden canlı kalan kandil simgelenmektedir. Mumlar genellikle
ailenin çocukları tarafından yakılır ve konu ile ilgili kısa bir
dua okunur. "Hanuka"nın bir diğer adı ise "Işıklar Bayramı"dır.

Bu
tarihi olay, Yahudi yaşamı ve felsefesinde bazı önemli simgeler
oluşturur. Şöyle ki:

-
M.Ö. 167 yılında, Kral IV. Antiochus'un Yahudi kıyımına
dayanamayan yaşlı Matatyahu Akohen ile oğullarının, tarihe
"Makabiler ayaklanması" olarak geçmiş başkaldırıları, aslında
özümlemeye karşı verilmiş bir savaşımdır. Nedeni ise, o ezinç
döneminde birçok Yahudi'nin Antiochus'un baskısına uyarak kimliklerini
geride bırakıp, adlarını (örneğin Yeşua'dan Jason'a) değiştirip
gittikçe "Yunanlılaşmalarıydı".

-
Binyıllar boyunca görmüş olduğu tüm kıyımlara karşın, Yahudi toplumunun
bugüne dek ayakta kalabilmiş olması, tek günlük bir mumun sekiz
gün süresince yanmış olması gibi, başlıbaşına bir mucize olarak
görülmelidir. Salt doğa kurallarına göre çoktandır sönmüş olması
gereken bu ışık ve yaşam, yılmadan parıldıyor ve sürüyor!

-
Ayrıca, tüm Yahudi bayramlarının arasında "Mukaddes Kitap"ta
(yani "Tora"da) tek yer almayan, Hanuka'nın öyküsüdür.
Öte yandan, Matatyahu'nun bu başkaldırısı ile oğullarının
kahramanlıkları, Makabiler tarihinde ayrıntılı bir şekilde
anlatıldığı gibi, M.S. Birinci yüzyılda yaşamış olan ünlü Yahudi
tarihçi Josephus dahi, bu olayları naklederken, o dönemden
başlamak üzere Kislev ayında kutlanmakta olan bir "ışıklar
bayramı"ndan söz eder. İşte buradan hareketle, Yahudi halkının
toplumsal geleneklerinin sadece din kökenli olmayıp, özgün
tarihinden de kaynaklandığı savlanabilir.

Dini
uygulamalar, özellikle tarihin kanıtladığı olaylara dayandırılabildikçe,
daha büyük bir coşku ile kutlanmaz mı sizce?
