Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






Robert Schild

Kimlerin "çatışması"nı yaşıyoruz?

Dünyanın üç büyük simavi din mensuplarının yüzyıllardır uyum içinde yaşamış olan, beri yandan gerçekten de "Batı ile Doğu arasında bir köprü" konumundaki Türkiye'mizde, Dünya'da yeniden hortlamış bulunan "uygarlıklar çatışması" türündeki yakıştırmalar, özel bir ilgi ile izleniyor. Bu nedenle, Kasım aynın yazısını bu tartışmalı konuya ayırmayı duşündük.

Eskilerin kullandığı "Değişmeyen tek şey, değişimdir" savsözü, 11 Eylül'de kazandığı büyük ivme ile "Bugünden sonra, artık hiçbir şey aynı olmayacak!" biçiminde çağdaşlaştırıldığını gördük... Gerçekten de o günün akşamında, "Batı" ve özellikle ABD dünyasının o ana dek duyumsadığı güven ve üstünlük, yerini kuşku ve tedirginliğe bırakırken çağdaş "Hıristiyan uygarlığı"nın kimi sözcüsü, İslam dünyasına karşı hoşgörü'nün tam karşıtı bir tutum sergilemeye başlamıştır.

İşte, Samuel Huntington'un 1973 tarihli "The Clash of Civilizations" başlıklı bir yazısı ve ardından gelen, büyük tartışmalar uyandırmış aynı başlıklı kitabında söz ettiği "uygarlıklar çatışması", tarihten bugüne dek süregelen "dinler çatışmasının" bir devamı veya genişletilmiş biçimi olarak, yeniden gündeme gelmiştir. Kimi yorumculara göre bu çatışma, Hıristiyanlığı seçmiş olanların, putperestlerce arslanlara yedirildiği; bilime kucak açanların, Katolik engizisyonu tarafınca yakıldığı; barış içinde yaşayan İslam halklarının, gözü dönmüş Haçlılar tarafınca kılıçtan geçirildiği; Musa'ya inananların, Ortaçağın yeni yetme kralları veya Yakınçağın gözü dönmüş diktatörleri tarafınca katledildikleri tarihteki "din kıyımı"nın çağdaşlaştırılmış olanıdır sadece...

Oysa ki, Tanrı "...ve komşunu kendin gibi seveceksin" (Levililer, 19/18) buyurmamış mıydı, üç büyük simavi dine tapanların inandıkları ve kabul ettikleri "Eski Ahit"e göre? İsa ise, "...ve senin sağ yanağına kim vurursa, ona ötekini de çevir" (Matta, 5/39) diyor, İslam dininin de tanıdığı "Yeni Ahit"te. Yukarıda sözünü ettiğimiz "Hoşgörü" ise, Ortaçağ'dan bu yana İslam dünyasına belki de en büyük ayrıcalığı kazandıran olumlu özelliği simgelemiyor muydu?

Ne var ki, İslam tarihçisi Bernard Lewis'in "Atlantic Monthly" Dergisi'nin Eylül 1990 sayısında yayımladığı "The Roots of Muslim Rage" başlıklı incelemesinde irdelediği nedenlerle, özellikle Arap dünyası "Batı"ya karşı gittikçe artan bir tepkiler yumağının içerisine çekilmeye başlanmıştı. Müslüman-Hintli yazar Salman Rushdie, 2 Kasım 2001 tarihli New York Times'da yayımlanan bir yazısında bu tutumun ana nedenleri arasında "Westoxication" (= "Batı zehirlenmesi") olarak tanımlanan, "Batı"nın kötü etkilerinin özellikle köktenci İslam dünyasındaki yorumunu görmekte. Öte yandan, "Batı" dünyası da -sadece sokaktaki "lümpen" takımının değil, düşün öncülüğü yapan birtakım yazar ve siyasetçi tarafınca- İslam'a karşı dil sürçüp (?!) kalem oynatmaktadır - Bush'un "haçlı" benzetmesi bir yana, Berlusconi'nin "Batı uygarlığının daha üstün olması" savından ünlü gazeteci-yazar Oriana Fallaci'nin "Avrupa kültürünün İslamlaşması" gibi mesnetsiz korkusuna dek.

İşte, bu karşılıklı "atışmalar"ın etkisiyle, ana terör olgusunun gölgesinde yöresel şiddet olaylarının çıkagelmesi, şaşılacak bir sonuç olmayacaktır; Ekim'in son günlerinde Pakistan'da bir kiliseye yapılmış olan saldırı, kuşkusuz Huntington'cuların da ekmeğine yağ sürmüştür. Beri yandan, Rushdie'nin yukarıdaki yazısında "uygarlıklar çatışması" kuramına karşı ileri sürdüğü şu sava da kulak vermek gerekir: Yazara göre, İslam dünyasındaki çeşitli fraksiyonlar arasındaki ikilem ve düşmanlıklar, "Batı" veya "Yahudiler"e karşı olanından kat kat üstündür - o halde, nerede kaldı "uygarlıklar" arasındaki çatışma?!


Bu düşünceyi bir adım daha ileriye götürecek olursak, varacağımız sonuç bizi - ne dersiniz kime? - "kirli politikacılara" götürecektir. "Uygarlıkları" veya dini kendilerine alet edinip "çatıştıran", her daim siyaset yapanlar olmuştur - ve buradan, Machiavelli'nin dini "siyasete", ahlâkı ise "hikmeti hükûmete" bağlayan, siyasi düşünce amaçlarının süreçten önde geldiği kuramına dönmüyor muyuz? Eski İran Cumhurbaşkanı Ebulhasan Beni Sadr, 30 Ekim 2001 tarihli Le Monde gazetesinde yazmış olduğu "Batı'nın iki yüzlülüğü" başlıklı incelemesinde, "Taliban'ın; idaresi Amerikalılar, parası Suudilerce, mekânı ise Pakistanlılar tarafından sağlanan bir İngiliz fikri" olduğunu öne sürerken, bir bakımdan şiddetin böylece Batı'dan Doğu'ya yönelip, sonuçta terör olarak doğudan Batı'ya geri döndüğünü anıştırmak istemiyor mu?

İşte bu düşünce ve yorumların ışığında, çatışmanın aslen "dinler" ve "uygarlıklar" arasından değil, ancak bu ortamları ustalıklı biçimde kullanmasını bilen siyasetçilerin "mutfağında" doğup, bu yoldan kitlelere "ihraç" edildiği açıkça ortaya çıkmıyor mu...?

 

FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

YAHUDİ KÜLTÜRÜ

Editör'den

Türkiye
Yahudileri'nin
Tarihi


Bayramlar

Yemekler

Sinagoglar

Sözlükçük

Müzikler

Kitaplar

Mizah




Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla