Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






Robert Schild


Türk Yahudilerinin kimlik sorunu
ve tanıtım

2 Eylül Pazar günü, Avrupa'nın birçok kentleri ile eşzamanlı olarak, Türkiye'de de ilk kez "Yahudi Kültürü Avrupa Günü" düzenlendi. Galata semtindeki dört ayrı sinagog tüm gün boyunca binlerce meraklı tarafınca gezilirken, Türk Yahudilerinin tarihini gözler önüne seren panolar ve aile fotoğrafları sergilendi, onlara özgü halk ve ilahi müziklerinin icra edildiği çeşitli konserler sunuldu. Türk Yahudi toplumu, kendilerini bu yoldan ilk kez bunca yoğun biçimde "geniş topluma" tanıtma fırsatını değerlendirirken, bu etkinlik büyük ilgi gördü, sinagoglar diğer din mensuplarının akınına uğrayarak dolup taştı.

Oysa ki, daha birkaç gün önce Üzeyir Garih cinayetinin kamuoyundaki yankıları sürerken, bu aydın Türk Yahudisi için "O bir Türk dostuydu" veya "Yahudi olmasına rağmen Türkiye'yi çok seviyordu" türünden tanımlamalar kullanılmış ve bu sözler, özellikle Yahudi çevrelerinde yankı ile tepki uyandırmıştı.

Bilindiği üzere (ve sitemizin "Türk Yahudilerinin Kısa Bir Tarihi" bölümünde de görülebileceği gibi), günümüzün Türkiye sınırlarını kapsayan bölgelerde 2000 yıl öncesinden beri Yahudi yerleşimine rastlanır. Osmanlı döneminin büyük bir hoşgörü ile "devraldığı" Bizans Romanyotları yanısıra, İmparatorluğa yerleşen doğu ve orta Avrupalı Aşkenazlar'dan sonra özellikle 1492 yılında Sultan II. Beyazıt tarafınca kabul gören İspanya sürgünü yüzbinlerce Sefarad, Osmanlı'nın örnek teşkil eden "mozayiğinin" bir parçası olmuşlardır.

Peki, yüzyıllar boyunca bu topraklarda huzur içinde yaşamakta olan bu halk topluluğu hakkında bugünlerde tartışılmaya başlanan bu "ikilem" - eğer varsa - nereden kaynaklanabilir? Bu konuya sadece bazı ana başlıklarıyla değinmek gerekirse, akla ilk gelen etkenler şöyle sıralanabilir:

  1. Yahudi halkı, özellikle Katolik Avrupasında yüzyıllardır gördüğü zulüm ve kıyımlar karşısında, belki de kalıtımsal nedenlerle, günümüze dek daha çok kapalı bir toplum olarak yaşamayı yeğlemiştir. Kaldı ki, Avrupa Yahudileri, örneğin 19. ve 20. yüzyıl Almanya'sında olduğu gibi, yaşamakta oldukları ülkenin toplumu ile kaynaşmaya çalışmış ve bunu bazı alanlarda (bilim ve sanat ortamında olduğu gibi) başarmışlarsa da, bu dürtülerini sanki "sollayan" anti-semitizm tarafınca yok edilmekten ancak kıl payı kurtulmuşlardır.
  2. Böyle bir anti-semitizme Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hiç bir döneminde rastlanmamışsa da, Yahudiler, diğer "gayri müslim" halk toplulukları ile birlikte, hep "azınlık" statüsü içerisinde görülmüşler ve bu olgudan hareketle, "dışa açılmaya" özenmemişlerdi.
  3. Bu bağlamda, Yahudi Türkleri'nin özellikle devlet memurluğu ile ordu saflarında görev almamaları, onların Osmanlı'dan bugüne süregelen "asli" mesleklerden uzak durmaları ve daha çok zanaat ile ticaretle uğraşmalarına ve dolayısıyle ulusallık kavramından uzak kalmalarına yol açmıştır.
  4. Bir adım daha ileriye gidilecek olursa, zanaat ve ticaret erbabının ortaçağdan başlayan "lonca" felsefesi çerçevesinde birbirleri ile doğal bir dayanışmaya girmelerinden hareketle, Türk Yahudi yaşamı, daha çok mesleklerden kaynaklansa da, dış dünya için pek kabul edilemeyen bir "lonca birlikteliğini" andırmaya başlamıştı.
  5. En önemli etkenlerden biri ise, Türkiye'deki en büyük Yahudi topluluğu olan Sefaradların İspanya'dan getirdikleri örf ve adetleri yanı sıra, 1930'lu yıllara kadar aile içerisinde ağırlıklı olarak Judeo-Espanyol dilini konuşmaları ve bu özellikten dolayı, yeterince "Türkleşmedikleri"dir.
  6. Öte yandan, yukarıdakı tüm bu etkenlerin günümüzde tarihe karışmış olmasıyla, Türk Yahudi toplumu kültürlerini, iç dünyalarını ve yaşadıkları bu ülkeye karşı duyumsadıklarını geniş kamuoyu çevrelerine tanıtıp duyurmadıkça, kendileri hakkındaki soru işaretlerinin ortadan kalkmasını sağlayamazlar!
İşte bu nedenle, Türkiye Hahambaşılığı'nın düzenlemiş olduğu "Yahudi Kültürü Avrupa Günü", Türk Yahudilerinin, kendilerini bu ülkenin - değişik bir dine tapmakla birlikte - gerçek bir vatandaşı olarak tanıtıp konumlandırmaları için, yön verici bir ilk olmalıdır.
 

FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

YAHUDİ KÜLTÜRÜ

Editör'den

Türkiye
Yahudileri'nin
Tarihi


Bayramlar

Yemekler

Sinagoglar

Sözlükçük

Müzikler

Kitaplar

Mizah




Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla