



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR
|

Türk Yahudilerinin kimlik sorunu
ve tanıtım
2
Eylül Pazar günü, Avrupa'nın birçok kentleri ile eşzamanlı olarak,
Türkiye'de de ilk kez "Yahudi Kültürü Avrupa Günü" düzenlendi.
Galata semtindeki dört ayrı sinagog tüm gün boyunca binlerce meraklı
tarafınca gezilirken, Türk Yahudilerinin tarihini gözler önüne
seren panolar ve aile fotoğrafları sergilendi, onlara özgü halk
ve ilahi müziklerinin icra edildiği çeşitli konserler sunuldu.
Türk Yahudi toplumu, kendilerini bu yoldan ilk kez bunca yoğun
biçimde "geniş topluma" tanıtma fırsatını değerlendirirken, bu
etkinlik büyük ilgi gördü, sinagoglar diğer din mensuplarının
akınına uğrayarak dolup taştı.

Oysa ki, daha birkaç gün önce Üzeyir Garih cinayetinin kamuoyundaki
yankıları sürerken, bu aydın Türk Yahudisi için "O bir Türk dostuydu"
veya "Yahudi olmasına rağmen Türkiye'yi çok seviyordu" türünden
tanımlamalar kullanılmış ve bu sözler, özellikle Yahudi çevrelerinde
yankı ile tepki uyandırmıştı.

Bilindiği
üzere (ve sitemizin "Türk
Yahudilerinin Kısa Bir Tarihi" bölümünde de görülebileceği
gibi), günümüzün Türkiye sınırlarını kapsayan bölgelerde 2000
yıl öncesinden beri Yahudi yerleşimine rastlanır. Osmanlı döneminin
büyük bir hoşgörü ile "devraldığı" Bizans Romanyotları
yanısıra, İmparatorluğa yerleşen doğu ve orta Avrupalı Aşkenazlar'dan
sonra özellikle 1492 yılında Sultan II. Beyazıt tarafınca kabul
gören İspanya sürgünü yüzbinlerce Sefarad,
Osmanlı'nın örnek teşkil eden "mozayiğinin" bir parçası olmuşlardır.

Peki,
yüzyıllar boyunca bu topraklarda huzur içinde yaşamakta olan bu
halk topluluğu hakkında bugünlerde tartışılmaya başlanan bu "ikilem"
- eğer varsa - nereden kaynaklanabilir? Bu konuya sadece bazı
ana başlıklarıyla değinmek gerekirse, akla ilk gelen etkenler
şöyle sıralanabilir:
-
Yahudi halkı, özellikle Katolik Avrupasında yüzyıllardır gördüğü
zulüm ve kıyımlar karşısında, belki de kalıtımsal nedenlerle,
günümüze dek daha çok kapalı bir toplum olarak yaşamayı
yeğlemiştir. Kaldı ki, Avrupa Yahudileri, örneğin 19. ve 20.
yüzyıl Almanya'sında olduğu gibi, yaşamakta oldukları ülkenin
toplumu ile kaynaşmaya çalışmış ve bunu bazı alanlarda (bilim
ve sanat ortamında olduğu gibi) başarmışlarsa da, bu dürtülerini
sanki "sollayan" anti-semitizm tarafınca yok edilmekten ancak
kıl payı kurtulmuşlardır.
-
Böyle
bir anti-semitizme Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin
hiç bir döneminde rastlanmamışsa da, Yahudiler, diğer "gayri
müslim" halk toplulukları ile birlikte, hep "azınlık" statüsü
içerisinde görülmüşler ve bu olgudan hareketle, "dışa açılmaya"
özenmemişlerdi.
-
Bu
bağlamda, Yahudi Türkleri'nin özellikle devlet memurluğu ile
ordu saflarında görev almamaları, onların Osmanlı'dan bugüne
süregelen "asli" mesleklerden uzak durmaları ve daha çok zanaat
ile ticaretle uğraşmalarına ve dolayısıyle ulusallık kavramından
uzak kalmalarına yol açmıştır.
-
Bir
adım daha ileriye gidilecek olursa, zanaat ve ticaret erbabının
ortaçağdan başlayan "lonca" felsefesi çerçevesinde birbirleri
ile doğal bir dayanışmaya girmelerinden hareketle, Türk Yahudi
yaşamı, daha çok mesleklerden kaynaklansa da, dış dünya için
pek kabul edilemeyen bir "lonca birlikteliğini" andırmaya
başlamıştı.
-
En
önemli etkenlerden biri ise, Türkiye'deki en büyük Yahudi topluluğu
olan Sefaradların İspanya'dan getirdikleri örf ve adetleri yanı
sıra, 1930'lu yıllara kadar aile içerisinde ağırlıklı olarak
Judeo-Espanyol dilini konuşmaları ve bu özellikten dolayı,
yeterince "Türkleşmedikleri"dir.
- Öte
yandan, yukarıdakı tüm bu etkenlerin günümüzde tarihe karışmış
olmasıyla, Türk Yahudi toplumu kültürlerini, iç dünyalarını ve
yaşadıkları bu ülkeye karşı duyumsadıklarını geniş kamuoyu
çevrelerine tanıtıp duyurmadıkça, kendileri hakkındaki soru işaretlerinin
ortadan kalkmasını sağlayamazlar!
İşte
bu nedenle, Türkiye Hahambaşılığı'nın düzenlemiş olduğu "Yahudi
Kültürü Avrupa Günü", Türk Yahudilerinin, kendilerini bu ülkenin
- değişik bir dine tapmakla birlikte - gerçek bir vatandaşı olarak
tanıtıp konumlandırmaları için, yön verici bir ilk olmalıdır.
|
| |
|

FARKLI RENKLER FARKLI KÜLTÜRLER

SÜRYANİ
KÜLTÜRÜ

ERMENİ
KÜLTÜRÜ

RUM
KÜLTÜRÜ

YAHUDİ
KÜLTÜRÜ

Editör'den

Türkiye
Yahudileri'nin
Tarihi

Bayramlar

Yemekler

Sinagoglar

Sözlükçük

Müzikler

Kitaplar

Mizah


Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|