Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






Robert Schild


İsrail, romantizm ve reelpolitik

11 Eylül olaylarının ardından, gerek A.B.D.'nin değişen jeopolitik bakış açısı, gerekse bazı çevrelerin terörün kökenini Ortadoğu bunalımında görmeleri, İsrail devletinin içinde bulunduğu önemli sorunları yeniden gün ışığına çıkarmıştır. "Kutsal Topraklar"dan kovuldukları 2000 yıl sonra, dünya Yahudileri için Yirminci Yüzyıl'ın ortasında yeniden bir vatan olarak belirmiş İsrail devleti, bugün şu iki ana çıkmaz ile karşı karşıyadır:

1) Ülkeyi saran "köktendinci / laik" - "şahin / güvercin" - "eski / yeni" - "İsrailli Arap / Yahudi" - "zengin / fakir" gibi ikilemler arasında boğulan iç siyasetinin denetimi, uçsuz bucaksız bir ideolojiler çeşitliliğini sergileyen onbeş dolayında parti tarafınca, ancak 'kıl payı' sağlanabiliyor...

2) Bugüne dek Mısır ve Ürdün gibi Arap devlet başkanları, öncelikle kişisel ve ardından ulusal çıkar dürtülerinin ışığında, İsrail ile devletlerarası anlaşmalara imza atmış olsalar da, ülkenin karşısında, sayıları gittikçe artan ve yakında Yahudi nüfusunu geçecek bir halk topluluğunun bulunduğu, en azından "ikinci intifada"nın ardından apaçık ortadadır.

İşte bu iki ana sorundur, İsrail'in belini büken. Yoksa, bazı siyasî yorumcularca "işgalci" veya "yapay" bir devlet olarak tanımlanması, derinlemesine tartışılabilecek (ve özellikle bu ikinci benzetme, kesinlikle yerilebilecek) kişisel görüşlerdir!

1921 Mayıs ayının ilk günlerinde Jafo'da ayaklanan bazı Araplar, o kente yerleşmiş 43 Yahudiyi öldürmüş, yüzlercesini de yaralamıştı. "Sıfırıncı intifada" olarak adlandırabileceğimiz bu olayın ardından Almanya'da yayımlanan bir Yahudi dergisinde, siyonist düşüncelere yakın olan dokuz bilim adamı, felsefeci ve yazar, ilk kez "Araplar ile birlikte yaşamanın" tartışmasını başlatmışlardı. Aralarında daha sonra "World Jewish Congress"in başkanlığını da yapacak hukukçu Nahum Goldmann ve yazar Arnold Zweig'ın da bulunduğu bu saygın kalemler için, çare şöyle özetlenebiliyor: "Filistin'i 'Erez Israel' (= İsrail Devleti) yapmak için, bu ülke iki halk topluluğunun olmalıdır!" Yüzyıllar boyunca azınlık olarak yaşam vermiş bir halkın "ta kendisi" olan Yahudiler için "bu tür bir yeni, ulusal birliktelik modeli"ni yaratabilmek, bulunmaz bir olanak sayılıyordu!

Dahası - Yahudilerin sırtlarını Avrupa'ya çevirip, "Pan-Aysatizm" olarak adlandırdığı bir akıma yönelmelerini savunan Avusturyalı yazar Eugen Hoeflich için bu eşgüdüm, o dönemin Avrupa emperyalizminden uzak bir "Sami halklar birliği" olacaktı...


Bu düşünceler, kimilerimize fazlasıyla "romantik" gibi gelebilir. Ne var ki, "ikinci intifada"nın geliştiği Ekim 2000'de, İsviçre'nin saygın gazetelerinden "Neue Zürcher Zeitung", "Kutsal topraklardaki tüm nüfus, ancak birbirlerine eşit olarak kabul edildiğinde, barış olabilecektir - ve bu süreç, daha çok uzundur" türünde bir yorum getirecekti.

- Temmuz 1994'de ise, İsrail'li asker Arik Frankenthal'ın Hamas tarafından öldürülmesinin ardından babası Yitzhak, Yahudi ve Arap anne-babalarla bir "Ebeveynler Kuruluşu"nu yarattı ve o günden bu yana "barışın aşağıdan yukarıya doğru sağlanması" konusunda uğraş gösteriyor.

- FKÖ ile ilk kez 1974 yılında ilişki kurmuş olup 1982'de Yaser Arafat ile ilk görüşen İsrail'li politikacı Uri Avneri'nin bu konudaki çabaları, "Gush Shalom" (Barış Cephesi) örgütü aracılığı ile sürmektedir.


Theodor Herzl'in bundan tam 99 yıl önce yayımladığı "Alt-Neuland" ("Eski-Yeni Ülke") başlıklı, Filistin topraklarındaki bir ülkeyi konu edinen "ütopik" romanı da, o dönemde kimilerince Jules Verne'in bilim-kurgu türüne yakın ve gerçek dışı bulunmuştu. Ne var ki Herzl'in, Yahudiler ile Arapların barış içinde birlikte yaşadıkları bu "romantik" düşü, 1921'de zorunlu olarak gelişmiş ve yukarıda değinilen "romantizm" ile -hele günümüz için- birtakım yön verici iletiler taşımıyor mu?

- İşte bu bağlamda, "ütopia" ile "realpolitik" arasındaki dairenin artık kapatılmasına sıra gelmiş gibi görünüyor...



(Bu yazının ana hatları "Şalom" Gazetesinde yayımlanmıştır)

 

FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

YAHUDİ KÜLTÜRÜ

Editör'den

Türkiye
Yahudileri'nin
Tarihi


Bayramlar

Yemekler

Sinagoglar

Sözlükçük

Müzikler

Kitaplar

Mizah




Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla