Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






Robert Schild


Pesah Agada'sının evrensel anlamı




Sefarad Yahudi kültürünün en önemli belgelerinden biri olup, 14. Yüzyılın ikinci yarısında Kuzey İspanya'da yazılmış ve 1894 yılından beri Saraybosna Ulusal Müzesi'nde bulunan, muhteşem resimlerle bezeli, paha biçilmez bir elyazması olan Saraybosna Agadası'nın tarihçesi, yeni yayımlanmış bir kitabın önsözünde yer almaktadır. Bu kitap, bir önceki ay bu sitede tanıtmış olduğumuz "Kumların Örttüğü Yollar" başlıklı Çağdaş Sefarad Şiirleri Antolojisi'dir.

Neve Şalom Vakfı Barın Yurt Huzurevi'ne(Tel. 0212- 249 56 64) yapılacak bir bağış karşılığında, ilgilenenlere armağan edilebilecek olan bu Antoloji'nin önsözünde, editör Dr. Armin Eidherr şöyle yazıyor:

"Şu an elimde, bu Agada'nın büyük emeklerle 1988 yılında Saraybosna'da yayınlanan tıpkıbasımı duruyor. Sayfalarını karıştırırken, bu kitabın az kişinin bildiğini sandığım öyküsü geçiyor gözümün önünden... ve bu öykü, aynı zamanda bir halkın tarihini de yansıttığı için, birkaç cümleyle de olsa onu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Saraybosna Agadası, aynı zamanda Ortaçağ İspanyasının en ünlü Yahudi ozanlarının İbranice yazdıkları şiirlerden bir derleme içermesi nedeniyle, tarihçiler için olduğu kadar, sanat tarihçileri için de değerli bir belge sayılmaktadır. Bu kitap, 1492 yılında, yani yazıldıktan yüz yıldan da uzun bir süre sonra, İspanya'dan "göç ederek" uzun bir yolculuğa başlamıştır...

1510 yılında Kuzey İtalya'da el değiştirdiği sanılan Saraybosna Agadası'nın gittiği bir sonraki "durak" ile ilgili kayıtlara, ancak 1609 yılında rastlayabilmekteyiz. O tarihte hâlâ İtalya'da olduğunu kesin olarak biliyoruz, çünkü: Papalığa bağlı bir sansür görevlisi kitabı incelemiş, mahsurlu bulduğu bazı sözcükleri kazımış ve metnin son sayfasına kendi elyazıyla "Revisto per mi giovanni domenico vistorini 1609" (~ "tarafımdan incelenmiştir - Giovanni Dominico Vistorini 1609") şerhini düşerek, kendini ölümsüzleştirmiştir. Bundan 285 yıl sonra, Saraybosna Ulusal Müzesi, artık şehrin yerlilerinden olan Sefarad Kohen Ailesi'nden bu eseri satın almıştır.

Naziler 1941 yılında Saraybosna'yı işgal ettiklerinde, müzeden bu Agada'yı almak istemişler, ancak müze müdürü kitabı kaçırarak, şehir işgalden kurtarılana dek yakınlardaki bir dağ köyünde saklamayı başarmıştır. Agada bugün müzenin en değerli teşhir parçasıdır.

Üzerindeki şarap lekeleri, çocuk karalamaları (yazı alıştırmaları, resimler, çizimler), yetişkin elinden çıkma notlar ve benzeri yaşam izlerinden de anlaşılacağı üzere, 1894 yılında satılana kadar, bu Agada kullanılan bir kitaptı. Saraybosna Agadası, "habent sua fata libelli" (~ "kitapların kendi kaderi vardır") deyişini günümüzdeki anlamıyla doğrulamaktadır."

"Kitapların kendi kaderleri vardır" - insanların da, hatta halkların bile! Yahudi halkının kaderi, yüzyıllar değil, binyıllar boyunca takip, zulüm ve kıyım ile içiçe geçmiştir - Mısır firavunlarından başlayarak, İspanyol engizisyonu üzerinden Ortaçağ hükümdarlarına ve oradan Rus Çarlarının kâh göz yumdukları, kâh özendirdikleri pogromlardan Nazi Soykırımı'na kadar...

Yahudi geleneklerine göre Pesah Bayramı'nın (bu bayram hakkında daha ayrıntılı bilgi için Pesah Bayramı ve Özgürlük sayfasını tıklayınız) ilk iki akşamı ailece kurulan sofrada okunan "Agada"da, Yahudi halkının nasıl kurtuluşa doğru yol aldığı anılır. Bu satırların yazarı ise, o gecelerde, diğer bir din mensubu olan Hıristiyan siyahi ABD kölelerinin şu anlamlı ilahisini içinde mırıldamadan edemez: "Go down, Moses...Go down to Egypt's land! Tell old Pharaoh: Let my people go!"

Hıristiyanlığı bir çeşit umut diyarı olarak seçmiş olan bu kölelerin 19. Yüzyılda hep birlikte söyledikleri bu kışkırtıcı şarkılarında, Musa'nın Yüce Tanrı'nın buyruğu ile Yahudileri esaretten kurtaran bu haykırış niye yer alıyordu acaba? Nedeni çok basit - ve, geriye baktıkça, belki ancak bugün tam olarak anlaşılabiliyor: Tanrı'nın üç bin yıl önceki buyruğunu bu yoldan aktaran bu bahtsız, ama umutlarını yitirmemiş insanlar, aslında tüm dünya dinlerinde eşit olan özgürlükçülüğü savunuyordular!

İşte, tüm dünya Yahudilerinin bu günlerde kutladığı Pesah bayramının asıl, "dinler dışı" ve "uluslar üstü" anlamı budur: Bireylerin - hangi dinden olurlarsa, olsunlar - özgür ve "insanlığa" (ne demekse!) yaraşır biçimde yaşama haklarının kutsallığı ve dokunmazlığı...

Binyılların gösterdiği gibi, Yahudi halkının varlığının da hiçbir güç tarafından ortadan kaldırılamadığı gibi...

 

FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

YAHUDİ KÜLTÜRÜ

Editör'den

Türkiye
Yahudileri'nin
Tarihi


Bayramlar

Yemekler

Sinagoglar

Sözlükçük

Müzikler

Kitaplar

Mizah




Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla